Yatay Şiddet

İş yerlerinde şiddet denildiğinde çoğu kişinin aklına fiziksel saldırılar gelir. Oysa şiddet her zaman açık ve fiziksel biçimde ortaya çıkmaz. Bir çalışanın sürekli dışlanması, küçümsenmesi, başarılarının görmezden gelinmesi veya gerekli bilgilerin kendisiyle paylaşılmaması da şiddetin görünmeyen biçimleri arasında yer alabilir.

Aynı veya benzer hiyerarşik düzeydeki çalışanlar arasında görülen bu davranışlar yatay şiddet olarak adlandırılır. Genellikle “iş arkadaşları arasındaki anlaşmazlık” olarak değerlendirildiği için fark edilmesi ve rapor edilmesi zor olabilir. Yatay şiddet; psikolojik, sözel, sosyal ve bazı durumlarda fiziksel zarar verici davranışları kapsar. Sürekli küçümseme, alay etme, dedikodu yayma, bilgi paylaşımını engelleme, dışlama, başarıları değersizleştirme ve pasif-agresif tutumlar örnekleri arasında sayılabilir.

Her iş yeri çatışmasının mobbing olmadığını belirtmek gerekir. Ancak olumsuz davranışlar sistematik ve tekrarlayan bir hâle gelerek kişiyi yıldırmayı veya çalışma yaşamını ciddi biçimde zorlaştırmayı amaçladığında psikolojik taciz, yani mobbing boyutuna ulaşabilir.

Yatay şiddetin ortaya çıkmasında yalnızca bireysel özellikler değil, çalışma ortamının yapısı da rol oynar. Yoğun rekabet, performans baskısı, adaletsiz ödüllendirme, belirsiz görev tanımları, yüksek iş yükü ve iletişim sorunları gerilimi artırabilir. Yöneticilerin çatışmaları zamanında fark etmemesi veya olumsuz davranışları görmezden gelmesi de bu tutumların normalleşmesine yol açabilir. Bu nedenle yatay şiddet yalnızca iki çalışan arasındaki kişisel bir sorun olarak görülmemelidir.

Sürekli dışlanmak, küçümsenmek veya hedef alınmak; çalışanlarda stres, kaygı, özgüven kaybı, motivasyon düşüklüğü ve işe bağlılığın azalmasına neden olabilir. Uzun süreli olumsuz çalışma koşulları dikkat dağınıklığı ve performans düşüşüne de yol açabilir. Kurum açısından ise ekip içindeki güvenin zedelenmesi, verimlilik kaybı, çalışan memnuniyetinin azalması ve nitelikli çalışanların işten ayrılması gibi sonuçlar doğurabilir.

Türkiye’de doğrudan yatay şiddeti ölçen ulusal veriler sınırlı olsa da iş yerinde şiddet ve taciz üzerine yapılan araştırmalar sorunun önemine işaret etmektedir. Uluslararası Emek Örgütü (ILO) Türkiye Ofisi ve Özyeğin Üniversitesi tarafından 2024’te gerçekleştirilen araştırma da (https://my.ozyegin.edu.tr/sites/default/files/users/45/ilo-rapor-tr.pdf) çalışma yaşamında psikolojik şiddet, ayrımcılık ve sözlü tacizin önemli sorunlar olmaya devam ettiğini ortaya koymaktadır.

Yatay şiddetle mücadele yalnızca çalışanların bireysel çabalarıyla mümkün değildir. Kurumların da güvenli, adil ve saygıya dayalı bir çalışma ortamı oluşturması gerekir. Açık iletişimin desteklenmesi, yöneticilerin çatışma yönetimi konusunda eğitilmesi, farkındalık çalışmalarının yapılması ve çalışanların güvenle başvurabileceği bildirim mekanizmalarının oluşturulması önemlidir. Adil iş yükü ve görev dağılımı ile rekabet yerine iş birliğini teşvik eden bir kurum kültürü de bu süreci destekler.

Yatay şiddet çoğu zaman küçük ve önemsiz görünen davranışlarla başlar; ancak tekrarlandığında çalışanların güven ve aidiyet duygusunu ciddi biçimde etkileyebilir. Sağlıklı bir iş yeri yalnızca fiziksel olarak değil, psikolojik açıdan da güvenli; saygılı ve adil bir ortam olmalıdır. Çalışanların birbirini rakip değil ekip arkadaşı olarak gördüğü bir kurum kültürü, hem çalışan refahını hem de kurumun uzun vadeli başarısını güçlendirir.


