Devlet Kapitalizmi ve Çin

Kapitalizm deyince aklımıza özel mülkiyet, girişimcilik, rekabet ve piyasa gelir. Sosyalizm deyince devlet mülkiyeti ve merkezi planlama. Oysa bugün bazı ülkeler bu iki sistemin tam ortasında, ikisinin özelliklerini bir arada taşıyan bir model uyguluyor: devlet kapitalizmi.

Devlet kapitalizminde özel şirketler vardır, kâr vardır, borsa vardır, rekabet vardır. Ancak devlet de ekonominin kenarında oturup olup biteni seyretmez. Stratejik sektörlerde şirket sahibidir, kredi ve yatırımları yönlendirebilir, bazı sektörleri teşvik eder ve ekonominin geleceğine ilişkin hedefler belirler. Bu sistemi şöyle özetleyebiliriz: Direksiyonda devlet oturuyor ama otomobili piyasa kullanıyor.

Bu modelin en önemli örneği Çin'dir. Çin, 1978 sonrasında merkezi planlamanın katılığını azaltarak özel girişime ve piyasa mekanizmasına giderek daha fazla alan açtı. Yabancı sermayeyi ülkeye çekti, dış ticareti geliştirdi ve özel sektörün büyümesine izin verdi. Ama devlet ekonomiden çekilmedi.

Enerji, finans, telekomünikasyon, ulaştırma ve savunma gibi stratejik alanlarda devletin ağırlığı devam etti. Özel şirketler ise daha rekabetçi alanlarda büyüdü.

Ortaya çıkan model kabaca şöyleydi: Piyasa üretip rekabet edecek, devlet ise ekonominin yönünü belirleyecekti. Bunun önemli bir avantajı var. Piyasanın kısa vadede yeterince kârlı görmediği, fakat ülkenin geleceği açısından önemli olan yatırımları devlet destekleyebiliyor. Çin'in elektrikli otomobil, batarya, yenilenebilir enerji, hızlı tren, yarı iletken ve yapay zekâ alanlarında yaptığı büyük yatırımlarda bu yaklaşımın izlerini görmek mümkün.

Fakat işin bir de diğer tarafı var. Devlet bir şirkete ucuz kredi, vergi avantajı veya başka bir ayrıcalık sağladığında şu soruyu sormak gerekiyor: Bu şirket gerçekten verimli olduğu için mi büyüyor, yoksa devlet desteklediği için mi?

Eğer ikinci ihtimal ağır basıyorsa, devlet kapitalizmi zamanla rekabetçi bir piyasa olmaktan çıkıp devlet destekli şirketlerin egemen olduğu bir sisteme dönüşebilir. Bu nedenle devlet kapitalizminin başarısı yalnızca devletin güçlü olmasına bağlı değildir. Güçlü kurumlara, şeffaflığa, hesap verebilirliğe ve rekabete de ihtiyaç var.

Çin'in başarısını da yalnızca devlet kapitalizmiyle açıklamak doğru olmaz. Çok büyük bir işgücü havuzu, küresel ticarete açılma, yabancı sermaye ve teknoloji transferi, hızlı kentleşme ve büyük altyapı yatırımları da bu başarının önemli parçalarıdır. Dolayısıyla Çin bize “devlet her şeyi yapmalıdır” demiyor. Daha farklı bir şey söylüyor: Devlet ve piyasa birbirinin alternatifi olmak zorunda değildir.

Devlet bazı alanlarda öncü olabilir, piyasa bazı alanlarda daha etkin çalışabilir. Önemli olan, hangi alanda hangisinin daha iyi sonuç vereceğini doğru belirlemektir.

Burada devlet kapitalizminin en kritik sorusu ortaya çıkıyor: Devlet nerede olmalı, nerede olmamalı?

Devlet ekonomide çok küçük kalırsa piyasanın çözemediği bazı sorunlar ortaya çıkabilir. Ama çok büyür ve yanlış alanlara müdahale ederse bu kez piyasanın işleyişini bozabilir. Üstelik devletin ekonomideki ağırlığı arttıkça, devletin gücünün sınırlandırılması ve hesap verebilirliği daha da önemli hale gelir. Çünkü devletin yanlış bir kararı, özel bir şirketin yanlış kararından çok daha geniş bir kesimi etkileyebilir.

