Neymiş Bu Yapısal Reformlar?
Yıllardır şunu söylüyoruz: Hukukun üstünlüğü, tarafsızlığı ve bağımsızlığı güvence altına alınmadan; kamu görevlerine atamalarda liyakat esas alınmadan; güçler ayrılığına dayalı, denge ve denetleme mekanizmaları güçlü bir demokrasi kurulmadan ekonomide kalıcı istikrar sağlanamaz.
Bunu söylediğimizde biraz da
dalga geçer havayla hep aynı soru soruldu: “Neymiş bu yapısal reformlar?”
Fon krizi ve sonrasında
yaşananlar, yapısal reformların ne olduğunu göstermiş olmalı.
Finansal sistem birbirinden
bağımsız parçalardan oluşmuyor. Bir alanda başlayan güven kaybı, likidite
sıkışıklığı veya ödeme sorunu zaman içinde başka piyasalara ve finansal
kuruluşlara yayılabilir. Başlangıçta sınırlı görünen bir problem, gerekli
önlemler zamanında alınmadığında daha geniş çaplı, hatta sistemik bir riske dönüşebilir.
Dolayısıyla mesele yalnızca
belirli fonların bugünkü performansı ya da yatırımcının bugün parasını çekip
çekememesi değil. Asıl mesele, finansal sistemin bütünüyle ilgili risklerin ne
ölçüde erken tespit edilebildiği, denetlenebildiği ve kontrol altında
tutulabildiğidir.
Bugün yaşananları yalnızca kısa
vadeli piyasa hareketleriyle açıklamak da yeterli olmayabilir. Yıllar boyunca
uygulanan ekonomi politikalarının birikmiş sonuçları, kurumların
öngörülebilirliği ve hukukun tarafsızlığına ve bağımsızlığına ilişkin algı,
ekonomik aktörlerin güvenini ve beklentilerini doğrudan etkiliyor.
Tam da bu nedenle bağımsız ve
liyakat esasına dayanan denetim mekanizmaları hayati önem taşıyor.
Buradaki mesele yalnızca belirli
bir kurumun nasıl yönetildiği de değil. Mesele, herhangi bir finansal kuruluşta
ortaya çıkabilecek bir sorunun zamanında tespit edilmesini, bağımsız biçimde
değerlendirilmesini ve gerektiğinde siyasi ya da başka türden baskılardan uzak
şekilde müdahale edilmesini sağlayacak kurumsal yapının bulunup bulunmadığıdır.
Bu nedenle kalıcı çözüm, yalnızca
piyasaya günü kurtaracak müdahalelerde bulunmakla sınırlı kalmamalı. Türkiye'nin
ihtiyacı, güveni yeniden tesis edecek kapsamlı bir yapısal reform sürecidir.
Bunun başında hukukun üstünlüğünü
ve yargının bağımsızlığına ilişkin kurumsal güvenceleri güçlendirmek, kamu
kurumlarının öngörülebilirliğini ve hesap verebilirliğini artırmak geliyor.
Ekonomi yönetiminde kurumsal bağımsızlığın, şeffaflığın ve veriye dayalı karar
alma süreçlerinin güçlendirilmesi de bunun önemli bir parçası.
Bunun yanında kamu maliyesinin
sürdürülebilirliği, Merkez Bankası'nın fiyat istikrarına odaklanan güvenilir
bir politika çerçevesi, finansal piyasaların daha şeffaf ve dayanıklı hale getirilmesi,
verimlilik ve rekabeti artıracak düzenlemeler ile eğitim ve işgücü piyasalarına
yönelik reformlar da daha geniş bir yapısal dönüşümün parçası olmalı.
Çünkü finansal krizler çoğu zaman
yalnızca finansal araçlarla çözülemiyor. Piyasalardaki güveni kalıcı biçimde
yeniden oluşturmak için kurumlara, kurallara ve ekonomik politikalara duyulan
güvenin de yeniden tesis edilmesi gerekiyor. Finansal sistemde güven, en az
rakamlar kadar önemli.
