Ahlaki Tehlike ve SPK'nın Tasfiye Kararı
Bir fonun tasfiyeye girmesi yalnızca yatırımcının para kaybetmesi anlamına gelmez. Asıl önemli soru şudur: Bir fon başarısız olduğunda zararı kim taşır?
Bu soru bizi finansal
piyasalardaki önemli kavramlardan biri olan ahlaki tehlikeye götürüyor.
Daha fazla risk, daha fazla sorumluluk
Serbest fonlar, diğer yatırım
fonlarına kıyasla daha geniş bir yatırım ve işlem alanına sahip. Türev ürünler,
swaplar, yoğunlaşmış pozisyonlar veya daha düşük likiditeli varlıklar
kullanılabiliyor.
Bu esneklik yatırım stratejileri
açısından önemli bir avantaj. Ancak karşılığında daha güçlü bir risk yönetimi
gerekiyor. Çünkü yüksek riskli bir stratejide işler ters gittiğinde sorun
yalnızca portföy değerinin düşmesi değil; pozisyonların ne kadar hızlı ve hangi
fiyattan nakde çevrilebileceği meselesine dönüşüyor.
Ahlaki tehlike de burada ortaya
çıkıyor. Eğer riski alan aktör, başarısızlığın maliyetinin tamamını kendisinin
taşımayacağını düşünürse, normalden daha fazla risk alma teşviki oluşabilir.
Bu nedenle düzenlemenin temel
dengesi şu olmalı: Yatırımcı korunmalı, ancak risk alan aktör sistematik
biçimde kurtarılmamalı.
SPK’nın rolü
SPK'nın amacı böyle durumlarda
yatırımcıya garanti getiri sağlamak değil; sorunun büyümesini engellemek ve
yatırımcı varlıklarının kontrollü biçimde yönetilmesini sağlamak.
Nitekim 17 Eylül 2026'da SPK,
bazı portföy yönetim şirketlerinin fonlarına yönelik alım-satım kısıtlamaları
getirdi ve belirlenen bazı fonların tasfiyesine karar verdi.
Buradaki kritik nokta şu:
Tasfiye, yatırımcının parasının otomatik olarak sıfırlanması demek değildir.
Tasfiye sürecinde fonun sahip
olduğu varlıklar belirlenir, uygun şekilde nakde çevrilir, yükümlülükler
karşılanır ve kalan değer yatırımcıların hakları oranında dağıtılır.
Neden hızlıca her şey satılmıyor?
Tasfiye sürecinin en zor tarafı
likiditedir. Likiditesi yüksek bir hisse senedini satmak ile karmaşık bir türev
pozisyonunu veya düşük likiditeli bir varlığı nakde çevirmek aynı şey değil.
Her şeyi mümkün olduğunca hızlı
satmaya çalışmak, piyasa fiyatının altında satış yapılmasına ve yatırımcı
zararının büyümesine yol açabilir.
Bu nedenle iyi bir tasfiye
sürecinin amacı yalnızca hızlı satış değil, varlıkların mümkün olduğunca adil
değerle nakde çevrilmesidir. Bu da zaman alabilir.
Asıl ders
Bir fonun kötü performans
göstermesi, portföy yönetim şirketinin mali sorun yaşaması ve fonun tasfiyeye
girmesi birbirinden farklı durumları ifade ediyor.
Yatırımcı açısından asıl soru şu:
Fonun karşılığında hâlâ hangi varlıklar var ve bunlar tasfiye sonunda ne kadar
değere dönüşecek?
Bu nedenle bir fonu
değerlendirirken yalnızca geçmiş getiriye değil; yatırım stratejisine, likiditesine,
kaldıraç ve türev kullanımına, portföy yoğunlaşmasına ve tasfiye koşullarına da
bakmak gerekiyor.
Sonuçta finansal sistemin
kalitesi yalnızca iyi günlerde ne kadar kazandırdığıyla değil, kötü günlerde
kaybı nasıl yönettiğiyle de ölçülür.
Fatura Kime Çıkıyor?
