Yatay Şiddet
İş yerlerinde şiddet denildiğinde
çoğu kişinin aklına fiziksel saldırılar gelir. Oysa şiddet her zaman açık ve
fiziksel biçimde ortaya çıkmaz. Bir çalışanın sürekli dışlanması, küçümsenmesi,
başarılarının görmezden gelinmesi veya gerekli bilgilerin kendisiyle
paylaşılmaması da şiddetin görünmeyen biçimleri arasında yer alabilir.
Aynı veya benzer hiyerarşik
düzeydeki çalışanlar arasında görülen bu davranışlar yatay şiddet olarak
adlandırılır. Genellikle “iş arkadaşları arasındaki anlaşmazlık” olarak değerlendirildiği
için fark edilmesi ve rapor edilmesi zor olabilir. Yatay şiddet; psikolojik,
sözel, sosyal ve bazı durumlarda fiziksel zarar verici davranışları kapsar.
Sürekli küçümseme, alay etme, dedikodu yayma, bilgi paylaşımını engelleme,
dışlama, başarıları değersizleştirme ve pasif-agresif tutumlar örnekleri
arasında sayılabilir.
Her iş yeri çatışmasının mobbing
olmadığını belirtmek gerekir. Ancak olumsuz davranışlar sistematik ve
tekrarlayan bir hâle gelerek kişiyi yıldırmayı veya çalışma yaşamını ciddi
biçimde zorlaştırmayı amaçladığında psikolojik taciz, yani mobbing boyutuna
ulaşabilir.
Yatay şiddetin ortaya çıkmasında
yalnızca bireysel özellikler değil, çalışma ortamının yapısı da rol oynar.
Yoğun rekabet, performans baskısı, adaletsiz ödüllendirme, belirsiz görev
tanımları, yüksek iş yükü ve iletişim sorunları gerilimi artırabilir.
Yöneticilerin çatışmaları zamanında fark etmemesi veya olumsuz davranışları
görmezden gelmesi de bu tutumların normalleşmesine yol açabilir. Bu nedenle
yatay şiddet yalnızca iki çalışan arasındaki kişisel bir sorun olarak
görülmemelidir.
Sürekli dışlanmak, küçümsenmek
veya hedef alınmak; çalışanlarda stres, kaygı, özgüven kaybı, motivasyon
düşüklüğü ve işe bağlılığın azalmasına neden olabilir. Uzun süreli olumsuz
çalışma koşulları dikkat dağınıklığı ve performans düşüşüne de yol açabilir.
Kurum açısından ise ekip içindeki güvenin zedelenmesi, verimlilik kaybı,
çalışan memnuniyetinin azalması ve nitelikli çalışanların işten ayrılması gibi
sonuçlar doğurabilir.
Türkiye’de doğrudan yatay şiddeti
ölçen ulusal veriler sınırlı olsa da iş yerinde şiddet ve taciz üzerine yapılan
araştırmalar sorunun önemine işaret etmektedir. Uluslararası Emek Örgütü (ILO)
Türkiye Ofisi ve Özyeğin Üniversitesi tarafından 2024’te gerçekleştirilen
araştırma da (https://my.ozyegin.edu.tr/sites/default/files/users/45/ilo-rapor-tr.pdf)
çalışma yaşamında psikolojik şiddet, ayrımcılık ve sözlü tacizin önemli
sorunlar olmaya devam ettiğini ortaya koymaktadır.
Yatay şiddetle mücadele yalnızca
çalışanların bireysel çabalarıyla mümkün değildir. Kurumların da güvenli, adil
ve saygıya dayalı bir çalışma ortamı oluşturması gerekir. Açık iletişimin
desteklenmesi, yöneticilerin çatışma yönetimi konusunda eğitilmesi, farkındalık
çalışmalarının yapılması ve çalışanların güvenle başvurabileceği bildirim
mekanizmalarının oluşturulması önemlidir. Adil iş yükü ve görev dağılımı ile
rekabet yerine iş birliğini teşvik eden bir kurum kültürü de bu süreci
destekler.
Yatay şiddet çoğu zaman küçük ve
önemsiz görünen davranışlarla başlar; ancak tekrarlandığında çalışanların güven
ve aidiyet duygusunu ciddi biçimde etkileyebilir. Sağlıklı bir iş yeri yalnızca
fiziksel olarak değil, psikolojik açıdan da güvenli; saygılı ve adil bir ortam
olmalıdır. Çalışanların birbirini rakip değil ekip arkadaşı olarak gördüğü bir
kurum kültürü, hem çalışan refahını hem de kurumun uzun vadeli başarısını
güçlendirir.
Yazınız için çok teşekkür ederim.
YanıtlaSil🙏
SilEkip, takım ile birlikte başarıya ulaşmak her zaman daha önemlidir. Emekli bir asker olarak şu örneği verebilirim. 5 km. koşuda bir ya da birkaç personelin zamanında koşuyu bitirmesi önemli değildir. Önemli olan istenen sürede takım, bölük ya da her ne birlik ise o birlik olarak tüm personelin koşuyu zamanında bitirmesi önemlidir. Bunun için de gerektiğinde zor durumda olan personele iyi durumdaki personelin yardım etmesi her zaman önceliklidir. Aksi takdirde o birlik başarılı sayılmaz. Yazınız için teşekkürler.
YanıtlaSilÇok doğru.
Sil