Bütün bunlara bakınca geleceğin ekonomik tartışmasını artık yalnızca “kapitalizm mi sosyalizm mi?” diye yapmak anlamlı değil.

Asıl tartışma şurada: Piyasa neyi daha iyi yapar, devlet neyi daha iyi yapar ve ikisinin sınırı nerede çizilmelidir?

Çin'in deneyimi bu soruya ilginç bir cevap veriyor: Piyasa ekonomisinin dinamizmini koruyup devletin uzun vadeli hedefleri doğrultusunda yönlendirme yapmak mümkün.

Ama bunun bir koşulu var: Direksiyonda devlet varsa, frenlerin de çalışıyor olması gerekir. Aksi halde direksiyonu tutan güçlü bir devlet, ekonomiyi istediği yöne götürebilir ama yanlış yola girdiğinde onu durdurmak çok zorlaşır.

Yorumlar

  1. Çin'in ekonomideki politikası çalışıyor, büyüdükçe büyüyor, önemli bir güç haline geldi. Siyasal özgürlükler, insan hakları, sendikal haklar ve çalışan refahı peki?

    "Ekmeği ver demokrasiyi çal"
    Çin'in demokrasi eksikliği sayesinde oluşan hızlı karar alma yeteneği, çok ülkenin aklını çeliyor, başarının önemli kriteri görülüyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru. Bugünün kapitalist gelişmiş devletleri de yirminci yüzyılın ortalarına kadar bunları yapmışlardı. Demokrasi vardı ama emeğin hakları hep kısıtlıydı.

      Sil
    2. Türkiye de hızlı karar alma sürecini Cumhurbaşkanlığı sistemi ile aştı.

      Sil
  2. Mahfi hocam makale altına şunu da ekler misiniz?

    EK OKUMA MAKALELERİ:
    - Devlet Piyasaya Müdahale Etmeli mi?
    https://www.mahfiegilmez.com/2026/08/devlet-piyasaya-mudahale-etmeli-mi.html

    - Piyasa Sisteminde Fiyatlara Müdahale
    https://www.mahfiegilmez.com/2019/02/piyasa-sisteminde-fiyatlara-mudahale.html

    - Devlet, Şirket Gibi Yönetilebilir mi?
    https://www.mahfiegilmez.com/2015/03/devlet-sirket-gibi-yonetilebilir-mi.html

    -Son Dönemde Okuduğum En İyi Ekonomi Kitabı: Skidelsky, Para ve Devlet
    https://www.mahfiegilmez.com/2021/11/son-donemde-okudugum-en-iyi-ekonomi.html

    YanıtlaSil
  3. Hocam kapitalizm ve sosyalizm artık geçerliliğini yitirdi. Örnek verecek olursa birçok Çin sektöründe ölü yatırımları var. Yeni ekonomik sisteme yeni bir isim gerekiyor. Şimdiki adı Finans kapitalizmi ama yeni bir ekonomik sisteme ihtiyaç var. Gerçek ekonomi yani mal ve hizmet sektörü yok ediliyor. Sahte bir finans sistemi oluşturuluyor. Elon Musk bile şaşırdı. 10 yıl sonra 100 milyon hizmet robotu üretilecek dedi. İnsan iş gücüne ihtiyaç azalıyor peki üretilen hizmetten kim faydalanacak. Musk diyor ki paraya ihtiyaç kalmayacak. Yani insanlar bedava mı robot hizmetlerinden faydalanacak. Yani 100 kişiye bir robot üretilecek. Zamanla belki robot sayısı insan sayısını geçecek. Tersine o zaman insanlar robotlara hizmet eder hale mi gelecek. Yeni sistemi tanımlayıp bir isim vermeden bu sorunu çözülemeyecek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu dedikleriniz şimdilik hayal. İleride gerçek olacak gibi görünüyor. Gerçek olduğunda sistem de değişir adı da.

      Sil
    2. Fizik yapay zeka konuşuluyor. Yani gelecekte robotları üretmek için gerekli enerji için insanları karanlıkta bırakacaklar. İnsanların yerini robotlar alacak. Bu gelecek uzak değil. Birkaç 10 yıl içinde öngörülüyor. Diğer şirketler yok olacak. Borsa kapanacak. İnsanın olmadığı onlar yaşlanan nüfus diyor alanda insana ait ne varsa teker teker sıfırlanacak. İnsanların var olmaya devam etmesi için bir pazar ekonomisi oluşturmaları ve korumaları gerekecek.

