Türkiye Niçin Dünyanın En Pahalı Borçlanan Ülkelerinden Biri?
Bir ülkenin ekonomisini anlamak için onlarca göstergeye bakmaya gerek yok. Devletin hangi faizle borçlandığı bile ekonominin ne kadar güven verdiği konusunda önemli bir fikir verir.
Türkiye'nin 10 yıllık devlet
tahvili faizi yüzde 35'in üzerinde seyrediyor. Karşılaştırma yaptığımızda çarpıcı
bir tablo söz konusu:
Her ülkenin enflasyonu, para
birimi, merkez bankası politikası ve ekonomik yapısı farklı olduğu için bu
oranları birebir karşılaştırmak doğru olmayabilir. Ancak Türkiye'nin yerel para
cinsinden uzun vadeli borçlanma maliyetinin olağanüstü yüksek olduğu açık.
Devlet piyasadan borç aldığında
aslında gelecekte elde edeceği gelirleri bugünden kullanıyor demektir. Hazine
yüksek faizle borçlandığında, vade geldiğinde yalnızca anaparayı değil, faizini
de ödemek zorunda olduğu için faiz yükseldikçe borcun çevrilmesi de
pahalılaşıyor.
Dolayısıyla mesele sadece
“Türkiye'nin ne kadar borcu var?” sorusu değil. Asıl soru, “Türkiye bu borcu
kaça çeviriyor?” sorusu.
Türkiye'nin yüksek faiz
ödemesinin en önemli nedenlerinden biri yüksek enflasyondur. Yatırımcı TL
cinsinden uzun vadeli tahvil alırken parasının satın alma gücünü korumak
istiyor. Enflasyon beklentisi yükseldikçe daha yüksek getiri talep ediyor. Buna
kur riski, dış finansman ihtiyacı ve ekonomi politikalarına ilişkin
belirsizliklerin oluşturduğu risk primi de ekleniyor.
Sonunda bu fatura bütçeden
ödeniyor. Bütçenin önemli gelir kaynaklarından biri ise vergiler. Faiz
giderleri yükseldikçe kamu bütçesi üzerindeki baskı artıyor ve vergileri
artırma gereği doğuyor. Üstelik yüksek faiz yalnızca Hazine'yi etkilemiyor;
bankaların ve şirketlerin finansman maliyetini de yükseltiyor, yatırımları
zorlaştırıyor.
Piyasalar bir ülkeye düşük faizle
borç vermeye zorlanamaz. Risk azalırsa faiz düşer, risk yükselirse faiz
yükselir.
Türkiye'nin asıl meselesi
yalnızca borcu çevirmek değil, borcu daha ucuza çevirebilmek.
Çünkü bugün yüzde 35'lerle
borçlanan bir ülke, sadece bugünün faizini ödemiyor; gelecekteki bütçesinden de
bugünün yüksek finansman maliyetini ödemeyi taahhüt ediyor.
Buradan faizi düşürmeyi
savunduğum sonucu çıkarılmasın.
Türkiye bunu 2021 Eylül'ünde
yapmaya başladı. Faiz indirimleriyle enflasyonu düşürmek gibi bir tezle yola
çıkıp bu yanlış politikanın kur ve enflasyon üzerindeki ağır sonuçlarını
yaşadık. O süreç, bugün karşı karşıya olduğumuz yüksek enflasyon ve yüksek
finansman maliyetlerinde önemli bir rol oynadı. Ve işin en kötüsü insanların
geleceğe ilişkin beklentileri bozuldu.
Bugün yapılması gereken faizi
yapay biçimde düşürmek değil, enflasyonu düşürmek. Çünkü enflasyon kalıcı
olarak düşerse faiz de zaman içinde düşer. Bunu da 2001 krizinden sonra
uyguladığımız ekonomi politikası bize kanıtladı. Ne var ki hafıza sorunlarımız
nedeniyle orada ne yaptığımızı unuttuk, şimdi Amerika’yı yeniden keşfe
çabalıyoruz.
Enflasyonu düşürmek için gerçek
bir irade ortaya konulacaksa ilk adımlardan biri de kamu kesimindeki büyük
israfı azaltmak olmalı. Devlet harcamalarında tasarruf ve mali disiplin
sağlanmadan, enflasyonla mücadelenin yükünü yalnızca faiz politikasıyla taşımak
mümkün değil. İkinci adım da hukukun üstünlüğünü ve tarafsızlığından başlayarak
yapılacak yapısal reformlar olmalı. Bunlar yapılmadan insanlar geleceğe olumlu
bakmaya dönmeyecek gibi görünüyor. Geleceğe karamsar bakan bir toplumu
enflasyonun düşeceğine ikna etmek deveye hendek atlatmaktan daha zordur.