Yorumlar

  1. Murat DAĞLIOĞLU16 Ağustos 2026 12:08

    Yazınız için çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mahfi bey surekli aynı bakanlar vitrinde ülkedeki insanlar bunları maliye bakanı sanıyor

      Sil
  2. Ekip, takım ile birlikte başarıya ulaşmak her zaman daha önemlidir. Emekli bir asker olarak şu örneği verebilirim. 5 km. koşuda bir ya da birkaç personelin zamanında koşuyu bitirmesi önemli değildir. Önemli olan istenen sürede takım, bölük ya da her ne birlik ise o birlik olarak tüm personelin koşuyu zamanında bitirmesi önemlidir. Bunun için de gerektiğinde zor durumda olan personele iyi durumdaki personelin yardım etmesi her zaman önceliklidir. Aksi takdirde o birlik başarılı sayılmaz. Yazınız için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  3. Bence bu gerekli. Bazı çalışanlar bu dilden anlıyor. Kovamıyoruz da. Nereden baktağınıza göre değişiyor

    YanıtlaSil
  4. Hocam faiz indirimi bekliyor musun? Sevgiler, saygılar 🌸

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben hiçbir şey beklemiyorum. Ama ne olmalı diye sorarsanız, faize değil enflasyona odaklanılmalı derim. Önce enflasyon düşmeli sonra faize bakılmalı. Enflasyon düşer mi derseniz de bu yöntemle düşse bile geri gelir. Çünkü toplumun geleceğe bakışı karamsar.

      Sil
  5. Hocam yazınız çok doğru bir tespit. 2000 yılında merkezi sınavla DMS ile mülakatsız, torpilsiz milli eğitim bakanlığına atandım. Taşra bünyesinde, okullarda, ilçe ve il milli eğitim müdürlüklerinde sırası ile hizmetli, memur, şef ve döner sermaye saymanı olarak 25 yıl görev yaptım. EYT düzenlemesi ile hemen emekli oldum. Görev yaptığım her ünvanda ve görev yerlerimde yaşadıklarım ve gördüklerim beni görevimin en güzel yerinde emekliliğe sevketti. Yazınızda bunu çok güzel bir şekilde dile getirmişsiniz. 🙏

    YanıtlaSil
  6. Hocam, piyasada fiziken var olan parayla dijitalde dönen rakamlar arasındaki devasa fark, ileride bir gün sistemi kitleyecek bir krize dönüşür mü? Herkes aynı anda parasını çekmek istese dijitaldeki o paranın karşılığı fiziki olarak yok; bu durum gelecekte sistemik bir çökmeye yol açar mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Duruma göre değişir. Herkes aynı anda parayı nakit olarak talep ederse merkez bankası parayı basar verir. Sonuçta enflasyon hızla yükselir, herkes kaybeder. Ya da merkez bankası faizi çok yükseltir, nakit para talebi düşer.

      Sil
    2. Tüm arabalar aynı anda trafiğe çıkarsa trafik kilitlenir,. Ama böyle birşey olmuyor!

      Sil
  7. Bana uygulamaya çalışanlar kaybettiler...Sabırlı olmak gerekiyor.

    YanıtlaSil
  8. İş yerlerinde hiyerarşinin dikey örgütlenme şeklinde olması mobingin çekirdek yapısını oluşturuyor. Üstüne rapor vereceksen alt kademende çalışanın hatasından veya eksikliğinden azar yemek istemezsin bu yüzden baskı kurarsın. Üstünde baskı ile ilgilenmez de onun için işin yapılmış olması önemliyse bu düzen devam eder.
    İş yerinde projede ekip yatay yapılanmışsa herkes kendi iş bölümünün sorumluluğunu alıyorsa hem daha verimli hem de gelişmeye açık olduğundan şiddet oranı azalır.

