Reel Kesimin Döviz Açığı

Bir şirketin döviz yükümlülüğü olması kur riskini de yanında taşır. Ne var ki bu tek başına sorun oluşturmaz. Eğer şirketin döviz geliri de varsa, yükümlülükleriyle gelirini aynı para biriminde tutarak kur riskini önemli ölçüde sınırlayabilir. Asıl sorun, döviz yükümlülüğünün döviz gelirinden fazla olmasıdır. Buna net döviz pozisyonu açığı diyoruz.

Örneğin 100 milyon dolar döviz yükümlülüğü bulunan bir şirketin 30 milyon dolar döviz geliri varsa, net döviz pozisyonu açığı 70 milyon dolardır. Doların TL karşısında yükselmesi, şirketin borcunun TL karşılığını artırır. Gelirleri aynı ölçüde artmıyorsa bilançosu bozulur.

Söz konusu şirketin döviz gelirlerinin yanında döviz varlıkları varsa bunlar riski azaltıcı etki yaratır. Çünkü kurun yükselmesi döviz yükümlülüklerini olduğu gibi döviz varlıklarını da artırır.

Bu durum tek bir şirket için yönetilebilir bir durum olabilir. Ancak ekonomide çok sayıda şirket aynı şekilde döviz açık pozisyonu taşıyorsa, konu makroekonomik bir risk haline gelir. Kur artışı şirket bilançolarını bozar, kredi riskini artırır, yatırımları ve istihdamı olumsuz etkileyebilir.

Türkiye bu mekanizmanın finansal sistem açısından ne kadar önemli olduğunu 2001 krizinde gördü.

Burada bir ayrım yapmak gerekir. 2001 krizinde bankaların kendi döviz açık pozisyonları önemli bir risk oluşturuyordu. BDDK verilerine göre bankacılık kesiminin döviz pozisyonu açığı 19 Şubat 2001'de 15,2 milyar dolar düzeyindeydi.

Şubat 2001'de dalgalı kura geçilmesi ve TL'nin sert değer kaybetmesi, açık döviz pozisyonu taşıyan bankaların bilançolarını ciddi biçimde bozdu. Buna yüksek faiz, likidite sorunları ve bankacılık kesimindeki diğer yapısal problemler de eklenince kriz derinleşti.

2001'in önemli derslerinden biri şuydu: Döviz riski bilançolarda birikir, ancak kur şoku geldiğinde finansal sistem üzerinden ekonominin tamamına yayılabilir.

Bugün bankacılık sisteminin yapısı 2001'den oldukça farklı görünüyor. Ne var ki bu kez de reel kesimin döviz açığı önemli bir büyüklük haline gelmiş bulunuyor.

TCMB, Temmuz 2026 ayı itibarıyla reel kesim firmalarının döviz varlıklarını 190,4 milyar dolar, döviz yükümlülüklerini ise 401,2 milyar dolar olarak açıkladı. Buna göre reel kesimin net döviz pozisyonu açığı 210,8 milyar dolar düzeyinde bulunuyor.

Bu açığı tek başına bir kriz göstergesi olarak değerlendirmek doğru olmaz. Şirketlerin döviz gelirleri, ihracatları, döviz varlıkları, borçlarının vadesi ve kullandıkları riskten korunma araçlarını da dikkate almak gerekir.

Buna karşılık reel kesimin 210,8 milyar dolarlık döviz açığı yakından izlenmesi gereken bir gösterge. Ancak gerçek riskin büyüklüğünü anlayabilmek için bu rakamın yanında şirketlerin döviz gelirlerine, borçların vadesine ve bankacılık sisteminin bu şirketlere olan kredi riskine de bakmak gerekir.

Asıl mesele yalnızca reel kesimin döviz açığından çok bu açığı taşıyan şirketlerin, kur yükseldiğinde borçlarını çevirebilecek ve ödeyebilecek durumda olup olmadıklarıdır.

Yorumlar

  1. Şu "fon krizi"nin duyulmasıyla beraber; insanların kuyumculara akın ettiği, "altın alım & satım trafiği"nin epey arttığı söyleniyor Mahfi bey?

    Size böyle bir bilgi geldi mi?

    • Altın bozdurmak isteyen vatandaş olursa; "elimizde nakit kalmadı, lütfen daha sonra gelin"

    • Altın almak isteyen vatandaş olursa;
    "elimizde altın kalmadı, lütfen daha sonra gelin"

    diyorlarmış kuyumcular.

