Ekonomi Yalnızca Ekonomi Değildir

Klasik ve neoklasik iktisadın uzun süre yeterince üzerinde durmadığı konulardan biri beklentilerin ekonomi üzerindeki etkisiydi. Bu yaklaşımların bazı yorumlarında ekonomi büyük ölçüde mekanik bir sistem gibi ele alınıyor, ekonomi yönetimi de bir otomobile benzetiliyordu: Gaza basınca hızlanır, daha fazla hızlanması gerektiğinde gaza daha fazla basılır; aşırı hızlandığında ise frene basılarak yavaşlatılırdı. Tehlike söz konusuysa frene daha sert basılarak durdurulurdu.

Oysa ekonominin içinde makineler değil, insanlar var.

İnsanlar yalnızca bugünkü koşullara göre değil, geleceğe ilişkin beklentilerine göre de karar veriyorlar. Bir şirket yatırım yaparken yalnızca bugünkü faiz oranına bakmıyor; birkaç yıl sonra ekonomik koşulların, kuralların ve piyasaların nasıl olacağını da düşünüyor. Bir çalışan ücret talebini belirlerken yalnızca bugünkü fiyatlara değil, gelecekteki yaşam maliyetine ilişkin beklentilerine de bakıyor.

Özellikle Büyük Buhran sonrasında belirsizlik, güven ve psikolojik unsurlar makroekonomik tartışmalarda daha görünür hale geldi. Günümüzde ise davranışsal ekonomi ve beklentiler üzerine yapılan çalışmalar, insanların geleceğe ilişkin düşüncelerinin ekonomik kararları nasıl etkilediğini çok daha ayrıntılı biçimde ortaya koyuyor.

Basit bir örnek verelim.

Üreticiler gelecekte enflasyonun yükseleceğini düşünüyorsa fiyatlarını bugünden artırmaya başlayabilir. Çalışanlar da benzer bir beklentiye sahipse daha yüksek ücret talep edebilir. Bu kararların yaygınlaşması, fiyat ve ücret artışlarını hızlandırarak enflasyonun gerçekten de yükselmesine katkıda bulunabilir.

Yani beklenti yalnızca geleceğe ilişkin bir tahmin değildir. İnsanların bugünkü kararlarını etkilediği için gelecekte gerçekleşecek ekonomik sonuçları da şekillendirebilir.

Bu çerçeveyi Türkiye'ye uyguladığımızda beklentilerin önemini daha açık biçimde görüyoruz. Merkez Bankası'nın beklenti anketleri, piyasa katılımcılarının gelecekteki enflasyona ilişkin öngörülerini izlememizi sağlıyor. PMI gibi öncü göstergeler de şirketlerin mevcut faaliyet koşullarına ve geleceğe ilişkin değerlendirmelerine dair fikir verebiliyor.

Buradaki temel sorun şu: Beklentiler bozulduğunda ekonomiyi yalnızca faiz oranlarını değiştirerek düzeltmek zorlaşıyor.

Faiz elbette önemli bir araç, ancak bir yatırımcı yatırım kararı verirken yalnızca faiz oranına bakmaz. Önümüzdeki yıllarda ekonomik ve hukuki ortamın nasıl olacağını, kuralların ne kadar öngörülebilir olduğunu ve yaptığı yatırımın ne ölçüde güvence altında bulunduğunu da düşünür.

Bu nedenle beklentileri düzeltmek yalnızca para ve maliye politikası araçlarının doğru kullanılmasına bağlı değildir. Kurumsal yapının da güven vermesi gerekir. Hukukun üstünlüğü, güçlü ve öngörülebilir kurumlar, mülkiyet hakları, şeffaflık, hesap verebilirlik ve güçler ayrılığı gibi başlıkların ekonomik açıdan önemi de burada ortaya çıkar.

Yatırımcı aslında yalnızca “Bugün faiz kaç?” diye sormaz. “Birkaç yıl sonra bu ülkede nasıl bir ekonomik ve hukuki ortam olacak?” diye de sorar.