      Sil
    3. https://www.ib.barclays/content/dam/barclaysmicrosites/ibpublic/documents/our-insights/impactseries15/Barclays_Impact_Series_15_The_global_energy_race.pdf bağlantıda beni destekliyor. Bir incelemenizi tavsiye ederim.

      Sil
  4. Hocam, yazınızdaki devlet–piyasa dengesini Türkiye açısından düşününce üç noktada görüşünüzü merak ettim:

    1. Türkiye’de önce kurumları mı güçlendirmeliyiz, yoksa kurumları güçlendirecek bir kalkınma modeli mi kurmalıyız?
    Devletin stratejik yatırımları yönlendirmesi güçlü kurumlar gerektiriyor; ancak bütün kurumsal sorunların çözülmesini beklemek de teknolojik fırsatları kaçırmamıza yol açabilir. Öte yandan, denetim mekanizmaları oluşmadan verilecek destekler mevcut çıkar ilişkilerini güçlendirerek kurumsal reformu daha da zorlaştırabilir. Türkiye için bu ikilemden çıkışı nasıl tasarlardınız; aktif sanayi politikasına başlamadan önce mutlaka kurulmasını isteyeceğiniz asgari güvenceler neler olurdu?

    2. Devlet desteğiyle büyüyen şirketle, devlet desteği sayesinde ülkeyi geliştiren şirketi nasıl ayırırız?
    Stratejik bir yatırımın ilk yıllarda kâr etmemesi başarısızlık olmayabilir; buna karşılık desteklenen şirketin kâr etmesi de kamu kaynaklarının doğru kullanıldığını kanıtlamaz. Asıl mesele, aynı kaynak başka yerde kullanılsaydı ortaya çıkacak sonuçtan daha fazla toplumsal fayda yaratılması. Türkiye’de teknoloji öğrenen ve zamanla desteğe ihtiyacı azalan bir şirketle, desteğe bağımlı yaşayan bir şirketi ayırmak için hangi ölçütleri kullanır; desteğin devamını veya kesilmesini hangi kurallara bağlardınız?

    3. Türkiye için bir “yapılacaklar” kadar “vazgeçilecekler” listesi hazırlasaydınız, ilk tercihleriniz ne olurdu?
    Önümüzdeki on yıl için ilave kamu kaynaklarını yalnızca üç stratejik alana yoğunlaştırabildiğinizi varsayalım. Bugün rekabetçi olduğumuz sektörleri büyütmek ile henüz rekabetçi olmadığımız ama gelecekte belirleyici olabilecek teknolojilere yatırım yapmak arasında nasıl bir dağılım yapardınız? Hangi üç alanı seçer, her birinde devleti şirket sahibi, altyapı sağlayıcısı veya ilk müşteri rollerinden hangisine yerleştirir ve bunlara kaynak açmak için hangi desteklerden vazgeçerdiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk tercihim hiç kuşkusuz hukukun üstünlüğünün, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığının sağlanması olurdu. bu yapılmadan yürütülen devlet müdahaleleri maalesef hep yanlış sonuçlanır. Öyle de oluyor.

      Sil
  5. Son 4-5 yıldır Çin’i araştırmaya,üzerine okumaya,ülkeyi ve sistemini anlamaya çalıştım.Konuyla ilgili makaleniz çıktıkça merakla okudum ve size bolca sorular yönelttim,ayrıca kitap tavsiyeleri istedim.Sağolunuz hiç kırmadınız;sorularıma ve taleplerime hep yanıt verdiniz.Eksik olmayın.Elinize,emeğinize sağlık.

