Futbolda Hakem Sorununun Çözümü

Her hafta hakemleri tartışıyoruz.

Orta hakem, yardımcı hakem, dördüncü hakem ya da VAR hakemi… Fark etmiyor. Her hafta yeni bir tartışma, yeni bir hata iddiası, yeni bir kriz çıkıyor.

Daha ilginç olan ise şu: Maçın ardından tekrarları izlediğimizde, tartışmaların ve öne sürülen iddiaların önemli bir bölümünün gerçekten de karşılığı olduğunu görüyoruz.

Sorun Kişilerde mi Sistemde mi?

Bugüne kadar çözüm için farklı öneriler getirildi.

Bunlardan biri, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanının ve/veya Merkez Hakem Kurulu (MHK) Başkanının görevden alınması ve yerlerine yeni isimlerin getirilmesiydi. Geçmişte bu yönde değişiklikler yapıldı. Ancak hakemlerle ilgili şikâyetler sona ermedi.

Bir başka öneri, maçların yabancı hakemler tarafından yönetilmesi ve VAR hakemlerinin de yabancılardan seçilmesiydi. Yabancı orta hakem uygulamasına geçilmedi; ancak yabancı VAR hakemleri görevlendirildi. Buna karşın eleştiriler ve şikâyetler ortadan kalkmadı.

Buradan şu sonucu çıkarmak mümkün:

Sorun yalnızca hakemlerde değil, hakemlik sisteminin kendisinde olabilir.

MHK’nin Yapısı ve İşleyişi Değişmeli

Bugünkü yapıda hakemlerin seçilmesi, terfileri ve maçlarda görevlendirilmeleri gibi kritik konularda yetkili olan MHK, TFF'ye bağlıdır.

MHK'nin görevleri oldukça geniştir. Hakem ve gözlemci atamalarını yapar; eğitim ve gelişim programlarını düzenler; hakemlerin performanslarını değerlendirir; klasman ve terfileri belirler; gerekli durumlarda idari ve disiplin işlemlerini yürütür ve hakemlikle ilgili düzenlemeleri hazırlar.

Yani MHK, Türk futbolunun hakemlik sisteminin merkezindeki teknik kuruldur.

Bence tam da bu nedenle MHK'nin yapısını değiştirmeyi tartışmamız gerekiyor.

Futbolun kendisi nasıl teknik bir oyun ise, futbolun hakemlik sistemi de teknik bir alandır. Hakem seçmek, yetiştirmek, değerlendirmek, terfi ettirmek ve maçlara atamak; kişisel veya siyasi tercihlerle değil, mümkün olduğunca ölçülebilir, şeffaf ve objektif kriterlerle yapılması gereken işlerdir.

Bu yönüyle MHK'nin görevleri, Merkez Bankası'nın para politikasına ilişkin kararları gibi, bağımsız olması gereken teknik bir alandır.

Nasıl para politikasının günlük siyasi tartışmaların baskısından mümkün olduğunca uzak tutulması gerekiyorsa, hakemlik sisteminin de günlük sportif ve siyasi baskılardan uzak tutulması gerekir.

Üç Temel Değişiklik Yapılmalı

1. MHK bağımsız bir kurul olmalı: MHK, TFF'nin bünyesinde bulunan bir kurul olmaktan çıkarılarak TFF'den bağımsız bir kurul haline getirilmelidir.

TFF'nin rolü tamamen ortadan kalkmamalı; ancak MHK üyelerinin atanmasında sınırlı bir rolü olmalıdır.

Amaç, MHK'nin hem siyasal hem de sportif baskılardan mümkün olduğunca bağımsız çalışmasını sağlamaktır.

2. MHK üyeleri belirli ve güvence altına alınmış bir süre için atanmalı: MHK üyeleri, futbol kulüplerinin oluşturduğu Kulüpler Birliği tarafından gösterilecek adaylar arasından TFF Yönetim Kurulu tarafından üç yıllığına atanmalıdır. MHK Başkanı kurul üyeleri tarafından ve üyeler arasından seçilmelidir. 

En önemli noktalardan biri de görev güvencesidir. Görev süresi boyunca üyeler ve başkan, yolsuzluk gibi kanıtlanmış ciddi suçlamalar dışında görevden alınamamalıdır.

Çünkü görev güvencesi olmayan bir kurulun bağımsız karar verebilmesi zordur.

3. MHK'nin mali özerkliği sağlanmalı: Bağımsızlık yalnızca hukuki ve idari olmamalı, mali de olmalıdır.

TFF, MHK'nin personel ve diğer giderleri için hazırladığı yıllık bütçeye dayalı olarak öngörülen giderleri, bağımsız bir denetim kuruluşunun denetimindeki bir havuza aktarmalı; MHK kendi bütçesi çerçevesinde harcamalarını bu havuzdan karşılamalıdır.

Böylece MHK'nin finansmanı da günlük kararların veya kişisel ilişkilerin konusu olmaktan çıkarılmalıdır.

Sonuç

Bugüne kadar hakem sorununu çoğunlukla “Hangi hakem?”, “Hangi MHK Başkanı?” veya “Hangi TFF Başkanı?” soruları üzerinden tartıştık.

Belki de artık başka bir soru sormalıyız: “Nasıl bir hakemlik sistemi?”

İsimleri değiştirdiğimiz halde aynı sistemi yerinde bıraktığımızda sorunu kalıcı olarak çözemediğimizi görüyoruz.

Bağımsız, mali açıdan özerk, görev güvencesine sahip, şeffaf ve ölçülebilir kriterlerle çalışan bir MHK'nin, Türk futbolunda yıllardır kronikleşen hakem sorununun çözümüne önemli katkı sağlayacağını düşünüyorum.