Bu nedenle herhangi bir krizi
yalnızca ortaya çıktığı noktada değerlendirmek yerine, krizin diğer alanlara
yayılma ihtimalini ve finansal sistemin bu tür şoklara karşı dayanıklılığını
birlikte ele almak gerekiyor.
Bugün normal fonlarda belirgin
bir sorun görülmemesi elbette önemli. Ancak bundan, finansal sistemin tamamının
risklerden uzak olduğu sonucu çıkarılamaz. Asıl mesele, mevcut sorunların daha
geniş bir finansal krize dönüşmesini engellemek ve aynı sorunların yeniden
ortaya çıkmasını önleyecek kurumsal yapıyı kurabilmektir.
Kısacası, günü kurtaran önlemlerin
ötesine geçmek ve kapsamlı yapısal reformları yaşama geçirmek gerekiyor.
Ama bunlardan önce çözülmesi gereken
iki temel meselemiz var: (1) Siyasi otorite teknik denetim ve uygulama
süreçlerine müdahale etmemeli. (2) Hukukun en üst düzeyden en alta kadar
istisnasız ve eşit uygulanmasını sağlayacak bir yapı kurulmalı.
Türkiye'nin temel sorunu çoğu
zaman kural eksikliği değil, kuralların uygulanmasındaki ihmal, eşitsizlik ve
öngörülemezliktir.
Ekonomide güveni yeniden tesis
etmek istiyorsak, yalnızca bugünkü sorunu çözmeye değil, yarın aynı sorunun
ortaya çıkmasını engelleyecek kurumları ve kuralları inşa etmeye
odaklanmalıyız.
Emeğinize sağlık hocam.
YanıtlaSil🙏
SilHocam benden de bir tekrar, emeğinize sağlık, bilginize, tecrübenize saygım sonsuz ama, bu çok ciddi sistemik fonlar hortumlanmasından artık uzaklaştığınızı düşünüyorum ben. Sizde biliyorsunuz. Buharlaşan miktar 18 deniyor 20 deniyor 25 deniyor ama, sadece borsamızda şu son 15 gün içinde zaten buharlaşan para o kadar, yani bu işin bir sürü de yan hasarı var ve asıl büyük hasar zaten orada.. Borsamız zaten 25 milyar dolar civarı değer kaybetti bile, fonlarda buharlaşan hariç bundan, extra yan etkileride eklemek gerekir bence ki bir 25 milyar dolarda o hasarlar olsa, bu işin bu ülkeye asıl ve gerçek verdiği zarar bana göre 70-80 milyar doların bile üstünde.. Siz bu konuda bir yazı yazdınız ama sonra çoğu insan gibi, yokmuş gibi davrandığınızı düşünmeye başladım ben. Eğer öyle değilse lütfen beni düzeltiniz.. Siz her zaman tarafsızdır evet bu doğru ama, "TARAF OLMAYAN BERTARAF OLUR" diyen bir devlet başkanımızında varolduğunu düşünerek?? Çok özür dilerim ama siz bu konuya gereken önemi vermezseniz, artık ben şahsi kendi adıma olarak bile, sizin tarafsızlığınızı sorgulamaya başlarım.. Kimbilir kaç 10-100 kişi sizi arayıp fikrinizi sormuştur, kimbilir kaç binlerce insan sizin bu konularda yorumlarınızı felan beklerken, siz kaçıyorsanız buna tarafsızlık denmez. Bilgilerinize saygılarımla arz ederim..
SilYazdıklarınız TR de Gerçek Olurmu?
SilElinize sağlık
YanıtlaSil🙏
Sildünya bu yöne gitmiyor
YanıtlaSilOlabilir.