    Çin’i çok yakından gözlemlemiş ve ülkede yaşamış akademisyenlerin kitaplarını okudukça,19.yüzyılın ortalarında uykuya dalmış dev bir medeniyetin yaklaşık bir asırlık gecikmeyle dünya sahnesine nasıl geri döndüğüne tanık oldum.Tarihinden gelen çok çarpıcı ve onu bugünlere taşıyan detayları gördüm.İbrahimi dinler dışında çeşitli bir inanç sistemine sahip olan bu ülkede,bu inançların toplumsal yapıdaki olumlu/olumsuz etkilerini yakalama fırsatım oldu.Yakaladıklarımı,kendi ülkemin inanç-toplumsal yapı çıktılarıyla karşılaştırıp,düşünme imkânı yakaladım.
    Çin merakımın sonunda ne öğrendiğimi,hangi sonuçlara vardığımı ve bugünden yarına nasıl bir Çin öngördüğümü;yeri geldikçe bu plâtformda paylaşmaya devam edeceğim.

    Sağlıcakla kalın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Önemli tespitler. Paylaşmaya devam edin lütfen.

      Sil
  6. Devlet kapitalizmi; çocuğuna geniş bir bahçe çizip oyunun kurallarını ona bırakan, ancak geleceği için kritik eğitimleri planlayan rehber ebeveyne benzer.Çocuğu sokağa salmak (kapitalizm) onu tehlikeye atar, odaya kapatmak (sosyalizm) ise potansiyelini köreltir. Bu modelde devlet yönü çizer, piyasa koşar.Ancak ebeveyn her düştüğünde çocuğu kayırırsa gelişim durur.Diyebilir miyiz hocam? :)

    YanıtlaSil
  7. Galiba:

    • Geçmişte akademisyenlik yapıp şu an emekli olan kişiler dahil olmak üzere,

    • Geçmişte devletin çeşitli kurumlarında yüksek bürokratlık yapıp (örnek: "Hazine Müsteşarlığı", "büyükelçilik bünyesinde ticarî müşavirlik", vb.) şu an emekli olan kişiler dahil olmak üzere,

    • Devletin herhangi bir kurumunda çalışmaya devam kişiler (emeklilik süresine henüz ulaşmayıp devlet bünyesinde çalışmaya devam etseler bile);

    İnternet üzerindeki herhangi bir platformda kendi (şahsî) görüşlerini "bilimsel analiz yapıyorum" gerekçesiyle ifade etmesi "kanun maddesi ile" durduruldu.

    https://www.sozcu.com.tr/akademisyenlere-garip-yasak-p356526

    Bu haber doğru mu Mahfi bey?

    Sizi de kapsıyor mu? / kapsamıyor mu?

    YanıtlaSil
  8. Atatürk demişti ki:

    "Eğer bir gün benim sözlerim bilimle ters düşerse, bilimi seçin."

    Nereden nereye geldik ???!!!

    Akademisyenlere; internet üzerinde, sosyal medya platformlarında "yayın yasağı" getirildi !!!

    https://www.arkeolojikhaber.com/haber-akademisyenlere-dijital-yayin-yasagi-geldi-youtube-kanallari-bir-bir-kapatildi-44351/

    Çin'de uygulanan "korku ve sansür iklimi" ile Türkiye'de uygulanan "korku ve sansür iklimi" aynı mı Mahfi bey?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Farkı bilmiyorum ama bizim durumumuzun iyi olmadığını biliyorum.

      Sil
    2. Yakında blog yazma yasağıda gelir.

      Sil
  9. Öncelikle ufuk açıcı tespitleriniz için çok teşekkürler. Hocam odalar, borsalar ve işçi/çalışan sendikalarını etkinliğini arttırarak direkt kamunun ekonomik kararlarında söz sahibi yapılsa çok mu olur sizce.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağ olun. Bu dediğiniz gruplar vkendi durumları konusunda bile söz sahibi olamıyor.

      Sil
  10. Hocam maşallah bilgi birikiminiz insanı hayran bırakıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Estağfurullah, meraklıysanız yaşlandıkça sizde de bu bilgi birikimi oluşur. Sevgiler

      Sil
  11. Mahfi bey

    Bu yasak sizin için de geçerli mi?

    https://t24.com.tr/gundem/akademisyenlere-dijital-icerik-kisitlamasi-youtube-ve-sosyal-medya-gelirleri-ticari-faaliyet-sayildi,1346750?_t=1788947064315

    https://halktv.com.tr/turkiye/akademisyenlere-youtube-yasagi-kanallar-birer-birer-kapatildi-1053939h

    Siz şu an "devlet" içinde aktif değilsiniz ki, emeklisiniz; sizi nasıl yasaklayabilirler?

