Bireysel Rasyonelliğin Sınırı

Bir göl düşünelim: Dağların arasında, yemyeşil doğanın içinde, insanları kendine çeken bir doğa harikası.

Gölün kıyısına bir ev yapılıyor. Evin sahibi sıradan bir mülkten çok daha fazlasını elde ediyor. Çünkü evin değeri yalnızca arsasından ve yapısından değil, gölün orada olmasından da kaynaklanıyor. Doğanın sunduğu güzellik, özel mülkiyet üzerinden ekonomik değere dönüşüyor. Sonra ikinci ev, üçüncü, dördüncü derken oteller, restoranlar, yollar ve otoparklar geliyor.

Herkes kendi açısından rasyonel davranıyor. Fakat bireysel açıdan rasyonel görünen kararların toplamı, toplumsal açıdan rasyonel olmayabiliyor. Gölün çevresi doldukça doğal görünüm değişiyor; trafik, gürültü ve kirlilik artıyor, ekosistem üzerindeki baskı büyüyor. İnsanların bölgeye gelme nedeni olan doğal güzellik, yine bu ekonomik faaliyetlerin sonucunda aşınıyor.

Türkiye'de bunun çarpıcı örneklerinden biri Trabzon/Çaykara'daki Uzungöl. Turizm bölgeye önemli bir ekonomik değer kazandırırken, zaman içinde ortaya çıkan imara aykırı ve çarpık yapılaşma doğal görünümün korunmasını sorun haline getirdi. Bölgede imara aykırı yapıların kaldırılmasına yönelik çalışmalar da yapılıyor.

Burdur/Yeşilova'daki Salda Gölü ise aynı sorunun başka bir boyutunu gösteriyor. Burada mesele, doğal güzelliğin turizm için ekonomik değere dönüştürülmesiyle bu güzelliğin korunması arasındaki denge. Koruma yaklaşımının temel amacı, turizm faaliyetlerinin gölün doğal sermayesini tüketmesini önlemek.

Ekonomide bunun bir yönüne negatif dışsallık diyoruz. Bir işletmenin ya da mülk sahibinin elde ettiği kazancın yarattığı bazı maliyetler toplumun geneline yayılıyor. Diğer boyutunu ise ortak kaynakların trajedisi olarak adlandırıyoruz. Herkes ortak bir değerden kendi payına düşen faydayı artırmaya çalışırken, toplam kullanım o ortak değerin aşırı tüketilmesine yol açıyor.

Süreç basitçe şöyle işliyor:

Doğa → turizm → yatırım → yapılaşma → bozulma → turistik çekiciliğin azalması.

Burada gölü yalnızca “çevre” olarak değil, doğal sermaye olarak görmek gerekir. Turizm bu sermayeden gelir üretir. Fakat sermayenin kendisini tüketmeye başlarsanız, kısa vadeli kazanç uğruna uzun vadeli gelir kaynağınızı yok edersiniz.

Çünkü bir sermayeyi tüketerek elde edilen gelir, sürdürülebilir bir gelir değildir. O gelir, gelecekte gelir yaratacak sermayenin bir bölümünün elden çıkarılması pahasına elde edilmektedir.

Bu nedenle göl kenarında yapılacak her yeni bina için yalnızca, “Bu yatırım ne kadar kazandıracak?” diye sormak yetmez. Bir soru daha sormak gerekir: “Bu yatırım, buraya değer kazandıran şeyi ne kadar azaltacak?”

Çünkü bireysel rasyonellik her zaman toplumsal rasyonellikle bağdaşmayabilir. İyi tasarlanmış kuralların amacı bireysel çıkarı ortadan kaldırmak değil, bireysel çıkar ile toplumsal çıkarı aynı yönde çalıştırmaktır.

Aksi halde herkesin kendi açısından kazandığı bir sistem, herkesin sonunda kaybettiği bir sisteme dönüşebilir.

Yorumlar

  1. Hocam elinize sağlık. Genelde bakış açımız, kısa vade de ne kadar rant elde ederiz. Ben hala Turizm gelirini tasvip etmiyorum. Tüketilen doğal kaynaklardan ve atıklardan dolayı. Saygılarımla Fatih Demirtaş

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Turizm gelirini tasvip etmiyorum ne demek? Sanki kumar fuhuş uyuşturucu veya faiz gelirinden bahsediyor gibi konuşuyorsun! İnsanların gezmesine ve para harcamasına karşı mı çıkılır.

      Sil
  2. Bırakınız yapsınlar olmuyor yani?
    Peki güçlenen sermayenin devleti kontrolü nasıl engellenecek?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En ciddi sorun o. Devlet bu işleri önlesin diyoruz ama ama artık devletler bu işlerin organizatörü oluyor maalesef. Buna ahbap çavuş demokrasisi ve ahbap çavuş kapitalizmi diyoruz.

      Sil
    2. Bu isler artık disiplin altına alınıyor. Türkiye yeni zengin olduğu icin eski kokuşmuş düzenin alışkanlıkları bir sekilde azalarak devam ediyor!

      Sil
    3. Disipline alınacak bir şey kaldıysa iyi.