Hocam artık yapacak birşey yok,petrol fiyatı arttıkça enflasyonda faizlerde artacak.
YanıtlaSilOnlar artmasa da artacak, çünkü yanlışlarımızı düzeltmiyoruz.
SilHocam sizce seçim ekonomisine geçiyorlar mı yavaş yavaş ? Sanki sinyalleri vermeye başladılar.
YanıtlaSilSanmam. Bugün gazetelere yansıyan haberleri Maliye yalanladı.
SilBul karayı al parayı ekonomisine geçilecek.
SilHocam yapısal reform bizi aşar.
YanıtlaSilOnun için enflasyon da bizi aşıyor :)
SilHocam fenerbahçeye de yapısal reform lazım gibi görünüyor.
SilFenerbahçe, Türkiye'nin özetidir.
Silbu ifadeyi sürekli kullanıyorsunuz hocam bu konuda yazınız var mı?
SilYok. 20 yıl önce Ekodiyalog programında ilk kez söylemiştim sonra arada bir tekrarladım.
Silİçeriği genişletebilir misiniz, neden fenerbahçe Türkiyenin özetidir (?) . kafamı kurcaladı. Hangi açıdan nasıl bir bağ kuruyorsunuz çok merak ettim.
Silİkisinin de yapısal sorunları var. Ve ikisi de aynı hataları tekrarlıyor. Bir örnek vereyim.
SilTürkiye hukuku, demokrasiyi, eğitimi düzeltmeden ekonomisini iyileştiremez. Ama ısrarla bunları yapmadan sadece faizi artırarak sorunları çözeceğini sanıyor.
Fenerbahçe kadrosunu gençlerden kurulu koşan oyunculara dayalı olarak kurmadan başarı kazanamaz. Her yıl yaşı ileri ama adı duyulmuş oyuncuları alarak başarı elde edeceğini düşünüyor.
Hocam onlar da tecrübesiz oluyor?
SilOlsun onların arasına iki tecrübeli adam koyarsınız olur biter.
SilYok hocam, ben liyakata dayalı bir fenerbahçe görmek istiyorum. Yaşlı olsa da olur, yeterki liyakatli olsun
SilRicamı kurmayıp açıkladığınız için teşekkürler Mahfi hocam.
Sil1993 yılıydı Tansu Çiller bir ekonomi profesörü olarak faiz oranının kendisinin iki dudağı arasında olduğunu düşündü. Buna bağlı olarak faizi düşürdü ve ardından 1994 krizi geldi. Geçmişi unutum aynısını 2021 eylül ayında yaptık, yine bir kriz yaşandı ama zamana yaydıkları için ilk darbe 1994 kadar olmadıysa bile arkası 1994 den daha kötü oldu.
YanıtlaSilEvet.
SilHocam bu kadar büyük sorun yapısal reform ve hukuk ile çözülemez. Bize lazım olan şey kalıcı çözümler. bence :)
YanıtlaSilOnlar yapısal reformlar zaten.
SilHocam bu yapisal reformlar Anayasa'nin degismez, degistirilemez ilk 4 maddesi gibi, anayasaya yazilmali ki kimse degistiremesin.Yoksa bu reformlar yapilir, sonraki hükümet gelir yine eskiye dönerler..
SilAnayasayı dinlemeyen bir toplumda ne yapsanız boştur.
SilSayın Eğilmez, çok açık yazınız için teşekkürler. Borcu, borç ile ödediğimiz belli, önemli olan borcu nereden aldığımızdır. Borcu resmi kuruluş olan IMF den alamıyoruz çünkü şeffaflık istiyorlar, Hükümetimiz ise şeffaflık yapmak istemiyor, bulanık suda iş görmeyi istiyor. Hükümetimiz bulanık suda iş gördüğü için Bankerlerden borçlanmayı tercih ediyor. IMF ile ilişiğimizi kestik/bitirdik diye övünüyorlar, halkımızı kandırıyorlar. Bankerlerden acaba ne kadar faiz ile borç alıyoruz? Bankerlerden yüksek faiz ile borç almamız övünülecek bir şey midir? Saygılarımla.
YanıtlaSilBankerlere gerek yok kendi halkımızdan % 17 dolar faiziyle borçlanıyoruz. Bunu geçmiş yazılarımda anlatmıştım.
SilAkp hükümetinin enflasyonu düşürmek gibi bir çabası yok bilakis yüksek enflasyon işlerine yarıyor. Zaten açıklanan enflasyonun gerçek enflasyonla alakası yok.
