Hangi İşsizlik?

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı işgücü verileri, ekonominin gidişatını anlamak için önemli göstergelerden biri olarak öne çıkıyor. Ancak manşetlere taşınan işsizlik oranı, Türkiye’deki istihdam piyasasının tamamını tek başına anlatmıyor.

Temmuz 2026’da mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı 0,5 puan artarak yüzde 8,1’e, işsiz sayısı ise 2 milyon 860 bine yükseldi. Fakat tablo yalnızca bu sayıdan ibaret değil.

Yüzde 8,1’lik İşsizlik Oranı Ne Anlatıyor?

Dar tanımlı işsizlik oranı, belirli istatistiksel kriterlere göre hesaplanıyor. Çalışmayan, iş arayan ve çalışmaya hazır olan kişiler bu kapsamda değerlendiriliyor.

Bu çerçevede iş aramaktan vazgeçen veya aktif olarak iş aramadığı için işsiz olarak sınıflandırılmayan bazı gruplar, yüzde 8,1’lik oranın dışında kalabiliyor.

Bu, oranın yanlış olduğu anlamına gelmiyor. Ancak işgücü piyasasının tamamını anlamak için tek başına yeterli olmadığını gösteriyor.

Atıl İşgücü Oranı Neden Önemli?

Daha geniş bir tablo sunan göstergelerden biri de atıl işgücü oranı. Temmuz 2026’da atıl işgücü oranı 1,8 puan artarak yüzde 30,6’ya yükseldi.

Bu oranı doğrudan “gerçek işsizlik” olarak tanımlamak doğru değil. Atıl işgücü; işsizlerin yanı sıra potansiyel işgücünü ve zamana bağlı eksik istihdamı da dikkate alıyor.

Dolayısıyla yüzde 30,6’lık oran, işgücü piyasasında işsizliğin ötesinde yeterince değerlendirilemeyen önemli bir işgücü potansiyeli bulunduğuna işaret ediyor.

İşgücü Piyasasında Temmuz Tablosu

İşsizlikteki artış, istihdamdaki gerilemeyle birlikte değerlendirildiğinde daha dikkat çekici hale geliyor.

Temmuz ayında istihdam edilenlerin sayısı 388 bin kişi azalarak 32 milyon 362 bine, istihdam oranı ise 0,6 puan düşüşle yüzde 48,3’e geriledi.

Toplam işgücü de 238 bin kişi azalarak 35 milyon 222 bine, işgücüne katılma oranı ise yüzde 52,5’e düştü.

Özetle işgücü piyasasını değerlendirirken yalnızca işsizlerin sayısına değil, istihdam ve işgücüne katılım oranlarındaki değişime de bakmak gerekiyor.

Gençlerde Tablo Daha Çarpıcı

15-24 yaş grubunda işsizlik oranı Temmuz ayında 1,5 puan artarak yüzde 14,5’e yükseldi.

Cinsiyet ayrımında ise fark daha belirgin: Genç erkeklerde işsizlik: yüzde 11,3, genç kadınlarda işsizlik: yüzde 20,3

Genç kadınlarda işsizlik oranının genç erkeklerin neredeyse iki katına çıkması, genç kadınların işgücü piyasasına girişinde önemli bir eşitsizlik olduğunu ortaya koyuyor.

Bu tabloyu anlamak için yalnızca işsiz gençlerin sayısına değil, gençlerin işgücüne katılım ve istihdam oranlarına da bakmak gerekiyor.

Kadınların İşgücüne Katılımı Düşük

Temmuz ayında işsizlik oranı erkeklerde yüzde 6,8, kadınlarda ise yüzde 10,6 oldu.

İşgücüne katılım oranlarında ise çok daha büyük bir fark var. Erkeklerde bu oran yüzde 70,3 iken kadınlarda yüzde 35,2 seviyesinde kaldı. Kadınların istihdam oranı ise yüzde 31,4 oldu.

Bu nedenle kadınların istihdam sorununu yalnızca işsiz kadınların sayısıyla değerlendirmek yeterli değil. İşgücüne hiç dâhil olmayan kadınların büyüklüğü de tablonun önemli bir parçası.

Hangi Veriye Bakmalıyız?

Yüzde 8,1’lik işsizlik oranı ile yüzde 30,6’lık atıl işgücü oranı birbirine alternatif iki sayı değil. İki gösterge farklı şeyleri ölçüyor.