SilTera Portföy Birinci Serbest Fonu, TEFAS'a (halka) kapalı olduğu 45 aylık süreçte enflasyondan arındırılmış haliyle bile tam 518 kat (bazı verilere göre 524 kat) değer kazanmıştır. 1 Milyon TL yatıran bir yatırımcı 518 Milyon TL kazanmış. Fon halka kapalı iken içinde olan bu 12 kişi kimdir. Bunu tüm Türkiye mevcut hükümete kriz patladığı günden bugüne değin sormaya devam ediyor. Ancak hükümet devlet sırrı gibi bu isimleri ısrarla açıklamıyor. Bu ortamda ekonomik istikrar ve güvenden söz etmek abesle iştigal olur. Aksine yabancı ekonomik kurumlarında değindiği gibi Türkiye ekonomisi istikrar, kan ve güven kaybetmeye maalesef devam ediyor.
YanıtlaSilDevlet ve İlgili Kurumların Bilgisinde: Fonun yapısı, halka kapalı (nitelikli yatırımcı) olduğu 45 aylık süreçteki hareketleri ve bu 12 kişinin kimler olduğu regülatör kurumların (SPK, BIST vb.) ve devlet denetim mekanizmalarının kayıtlarında ve bilgisinde yer almaktadır.
SilHocam borsa hala artmaya devam ediyor. Bunca usulsüzlük, söylenti ve uluslararası kuruluşların tehditkar beyanları altında nasıl yükseliyor?
YanıtlaSilVarlık Fonunun devrede olduğu söyleniyor.
SilBİST günde 4 milyar doların döndüğü dünyanın en büyük borsalarından biri. Yani yerel bir borsa olmadığı icin sürekli hareketli!
SilSayın hocam, < Yapısal Reformlar ve Türkiye > kitabınız ile ,
YanıtlaSilHaziran 2018 de kendi blogunuzda kaleme aldığınız < Yapısal Reformlar El kitabı> özlü ve anlamlı yazınız ,
birlikte başucu eserleri olarak gündeme derman olacaktır kanaatindeyim. Sağolun.
Ö. Böke
Çok teşekkürler, sevgiler.
Sil🙏🙏🙏
SilYazınız için çok teşekkür ederim.
YanıtlaSil🙏
SilYapısal reform falan hikaye millet için, parayı veren seçimi kazanır sonra anası ağlasa bile balık hafızalı olduğumuz için yine unutulacak.
YanıtlaSil:(
SilHocam elinize sağlık. Tek adam rejiminde bunların hiç biri yapılmaz. Cevdet Yılmaz da yapısal sorun yok dedi. Kamu yönetimi mezunu olarak güldüm. Parlementer sistemle beraber ahlâk yasasının da Meclis'te tartışılması gerekiyor. Transferler gibi. Seçimi beklemekten başka aziz milletimizin başka çaresi yok. İyi ki varsınız hocam. Saygılarımla Fatih Demirtaş
YanıtlaSil🙏
SilTek adam rejimi muhaliflerin uydurduğu bir saçmalık! Adam devlet başkanı ise tabi ki tek olacak! Sanki adam tek başına yönetiyor ülkeyi hic altında kimse yok sanki!
SilHala seçimi bekleyelim diyorsunuz , inanılmaz. Seçimle bu işin hallolacağını düşünüyorsanız elimde satılık boğaz köprüsü var , pazarlık yapabiliriz…
SilSiyasette, ekonomide, hukukta Kuralı koyan kurallara uymuyor ise hukukun uygulanması muhalefete başka iktidar mensuplarına farklı uygulanıyor ise güveni tahsis etmek hayli zor. Fon krizinde toplumdaki genel davranış şekli götüren götürdüğü ile kalacak neden bu ponzi (NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK) oyonunda iktidar mensuplarının adamları var en meşhurları Alkin kardeşler.
YanıtlaSilPeki hükümet neden onlara operasyon düzenledi?! Kurduğun cümle tezat!
SilYapısal reformaları yıllardır yazıyorsunuz bununla ilgili 180 Sayfalık kitabınız var onlarcada makaleniz mevcut değişen oldumu yine iş muhalefet belediyelerini sirkeleyime gelir uzun iddanameler, gizli tanıklar veya gündemi değiştirecek siyası oyunlar ponzi olayı gölgede kalır güven ve aidiyet teori olarak ortada kalır.