YanıtlaSilBorçlanmasak olmaz mı hocam
YanıtlaSilOlur Ama o zaman çok daha yüksek vergi ödememiz gerekir.
SilHocam zaten borçların faturası da eninde sona bize dönmüyor mu?
SilYeni borç alınabildiği sürece vergi alınmıyor. Önünde sonundayı da düşünen yok sizden benden başka.
SilMalesef bugun japon ve abd uzun vadeli tahviller yine rekora koştu türkiyede bundan mutlaka etkilenecek petrol fiyatıda cabası:(
YanıtlaSilSayın hocam asıl sorum şu
Fed ve avrupa birliği merkez bankaları ne yapacak?
1.likidideyi dahada gevişeterek borc balonunu biraz dahamı şişirecek...
2.frene basarak enflasyonla mücadeleyi öncelikli hale getirip küresel piyasaları camdan mı fırlatacak..
3 hiç birsey yapmayıp o büyük resesyonu izleyerek eli kolu bağlımı kalacak?
Ne yapacaklarına ilişkin bir bilgim yok.
SilBence var:)
SilFed benim soruma buğün cvp vermiş sayın hocam ve 1 demiş:)
SilSizce bu millet enflasyonun düşmesini istiyor mu? Bakın dün faizler düşecek, seçim ekonomisi geliyor haberleri çıktı. Herkes iştahlandı, ucuz kredi ile ev araba alırız, piyasada para bollaşır rahat oluruz denildi. Bence milletin de hoşuna gidiyor yüksek enflasyonla çoğu sektör köşeyi döndü. Doları altını olan parasını katladı, evi arabası olan zengin oldu. O zaman sorun ne?
YanıtlaSilMilletten önce acaba hükümet istiyor mu? Enflasyon düşerse cari fiyatlarla hesaplanan GSYH düşük çıkar ve o zamankişi başına gelir de düşük çıkar. İllüzyon soba erer. Yani takke düşer kel görünür.
SilHocam gerçekten bunun için mi? Ben bunu pek pazarladıklarını görmedim. Genelde sadece "savunma sınai'yi geliştirdik" falan diyorlar. Ekonomik argümanlara inanç kalmadı
SilSayın Hocam internetten edindiğim bilgiye göre ülkemizde 17 milyon kişi emekli aylığı alıyor, yaklaşık 15 milyon kişinin hanesine sosyal yardım giriyor ve yaklaşık 5,5 milyon kamu çalışanı var. Bunların ailesiyle birlikte yaklaşık 18 milyon kişi hesap edersek 50 milyon kişi Devlete az çok muhtaç. Geri kalan nüfustan çalışamayacak kişi sayısı ve işsiz ordusunu da 20 milyon kişi sayarsak. Geriye kalan 15-20 milyon kişinin omuzundadır bu ülkenin ekonomisi ve yükü. Eğer gerçek böyleyse ne ekonomisi düzelir ne de gelecekte bu faizler ödenir. Düyun-u umumiyi yeniden yaşamak istemiyorsak, bir yerlerden yanlışları düzeltmeye başlamak gerekmiyor mu sayın hocam.
Sil14 Ağustos haftası itibarıyla toplam rezervler 183,5 milyar dolara yükselerek son 5 ayın zirvesine ulaşmıştır. Döviz sıkıntısı yok ki illüzyon olsun!
SilDolar faizi olarak % 17 yerine % 25 verirsek rezervler 225 milyon dolara yükselir. Bilmem anlatabildim mi?
SilToplam mal ve hizmet ihracatı da 401 milyar dolara ulaştı. Yani 1.6 trilyon dolarlık milli gelirin 4'te 1'i. Yapılan ihracat gözönüne alındığında ben millî gelirde bir abartı görmüyorum!
Sil2025 yılı itibarıyla Türkiye'nin ihracatı 273 milyar dolar. Yani illüzyonla 1,6 trilyon dolar olarak gösterilen milli gelirin % 17'si. Siz de kendi başınıza illüzyon yapmaya karar verdiniz sanırım. Sizin dörtte birlik hesabınıza göre milli gelirin 1,6 trilyon dolar değil 1,1 trilyon dolar olması lazım.
SilSiz yanlış anladınız 129 milyar dolar da hizmet ihracatı var. Mal ihracatı ile su anda en son rakam 401 milyar dolar ediyor!