    Şöyle örneklendireyim:. 10 tane karton bardağı iç içe koyun üzerine bir plaka koyup basın. Altta yer alan karton bardaklar ezilir. FAKAT 10 bardağı yanyana koyun üzerine plakayı koyup basın. Baskı eşit dağılır. Daha kuvvetli dayanıklı bir yapı oluşur. O yüzden her alanda yatay yapılanma önemli.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sorun hiyerarşik düzenin yanında yönetici pozisyonuna gelen kişilerin niteliğinden de kaynaklanabiliyor. Kendisini geçebilecek insanlara destek olan, onları yükselten çok az kişi tanıdım ben çalıştığım süre boyunca.

      Sil
  9. ILO Türkiye Ofisi (Özyeğin Üni.) tarafından gerçekleştirilen araştırma raporu ve Sn. Eğilmez’in analitik yorumu ile konu, en belirgin özellikleriyle okuyucuya sunulmuş.
    Mahfi üstadın yazısında belirttiği ilgili raporun link’inin açılıp incelenmesinde, çok önemli analitik ve istatistiksel veriler görülmektedir. Mesela,9. bölümde “ Bulguların özeti “ ,10. bölümde “ İşyerinde Şiddet ve Tacizin Önlenmesine Yönelik Politika Önerileri” ve alt başlıkta Genel Öneriler olarak belirlenen hususlar detaylı raporun özeti şeklinde.
    Neticeten, Özyeğin Üniversitesi, raporun önsözünün son cümlesini,,,,,,, “ raporda sunulan bilgilerin, şiddetin olmadığı, insana daha yakışır bir dünyaya yönelik çabalara katkı sağlaması umuduyla “
    şeklinde çok güzel bir temenniyle noktalamış. Bu bilgileri , hem analitik, hem de özgün üslubuyla bizlere yansıtan sayın M. Eğilmez hocamıza saygı ve teşekkür sunuyoruz.

    YanıtlaSil
  10. Ülkemizin görece çok kalifiye yerlerinde bile anlattıklarınız harfi harfine yaşanıyor ki... çok yazık... sanki iş ortamımızda bizleri izleyerek yazdınız gibi hissettim kaleminize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef durum böyle. Kamu kesiminde 25 yıl, özel kesimde de 10 yıl çalışmış biri olarak bunları hep gördüm, tanık oldum.

      Sil
  11. Mahfi bey bizdeki sistem birazda kuralsizliktan kaynaklanıyor. Sizde yöneticilik yaptınız özellikle kamu kesiminde çalışmayan personele karşı ne yaptınız daha doğrusu ne yapabildiniz. Biz 86milyon kişiyiz herkesle tek tek anket yapın. 86 milyon isini aşkla yapan, kurallara uyan, bunun yanında haksızlığa uğradığını söyleyen çıkar. Biz birazda kendimizi kandırıyoruz farkında degiliz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kamu kesiminde personele yapılabilecek şey çok sınırlıdır. Ücreti, terfisi vb. hep yasayla belirlenmiştir. Dolayısıyla örneğin daha fazla çalışana daha yüksek ücret veya prim veremezsiniz. Hazine'de üç yıl içeride görev yapanların üç yıl da yurt dışında elçilikler nezdinde ekonomi müşaviri olarak görev yapması söz konusuydu. Oralara tayinlerde başarıya göre fark yaratılabiliyordu. Onun dışında ben genç ve yetenekli insanları üst görevlere terfi ettirmeye özen gösterdim.
      Özel kesim çok daha farklı. Orada yönetici çalışanla çalışmayanı ücret farklılığıyla, primle vb. ayırabilir.

      Sil
  12. İnsan psikolojisi gariptir türkçemizde bazı deyimler vardır tersinden kalkmak ,hey heyleri üstünde olmak ,burnundan solumak,patlamaya hazır olmak,dişkerini gıcırdatmak,suratını dökmek,kaşlarını kaldırmak,alnını çatmak ,sinirinden tir tir titremek vb ... burada insanın aile iş çevre ile karşılıklı iletişim ve etkileşimde olması nedeni ile farkında olarak veya olmayarak devamlı bir şeyleri biriktirmesi sözkonusudur insanların maddi manevi kazanımlar için kıskançlık yapmaları hedeflerine kumpas yapması mümkündür burada önemli olan kişinin hem duygusal hem de düşünsel olarak doygun kişi olup olmadıgıdır