YanıtlaSilBiz yine de yazalım. Gün gelir uygulanmak zorunda kalınır.
SilHocam atı alan Uskudar'ı geçti. Türkiye ekonomisi 2 trilyon dolara dayandı. Siz hala akıl verme derdindesiniz!
SilYapısal reformlar neymiş dediğimizde Sizin Yapısal reformlar kitabınız diyorum ayrıntılar iktidarı ilgilendirmiyor biz okumaya devam ederiz değişen hiç bir şey olamaz daha fazla hukuksuzluk sürer gider.
YanıtlaSilÖyle oluyor, ben yazmaktan, yönetim sistemi batırmaktan bıkmadı.
Silhocam her gün tutuklama ve şirketlere kayyum atanması ile ilgili de yazı yazarsanız faydalanırız.
SilBu konularda o kadar çok yazıldı ki benim ekleyebileceğim bir şey kalmadı. Ben de sürekli hukukun üstünlüğünü yazıyorum zaten.
SilEn can alıcı soru, bu yapısal reformlar için toplumsal talep var mı?
YanıtlaSilHerkes bir şeylerden şikayetçi ama sadece kendine dokunan şeylerden olunca düzeltilmesi istenilen şeyler toplumsal destek görmüyor.
Atatürk, kadınlara eşit haklar tanıyan hukuk devrimini, alfabe ve yazı devrimini yaptığında, hilafeti kaldırdığında, cumhuriyeti ilan ettiğinde toplumsal talep var mıydı? Peki şimdi bunlardan geri dönüş için toplumsal talep var mı? Toplum her zaman her şeyi hep birlikte idrak edemez. İleri görüşlü, aydın liderler toplumu bu değişimlere ikna eder.
SilMahfi bey bir ara size bunu sormuştum. Şuan siyasiler oy uğruna yapamaz Demiştiniz. Bence eform yapmaktan ziyade o reformun ne kadar sahiplenildigi ve sürülebilir oldugu
SilÇok doğru.
SilTabii bir reformun toplumca sahiplenilmesi için öncelikle o reformu yapanların getirdikleri düzene ve kurallara uyması şart. Çok basit bir örnek vereceğim. Atatürk kıyafet reformunu yaptıktan sonra fes takmaya devam etse kimse o reforma uyar mıydı?
SilŞapka reformu yapıldı. 90 li yıllarda bile isteyen herkes fesli gezebilirdi. Sokakta kaç kişi sapkayla dolaşıyor. Köy enstütüsü açılmış kapatmak zorunda kalmışlar.
SilKöy enstitüleri Atatürk'ten sonra açıldı ve kapandı. Şapka illa melon şapka ya da fötr olmak zorunda değil. Bugün çoğumuzun giydiği kasket ya da sporcu şapkası hatta yün bere de o tanım içinde. Bugün fesi Maraş dondurmacıları takıyor.
SilKöy enstitülerinin kapatılması ne yazık ki ABD'nin Marshall Yardımı koşuluydu. Ve Demokrat Parti bu yardımı alabilmek için enstitüleri kapattı.
Ne sacma bir sey sapka degistirmekle medeni olunacağını zannetmek. Hiç sapka takmayanlar ne olacak!
SilŞapka değiştirmekle medeni olunmayacağını Atatürk bilmiyor muydu? Amaç toplumu değiştirmekti. Şapka onun basit bir parçasıydı.