SilBen sizin hesabınıza göre söyledim yoksa 400 milyar dolar ihracat yapmakla 1,6 trilyon dolarlık GSYH elde edileceğine dair bir sonuç çıkarılamaz. Bu hesapla gidersek 2025 yılında 425 milyar dolar da mal ve hizmet ithalatımız var. GSYH şöyle hesaplanır:
SilY = C + I + G + (X-M)
X - M = - 25 milyar dolar olduğuna göre GSYH'ye katkısı eksi demektir.
Yani ihracattan giderek GSYH'nin 1,6 trilyon dolar olduğunu söylemek mümkün olmaz.
Sevgiyle.
Hocam gider kaleminin en büyüğü faiz ve sosyal harcamalar değil mi? Tam olarak neyden kısılarsa enflasyon buna bağlı olarak düşecek? Şatafat diyeceksek onların da ekonomiye oranı belli. Nasıl olacak?
YanıtlaSilKamu kesimi harcamaları hem yüksekliği hem de örnek alınması nedeniyle çok olumsuz etkiler yaratıyor. Bazen sembolik bazı düzenlemeler çok etkili olur. Ayrıca kamu harcamaları öyle az değil.
SilYazınız için teşekkür ederim.
YanıtlaSilSağ olun.
SilSevgili Üstat merhaba,
YanıtlaSilFaizlerin yüksek tutulmasının, enflasyonu baskılamaya çalışmak ve kurları kontrol etmek gibi sonuçları var. Daha doğrusu, benim bildiğim iki sonucu bunlar.
Burada kuru baskılamak, borcu çevirmekte devletin ekonomi yönetimine bir katkı sağlıyor mu? Sağlıyorsa, nasıl sağlıyor? Bunu merak ettim.
Bilgi verirseniz sevinirim.
Çok selamlar ve sevgiler.
Dolar bazında GSYH ve kişi başına gelir olması gerekenden % 35 yüksek görünüyor. Bu da Türkiye'nin ekonomik büyüklük sıralamasında 19uncu sırada olması gerekirken 16ncı sırada görünmesine yarıyor. Öte yandan asgari ücreti 600 dolar gibi gösteriyor. Bu tür illüzyonlar, gerçeği göremeyen pek çok insanın kendisini iyi durumda sanmasını ve iktidarı desteklemesini sağlıyor.
SilSevgili üstat,
SilTeşekkür ederim.
illüzyonla asgari ücret 600 dolara çıkıyorsa bunu afrika ülkeleri de yapsın o zaman. Siz madem bunun bir illizyon olduğunu keşfettiniz sırrını gariban ülkelere söyleyin onlar da bundan istifade etsinler!
SilHerkes bizim gibi kendisini kandırmaktan hoşlanmıyor.
SilAfrika büyük harfle başlar.
İllizyon değil illüzyon.
Benim keşfettiğim bir şey yok bu bir gerçek.
Benim anlamadığım şu; kişi başı milli gelirimiz 100 bin dolar olsa ne olur ki?? Eğer ortalama yaşam maliyeti mesela 90 bin dolarsa?? Böyle bir endeks yok mu hocam mesela kişi başı yaşam maliyeti (başka parametrelerde olabilir aslında ama bu temel genel bir bilgi verir) Avrupa da Amerika da Kanada da adamın aldığı aynı laptop, cep telefonu, notebook, araba, ev (barınak) spor ayakkabı ve hatta temel gıdayı ben burada 2 katına 3 katına hatta bazen 5 katına alıyorum. Artık hali vakti yerinde T.C. vatandaşları bile Antalya'da Bodrumda tatil yapacağına gidip Yunanistan da yapıyor. Tekstil de zaten tamamen göçtük, aynı durum Turizm ve Sağlık Turizminde de görülüyor. O zaman milli gelirimiz uçsa gitse kaç yazar?? Bahsettiğim kişi başı yaşam maliyeti veya buna benzer parametrelerin olduğu bir endeks felan varsa ve paylaşabilirseniz çok sevinirim. Çok teşekkürler..
SilSatın alma gücü paritesi diye bir hesaplama var. Ona göre Türkiye ucuz görünüyor. Yani 100 dolarla ABD'de alınabilen maldan daha fazlası Türkiyede alınıyor görünüyor. Ama bizim kur doğru olmadığı için bu hesap da şaşıyor.
SilO zaman tek başına milli gelirle değil, bunun satın alma gücü paritesiyle orantısına bakmak lazım. Biz nasıl daha ucuz görünüyoruz onu çözemedim. Sonuçta göz var beyin var, açar bakarsınız aynı ürünlerin Türkiye de ki, Amerika, Canada, Avrupa,Rusya hatta Avustralya da ki fiyatlarına. Gerçi burada gelir dağılımının dengesizlik endeksi de önemli ama her halde bu dağılımın en dengesiz olduğu ülke de yine Amerika dır. Bu satın alma gücü paritesine nereden ulaşabilirim, takip ettiğiniz major kaynakları da zaman zaman paylaşabilir misiniz hocam. Meraklı insanlar takip edebilirler. Çok teşekkür ederim, Saygı ve Sevgilerimle..