    YanıtlaSil
  13. Ülke kalkınmasına ve ülke ekonomisine zarar veren bir davranış biçimi mobbing. Bazı istisnai sektörlerde mesela benim çalıştığım alanda korkunç kayıplara yol açabiliyor Değerli hocam. geleneksel neo-liberal ekonomik ölçüm araçlarıyla da ve gözle görünmeyenler ancak çalışan çevreler tarafından bilinen büyük kayıplar var ne yazık ki. Hükümetler 100 yıl da yönetse ülkeyi, bu kayıpları, kaçakları görebilmesi için onlara çok kısa gelen bir süredir onlar için. Yaman bir çelişkidir kapitalist sistemde yaratıcı rekabeti ve yarışma heyecanını, işten duyulan hazzı, ülkeye yardım duygusunun mutluluğunu köreltmek, tinsel, adı konulmamış anlamsız bir torpildir; insanoğlunun kişiliği birey düzeyinde gelişemediği sürece ancak bu kadarını elde edebileceğiz ne yapalım. Özel sektör idealdir sanıyordum orada da nepotizmle birlikte iki kan kardeş gibi gelenekselliğin mobbingi var maalesef, çok şikayet duyuyorum. İş, ilerleme değil, ego tatmini, kendini zayıf görerek duyduğu acı özgüvensizliği bastırmak için mobbing yapmaya ihtiyaç duyan insanları kendi uygarlığımız ortaya çıkardı sanırım. Çok kritik, çok değerli göevlerde umarım hükümetler ve dünyanın patronu sayılan holdinmgler, sermaye yeni yöntemöler geliştirirek mobbingi fagosite ederler veya bakteriyofaj virüslerinin bakterileri enfekte etmesinde olduğu gibi enfekte ederek sınırlarlar. örneğin NASA, NOAA, Woodshole projelerinde...