SilBen maraşlıyım, şehir dışına çıkan dondurmacılar dikkat çekmek için takıyor. Size farkli bir örnek vereyim. Uçak fabrikası atatürk zamanında kuruldu. 2. Dünya savaşından sonra taraf secmemiz gerekiyordu. Biz abd tarafını seçtik, savaştan önce acılan köy enstitüsü ile uçak fabrikasi önce işlevsiz hale getirildi. Demokrat parti iktidara gelince kapatıldı. Nasilki osmanlı devletinin son 100 yılı batılılaşma ile geçip atatürk cumhuriyeti kurunca tüm suç ona yapıldıysa. Marshall yardımı, köy enstitüsü kapatılması, uçak fabrikasının kapatılması gibi olaylarda tek başına dp kaldi
SilSiyasete girince CHPli DPli kalmıyor hepsi aynı yere gidiyor. Tuhaf bir şey.
Silhocam carry trade patlarsa arazi fiyatlari duser dimi?
YanıtlaSilCarry trade zaten önemli ölçüde patladı.
SilHocam işler çirkinleşecek biranönce toparlanmak lazım.
YanıtlaSilBizim değil siyasetin toparlanması ve gereken reformları yapması lazım.
SilHocam 2027 de zaten herşey çökecek.https://youtu.be/Lf5oqGOCRCM?si=elMvfGky0quV3nGB
YanıtlaSilHocam mağdur yatırımcılar için ne demek gerekiyor tilkiler kümeste bir kaç kazı avlamışlar ne yapalım olan olmuş devlet bundan ders çıkarsın kümeste güvenliği arttıralım yaklaşımı mı yada bu hata zincirinin sorumluluğu kümes yönetiminden kaynaklanıyor bunun sorumluluğunu üstlenilsin kazların sahiplerine tazmini yapılsın mı ? Teminat limitleri görmezden gelinmiş hemde tezgah üstü işlemlerle. Pay repoyu 2023 de hangi niyetle koydular ? tezgah üstü işlemler neden kontrol edilmedi pay repoda takasbank neden aradan çıkarıldı ? yüzde 10 luk limitler neden uygulanmadı Borç alan firmanın niteliği borç parayla ne yaptığı neden sorgulanmadı ? fon yatırımcısı hisse yatırımcısından daha nitelikli sayılamaz. Bu bilgilere ulaşamaz. Aylık yarım puan fazla alıyor diye riski bu yatırımcı sınıfına atmak ne kadar adaletli. Şirketlerin şimdi ters repoyu kira sertifikasını finansman bonosunu özel sektör tahvili kullanma rahatlığını bu fonlar sağlamadı mı ahde vefa yok mu ? Buraya yatırılan paralar vergilendirilmiş kazanç ve devletin yılda belki 500 milyar stopaj geliri elde ettiği piyasa. Piyasa nankörlük yapmamalı hasarın sorumluluğunu üstlenmeli. Yasal mevzuat uygun değilde denilemez finans yukardaki enstrumanlardan da anlaşılacağı gibi yaratıcılık yönü geniş bir alan nede olsa. Bu yatırımcılar sigorta bedeli olsun piyasaya, bundan sonrasına bakalım denilmemeli. Sigorta maliyeti de piyasanın geleceğine adil olarak paylaştırılmalı
YanıtlaSilBurada sorumluluk tek taraflı değil. Ama bu meseleyi bu aşamaya gelene kadar durdurmayan ve oluşacak zararı baştan engellemeyen bu işle görevli kamu otoritesi ile bu düzeneği kuranlar birinci derecede sorumlu. Şimdiye kadar hiçbir yetkili istifa etmedi ya da görevinden alınmadı. Böyle şey olmaz.
SilO noktada devlet adına yapılan hataları bireyseleştiremeyiz. Kurulan piyasa sisteminin sorumluluğu üstlenilmeli Kamu görevlilerine kötü niyetli olmasada imkan sunan devlet. Memur bürokrat siyaset zincirinde denetim amirin inisiyatifiyle yapılır. Amirin temsil ettiği kurumda hükümetin dolayısıyla devletin otoritesini temsil etmekte .