SilOECD sitesinde var. Ama bence bizim enflasyon ve kur hesabımız doğru olmadığı için oralardaki sonuç da doğru çıkmıyor. Big Mac endeksi TL'nin dolara karşı % 37 daha değerli olduğunu gösteriyor. Bu durumda bizim gelirimiz olduğundan % 37 daha yüksek görünüyor.
SilKamu harcamaları konusuna değinmişsiniz. Bence çok da haklısınız. Maalesef Sn Mehmet ŞİMŞEK ‘in ekonomi programının başında sözünü ettiği kamuda tasarrufu bir türlü yapamadık. Vatandaş zordayken yapılan bu harcamalar göze daha çok batıyor. Bu da geleceğe güveni zayıflatıyor. Ama evet diğer taraftan da GSMH kişi başına yüksek göründüğü için işler yolunda algısı yaratılıyor. Umarım en kısa sürede düzelebiliriz.
YanıtlaSil👍
Silenflasyonu düşük göstermek gerçekten enflasyonu düşürücü etki yaparmı
YanıtlaSilYapıyor mu? Siz de yaşıyorsunuz.
SilHocam geçen sene "Milei'nin Arjantin'i" başlık yazınız vardı. Bunun ikincisini yazmayı düşünüyor musunuz ? Saygılarımla,
YanıtlaSilYılsonuna doğru.
SilHocam şu kıytırık Arjantin ekonomisini bu kadar ele almanız sizin gibi elit bir iktisatcıya uymasa gerek.
SilDünyada üç çeşit ekonomi vardır: Gelişmiş ekonomiler, gelişmekte olan ekonomiler ve Arjantin.
SilArjantin ekonomi uygulaması ve politikası açısından laboratuvar gibidir.
Hocam bence kamu kesiminin en büyük maliyet kalemi "personel istihdam fazlalığı" ve bunun zincirleme olarak bina, servis, lojman, araç vb. maliyetleri. Hele bir de YZ çağında kamuda, o kadar çok iş artık birkaç uygulama yazılımı ile rahatça gerçekleştirilebilirken.....Elbette üzerine bir de yaratılıcılık, verimlilik, işlevsellik gibi faktörleri eklersek, uzun vadede ciddi zararları olmalı. Mesela bu konularda (yönetim-organizasyon) ülkemizde gerçek anlamda, rafine akademik araştırmalar yapılsa, ona göre de çözümler üretilebilir sanırım
YanıtlaSilHaklısınız. gereksiz personel olduğu kadar gereksiz kurumlar var.
SilGereksiz Başkanlarda var :-)
SilDoğru.
SilHocam yıllardır su soruyu soruyorum kendime ekonomi siyasetin bir kolu degil mi abd tarafindan dolarin bir sopa olarak kullanılması yapılan yaptırımlar sanki gelişmekte olan ülkelere benim dediğim çıkmayacaksın diyor ülkelere uretim disa bağımlılık olmasa bile ülkelerin dolarların kilitleme yetenekleri var sanki bu sistem çöküyor sancılı kavgalı bir geçiş süreci var gibi kısacası ekonomi güçlü olmakla alakali siyaset hepsini ust kolu diye düşünüyorum Yani ekonomi faizle onla bunla degilde doğrudan siyaset ve dış politika diyorum katılır mısınız?
YanıtlaSilDoğru tespit ama kimse bize yapısal reformları yapma, kuru serbest bırak, enflasyonu düşürme, kamu kesimindeki israfı azaltma demiyor.
SilSayın hocam; maliye bakanımız birkaç senedir "Bizde kamu olarak tasarruf edeceğiz" diyor ama rakamlar bu sözü doğrulamıyor. Tam tersine açık kaynaklarda görüleceği üzere son 4 senedir her sene kamu personeli sayısı ve harcamaları; bir hükümet tercihi olarak arttırılıyor. Özellikle son birkaç senedir temizlik işleri için sınavsız kamuya sürekli işçi statüsünde alınan personellere verilen garanti yan ödemeler (her sene verilen ara ikramiye ve tediyeler) ile beraber oluşturulan mali yük çok büyük boyutta. Sizde muhakkak duymuşsunuzdur bu kesimin maaşları kpss ile atanan memurlardan ve dahi akademisyenlerin bir çoğundan dahi daha yüksek. Ha keza emekli olduklarında aldıkları ikramiye ve maaşlarda aynı şekilde sınavla atananlardan daha yüksek. Lafla peynir gemisi yürümüyor. Maalesef.