    YanıtlaSil
  14. ÇOK DEĞERLİ MAHFİ HOCAM! 10.02.1987 - 31.TEMMUZ. 2014 TARİHLERİ ARASINDA MEB'DE ÖĞRETMENLİK YAPTIM. 27 YILDAN BİRAZ FAZLA ÇALIŞTIM. MARMARA ÜNİVERSİTESİ ATATÜRK EĞİTİM FAKÜLTESİ BİYOLOJİ ÖĞRETMENLİĞİ MEZUNUYUM. BÖLÜMDE HİÇBİR DERSTEN BÜTÜNLEMEYE KALMADAN MEZUN OLAN TEK KİŞİYİM. LAKİN BU 27 YILI AŞKIN GÖREV SÜREMDE 9 DEĞİŞİK OKULDA GÖREV YAPTIM. BUNLARIN 3'ÜNDEN KOVULDUM. BAZILARINDA GÖZÜ KARARTIP, İDARECİLERE KAZAN KALDIRIP, BEN AYRILDIM. BİYOLOJİ ÖĞRETMENİ OLMAMA RAĞMEN, ÜLKEDE YETERLİ FEN BİLGİSİ ÖĞRETMENİ DE BULUNMASINA RAĞMEN, BU 9 OKULUN 3'ÜNDE FEN BİLGİSİ ÖĞRETMENİ OLARAK ATANDIM; 2 OKULA HEM FEN BİLGİSİ, HEM DE BİYOLOJİ ÖĞRETMENİ OLARAK ATANDIM. BİR BAŞKA OKULDA BİYOLOJİ DERSLERİ YANINDA FEN BİLGİSİ DERSLERİNE DE GİRDİM. ŞUNU GÖRDÜM Kİ: BU ÜLKEDE DEVLET HİYERARŞİSİ SİZDEN ASLA HİZMET İSTEMİYOR. TEK İSTEDİKLERİ ŞEY, İDARECİLERLE YANDAŞ OLMAK, İDARECİLERE YALAKALIK YAPMAK, TAKLACI OLMAK. BUNU YAPARSANIZ, EN DEĞERLİ, EL ÜSTÜNDE TUTULAN ÖĞRETMEN OLURSUNUZ. EĞER KENDİNİZE KANUNLARI YÖNETMELİKLERİ REHBER EDİNİP, LAYIKIYLE GÖREV YAPARSANIZ, KİMSEYE EYVALLAHINIZ OLMAZSA, BAŞINIZ DERTTEN KURTULMAZ. BU ÜLKE İNSANI, NE YAZIK Kİ AKILLA DEĞİL DE DUYGULARIYLA KARAR VERİP, HAREKET EDİYOR. DUYGULAR, AKLI ESİR ALMIŞ DURUMDA. OBJEKTİFLİĞİN O'SU YOK. DENETLEMELER DE AYNI ŞEKİLDE SUBJEKTİF. DENETLEMELERDE DE ESAS OLAN YANDAŞLIK. MÜFETTİŞ İLE AYNI DÜNYA GÖRÜŞÜNDENSENİZ, HİÇ DERSLERE DAHİ GİRMESENİZ, ÇOK İYİ ÖĞRETMEN OLARAK NİTELENİYORSUNUZ. İDARECİ YANDAŞ-YALAKASI İSENİZ, BRANŞINIZDAN HİÇ ANLAMASINIZ DA, DERSLERE GİRMESENİZ DE, VERİMSİZ OLSANIZ DA EN YÜKSEK BAŞARI ÖDÜLÜNÜ HAK EDİYORSUNUZ. TÜM HAKSIZLIKLARI, HUKUKSUZLUKLARI, ADALETSİZLİKLERİ ALKIŞLAMANIZ GEREKİYOR. ELEŞTİRİRSENİZ, HAİN DAMGASI YER, HAİN MUAMELESİ GÖRÜRSÜNÜZ. TÜM BUNLARA RAĞMEN, HER ÇEŞİT OKULDA ÇALIŞTIM. ÇOK ÇALIŞKAN VE VERİMLİ BİR ÖĞRETMENDİM. ÖĞRENCİLERİN KAHHAR EKSERİYETİ, BENİ BABALARI GİBİ SEVİP, DEĞER VERİRDİ. ÖĞRENCİ VELİLERİNİN DE KAHHAR EKSERİYETİ, KENDİ KARDEŞLERİ KADAR SEVERDİ. AMA TÜRKİYE'DE BU ÇAĞDIŞI HİYERARŞİK DÜZENDE YASA VE YÖNETMELİKLERE HARFİYEN UYARAK ÖĞRETMENLİK YAPMAK, SAVAŞTA DÜŞMAN ELİNE ESİR DÜŞMÜŞ ASKERİN DURUMUNDAN FARKSIZ. YANİ 27 YILI AŞKIN SÜRE DÜŞMAN ELİNE ESİR DÜŞMÜŞ ASKER GİBİ YAŞAYARAK HİZMET ETTİM. İNANIN MADEN OCAKLARINDA TAŞ KIRSAYDIM, BU KADAR YORULMAZDIM. BU ÜLKENİN NE YAZIK Kİ AYDINI DA CAHİLİ DE, AMİRİ DE MEMURU DA HALA OSMANLI KAFASIYLA HAREKET EDİYOR. KANUNA, YÖNETMELİĞE GÖRE DÜŞÜNÜP, HAREKET ETMEK, BİZE ÇOK YABANCI BİR DAVRANIŞ. İKTİDARLAR DEĞİŞTİKÇE, OKULUN İDARECİLERİ DE DEĞİŞİYOR. HER GELEN İDARECİLERİN HER BİRİ İKTİDAR PARTİSİNİN MİLİTANI. İDARECİ DEVLETİN İDARECİSİ DEĞİL DE, SİYASİ İKTİDARIN MİLİTANI OLUNCA VE İKTİDARIN GÜCÜ ARKASINDA OLUNCA, KENDİSİNİ DEVLETİN İDARECİSİ GİBİ DEĞİL DE, SİYASİ PARTİNİN TEMSİLCİSİ GİBİ GÖRÜYOR. DURUM BÖYLE OLUNCA, KANUN, YÖNETMELİK YERİNE İKTİDAR PARTİSİNİN EMİRLERİNE GÖRE HAREKET EDİP, YAZILI OLMAYAN KENDİ EMİRLERİNİ DAYATIYOR. HER İKTİDAR DEĞİŞTİKÇE, OKUL İDARECİLERİ DEĞİŞİR. OKUL İDARECİLERİ DEĞİŞTİKÇE, 'HAİN' OLARAK NİTELENEN PERSONEL DE DEĞİŞİYOR. YANİ BU ÜLKEDE İKTİDARLAR DEĞİŞTİKÇE, HAİNLER DE DEĞİŞİYOR. OKUL İDARECİLERİ ÖĞRETMENLER İÇİNDEN SEÇİLİYOR. ÖĞRETMENLERİN İSE, YÖNECİLİK İLE İLGİLİ BİR FİKRİ YOK.