Risk almak piyasanın doğal
parçasıdır. Ancak risk gerçekleştiğinde zararın kimin üzerinde kaldığı, piyasa
disiplininin temelini oluşturur.
Burada asıl tartışılması gereken
noktalardan biri de müdahalenin zamanlamasıdır.
Faaliyetleri durdurulan veya
tasfiye sürecine alınan fonlarda ortaya çıkan sorunların yalnızca SPK'nın son
kararlarıyla başladığını söylemek güç. Asıl soru, bu sorunların ne kadar
süredir biriktiği ve gerekli müdahalenin daha erken yapılıp yapılamayacağıdır.
Özellikle piyasa koşullarının çok
üzerinde getiriler vaat eden ve bu getirilerin nasıl üretildiği konusunda
yatırımcı açısından yeterli şeffaflığın bulunmadığı yapılarda, daha erken uyarı
ve daha etkin denetim büyük önem taşıyor. Çünkü sorun büyüdükçe yalnızca fon
yatırımcısının değil, bütün piyasanın güveni zarar görüyor. Daha da önemlisi,
böyle durumlarda ortaya çıkan zararın sonunda kim tarafından üstlenileceği
sorusu gündeme geliyor.
İşte ahlaki tehlike tam burada
ortaya çıkıyor. Eğer piyasa aktörleri, aşırı risk aldıklarında ortaya çıkan
zararın bir bölümünün sonunda başkaları tarafından üstlenileceğine inanırsa,
risk alma davranışı değişebilir. Kazanç özel kalırken zarar toplumsallaşırsa,
piyasa disiplini zayıflar.
Bu yalnızca finans piyasalarına
özgü bir sorun da değil. Vergisini zamanında ödemeyenlerin affedilmesi, belirli
dönemlerde cezaların silinmesi veya başarısız bir ekonomik faaliyetin
maliyetinin sistem tarafından üstlenileceği beklentisi aynı davranış sorununu
yaratabilir.
Buradaki mesele, zarar eden
yatırımcının cezalandırılması değil. Risk ile sorumluluğun aynı yerde kalmasını
sağlamak.
Devletin ve düzenleyici
kurumların görevi, yatırımcıyı piyasa riskinden tamamen korumak değil; piyasayı
şeffaf, denetlenebilir ve kurallara bağlı hale getirmek olmalı. Çünkü bir
sistemde insanlar, “Nasıl olsa işler ters giderse biri bizi kurtarır” diye
düşünmeye başladığında, alınan risklerin sınırı da ortadan kalkar.
İyi işleyen bir piyasanın temel
prensibi basittir: Kazanç özel ise, riskin maliyeti de mümkün olduğunca özel
kalmalıdır.
Sayın hocam
YanıtlaSilŞu anki mevzu 2001'deki bankacılık krizi ile aşağı yukarı aynı
Devlet göz göre göre bunların bu şekilde piyasayı manipüle etmesini izin verdi şimdi de riskin tamamınını yine halk çekiyor.
Bahsettiğiniz ahlaki tarafı ise hiçbir zaman ülkemizde gerçekleşmedi.
2001'de de şimdi de
Kazanç özel ,kayıp yani cereme genel oldu.
Bu daha çok 1980'li yıllardaki bankerler krizine benziyor. Bankaların batışını vatandaş göremezdi çünkü bankaların açık pozisyon vererek işlem yaptığını uzmanlar bile tam olarak görememişti. Ama bankerler krizinde piyasa faiz oranlarının iki üç katı faiz veren bir Ponzi sistemi kurulmuştu. Bu fonların yaptığı tam olarak aynı şeydi ve bunu yatırım yapanların da görmemesi mümkün değildi.
SilHocam teradaki ppf için napabilirz o paradan eksik mi alacağız
YanıtlaSilBu konularda henüz ayrıntılı açıklama yok. Süreç ilerledikçe SPK açıklama yapacaktır diye düşünüyorum.