Bu sorunun yanıtı belirsizleştiğinde yatırım ertelenebilir. Yatırımın ertelenmesi ise uzun vadede üretim, istihdam ve verimlilik üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabilir.

Ekonominin bir tarafında göstergeler, planlar ve programlar varsa, diğer tarafında itibar, güven ve beklentiler vardır. Üstelik bu iki alan birbirinden bağımsız değildir. İnsanların ekonomik verilere ve ekonomi yönetimine duyduğu güven, beklentileri; beklentiler de bugünkü ekonomik kararları etkiler.

Bu nedenle ekonomiyi düzeltmek yalnızca ekonomik araçları doğru kullanmak anlamına gelmez. İnsanların açıklanan verilere itibar edeceği, kamu otoritesinin öngörülebilir davranacağı ve geleceğe daha güvenle bakabilecekleri bir ortam oluşturmak da bunun ayrılmaz bir parçasıdır.

Ekonomi asla yalnızca ekonomi değildir.

Beklentileri iyileştirmeden ve güveni yeniden tesis etmeden ekonomiyi kalıcı bir dengeye kavuşturmak mümkün değildir

Yorumlar

  1. In economics, things take longer to happen than you think they will, and then they happen faster than you thought they could.

    Prof. Rudi Dornbusch, (1942~2002)

    YanıtlaSil
  2. Okullar açıldı, ama ben hâlâ atanamadım!

    Siz isterseniz; borsa-morsa, portföy-mortföy konuşmaya devam edebilirsiniz...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunların hepsi birbirine bağlıdır.

      Sil
    2. Derdi olanın bir başkasına sataşması kadar salakca bir durum yoktur

      Sil
    3. Adsız 12.13, derdini çözecek kişi Mahfi Eğilmez değil ki, sitemin çok yanlış.
      Ayrıca insanlar birikimi ne olacak endişesindeyken neden senin derdin daha büyük sanıyorsun? Dert mi yarıştıralım?

      Sil
    4. İnsanlara ağzının payını vermeyi nasıl da seviyoruz … empati fakiri olduğumuzdan mı acaba ?
      Mahfi hoca gerekli cevabı hem de gayet özlü bir biçimde vermiş … anlayana .

      Sil
  3. Ekonomik sorunlar, arz talep dengesinden kaynaklıysa çözülür, daha öncede çözülmüşlerdir de. Peki siyasi sorunların arttığı ve beraberinde diğer alanlarda da sistemik sorunların türedi bir kapitalist sistemde çıkış yolu kolay mıdır?
    Ekonomik sorunlar yanlızca ekonomik kararların yarattığı sorunlar değildir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gelişmiş ülkelerde ekonomik sorunlar büyük ölçüde arz talep dengesine ve parasal dengeye bağlıdır. Bizde bunlara ek olarak ve onları da etkileyecek biçimde bambaşka sorunlar da var:. Bunlara yapısal sorunlar diyoruz ve yıllardır bunların çözülmesini öneriyoruz. Siyasetçi, oy hesabı yaptığı için bu dediklerimize asla aldırmıyor ve onun sonucu olarak biz hep böyle sorunlar yaşamaya devam ediyoruz.

      Sil
    2. hocam her gün tutuklama ve şirketlere kayyum atanması ile ilgili de yazı yazarsanız faydalanırız.

      Sil
  4. Yazınız için sağolunuz...

    YanıtlaSil
  5. Bu yazıyı "yapay zekâ"ya yazdırmışsınız gibi bir his oluştu bende?

    Umarım bizzat siz yazmışsınızdır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazılarımı kendim yazıyorum hiç kuşkunuz olmasın ama yazdıktan sonra yapay zekaya da denetletiyorum. Çünkü bazen tarihlerde veya olaylarla tarihler arasında hatalar yapabiliyor insan. Yalnızca o alanlarda yaptığı önerileri dikkate alıyorum.