SilYapısal bozulmalar artarak sürüyor , herşey son hızla bozuluyor , düzeltme yolundaki tedbirler adeta bozulmayı daha da hızlandırıyor. Ciddi bir sistem sorunu ve çürüme var. Yaşanan her finansal aksaklık bir öncekinin kat kat üstünde oluyor ve yetkililer bütün bunları ne hikmetse herşey olup bitince algılayabiliyor. Sanki herşey kasıtlı gibi bir seviyede sürüyor.. Yazınız için sağolunuz...
YanıtlaSilTeşekkürler.
SilSöyledikleriniz çok net ve mantıklı. Ancak şu noktada şüphem var. İktidar acaba ne istiyor?
YanıtlaSilAcaba iktidar dediğimiz, tepede tek kişiden oluşan ve altta farklı çıkar gruplarından oluşan "bu küme" neleri önceliklendiriyor?
Her siyasinin ülkesine dair hayalleri ve bununla birlikte bireysel beklentileri vardır; bu normal. Ama bu beklentiler %80+%20 olarak mı dağılıyor; yoksa %10+%90 olarak mı dağılıyor? Ve bu toplumsal vs bireysel hedefler birbiriyle uyum içerisinde mi, yoksa çelişiyor mu?
Hukuk, düşünce ve ifade özgürlüğü, laiklik, liyakat, kurumların bağımsızlığı... Her birine yukardaki açıdan bakalım.
Bence önemli sorular bunlar.
Varmak istediğim nokta şu, 'her alanda gelişmiş ve müreffeh bir ülke olma' hedefi kolay olmasa da, bu yönde de yapılması gerekenler belli. (It's not rocket science) Öyleyse niye bu yönde işler yapmıyoruz?
Cevabı bu kısa yazımda saklı diye düşünüyorum.
Çok doğru tespitler.
SilBiz, ekonomiyi düzeltmenin yolunun beklentileri iyileştirmekten geçeceğini onun için de önce hukuk sistemi ve demokrasiyi düzgün hale getirmek gerektiğini söylüyor ve demokratik bir hukuk devleti için yapılması gerekenleri anlatıyoruz. Ama asıl mesele acaba iktidar bunları istiyor mu?
Bu noktadan hareketle, "Fon krizi gümbür gümbür gelirken nasıl görmediler?" sorusunu...
Sil...hatta "Enflasyon yükselirken faizleri indirince döviz kurunun patlayacağını nasıl öngöremediler?" sorusunu;
"Acaba böyle olması işlerine mi geldi?" şeklinde genişletmemiz gerekiyor. (Peşin hüküm vermiyorum. Cevabı evet de olabilir, hayır da olabilir)
Ama, sorgulayıcı zihin yapısı bunları sorabilmeyi gerektirir.
İkinci el araç alırken, tavanda boya var mı, kilometresi düşürülmüş mü, şanzıman yağı zamanında değişmiş mi, incik cincik sorgulayabilen gözü açık bir toplumun, yukardakileri de sorabilmesi gerekir.
Çok güzel bir örnek.
SilSayın hocam ben ortalama bir vatandaş olarak şunu sormak istiyorum size.
YanıtlaSilAnlattığınız şeylerin olması gerekenleri en cahilimiz bile biliyor en azından kötü şeyler olduktan sonra hemen aklına geliyor. Ama işler icra edilirken öyle olunmuyor.
Bizim bu konularda örnek alabileceğimiz yüksek standartlı refah ülkelerinde bu söylediklerinizi bedelini yüzyıllarca ödediler şimdi de hasat yapıyorlar.
İngiltere dünyanın bedelini ödedi. Fransa öyle Almanya öyle diğer ülkelerin çoğu öyle.
Onlar bu bedeli öderlerken biz yüzyıllarca çok yanlış başka işlerle uğraşıyorduk.
Şimdi biz makas açıklığından bahsediyoruz ama bunu kapatmamız sanıyorum birkaç yüzyıl nerdeyse imkansız.
Bizim onlarla şu durumda rekabet edebilmemiz ne kadar gerçekçi?
Onlar bu alanda koşmaya devam ederlerken biz hala emekleme aşamasında değil miyiz?