Yüzde 8,1 standart işsizlik tanımına göre işsizleri gösterirken, yüzde 30,6 daha geniş bir işgücü potansiyelini kapsıyor.

Türkiye’de istihdam piyasasını doğru değerlendirmek için işsizlik oranının yanında atıl işgücü, istihdam ve işgücüne katılım oranlarını birlikte okumak gerekiyor.

Sonuç: Tek Bir Veri Yeterli Değil

Temmuz 2026 verileri, Türkiye’nin işgücü piyasasında tek bir sayıyla anlatılamayacak bir tablo ortaya koyuyor.

Yüzde 8,1’lik işsizlik oranının yanında yüzde 30,6’lık atıl işgücü oranı, gerileyen istihdam ve yüzde 52,5’lik işgücüne katılım oranı da dikkate alınmalı.

Gençlerde işsizliğin yüzde 14,5’e, genç kadınlarda ise yüzde 20,3’e ulaşması, tablonun özellikle gençler ve kadınlar açısından daha dikkatli değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.

Hangi veriye baktığınız, gördüğünüz tablonun önemli bir bölümünü değiştirebilir. Türkiye’nin işgücü piyasasının gerçek fotoğrafını görmek için tek bir sayıya değil, göstergelerin tamamına birlikte bakmak gerekiyor.

 

Yorumlar

  1. Murat DAĞLIOĞLU3 Eylül 2026 10:42

    Yazınız için çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  2. Sayın Hocam , Bu enflasyonda işsizliğin ne önemi var.Diyelim isin var, gecinemiyorsun ki.Bir yerlerde dayın, akrabam yoksa yukselemiyorsun.Heryerde torpil var.Ozel sektörde ise durum şöyle çalışma saatini fazla yaparsan çok çalışırsan özel hayatını iskalayip belki müdür yaparlar.Her yerde adamcilik var.Siyasetcisi , belediyecilsi bürokratı hepsi çocuğunu bir yerlere getirmiş.Onlardan kalan yere garibanın çocuğu yerleşecek.Okuyoruz haberler de.Bunlardan birinin çocuğu aç değil açıkta değil.En güzel yerlerde.

    YanıtlaSil
  3. Günaydın Hocam .. Bir gün de sevineceğimiz bir şeyler olsa şu ülkede :) Voleybol başarımız dışında :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Baskette de fena gitmiyoruz. Aslında bireysel sporlarda da ülkenin diğer alanlarına göre iyi durumdayız.

      Sil
  4. Soyut kavramlar, ayıklanmış veriler, makyajlı tabirler; karmaşık denklemler, grafikler, algoritmalar ve makaleler... Tablo bu, netice ise ortada: Bugünün dünyası ve Türkiye'si. Karar vericilerin ve kararlara fısıldayan mekteplilerin; ekran piksellerine ve kâğıt mürekkebine gömülmek yerine, yüzlerini hayata ve sokağa dönmeleri daha isabet olur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne yapalım yani? Bu yazıları yazıp gerçekleri kamuoyuna mal etmek yerine sokakta mı gezelim?

      Sil
  5. Bu oranlarda yapay zeka kaynaklı bir istihdam azalmasının da etkileri var mıdır sizce. ilerleyen dönemlerde yapay zeka kullanımının artması bu yüzdeleri daha da olumsuza döndürür mü hocam