      Sil
  6. Finans ve borsa uzmanı "Tuncay Turşucu" der ki:

    "Siz ne iseniz, borsa odur. Sizin karakteriniz ne ise, borsaya da o yansır. Başka beklentiniz olmasın."

    Son 1 haftadır yaşananların neticesinde söyleyeceklerim bu kadar!

    YanıtlaSil
  7. Emeğinize sağlık hocam.

    YanıtlaSil
  8. Benim için insanların bir önemi yok hata yapabiliyor. Sistem kurduğunuzda hata yapanları ekarte ediyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dünyanın en iyi sistemini de kursak sonuçta karşımızda insanlar olacak.

      Sil
  9. Hocam enkazı kim kaldıracak?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Muhtemelen bizler, hepimiz.

      Sil
    2. Hocam değerler gerçek değil,bir gecede buharlaşıyor bu ekonomi değer üretemiyor.

      Sil
  10. Hocam krizin ayak seslerimi duyuluyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Krizin içindeyiz zaten epeydir. Ayak sesi mi kaldı?

      Sil
  11. Borsamıza yapılan manipülasyonu kolay atlattık tekrar artışa geçti. Türkiye ekonomisine yapılan saldırılara pabuç bırakılmayacağı en üst mertebeden herkese gösterildi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Manipülasyonu yapanlar kimler acaba? Dış güçler mi?

      Sil
    2. DIŞ GÜÇLER İÇ GÜÇLER OLTAYI YUTAN UYANIKLAR.

      Sil
  12. Yapısal reform söylemi köksüz bir illüzyondur; zira kâğıt üzerindeki kurallar kısa vadede hiçbir işe yaramaz. Bir reformun esastan işlemesi, toplumun o kuralları içselleştirmesine ve kurumların sarsılmaz biçimde kökleşmesine bağlıdır; bu ise nesiller alan uzun vadeli bir süreçtir. Dolayısıyla toplumun zihniyeti olgunlaşana kadar o yapıyı koruyacak güç, geçici bir irade değil, yine uzun vadeli bir aydınlanmış despotizmdir. Ancak günümüz dünyasında nesiller boyu niteliğini bozmadan sürecek aydınlanmış bir vesayet imkânsızdır. Sonuç olarak; ne aşağıdan yukarıya zihniyetin kendi kendine olgunlaşmasını bekleyecek zamanımız vardır ne de yukarıdan aşağıya o uzun vadeli dönüşüm sürecini güvenceye alacak kesintisiz bir despotizm mümkündür. Bu çifte imkânsızlık, reform çabalarını kronik bir patinaj haline mahkûm eder.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Atatürk devrimleriyle kadınların yükselişi ve kadın voleybolun geldiği düzey yapısal reformların ne kadar net bir gerçek olduğunu herkesin suratına bir tokat gibi çarpmadı mı?

      Sil
    2. Saygılar, sevgiler ama ben şahsen pek katılamadım. Hâlâ kadınların istihdamdaki payı düşük, hâlâ okutulmayan kızlar var, hâlâ zorla evlendirilenler var, hâlâ giyim konusunda baskılar var, hâlâ kadının ev içindeki rolü sömürü cinsinden. ki çoğunlukla şu anki dönüşüm; zamanın ve medyanın dönüşümünden kaynaklanıyor. İlk önce giyim normalleşti, sonra sevgililik durumları. Ama bunu medya ve zaman yaptı, görünürde bu rol modeller olduğu ve Türkiye tamamen kapalı olmadığı sürece, bence zaten bu süreç Atatürk olmasa dahi yaşanırdı. ki Osmanlı'da da kadınların hak arayışı var, bunun büyüklüğü tartışılır pek tabii ama sonuç olarak kadınlar yönünde böyle bir talep vardı. Voleybol örneği de bence doğru bir örnek değil, futbolda da zamanında başarı övülüyordu şu an futbolun durumu belli. Voleybolda da bunun olacağı zaman kesin olarak gelecek, o zaman da kadın voleybol takımına hakaretler yağacak. Saygılar