 

Yorumlar

  1. Murat DAĞLIOĞLU5 Eylül 2026 11:31

    Yazınız için çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  2. Hocam bence sorun sistemde değil, kişilerde.. Sen oraya liyakatsiz kişileri aradığın sürece, başarı gelmez. Futbol oynamış ve futbolu bilen mili takım seviyesine ulaşmış eski futbolcular degerlendirilmeli. Hakemlerin en büyük sorunu futbolu bilmemeleri. Futbolu bilmemeleri demek istediğim futbolun içinden gelmedikleri için ikili mücadelede kimin faul yaptığını, topa kimin önce müdahale ettiğini gördükleri halde cozemiyorlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi de oraya liyaklatsiz kişileri atadığınızda sorun kişilerde değil sistemde olur. Sistemi liyakatsiz kişi atamayacak hale getirirsek sorun önemli ölçüde çözülür.

      Sil
  3. Sorunun sadece hakemler değil daha üst makamlardan kaynaklandığını düşünüyorum. Futbol sadece futbol değildir. Teoremi üzerinden düşünmenizi tavsiye ederim. Ben şahsen 6 yıldır futbol izlemiyorum. Basketbol ve Voleybol maçları daha zevkli ve şaibesiz. Futbol bana göre ciddi anlamda vakit kaybı, değerli sermayemiz zamanımızı bu futbol tiyatrosu ile harcamamayı önemle tavsiye ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ben de aynı şeyi düşündüğüm için üst makam karışımını engelemeye çalışan bir sistem önerdim zaten.

      Sil
  4. MHK içinde gözle görünmeyen yazı olmayan kurallar geçerli, hangi hakem olursa olsun GS lehine büyük bir hata yaparsa bir daha maç alamayacağını terfi edemeyeceğini çok iyi biliyor. Gel gör ki son yıllarda en çok şampiyon olan takımda hakemlerden şikayetçi (tamamen ikiyüzlülük) Onun için hocam dediğiniz gibi mevcut yapıyı tamamen yıkıp liyakate dayalı tam bağımsız bir kurum inşa edemedikten sonra bu işlerin düzelmesi mümkün değildir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aşağı yukarı aynı şeyleri ifade ediyoruz.

      Sil
  5. Mahfi bey'in muhalif tandanslı yazılar yazmayı bırakıp; "voleybol" gibi, "futbol" gibi yan-konular hakkında yazılar yazmayı sürdürmesinin sebebi;

    Kendisi hakkında açılma riski olan adli (gözaltına alınma vb.) soruşturmaları daha en başından, henüz açılmadan savuşturmak mı?

    "Sinem Dedetaş" haftalardır tututlu, serbest bırakılacağına dair herhangi bir emare de yok.

    "Deniz Göktaş"a "2 yıl" ile "9 yıl" arasında hapis kararının verilme olasılığına dair söylentiler dolaşıyor.

    Bütün bu "hukuksuzluklar" apaçık ortada iken,

    Mahfi bey kendi başının yanMAması için, özgürlüğünden mahrum edilMEmek için; muhalifliği tamamen bırakıp, susmayı mı tercih ediyor artık?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorumunuzda iki önemli yanlış var: (1) Ben muhalif tandanslı değilim. Ben tarafsız tandanslıyım. O nedenle babamın oğlu hata yapsa gerçeği yazarım. (2) Sporun hemen her dalı benim yakından ilgilendiğim alanlar içindedir. Ve bu konuda AKP iktidar olmadan önce de yazdığım birçok yazım var.
      Bir de ben korkunun ecele faydası olmadığına inanırım.

      Sil
  6. Başından sonuna halkı uyutmak için kurulmuş yerden göğe kadar sahte bir düzenden ibaret olan futbol endüstrisinde dürüstlük beklemek sizin gibi rasyonel çizgideki bir bilim adamı ile çeliştiğinin farkında mısınız? Tamamen yalandan ibaret, halkı uyutmak için sahnelenen futbol oyunundan ciddi ciddi bir hakem, adalet beklemek çok şaşırtıcı. Hocam her oyunun bir kazananı var. Oda oyunu oynatanlar. Siz bari oyun adil görünsün istiyorsunuz. Sizi anlıyorum. Peki siz benim gibi düşünenleri anlıyor musunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslına bakarsanız sadece Türkiye'deki futbol değil ekonomi, siyaset vb. konulardaki durum ile benim dürüstlük beklentili yazılarım çelişkiler içinde. Ama böyle bir çelişki oluşacak diye gerçekleri ve ona göre olması gereken çözümleri yazmaktan vazgeçmek bence bu vasat altı ortama teslim olmak demektir. O nedenle her yazım bir düzelme beklentim olmasa bile bu vasatlığa bir başkaldırı niteliğindedir.

      Sil
  7. Yani dünkü maçı izledim el insaf bariz GS nin aleyhine hatalı kararlar var. Penaltı saçma sapan, bu tür ikili mücadelere penaltı olursa her maç 5-6 tane olur. offside çekilen kişi yanlış, 7-8 dk bekleniyor. Başakşehir hocasına kırmızı kart çok yanlış. Ben hocamıza katılıyorum. O kadar büyük bir futbol ekonomisi var, hala yarı-otomattik offside falanla uğraşılıyor 7-8 dk. Premier Leage bakın tüm sistemleri getirin. Bizde idaricilerle bu işin çözülceğini düşünmek saflık bence.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet çözüm kişileri etkileyecek sistemi kaldırıp liyakati öne çıkaracak sistemi kurmaktan geçiyor.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

ABD - İran Savaşının Türkiye Ekonomisine Etkileri

Yatırım Araçlarının Son 10 Yıldaki Getirileri Üzerine Bir Karşılaştırma

Dolar Kuru Gerçeği Ne Kadar Yansıtıyor?