    YanıtlaSil
  12. Çin ekonomik olarak muazzam bir başarı yakaladı aması fakatı yok tabi üzerine bir kaç konuşacağımız konu olabilir araştırmış biri olarak müsadenizle örneklendireyim ne uğruna !
    Bir veri gördüm Çin güneş paneli üreticileri rekor zarar bekliyor çünkü dünyanın ihtiyacı olanın tek başlarına 2 katı kurulu güce ulaşmış durumdalar https://solarbaba.com/cinli-gunes-enerjisi-devleri-milyarlarca-dolar-zarar-bekliyor/
    https://ekonomimasasi.com.tr/cin-demir-celik-sektoru-temmuzda-zarar-kaydetti/
    Çelik sektörü vb sektörlerdede benzer zararlar söz konusu Otomobildede devasa zararlar söz konusu ama traşlı gözükmesinin sebebi esasen faliyetten elde edilen karın tamamına yakını devlet sübvansesi aslında ihraç edilen otomobilden demir çelikten vb ürünlerden zarar ediyorlar ama yinede ihraç etmeye mecburlar kurulu güçleri tüm dünyayı besleyecek boyutlarda bedelinide devlet yükleniyor finansı ise ihracat gelirlerinin ülke dışına çıkmasına izin verilmemesi ile sağlanıyor ne kadar sürdürülebilir nereye kadar gider bilemeyiz ama onların mevcut pozisyonu Ab ekonomisi paramparça etmeye aday Ab düşerse bizde düşmüş sayılıyoruz en büyük ticaret ortaklarımız kendileri.2000lerin başındaki gibi bir an önce Ab girmeliyiz gibi bir düşünce artık Tr yok yada istek daha az çünkü onlar yükselmedi bizde yükseldiğimiz söylenemez son 7 yıldır onlar bize yaklaşmaya başladı :).Çin ekonomik temellerini yıkmak için öyle devasa projelere devasa kaynaklara kafa patlatmalara hiç gerek yok çözüm avrupanın dibinde RUSYA.Sınırsız ucuz enerji kaynağı var ama adamlar tuttu savaşa girdi petrolü 100 dolara doğalgazı arşa çıkardı zaten yolunda olmayan işleri iyice rayından çıkardılar.Peki ülkemizin pozisyonu ne olmalı ne yazıkki azılı muhalif kardeşlerim pek sevmeyeceksiniz beni ama tam şuan ne yapıyorsa onu yapmalı Natoyu ankarada toplayıp 1 ay sonra Asya paktından çiçek kolanya gezeceğiz Ukraynaya top satacağız Rusyayla kanka olacağız mevcut posizyon 10 sene sürecekse 10 sene şimdi ne yapıyorsa onu yapacağız finansal anlamda ÇİN herkese bela ama işler bir bakarsınız tersine dönüvermiş o anı ülke olarak elimiz en güçlü posizyonda beklemeye devam
    Sevgilerle

    YanıtlaSil
  13. Hocam Atatürk yeni kurulan cumhuriyette yeterli sermaye olmadıgını gördügü sektörlerde Etibank, Sümerbank, TCDD, ... gibi devlet kurumları kurdurmustu. Bu karma sisteme "Devletçilik" adı verilmisti.
    O kavram ile bu yazıda anlatılan görüslerin farklarını ayrıntıları ile anlatan bir yazı yazar mısınız lütfen.
    Selamlar

    YanıtlaSil
  14. hocam şu otoyol ve köprüler hakkında yapılıcak olan doğrumu sizce

    YanıtlaSil
  15. Hocam ya bu büyüme adına verdiklerinde ne demeli? Buna değer mi? Bütün dünya yavaş yavaş bilim kurgu romanlarında ki disutopik bir görünüme bürünüyor. Koca koca binalar, ışıklar. Bunun bir alternatifi olamaz mı? Bu kötülüğün yolu, peki ya iyiliğin?

    YanıtlaSil
  16. Mahfi bey gerçekten bilmediğim için soruyorum:

    "Yale Üniversitesi"nin halka açık YouTube kanalı 15 yılı aşkın süredir var ("YaleCourses" diye geçiyor); bizzat üniversite hocalarının derslerini anlatırken kaydedilmiş videoları bu kanala yükleniyor, izleyip birşeyler öğrenmek isteyenler olursa bu kanalı izleyebiliyor. Ben, İngilizce pratik yapmak için bu kanaldaki videoları takip ederim.