SilYani yeterli finansal bilgisi ve finans okur yazarlığı olmayan yatırımcıların,bu tür fonlara girmemesi gerekir diyorsunuz Hocam.Eğer giriyorsanız,öngörülemeyen kazançlara talip olduğunuz gibi öngörülemeyen kayıplara da talipsiniz demektir.Sorumluluğun büyük kısmı sizdedir.Yediğiniz haltın maliyetini devlete,dolayısıyla kamuya yıkmak doğru değildir.
YanıtlaSil“İyi işleyen piyasadaki özel kazanç ve risk maliyeti” cümlenizden ben bunu anladım Hocam.
Saygılarımla.
Çok doğru ama tabii burada bu fonların aylarca, yıllarca bu düzeni sürdürmesine seyirci kalanların da sorumluluğu olmalı.
SilEmeğinize sağlık hocam. Kamu ve özel bankaların fonlarında bu yaşanan durumun yaşanma ihtimali nedir hocam?
YanıtlaSilSağ olun. Bence fonların sağladığı uzun dönemli getirilere bakın. TL fonlarda piyasa faiz oranları dolayında (biraz üstü) getiri veriyorlarsa bu, topladıkları paraları tahvile, mevduata ve borsada sağlam şirketlere yatırdıklarını gösterir. Döviz fonlarda da yıllık yüzde 4 - 8 arası getiriler veren fonlarda sıkıntı olmayacağı düşünülebilir. Ama tabii bu banka bazında böyledir. Eğer piyasada bir çöküş yaşanırsa bu durumda yalnızca banka fonları değil her şey tehlikeye girer.
SilSorumu cevapladığınız için teşekkür ederim hocam.
Silhocam, pyş lerin bankaları var. Fonlarında yüksek oranda kendi hisselerini taşıyor, üstüne bu fonlardan %2-%4 arası yönetim ücreti aldılar.. Neden fondaki hisselerinin tasviyesinde bu fon yönetim şirketleri kendi hisselerini alım zorunluluğu getirilmiyor? Hergün hisseleri -10% yazıyor.
YanıtlaSilBir de ikinci spk bülteninde 17 eylül 13.30 kıstas alınıyor. Ama ayın 17sinde verilen emirler reddedildi ve satış işlemi kapalı kaldı. Şimdi e rim reddedildi diye tasviye sürecine kaldık. Bu durumda ne yapabiliriz?
Hocam ben de aynı 1980 lerin başındaki banker krizine benzettim ve de o yüzden kütüphanemin en köşesinde kalmış " Banker Skandalının Perde Arkası - Emin Çölaşan " adlı kitabı rafından indirdim. Hafta sonu tekrar okumaya çalışacağım.
YanıtlaSilHocam son olaylarda yatırım tazmin merkezi devreye girebilir mi? Veya hangi koşulda girer?
YanıtlaSil• "Banker Kastelli"yi hatırlıyor musunuz Mahfi bey?
YanıtlaSil• 1980'li yıllarda maliye bakanlığı yapmış "Kaya Erdem"in o dönemde yaptığı açıklamaları hatırlıyor musunuz Mahfi bey?
• "Jet Fadıl (Fadıl Akgündüz)"ü hatırlıyor musunuz Mahfi bey?
Hocam sayenizde bir akademisyen olarak doğru bilgiye ulaşıyorum.
YanıtlaSilEskinin banker olayına döndü iş. Tam bir Arap saçı. Serbesti de serbest olmayanı da aynı, işi bilmezsen. 2 sene önce Büyüyen (!) Fon almıştım. Yarısı gitti. Nedense hiç büyüyemedi. Dersimi aldım. Fon işine girmek için en az Mahfi Hoca gibi konunun uzmanı olmalı.
YanıtlaSilHocam bu kararlar tasfiye sonrası portföy şirketlerininde kapanacağı gösteriyor?
YanıtlaSilHocam bütün bunlar MSCI yüzünden oldu.
YanıtlaSilEmeğinize sağlık hocam. Bu zamanlarda fikirlerinizi duymak özellikle çok kıymetli.
YanıtlaSilHocam peki finasman şirketi tarafındaki aktif müşteriler için bir yorumunuz var mıdır?