      Sil
    3. Evet, ECZACIBASI Kadin Voleybol Milli Takimimiz , Aziz Sancar, Mahfi Egilmez, Mehmet Haberal, Yilmaz Buyukersen, jet sabotaj kazasinda bütün erkeklerden üstün Tokat Gibi ve Kadin Milli Takimimiz gibi Carpan (kadinlar, bu tür kadınlar BASTA voleybolcu EŞİM, ERKEKLERDEN OLAĞANÜSTÜ USTUNLER!) kadin Bor fizikci hocamiz, Ulug Capar, Halil Inalcik Ilber Ortayli Sakir Erkoc Cahit Arf Lemi Turker Gokhan Hotamisligil, Gazi Yasargil, Fazil Say, Leyla Gencer silah sanayi Aselsan muhendisleri genc ODTUluler muthis kapasiteli ustun yetenekli TSK insanustu Kasif Kozinoglu vb Cengiz Yalcin Feza Gursey Celal Sengor Cihat Yayci Cem Gurdeniz Ihsan Ketin Sirri Erinc ATATURK'un kurdugu o muazzam sistemle Batiyi bile kiskandirdi.

      Sil
    4. “Atatürk olmasaydı da bu süreç yaşanırdı” yanılgısı, tam anlamıyla hazıra konmuş bir mirasyedinin, babasından kalan servetin üstünde otururken “Sen olmasan da bu noktaya gelinirdi” şımarıklığıyla aynı zihniyetin ürünüdür.
      Ortadoğu coğrafyasının tarihsel, sosyolojik ve antropolojik gerçeklerine tek bir an olsun bakmayan, etrafındaki rejimleri ve toplumsal dinamikleri okumaktan aciz bir bakış açısı bu. Tarihsel kırılmaları “zamanın doğal akışı” zannedenler, o akışın yönünü değiştiren radikal siyasi iradeyi ve devrimsel dönüşümleri görmezden geliyor.
      Yazıda vurgulanan asıl mesele gözden kaçırılıyor: Atatürk'ün kurduğu yapısal zemin ve devrimci irade daha uzun yıllar sürdürülebilseydi, bugün boğuştuğumuz kronik toplumsal ve siyasal sorunların çoğu hiç yaşanmıyor olabilirdi. Ne yazık ki tarihsel olarak ne aşağıdan yukarıya zihniyetin kendi kendine olgunlaşmasını bekleyecek zamanımız var, ne de o dönüşümü güvenceye alacak uzun vadeli bir lükse sahibiz. Atatürk bu coğrafyanın en büyük tarihsel şansıydı; ancak sunduğu imkânların ve tarihsel sıçramanın değerini kavrayamamak tam da bu yüzeysel yaklaşımların sonucudur.

      Sil
  13. Ekonomi sadece ekonomi olmadığı gibi ekonomi , ekonomistlere bırakılmayacak derecede önemlidir

    YanıtlaSil
  14. Elinize sağlık hocam iyi ki varsınız bazen yazmiyorsunuz önceden bilgilendirme yapabilme şansınız olursa seviniriz kontrol edip durmasak tekrar teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. X de duyuruyorum yazım yayınlanınca. Bir de siteme abone olursanız otomatik olarak geliyor. Abonelik ücretsiz.

      Sil
    2. Atatürk devrimleriyle kadınların yükselişi ve kadın voleybolunun geldiği düzey yapısal reformların ne kadar net bir gerçek olduğunu herkesin suratına bir tokat gibi çarpti. Ayrica Siz yetistiniz, Aziz Sancar, Gazi Yasargil Mehmet Haberal Cahit Arf Ulug Capar Sakir Erkoc Lemi Turker Celal Sengor Ihsan Ketin Sirri Erinc ve kadin voleybolunun ulkemizdr temelini atan ECZACIBASI yetisti. Hepinizle onur duyuyoruz. Ve sosyal medyada polemigin absurd oldugunu gosteren buyuk insansiniz.