    YanıtlaSil
  6. Hocam topla yalnızca bir kısım ayrıcalıklı insan oynarsa, geri kalan da izlerse, kural bu ise, herkes bundan memnun yada bunun yanlışlığının farkında değilse durum tıpkı şu anda olduğu gibi olur. Bir kısım ayrıcalıklı kişi parayı kontrol eder. Geri kalanı da ekranlardan onları izler. Ortaya bir sürü laf kalabalığı, istatistik..vb. şey çıkar. Hocam ülkemizde toplumsal, ahlâkî bir yıkım var. Anladığım kadarıyla bu bütün dünyanın da içinde bulunduğu tersine rönesansın bir parçası. Daha fazla kontrol edilen, özgürlükleri elinden alınmış, küçücük ekranlara hapsedilmiş bir insanlık. Geniş çaplı bir dijital kölelestirme var. Bir çok aklı başında arkadaşım ekran başında para kazanıyor. Ders veriyor, mal alıp mal satıyor, oyun oynayarak para kazanıyor. Bir arkadaşımın 15 yaşındaki oğlu ailenin tüm geçimini sağlıyor. Dışardan bakınca ilginç ve bir o kadar da korkutucu. Çünkü ekrana bakma köleliği gibi değişik bir durum gelişmiş durumda. Muhtemelen bunu da isimlendirmişlerdir. Bir grup arkadaşım online kumar işinde. Önce online kumar sitelerinin verdiği bonusları paraya çevirerek başladılar şimdi bizzat o sitelerde çalışıyorlar. Platform çok, kimi ai eğitiyor, kimi ai denetliyor, kimi sadece ekrana bakıp bir iki tıklama yapıyor. Sonuç olarak saatlerini ekran başında geçiyor. Hele bir de içerik üreticileri var ki sormayın. Her platformda o platformun alogoritması dahilinde içerikler üreten 13 yaşında bir arkadaşımın oğlu var. YouTube, tıktık..vb platformlarda bir günde 100.000 den fazla izlenen ama benim anlamadığım kısa video gibi şeyler üretiyor. Tabii ki bunlar öyle elle tutulur, topluma faydalı, kültürel urunler değil. Ama herkes için bir şeyler üretiliyor. Tek bir amaç var, o da insanları daha fazla ekran başında tutabilmek. Futbol da, YouTube da, artık adı her ne zıkkımsa o da insanları daha fazla ekran başında tutabilmek için çalışıyor. İşe de yarıyor. Sanırım sistem bizim asla geri kazanamayacağımız zamanımızı yiyerek besleniyor. Zaman en değerli hazinemiz ve herkesin gözü onda. Zaman herşeye dönüşebiliyor.

    YanıtlaSil
  7. Hocam ülkenin nüfusu sürekli artıyor. Ekonomisi %2-3 de olsa her yıl büyüyor. Bu durumda nasıl olurda istihdam azalabilir? Hemde neredeyse 400.000 kisi! Hemde Temmuz gibi turizmin patladığı bir ayda! Bunu nasıl açıklayabiliriz? Bir iflas dalgasımı var?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir ay önce de aynı miktarda artmıştı. veriler sıkıntılı görünüyor bana.

      Sil
  8. İşsizliğin hep grafiksel, istatistikî, rakamlarla kuşatılmış yönü; mekanik bir şekilde, ruhsuz bir şekilde, hissiz bir şekilde aktarılıyor.

    İşsizliğin;

    • "Psikolojik yıkım" yönü hiç konuşulmuyor,

    • "Senin iş tecrüben yok; git önce iş tecrübesi kazan" diyen İK despotlarının hegemonya kurduğu bu hayat hiç konuşulmuyor,

    • "Sosyolojik gerginlik" yönü hiç konuşulmuyor,

    • "Çevre baskısı (elalem ne der?!)" yönü hiç konuşulmuyor,

    • "Küçümsenmek & hakir görülmek" yönü hiç konuşulmuyor,

    • "Hayatın akışından yalıtılmışlık" yönü hiç konuşulmuyor,

    • "Kronik ruhsal hastalıklara sürüklenmek" yönü hiç konuşulmuyor,

    • "Yetersizlik hissi" yönü hiç konuşulmuyor,

    • "Parasızlığa mahkûm olmak" yönü hiç konuşulmuyor,

    • Ve en tehlikelisi de "geleceği bütünüyle yitirmek" yönü hiç konuşulmuyor! Çünkü işsiz olarak geçen yıllar; mülakatlarda elenmenin temel sebebi! ("Yaşı ilerlemiş olan işsizleri", hiçkimse istihdam etmek istemiyor!)

    Mahfi bey gibi tanınan, bilinen, saygı duyulan insanlar bile:

    "Bunlar iktisatçıların konuşacağı şeyler değil; psikologların ve sosyologların konuşacağı şeyler. Gidin onlara sorun." diyerek kendini sıyırıp çekiyor...

    Çok acı...

    Çok hazin...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim adıma yorum yapmayın. Eğer yazılarımı düzenli okuyorsanız hiç böyle şeyler söylemediğimi ve yazdığım yazıların bu dediğiniz dalların bir harmanı olacağını göreceksiniz. Defalarca açlık sınırı, geçim sorunu, satın alma gücü düşüşü ve yoksulluk sınırı üzerine yazı yazdım.
      Siz istiyorsunuz her yazı kitap gibi olsun, her şeyi kapsasın. Ona ne zaman yeter ne de buradaki yer.