Biz dünyanın birçok ülkesi gibi Amerikanın gayri resmi 51.ci eyaleti durumundan gerçek anlamda güçlü refah ülkesine birden geçebilmemiz ne kadar mantıklı bir beklenebilirlik?
Saygılar.
Doğru diyorsunuz ama bunları değiştirmezsek biz emeklemekten hiç çıkamayacağız.
SilBatı’daki yapısal reformlar, yüzlerce yıla yayılan tarihsel süreçlerin, toplumsal şartlanmaların ve ağır travmaların sonucunda olgunlaştı. Bizler, Atatürk’ün öncülüğünde büyük bir şansla çok hızlı bir mesafe katettik; aradan bir asır geçti ve bu süreç hâlâ devam ediyor. Ne var ki toplumun önemli bir kesiminin bu değerleri özümsemediğini, kabullenmediğini ve pratiğe dökmediğini görüyoruz. Şayet bu değerleri benimsemeyenler çoğunluktaysa ve karar alma yetkisi de bu çoğunluğun elindeyse, bahsettiğimiz yapıyı nasıl inşa edecek ve nasıl ayakta tutabileceğiz? "Yapısal reformlar şart, bunları uygulayacak irade şart" demek; "Dünyada kötülük olmasın, yoksulluk son bulsun" demekle aynı doğruluğa sahiptir ancak tam da bu yüzden aynı imkânsızlığa hapsolmuştur.
YanıtlaSilHaklısınız. Sizi bilmem ama ben bunu kabul edip oturmak yerine sürekli dile getirmenin daha doğru olduğunu düşünüyorum.
Sil"Kısacası, günü kurtaran önlemlerin ötesine geçmek ve kapsamlı yapısal reformları yaşama geçirmek gerekiyor."
YanıtlaSilHocam ne gibi yapısal reformlar yapılmalı?
https://www.remzi.com.tr/kitap/yapisal-reformlar-ve-turkiye
SilÇin'de ekonomik istikrarın gelişmiş demokrasiden kaynaklandığını öğrenmiş olduk hocam. Teşekkür ederiz.
YanıtlaSilYanlış öğrenmişsiniz.
SilÇin yüzlerce yıldır aşağı yukarı aynı otoriter modelle yönetiliyor.
Türkiye tam 75 yıldır demokrasiyle yönetilme iddiasında.
Çin'de değişen bir durum yok. Dünya onu öyle kabul ediyor.
Türkiye'yi de demokraside ilerlemek isteyen bir ülke olarak tanıyor.
Biz demokrasiden uzaklaştıkça istikrar ve itibar kaybediyoruz.
Çin orada devam ettikçe istikrar ve itibar kazanıyor.
"şahsım ülkesinde yönetimin böyle olmasını tercih ettim ve uygulamalar bu yönde. ben ilk önce yaparım, yaptırırım, bendense sorun yok" dersem, bu ülkede liderlik edilen bir durum olduğunu sanmıyorum. içim yanarak söylüyorum ancak durum bu. mevcut durum dağılmadığı sürece yapısal reformların arkasında duracak bir kişide, devlet görevlisi de yok. anlamadığım bu kadar işlere nasıl göz yumdukları. çalmanın sınırı yok mu bunların gözünde...
YanıtlaSilHocam,
YanıtlaSilSon zamanlarda sıkça karşıma çıkıyor,o nedenle size sormak istedim:
“Türkiye,Türklere bırakılamayacak kadar değerlidir” cümlesi,Batı’nın ülkeye bakışını mı yansıtıyor?Ne anlatılmak isteniyor ki?
Hocam bu ekonomiyi Mahfi Eğilmez bile kurtaramaz deniyor,siz ne dersiniz?
YanıtlaSilSermaye piyasasında organizasyon yapısı, işleyiş, denetim ve kontrol alanlarında reform niteliğinde yapısal değişiklikler yapılmasını bekliyor musunuz?
YanıtlaSilHocam ekonomi kırılganlaştımı?
YanıtlaSil