      Sil
  15. !!! HASAR BİLANÇOSU !!!

    Saygıdeğer Eğilmez,

    Bilançoyu çıkarmak için henüz çok mu erken?

    Hem devlete, hem biz vatandaşlara ne kadara patlayacak bu?!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Erken tabii daha dövizde patlayacak.

      Sil
    2. Hocam ekonomi mayın tarlasına dönmüş,patlata patlata gidiyoruz.

      Sil
    3. Hocam herkes fonlardaki trilyonluk kayıptan bahsediyor, ya  foncuların şişirdiği hisselerden  alanlar ne olacak?500 bin civarı fon yatırımcısı konuşulurken borsada  milyonlarca  yatırımcı içinde trilyonluk kayıp sözkonusu,foncuların yatırımcılara verdiği 20 milyar dolar civarı zararı konuşulurken borsanın durumu ayrıca 25 milyar dolarlık gerçekleşmiş zararı gösteriyor.

      Sil
  16. Sayın Eğilmez, acaba Gelişmiş Ülkeler yerine Gelişmiş İnsanlar sözü daha yerinde olmaz mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Asyalılar gelişmiş insandır, kuzey ülkeleri gelişmişe yakın insandır, avrupa düz ortalama insandır, abd alt insandır.

      Sil
    2. Gelişmiş ülkelerde de gelişmemiş çok insan var.

      Sil
  17. Hocam bu yazınızda yabancı yatırımcıya sermayesi garanti edilirse ve getiri potansiyeli varsa yatırım yapar demiştiniz. https://www.mahfiegilmez.com/2024/12/guncel-ekonomik-sorunlar-hakknda.html?m=1

    YanıtlaSil
  18. Bu konu konusunda karamsarım, gelecek kesinlikle iyi olmayacak. Sonuç olarak sosyal bilm, kesinlik yansıtmıyor. Eğer bir gün sermaye tek bir elde toplanırsa, otomasyon her işi yaparsa, insanların bir işe yaradığı için elde ettikleri hukuk birden yok olur. Hukuk ve ekonomi insanlar kaynak olarak mantıklıyken işlevli halde kalıyor yoksa sadece ideal olarak kalıyor. Şu an bile büyük bir dönüşüm olmamasına rağmen ABD'de Trump'ın diğer dönemi konuşulmaya başlandı, merkez bankası başkanına sataşıldı. Bir tane kafaya takmış adama baktı mevzu. Gerçek olan doğa bilimlerinde devrimler yaratılırken, sosyal bilimler soğuk savaş dönemine geri döndü, zaten çoğunlukla sosyal bilimlerde yeni şeylerde çıkmıyor. Liberal dönemdekiler liberalizm güzelliyor, kriz zamanı veya krizimsi zamanımsılarda otoriterlik güzelleniyor. Bence meta meta analiz yapan bir iktisatçı, sosyologlar kongresi çıksın, farklı tüm durumlara göre bir matematiksel teoriler bütünü yazsın ve bu iş bitsin. Üniversitelerdeki kontejanlar da tamamen kapatılsın, oradaki para biyolojiye aktarılırsın. Hem geleceğimize miras bırakmış oluruz, üstelik bu bilimle iktisadı olarak da iyi bir yaşam sürerler. Zaten yıllar sonra yine liberal döneme girer sonra yine bu tarz döneme gireriz. O zamanda geçmişte yazılıp çizilenler 100 farklı sosyal bilimci tarafından, birazcık değiştirilerek veya bazen değiştirilmeyerek bir asır boyunca anlatılır. Bunların hepsi de realist olarak sistemi anlatmak yerine sömürücü kurumlar, halk, yapısal reform diyerek kendi kafalarındaki ideal imge ile harmanlanarak, basitleştirerek anlatılır. Bari eğlenceli olsaydı, eğlenceli de değil.