      Sil
  9. İşsizlik gençlerde fazla, birçok gencimiz maalesef diyorum kurye olarak çalışıyor.Yarin birgün bu sektör talep görmez ise .Bunların çoğu işsiz olacak ve müthiş bir genç işsiz rakam çıkacak.Genclerin iş bulma ve ise yerleşme durumlari gerçekten üzücü.

    YanıtlaSil
  10. Gerçekten hiç işsizlik yaşamış biri var mı aranızda, Ben yaşadım gençliğimde en berbat bir duygu.Simdi gençleri ve işsizleri anlıyorum.Ne halde olduklarını.Emekliyim ben maaşıma baktığımda ise 30 yılın ardından 3 kuruş.Yani bende işsizim ve bu maaş ile yine çalışmak zorundayım.Cunku 1 çocuk bile okutamıyorum.Geldigimiz durum bu.Bu ülkede su anda emekliler de işsiz

    YanıtlaSil
  11. Mahfi bey bu gelen yorumları muhtemelen umursamaz (emin değilim).

    Çünkü kendi ömrü epey yüksek standartlarda geçti; maliye müfettişliği, "Hazine Müsteşarlığı", akademisyenlik, TV'de ekonomi yorumculuğu, yazarlık...

    İşsizlerin içinde olduğu buhranı anlayacak bir dönem hiç yaşamadı kendi şahsî hayatında, kendi çevresi ise yine onun gibi elit, yüksek standartları olan insanlardan oluştuğu için; örnek olarak görebileceği, gözlem yapabileceği işsizlik durumları ise epey kısıtlı, neredeyse yok gibi.

    Bütün bu sebeplerden ötürü; Mahfi beyden de, ona benzeyen diğer insanlardan da pek bir beklentiniz olmasın.

    Onlar unlarını eledi, eleklerini duvara astı artık.

    Dertsiz-tasasız hayatları var.

    Biz işsizleri anlamalarını beklemeyin lütfen...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kadar boş ve taraflı bir yorum ki yanıtlayıp yanıtlamamakta tereddüt ettim ama sizin eğitiminize katkısı olur belki diye yanıtlamaya karar verdim.
      1. Gelen yorumların hemen hepsini yanıtlamaya çalıştığımı bu bloğu izleyen herkes biliyor ve pek çok insan takdir ediyor.
      2. Ben öyle yetiştiğim çevrede kalmış bir kişi değilim. Kendi işimi hep kendim yaptığım için her çevreden ve düzeyden insanla muhatap olurum ve onların dertlerini dinlerim. Bu bloğu ve yazılarımı izlemiş olsaydınız çarşı pazar alış verişlerimi ve izlenimlerimi ve serde hocalık da olduğu için okulu bitirip işsiz kalanlara da iyi kötü yol göstermeye çalıştığımı da bilirdiniz. Onun için benim karşılaştığım ve muhatap olduğum işsizler ve dertli insanların sayısı muhtemelen sizin karşılaştıklarınızdan kat kat fazladır. Bilip bilmeden, okuyup araştırmadan kimse hakkında yorum yapmayın.
      3. En önemlisi şu: eğer işsiz insanların dertlerini dert edinmeseydim bu yazıyı yazar mıydım? Unumu elemiş, eleğimi duvara asmış olsam o konumdaki çoğu insanın yaptığı gibi şezlonga oturur uyuklayarak zaman geçirir, kendimi bu işlerle hiç yormaz, risk de almazdım.

      Şimdi bunları okuduktan sonra bana yanıt yetiştirmeye çalışmak yerine meseleye biraz daha analitik bakın. Bazen iş bulamamanın nedeni dersine iyi çalışmayıp, olayları doğru yorumlayamamaktan doğar.
      Bu tür yanlışlar insanın mülakatı kaybetmesine yol açar.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

ABD - İran Savaşının Türkiye Ekonomisine Etkileri

Yatırım Araçlarının Son 10 Yıldaki Getirileri Üzerine Bir Karşılaştırma

Dolar Kuru Gerçeği Ne Kadar Yansıtıyor?