YanıtlaSilKamu olarak tasarrufun en yukarıdan başlaması lazım. NATO zirvesinde görüntü iyi olsun diye milyarlarca lira harcayan bir kamu kesimi sizce tasarruf yapabilir mi?
Silbankaları kapatsak enflasyon kaç puan düşer
YanıtlaSil3 kat artar.
SilHocam ömrümüz yapısal reform gerekliliği ile geçti. Yapıldığı dönem oldu mu? Yapısal reformları başarı ile yapan var mı? İhtiyacı olmayan ülke var mı? Saygılarımla.
YanıtlaSilOldu. 2001 krizi sonrasında bazı yapısal reformları yaptık ve sonraki 7 - 8 yıl enflasyon tek hanede kaldı. Ekonomi de hızlı büyüdü.
SilHocam, gerçekten merak ettiğim basit bir soruyu sormak istiyorum:
YanıtlaSilSizce şu anda Türkiye'de ekonomiyi kim yönetiyor?
A) Mehmet Şimşek,
B) Cumhurbaşkanı
C) Cumhurbaşkanı danışmanları
C) Diğer, Yazınız...........
(İşin kolayına kaçmadan, düz sade bir yanıt bekliyorum. Yani esas patron kim?)
Cumhurbaşkanı, bir konuşmasında "ekonomiden ben sorumluyum" demişti. Bu durumda benim bir şey söylememe gerek var mı?
SilHocam ekonomide fırtınalı yıllar başlıyor,bundan sonra gemisini kurtaran kaptan.
YanıtlaSilBundan sonra gemisini kurtarmak öyle eskisi kadar kolay değil.
Sililk kez yanlış konuştuğunu görüyorum sana yakıştıramadım
SilYanlışın ne olduğunu söylerseniz ben de yorum yapabilirim.
SilSeçimlerde liberaller kazansaydı böyle olmazdı.
YanıtlaSilHangi seçimlerde?
SilBu enflasyon 1000 yılda bile düzelmez, Mahfi bey!
YanıtlaSilBu politikaları düzelmez.
SilHocam gemiler ulkeyi terkediyor gibi. Net hata noksa son uc yildir negatif olarak artiyor.
YanıtlaSil:(
SilGemi gider uçak gelir :)
SilÇocukça polemikler.
SilHocam hiç everest veya antartika turu düşündünüz mü, saygılar.
YanıtlaSilDüşünmedim.
SilSizin görüşlerinizi eleştiren iktisatçıların argümanları şöyle:
YanıtlaSil• Türkiye ekonomisindeki asıl problem "built-in inflation"dur. Enflasyonun kökü, başlangıç eşiği, birikmiş hâli epey yüksek olduğu için; günümüzdeki fiyatların hızla artmasına şaşırmamak gerekir. "Built-in inflation"ın katılaşmış, sertleşmiş, kabuk tutmuş hâline karşı mücadele etmek; Keynes gibi hafif yöntemlerle olmaz.
• Gelecekte fiyatların düşmeyeceğini düşünen esnaf, sürekli artan maliyetler altında ezilip yok olmamak için fiyatları şimdiden, erkenden yüksek tutuyor; bu durum "greedflation" ismi ile tanımlanıyor, hâlihazırda yüksek olan enflasyonun daha da acı verici hızla yükselmesini sağlıyor.
• Keynesyen çözüm önerilerinin günümüzde geçerliliği yok. Hep palyatiftir, hep geçicidir. Keynesyen çözümlerle enflasyonu düşüreceğinizi zannedersiniz, bu çözümleri uygulamaya niyetlenirsiniz, ilk günlerde fiyatların artış hızı yavaşlıyormuş gibi sahte bir his oluşur; ama yine artmaya devam eder. Bu döngü hiç değişmez. Keynesyen çözüm modeli; günümüzde bitmiştir.
• Mahfi Eğilmez gibi iktisatçılar "Keynesyen çözüm modeli"ni önerdiği müddetçe enflasyon düşmez.
Eğer isterseniz; sizin çözüm önerilerinizi eleştiren iktisatçıların ismini verebilirim.
İsimleri önemli değil ama eleştirileri yanlış.