    Hatırladığım kadarıyla; "M.I.T. Labs", "Caltech Labs", "Harvard" gibi en prestijli üniversitelerin bile YouTube kanallarında yüzlerce video var, hepsi eğitim amaçlı.

    Pek çok ülkenin "devlet"i eğitimi toplumun genel kesimlerine ulaştırabilmek için, toplumu eğitimden soğutmamak için canla-başla didiniyor; üniversitelerin video yöntemiyle kendilerini topluma daha ulaşılabilir kılması için onlara teşvikler veriyor.

    Gel-gelelim bizim ülkemizde üniversite hocalarına teşvikler sunup onları baştacı etmemiz gerekirken, "eğitim kurumları" ile "sıradan halk" arasındaki mesafeyi mümkün olduğunca ulaşılabilir kılmak için kafa yormamız gerekirken, bizim "devlet"imiz tam tersi istikâmette kararlar veriyor; hem "akademisyenler"e köstek olmak için, hem "sıradan insanlar"a köstek olmak için vargücüyle sıkıştırıyor!

    Biz niye böyleyiz Mahfi bey?!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sorunuza Mahfi bey şöyle cevap verebilir:

      "Türkiye'de irrasyonellikler ile rasyonellikler yer değiştirdiği için; devletin veya başka herhangi bir kurumun rasyonel karar almasını beklemeyin. Bu ülkede 'olağan' şey; bundan böyle irrasyonelliklerdir. Başka beklentiniz olmasın."

      Sil
  17. Geçen haftaki Voleybol yazınıza güzel bir ek gelmis. Henüz okumadıysanız : https://www.diken.com.tr/yuz-yillik-bir-emegin-hikayesi/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel bir yazı. Çok beğendim. Bir küçük (ya da büyük eksik var.) Fenerbahçe Aziz Yıldırım ve Mehmet Ali Aydınlar yönetiminde lig şampiyonu olarak 2010'da ilk kez katıldığı Avrupa Şampiyonlar Liginde ikinci oldu ve hemen ardından wild card ile davet edildiği dünya kupasının şampiyonu oldu. Bu başarıların ardından Eczacıbaşı ve Vakıfbank kadrolarını güçlendirerek rekabete girdiler ve Avrupa ve Dünya şampiyonlukları kazandılar. Bu rekabetin ateşini yakarak kadın voleybolumuzu Avrupa'da ve dünyada söz sahibi yapan ünlü Antrenör Ze Roberto'dur.

      Sil
  18. Türk Kadın voleybolunun tarihini "Selcan Çağlar" anlatıyor:

    https://www.youtube.com/watch?v=ithNds-cow8

    • Bu ülkede bize önce "bacı voleybol takımı" derlerdi; "kadın voleybol takımı" ismi sonradan kabûl gördü.

    • Bizleri yani profesyonel sporcuları protesto etmek için, ve genç kızların voleybolcu olma heveslerini daha en başından engellemek için; sahaya "çivi" fırlatırlardı, bizleri korkutabileceklerini zannederlerdi.

    • "Atatürk'ün kızları" derken çok önemli bir değere işaret ettiğimizi anlamamız gerekiyor; eğer özgürlüğümüzü verirsek bir daha geri alamayabiliriz.

    YanıtlaSil
  19. Mahfi hocam, milli gelirin ne kadarı emek geliri?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Emek gelirinin GSYH'deki payı % 35 dolayında.

      Sil
  20. Hocam iyi çalışmalar. Çok alakasız olacak ama yardımınıza tavsiyelerinize ihtiyacım olacak. Ben 22 yaşında bir üniversite öğrencisiyim. Lisans eğitimime gazi üniversitesi psikoloji bölümünde başladım ama hem bölümü sevmediğim için hem de çalışmak durumunda oldugum için Ankara üniversitesi siyasal bilgiler fakültesi politika ve ekonomi ( siyasal eski siyasal değil ama sıralamam fena değildi) bölümüne girdim. Aynı zamanda da kpss ortaöğretim puanımla Ticaret Bakanlığına hizmetli olarak atandım. Devamsızlık konusunda genelde yardımcı oluyorlardı hocalar fakat bölümümün ingilizce olması buna engel olduğu için hacı bayram veli (eski gazi üniversitesi) ye geçtim. Burada da hocaların devamsızlık konusunda ne diyeceğini bilmiyorum.