    YanıtlaSil
  15. BU İŞİN BANA GÖRE ÇÖZÜMÜ: YA TÜRKİYE'NİN EN İYİ ÜNİVERSİTESİ BÜNYESİNDE OKUL İDARECİLERİ YETİŞTİREN BİR FAKÜLTE AÇMAK. YA DA EN İYİ EĞİTİM FAKÜLTELERİNİN BİRKAÇ TANESİNDE OKUL İDARECİLİĞİ BİRİMİ AÇMAKTIR. YALNIZ BU OKUL İDARECİLERDEN EN YÜKSEK VERİMİ ALABİLMEK İÇİN DE, STANDART İDARECİ YERİNE, HER OKUL ÇEŞİDİ İÇİN, O OKULA ÖZEL, İDARECİLER YETİŞTİRMEK GEREKİR. ÖRNEĞİN: KREŞ İDARECİSİ, ANA OKULU İDARECİSİ, İLKOKUL İDARECİSİ, ORTAOKUL İDARECİSİ, FEN LİSESİ İDARECİSİ, ANADOLU LİSESİ İDARECİSİ, ENDÜSTRİ MESLEK LİSESİ İDARECİSİ, İMAM HATİP LİSESİ İDARECİSİ, SPOR LİSESİ İDARECİSİ, GÜZEL SANATLAR LİSESİ İDARECİSİ, KIZ MESLEK LİSESİ İDARECİSİ GİBİ... BU OKUL YA DA BİRİMLERDE DÜNYADAKİ EN SON YENİLİKLERE UYGUN İDARECİLERİ YETİŞTİRİP, OKULLARA ATAMAKTIR. BU SAYEDE İDARECİLER, SİYASİ PARTİ MİLİTANI, SİYASİ KİŞİLİKLER OLMAK YERİNE, DEVLETİN İDARECİLERİ OLUR. SİYASİ PARTİ PEŞİNDEN KOŞTURMAZLAR. KENDİ İŞLERİNİ EN İYİ YAPMAYA ÇALIŞIRLAR. İKTİDARLAR DEĞİŞSE DE, İDARECİLER, GÖREVLERİNE DEVAM ETMİŞ OLUR. EMRİNDEKİ PERSONEL VE ÖĞRENCİLERİNİ EN SON NORMLARA UYGUN ŞEKİLDE YÖNETMİŞ OLUR. BÖYLE BİR ÇÖZÜM, VERİMLİ BİR TOPLUM İNŞASINDA ÇOK ÇOK BÜYÜK KATKILAR SAĞLAR. OKUL PERSONELİNİN VE ÖĞRENCİLERİN MORAL, MOTİVASYONU, YARATICILIĞI ARTAR, UFKU GELİŞİR, VERİMLİLİĞİ ARTAR.

    İNANIN SİZİN YUKARIDA YAZDIĞINIZ OLUMSUZLUKLARIN ÇOK DAHA FAZLASINI YAŞAMIŞ BİRİ OLARAK YAZIYORUM TÜM BUNLARI...

    SAYGILARIMLA
    ÖNDER ÜNAL

    YanıtlaSil
  16. Hocam,
    Yazınız için teşekkür ederiz. Çalıştığım firmada da bu şiddet türü bulunmaktadır. Fakat bunun kasıtlı olarak yapıldığını düşünüyorum; hem ego tatmini (Türkiye'de genel olarak yaygınlaşan kötülükten beslenen narsistlikten dolayı), hem de liyakatsizliğin sebep olduğu koltuk kaybetmemek. Bunların ikisi de sosyal çürüme olarak görülse de asıl temel sebebin ekonomi olduğu görüşündeyim.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fon Krizinin Faturasını Kim Ödeyecek?

ABD - İran Savaşının Türkiye Ekonomisine Etkileri

Yatırım Araçlarının Son 10 Yıldaki Getirileri Üzerine Bir Karşılaştırma