Silİlk olarak Mahfi Eğilmez gibi pek iktisatçı yok. Çünkü benden başka ekonomideki sorunların çözümü için en gerekli şeylerin hukukun üstünlüğü, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı, demokrasinin güçler ayrımına dayalı olarak yeniden kurulması, eğitimin yalnızca bilim temeline dayalı olarak yeniden yapılandırılması olduğunu öne süren iktisatçı yok. Yapısal reform diyenler de daha çok ekonomideki reformları kastediyor. Dolayısıyla gibi uzantısı yanlış. Ben bu konuda yapayalnızım.
İkinci olarak benim önerilerim Keynesyen öneriler değil. Keynes'in önerileri arasında yukarıda değindiğim gibi yapısal reformlar falan asla yer almıyor. Alması da anlamsız çünkü gelişmiş ülkelerde bunlar zaten veri olarak var. Eksiklik bizde. O nedenle benim önerilerimin Keynesyen önerilerle bazı benzer yanları olsa da bütün olarak çok farklı.
Sonuç olarak beni bu şekilde eleştirenlerin iki konudan birinde ya da belki de ikisinde birden eksiği olduğunu düşünüyorum: (1) Beni okumamış, sağdan soldan duyduklarıyla eleştiriyor olabilirler. (2) İktisadı, özellikle de Keynesyen İktisadı, bilmiyor olabilirler.
Bazıları için de bu iki seçeneğin ikisi de geçerli olabilir.
Hocam söylediğiniz hoş şeyler, o yüzden gerçekleşmez. Çok ideal bir dünya çiziyorsunuz. Tam olarak nedenini de şahsen ben anlamıyorum, hukuk veya yargının bağımsızlığının ekonomi ile ilişkisini anlayamıyorum. Ben benzetsem çok az, kısmen için de bir neden bulunmuyor. Devletler teknoloji yoluyla daha çok takip ediyor, daha çok sınır koyuyor. Daron Acemoğluna benzetirim ama o bile şu anki trendin liberal demokrasiler olmadığını anlatan bir kitap bile yazdı. ki bu hukuk ve demokrasinin ekonomiyle ilişkisi olduğu düşüncesi de bence tamamen AB sürecinden geliyor. Türkiye'de hukuk ve demokrasi adına bir talep pek yoktu, hukuk ile ekonominin bir ilişkisi olduğu düşüncesi yaratılarak bu çözülmeye çalışıldı. Dünyaya baktığımızda da trendlerle hareket ediyor. Bir dönem Keynesyen çözümler denendi ve o dönem kamu maliyesi pek sorun olarak görünmüyordu, sonra Milton'un fikirleri ön plana çıktı ve reçete yazıldı hatta krediler buna göre dağıtılmaya başladı. Kısaca en azından bence ekonomiler için veya halkların refahı için bir reçete yok. Eğer serbest ticarete izin verilmesiyse bunu yapıp kötü etkilenmiş ülke de var, iyi etkilenmiş ülkede var. Yapısal reformlarda hangi görüş üstün çıkar bilinmez ama halk refaha ulaşmadan demokrasi veya hukuk talep etmez, bu Fransa için de böyle. Yani bu bencelik bir şey değil. Çalışması vardı, gençlerde demokrasiye olan inanç azalıyor mu diye ve azalıyor çünkü gençler Fransa'da daha az zengin. Materyel ihtiyaçlar karşılanmadan postmateryal ihtiyaçlar hiçbir ülkede o kadar çok talep edilmez. Tepeden inme yapabilirsiniz, o da bir yerde patlar. Kısaca bence sizin yapısal reform tanımınız aşırı ideal bir tanım ve çok ideal bir dünyada çalışır. Ama hem dünyada demokratik kurumlara inanç düşüyor hem de tek kutupluluktun çift kutuplulağa geçtik, hegemon güçlere revizyonist güçler çıktı. Yani döngünün bir döneminde belki istediğiniz Türkiye olabilir ama şu sıralar o Türkiye imkansız gibi görünüyor. Bu Yaban romanıyla da, anadolu halkıyla da açıklanamaz çünkü dediğim gibi Fransa'da da böyle ve açıkçası trend de böyle. Artık ülkelere Turist olarak giderken sosyal medya hesabını açtırıyorlar. Turist puanlamanın ileride kendi halklarını puanlamak için kullanılmaması için bir neden yok. Devletler daha çok veri topluyor, daha çok sınır koyuyor. Bir yapay zeka ile Mahfi Eğilmez'in. yazdıklarından Mahfi Eğilmez tamamen modellenebilir ve mevcut otorite olan devlet bunu %100 kullanıcaktır.