    Aöf Anadolu üniversitesinden iktisat okumayı planlıyorum hedefim vergi müfettişliği ve bu alana ilgim de var okumayı seviyorum. Ama açık öğretimden şansım ne kadar olur, acaba adil bir mülakatta açık öğretimden olduğum için elenir miyim, sizler de yıllarca bürokratlık yaptınız yazılı sınavda, mülakatta bilgisi olan ama aöf mezunu biri görseydiniz eler miydiniz. Okuma listesi tavsiyelerinizi okuyorum planlı çalışıyorum başka tavsiyeniz var mıdır? Kısacası sormaya çalıştığım aöf den de bu iş olur mu ? ( Torpilden dolayı elenmeyi kafama takmayacağım sadece üstüme düşeni yaptığımda aöfden de iyi bir vergi müfettişi olma şansım var mıdır bunu soruyorum)

    YanıtlaSil
  21. Çok önemli bir konuya değindiğiniz için teşekkürler Hocam.

    Çin gibi olmasakta bizimde Atatürk’ün devletçilik geleneğinden gelen bir DPT’mız vardı.
    DPT'nin planlama vizyonunun en parlak olduğu 1960'lar ve 70'lerde kurulan ve bugün hala ekonominin omurgasını oluşturan PETKİM, ASELSAN, ERDEMİR gibi dev projelerin arkasındaki ana motordu.

    Eğer bugün kalsaydı ve çağın gereklerine tamamen ters bir şekilde etkisi sürekli azaltılıp sonrasında da kapatılmasaydı bugün Almanya veya Kore gibi kendi yerli otomotiv, yarı iletken (çip), ağır sanayi ve tüketici elektroniği devlerine sahip bir Türkiye görebilirdik.

    Eğitim politikalarımız, her yıl değişen bir yapboz değil; 30 yıl sonrasının teknoloji dünyasına insan yetiştiren bir fabrika gibi çalışırdı.

    En önemlisi, Türkiye "Orta Gelir Tuzağı" denilen, patinaj yaptığı ekonomik seviyeyi çoktan aşmış olurdu.

    Ama o zaman da para birilerinin cebine değil halkın cebine giderdi.
    Kapatmayacaklardı da ne yapacaklardı.
    Para halktan daha tatlı.

    Saygı ve sevgilerimle
    Cem.

    YanıtlaSil
  22. Fren, araba, direksiyon duvar vb. metaforlar halk arasında çok iyi anlaşılır olduğu için sıkça kullanılır. Çoğunluk anlar, çok sayıda kişi de öyle düşünüyordur, herkes memnun dağılır, konu basit bir şekilde anlatılmış ve aktarılmıştır, herkesin içi rahattır.
    Çin’in bugünkü gücüne giden 1977–1978’de başlayan eğitim değişimi düşünüldüğünde, eğitimle ilgili metaforlar da kullanacağınız Eğitimin Planlanmasıyla ilgili bir yazıyı en iyi siz toparlarsınız diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  23. Murat DAĞLIOĞLU9 Eylül 2026 19:45

    Yazınız için çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  24. Andersen'den Masallar9 Eylül 2026 20:57

    Hocam bugün dükkanı erken kapatmışsınız :)

    YanıtlaSil
  25. Keşke bizde de devlet gücü inşaatta degilde ,daha verimli alanlara yönlendirse ve destek olsaydı.

    YanıtlaSil
  26. Merhaba hocam, Çin kendini bildi bileli kömünizm adı altında yönetiliyor halk uzun süre bu yönetimle birlikte yönetilmesinden sonra özel sermayenin ortaya çıkması halk sizce Karl Marx artı değer görüşünü sorgulamıyorlar mıdır? Ya da kapitalizmle üllke daha iyi duruma geldi diyip kapitalizm desteklemek istemez mi? Sizce Çin'de kömünizm bitip tamamen kapitalist sisteme geçinilir mi?