    YanıtlaSil
  19. Hocam ekonomik verileri derli toplu veren bir kaynak var mı? Ben iktisatçıların kişisel yorumuna maruz kalmadan öğrenip geçmek istiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu blogda sürekli güncellenen özet veriler var. Daha ayrıntılı istiyorsanız TÜİK, TCMB, HMB ve BDDK'dan sürekli veri toplayıp benim tablom gibi bir tablo yapmanız gerekecek.

      Sil
    2. Nafile bir uğraş,o verileride iktisatçılar hazırlıyor.

      Sil
  20. paylaşımınız için teşekkür ederim hocam bu konuda son 2 - 2 buçuk yılda bankada olan mevduatla piyadaki ekonomi istihdamı karşıladığımızda herkes ya mevcudu koruduğu yada işleri azalttığı görülmektedir piyasada durum böyle insanlar bankadan aldıkları parayla geçiniyorlar maalesef...

    YanıtlaSil
  21. Merhaba;
    Enflasyonun alt tabakadan üst tabakaya bir kaynak transferi olduğu söylenir. Bu mekanizmayı örneklerle anlatır mısınız?
    Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu söylemin altında şöyle bir tespit var: Üst tabakadakiler kendi gelirlerini kendileri ayarlayabilir Yani gerektiğinde fiyatları artırarak gelirlerini enflasyonun üzerinde bile artırabilirler. Bu durumda gelirlerini kendileri ayarlama imkanı olmayan alt tabakadakilerin enflasyon karşısında varlıklarında ve gelirlerinde azalma olur. Böylece enflasyon aracılığıyla aşağıdan yukarıya kaynak aktarımı gerçekleşir.
      Bu genelde doğrudur ama her zaman böyle olmayabilir. Devlet bazen üst gelirlilerden daha çok vergi alarak bu aktarımı önleyebilir.

      Sil
  22. “Devlet bazen üst gelirlilerden daha çok vergi alarak bu aktarımı önleyebilir.” cümleniz beni gülümsetti Hocam.
    Hele o “bazen” dediğiniz periyod,bence her kırmızı karla eşdeğer bir zaman aralığına denk geliyor.Yoksa kapitalist sistem içindeki hiç bir devletin gelir adaleti sağlamak gibi bir derdi yoktur.Hatta bu enflasyonist ortam bizim gibi az gelişmiş ülkelerde bir yönetim aracı olarak hep kullanılır.Ben buna uyuşturarak yönetim diyorum.Fakirlik ve din,tarih boyunca kullanılan en verimli uyuşturucular olmuştur.
    Sorgulamayan,sorgulamaya fırsat bulamayan,tek derdi karnını doyurmak üzere kodlanmış,elini açmış ulufe bekleyen ve köleleştirilmiş bir çoğunluğun hakim olduğu bir toplumu yönetmek hep kolay olmuştur.Bir de yanına isyan etmeyin,itaat edin diye öğüt veren dini(köşeleri törpülenmiş ve devlet söylemini tekrarlayan bir forma sokulmuş haliyle) eklediniz mi her şey güllük gülistanlık olur.
    İktidarların ve besledikleri çıkar gruplarının en sevdiği ideolojidir bu!Tam adı da kölelik ideolojisidir.

    Soralım mesela,modern ekonomi teorisinde enflasyonun ilk ilacı nedir?Faiz değil midir?İktidarların ilk seçeneği(açmazı)hep faiz yükseltmektir.Peki,enflasyonu düşürmek hedefiyle devlet faiz yükselttiğinde o fark kimin olacak?Tabi ki devlete borç verecek kadar birikimi olan bir avuç çıkar grubunun.Kim kazanacak?Parası olan.Kim kaybedecek?Din ve fakirlikle uyuşturulmuş geniş kitle.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fon Krizinin Faturasını Kim Ödeyecek?

ABD - İran Savaşının Türkiye Ekonomisine Etkileri

Yatırım Araçlarının Son 10 Yıldaki Getirileri Üzerine Bir Karşılaştırma