SilBen ideal bir dünya tablosu çizmiyorum, olması gerekeni yazıyorum. Anayasasına aldırmayan bir toplumda anayasa uymak gerektiğini söylemek ideal dünyayı anlatıyormuşuz gibi anlaşılabilir. Oysa bu olması gereken bir şeydir. Halk talep etmez diye olması gerekeni anlatmaktan kaçınırsak gerçeklere gözümüzü kapatmış oluruz ki o zaman zaten halk da zenginleşemez.
SilHukuk ve yargı bağımsızlığının ekonomiyle ilgisini birçok kez yazdım, anlattım. Bir kez daha anlatayım. Eğer sizin mülkiyet haklarınız yeterince korunmuyorsa, mahkemeye düştüğünüzde yargı haklı olduğunuz halde baskı altında sizi haksız çıkarıyorsa ya da çevrenizde bu tür olayları görüyor ve hukuka ve yargıya olan güveninizi kaybetmiş bulunuyorsanız siz burada yatırım yapmazsınız. Bırakın yabancıları yerliler de yatırım yapmaz. Burada son yıllarda olan budur. Kimse doğru dürüst yatırım yapmıyor. Yatırım yapılmayan yerde ekonomi, enflasyon ve kur illüzyonuyla büyür gibi görünür ama gerçekte büyümez. Hukukun ekonomiyle ilgisi bu kadar net ve basittir.
SilHocam günaydın saygılar sevgiler.. Doların prangalarını çıkardılar değil mi? Sizce nerde tekrar durur ya da durdururlar ve neden ilerlemesine izin verdiler? Çok teşekkür ederim..
YanıtlaSilŞimdilik bizim yaptığımız bir şey yok, dünyada olan bitenle dolar hareket ediyor o da bize yansıyor.
Silo zaman yandık desenize Hocam
SilJaponya'da bu kadar çok dolar sorulmuyor!
SilÇünkü Japon yeni rezerv para. yani Japonlar kendi paralarıyla dünyadan alış veriş yapabiliyor. Bizim dünyadan alış veriş yapabilmek için dolar bulmamız lazım.
SilBütün komplo teorilerini,
YanıtlaSilBütün safsataları,
Bütün siyasî sloganları,
hariç tutarak soruyorum:
"The Economist" dergisi ile "Daron Acemoğlu" arasında son birkaç gündür yaşanan tartışmanın temeli:
Acemoğlu'nun, yapay zekâyı "salt tekno-zenginlerin oyuncağı" yapmayalım; işçilerin geleceğini güvence altına alacak şekilde, hayatlarına entegre edebilecekleri şekilde, tabana yayarak, sınıflar arasındaki izolasyonu körüklemeden, ayrımcılık yapmadan yapay zekâyı tasarlayalım, demesi mi?
Tartışmanın temeli bu mu?
Henüz Acemoğlu'nun kitabını okumadığım için tartışmanın temelini bilmiyorum.
SilAlmanya nasıl oluyor da ABD'den az faizle borçlanıyor hocam? AB'nin alemeti farikası mı?
YanıtlaSilAlmanya'nın borcu çok daha az.
Silİleride değişebilir mi o zaman hocam? Almanya'da borç freni tartışılmaya başladı. ABD'nin borcu fazla diye Almanya'dan yüksek faizle borçlanması biraz absürt. ABD parayı kendine çekebiliyor, Almanya çekemiyor. Çevresi de kötü
SilHer şeyin bittiği döneme doğru gidiyoruz.
YanıtlaSilHer şey hiçbir zaman bitmez. Ama sıkıntılar çekilecek bir döneme gidiyoruz. Orası kesin.
SilHocam Elon Musk para değersizleşecek, para biriktirmeyin diyor. Siz ne düşünüyorsunuz, para devri bitiyor mu?
YanıtlaSilİmkanınız varsa siz para biriktirin. Elon Musk sonuçta satıcı. Para biriktirilirse daha aza araba satar.
SilMahfi hocam, dün her programı alkışlayan ihracatçı "bıcak kemiğe dayandı" diyor, doların yükselmesini istiyor.
YanıtlaSilDolar yükselince ne olacak, dışarı ucuz mal satacak (rekabeti artıp sürümden kazanacak) peki o doları içerde yüksekten bozup bize enflasyonu yüklemeyecek mi?
Dolar yükselince Daha doğrusu TL dolara karşı değer kaybedince dış ticaret açısından iki şey olacak: (1) İhracat artacak, (2) İthalat düşecek.
SilBu durumda ihracatçı memnun olsa da ithal girdi fiyatları da artacağı için üretim daha pahalıya yapılır olacak ve enflasyon artacak.
İhracatçı faizler düşürülürken hiç ses çıkarmamıştı.