      Sil
  3. Sizin gibi entellektüel bir dedem olsaydı, ondan bana miras olarak üst soylarından aktarabikeceği ve kendinden paylaşabileceği fikirlerini, bilgi birikimini, hayat görüşünü, zorluklar karşısında duruşunu yazdığı "torunuma öğütler" kitabı bırakmasını çok isterdim. Karamsarlığa, çıkmaza girdiğimde ilk başvuracağım yer olurdu. Siz torununuza ve sonraki alt soylarınıza böyle bir kitap bırakmak istemez misiniz hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağ olun.
      Benim öyle üç kitabım var: Light Günlük, Kendime Yazılar, Başarısızlığa Övgü. Bir de bu blogdaki bir dolu yazı.

      Sil
    2. Evet, haklısınız okuyana yazı ve kitaplarınızda çıkarılacak çok ders var. Ama toruna hitaben yazılmış şey bambaşka olur.
      İYİKİ VARSINIZ.

      Sil
    3. Bu dediğinizi düşüneceğim.

      Sil
  4. Hocam,

    Aziz Yıldırım, sizin kim olduğunuzu biliyor mudur?

    Aziz Yıldırım'la ömrümüzde hiç aynı ortamda bulundunuz mu (tesadüf de olsa) ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aziz Bey benim kim olduğumu biliyor. Bunu yakınında olan bazı kişilerde dolayı biliyorum. Ama kendisiyle hiç aynı ortamda bulunmadım.

      Sil
  5. Çok önemli bir konuya değinmişsiniz hocam Doğal kaynakları devlet yönetmeli, Çevresinde 500m 1 km yapılaşmayı engellemeli

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler, ama bu işleri zaten devlet yönetiyor.

      Sil
    2. Devleti kimler yönetiyor pekii hocam? Görünürde olanları boşverin, onların ipini kim tutuyor.

      Sil
    3. Onu bilemem. Ben devleti yönetenleri görürüm ve hesabı onların vermesini beklerim.

      Sil
  6. özgür cengiz13 Eylül 2026 13:53

    Yazılarınız için çok teşekkürler. Aynı durum Samos'ta Midilli'de neden olmuyor sizce? Avrupalılar gelsin alsın diye neden her guzel yeri evle doldurmuyorlar?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım onlar bizden çok daha bilinçli. Eski bir yazımda "biz oturduğumuz yerlere geçici görevle gelmişiz de sanki buradan bir süre sonra başka bir yere taşınacakmışız gibi bakıyoruz çevremize" diye anlatmıştım. Bu, sanırım bizim genlerimize yerleşmiş bulunan göçebelik kültürüyle ilgili.

      Sil
  7. Hocam 1350'li yıllar hakkında neden yazı yazmıyorsunuz?

    YanıtlaSil
  8. rasyonellik, maalesef ki mümkün değildir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mümkün olmasaydı hemen burnumuzun dibinde 12 adalar da Uzungöl gibi olurdu.

      Sil
  9. Sayın hocam,
    Bundan bir hafta önce Hırvatistan’ın Split bölgesindeki Omiś kasabasına kısa bir ziyaret gerçekleştirdim.Bu bölgenin, araştırdığımda eski bir korsan bölgesi olduğunu öğrendim.Şehirdeki turistlik alanlar o kadar güzel korunuyordu ki yerel halk tarafından imrendim doğrusu.Doğa,deniz ve kanyon iç içeydi.Hiçbir şekilde doğanın dengesine ters yapı da bulunmuyordu.Esnaf güler yüzlü ve fahiş fiyatlar da yoktu.Kaldığım pansiyonun sahibiyle konuştuğumda ülkelerinin Euro para birimine geçmeleri hakkında birkaç soru ilettim.Otel sahibinin verdiği cevap ise bu yazınızda ki ana fikri bence çok iyi açıklıyor.Beyefendi şu cümleleri kullandı :”Ben turizm sektöründe olduğum için kazancım gayet güzel bir oran da arttı.Fakat yerel halk için refah seviyesi aynı şekilde artmadı ,bende aslında para birimimizi korumamız gerektiğini düşünüyordum çünkü benim tek başıma zengin olmam bir şey ifade etmiyor”dedi.Ben yerine biz düşüncesine açıkçası ülkemizin genlerine en kısa sürede geri dönmesi dileğiyle…

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel örnek.
      Bu arada Hajduk Split diye Hırvatların ünlü bir futbol kulübü vardır. Hajduk kelimesi Osmanlılar zamanında kullanılır olmuş. Haydut kelimesinin yanlış telaffuzuyla orada yerleşmiş. Hajduk Split, Split'in haydutları anlamına geliyormuş.

      Sil
  10. Süreç aslında bir döngü şeklinde ise sorun olmayabilir mi acaba? Doğa → turizm → yatırım → yapılaşma → bozulma → turistik çekiciliğin azalması→ eski doğallığın tekrar kazandırılması→ turizm... gibi. Tabii bu mümkünse.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sondan bir önceki aşama sanırım çok zor bir aşama. Bir kez kaybedildiğinde tekrar toparlanması hem uzun zaman alacak hem de çok maliyetli olacak bir süreç diye tahmin ediyorum.

      Sil
  11. Sayın Eğilmez yazınız için teşekkürler. Torunlarımıza ne bırakacağız? Torunlarımıza maddi - manevi ne bırakacağız. Manevi dememden maksat dini açıdan değil, dürüstlük, doğruluk açısından.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef hem madden hem manen iyi bir miras bırakamayacağımız açık.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

ABD - İran Savaşının Türkiye Ekonomisine Etkileri

Yatırım Araçlarının Son 10 Yıldaki Getirileri Üzerine Bir Karşılaştırma

Dolar Kuru Gerçeği Ne Kadar Yansıtıyor?