    YanıtlaSil
  27. https://youtu.be/Po809h94mgU?si=QGOL2hZLQ9i8ZiJR bu linki sadece kendini rezil eden süper zekalar unutulmamalı diye paylaşıyorum. 3 günde kaybolsalarda bu tip salaklar unutulmamalı ki, geleceklere örnek olsun.. Ana konuya gelirsek, hocam bence, aynı konu ve mesele, 1989 USSR, ve ya bizim dilimizde SSCB dağılıp gidene kadar çok paylaşıldı ve şu anda da onun artçı depremleri gibi konuşuluyor ve tartışılıyor.. Devlet Kapitalizmi denen (Ahbap Çavuş kapitalizmi) en sert ve en ağır şekliyle bizim ülkemizde olsa da, bütün dünya ülkelerinde artık var olduğunu sanırım herkes kabul eder. Burada bence yani sadece bana göre, ÇİN', i tamamen bu tartışmaların dışında bırakmak gerekir, orası tamamen başlı başına kendi başına ayrı bir model. Bizdeki devlet kapitalizmi, istersen süper zeka ol, istersen milyarlar doların olsun, eğer damat olamadıysan, 3 kuruşla ve parayla alınmış Harvard bilmem neyle, ASLA BAŞA ÇIKAMAZSIN KAPİTALİZM. Sanıyorum ki sizde, bilinçli veya hiç bilmeden olsa da, konu başlığınızı, Devlet Kapitalizmi ve ÇİN olarak ayırmışsınız.. ÇİN tamamen ayrı bir kategoride değerlendirilmesi gereken bir değişken bana göre.. Ama kendi ülkemize gelirsek??? Söyleyecek söz bulamadığım için???

    YanıtlaSil
  28. Çin tek başına kendi sınırları içerisinde yapmıyor hocam bildiğiniz gibi şunu eklemek de doğrumudur stratejik olarak bazı ülkelerinde içerisinde piyasayı yönlendirme kabiliyetine sahip oldu üretim bantlarını dünya geneline yayıyorlar ve bütün yeraltı , üstü ham madde kaynaklarınıda ucuza kendi ülkelerine çekiyorlar ve hatta bazı ülkelere çok büyük altyapı yatırımları yapıyorlarki bu ülkeler hem siyasi hemde ekonomik olarak Çinin eli altında olmaya başladı çevresindeki bir çok ülkeye karşılıklı kredi veriyor ama o parayı da Çin’den hizmet almak zorunda en belirgin örnek Vietnam ı gezdim ve çoğu yerde Çin in yatırımları var halk sefil ama ülke yol köprülerle yenilenmeye başlamış gökdelenler yükseliyor hepsi çinli iş adamlarına ait havalimanında o kadar çok çinli zenginlere ait jetler vardı ki sayamadım kısacası ilerde dünyadaki piyasayı altüst edebilecek güce sahip olacak ki bunun sonuçları hakkında birçok düşüncem var çok sıkıntılı süreçler bekliyor dünyayı

    YanıtlaSil
  29. Sevgili Üstat,

    Devlet kapitalizminin Çin’deki başarısında, ülkede tam manasıyla işleyen bir demokrasinin olmamasının, yani iktidarların seçim yoluyla değişme ve yeniden seçilme zorunluluğunun bulunmamasının bir etkisi olabilir mi diye düşündüm.

    Bir başka ifadeyle, iktidarların kısa vadeli siyasi sonuçları ve yeniden seçilme kaygısını gözetmek zorunda olmadan, uzun vadeli ekonomik hedeflere odaklanabilmesinin devlet kapitalizminin uygulanmasında önemli bir avantaj sağlamış olabileceğini düşünüyorum.

    Bu konudaki görüşünüzü paylaşırsanız sevinirim..

    Çok selam ve sevgilerimle.

    YanıtlaSil
  30. Çin sisteminin ekonomik başarısını tartışıp konuşurken,benim aklıma tek soru geliyor.Tek başına bir başarı kriteri midir bilemiyorum ama dünya iktisat tarihinde böylesi görülmüş müdür emin değilim.

    Soru şu: Dünya üzerinde Çin’e karşı dış ticaret açığı vermeyen bir ülke var mıdır?
    ….

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

ABD - İran Savaşının Türkiye Ekonomisine Etkileri

Yatırım Araçlarının Son 10 Yıldaki Getirileri Üzerine Bir Karşılaştırma

Dolar Kuru Gerçeği Ne Kadar Yansıtıyor?