    Bu bilgiler doğru mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de duydum ama böyle bir iddiayı doğrulayacak kadar net bilgi edinemedim.

      Sil
  2. hocam, kısa vadede kur şoku bekliyormusunuz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rezervler şimdilik böyle bir durumun olmayacağını gösteriyor. Tabii kısa vadenin süresi de önemli.

      Sil
  3. MAHFİ BEY,BORSA VE FON PİYASASINDAKİ SON GELİŞMELER VE 150 MİLYAR DOLARLIK REPO IHALESINDEN SONRA BAKMAK GEREKMEZMİ DÖVİZ AÇIĞINA. RİSK DAHADA BÜYÜDÜ.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet nu veri henüz Temmuz verisi. Eylül verisi geldiğinde olayın tam boyutunu görebiliriz.

      Sil
  4. Ülkeler borçlanabilir ise sorun yok.lakin, tüm ülkeler sıkıntılı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Borçlanmak da artık daha zor. Yavaş yavaş bütün dünya borcun borçla çevrilemeyeceği bir aşamaya doğru gidiyor.

      Sil
  5. Bundan sonra fonlara pek para girmez. Fonlardan geri donebilen paranin da cogu dövize , az bir kısmi altina gider.
    Döviz rezervi azalır.
    Gerisini biliyor herkes....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Normal fonlarda sorun yok. Çünkü onlar banka faizi dolayında bir getiri veriyor. Ama bu, sorunun onlara da sıçramayacağını göstermez. Eğer bu kriz durdurulamazsa sistemik bir krize dönüşebilir. Maalesef yılların yanlış ekonomi politikalarının ve hukukun tarafsızlığını ve bağımsızlığını kaybetmiş olmasının sonuçları bunlar.

      Sil
  6. Mahfi bey hep; "Bu ülke kendi kendine kriz çıkarmakta epey ustalaşmış bir ülkedir, dış mihraklara - mış mihraklara falan hiç gerek yok aslında!" der.

    Yine "kendi" krizimizi "kendimiz" yaptık Mahfi bey!

    Yine (ne yazık ki!) haklı çıktınız!

    YanıtlaSil
  7. 2026 yılının son çeyreğine girerken,konkordatolar,petrol krizi,borsa ve fon tasfiyeleri şirket bilançoları krizin sinyallerini vermeye başlayacak.

    YanıtlaSil
  8. Reel kesimi de ÇUŞ'ler ucuza kapatacak gibi görünüyor.

    YanıtlaSil
  9. 2026 yılı zor geçecek diyorlardı.2027 çokmu zor geçecek mahfi bey.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her gelen yıl daha zor geçecek gibi. Çünkü ahlaksızlık, köşe dönmecilik, kural tanımazlık dünyanın her tarafına yayıldı.

      Sil
    2. Tercihler böyleyse sorunlar büyür.

      Sil
  10. Yatırımcı borsa ve fona olan güvenini kaybedip, tl mevduata yönelmiş.ekonomi için iyi bir şeymi hocam.

    YanıtlaSil
  11. ÜSTAD MAHFİ EĞILMEZ NE DEMİŞ. ALACAK BEKLİYEREK, VERECEK ÖDENMEZ.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Ne zaman demişim bilmiyorum ama iyi laf.

      Sil
    2. Eleştiriniz Türkiye'de ticaretin kendisidir. Ülkemizde ticaretin içinde olanların büyük kısmı sermaye fakiridir bundan dolayı toptanın ve üretimin yüzde doksandan fazlası veresiye üzerine döner, çekler evraklar havada uçuşur ancak ortada nakit yoktur.

      Sil
  12. MAHFİ HOCAM, dünyadaki bu sıkıntılar , yine emperyalizmin suçumu.

    YanıtlaSil
  13. Naçizane bir ek olarak: Döviz açık pozisyonu kadar pozisyonun vade yapısı da önemli. Kur artışında bilanço her halükarda bozulsa bile likitide krizinin belirleyicisi vade yapısıdır.

    YanıtlaSil
  14. Hocam ben Vergi Müfettişliğine atandım mülakata hazırlandığım süreçte bakış açışı kazanmak için her gün yazılarınızı okudum bundan sonra da okumaya devam edeceğim iyi ki varsınız (:

    YanıtlaSil
  15. Hocam, işbankası ve ziraat bankası bu fonlarda nasıl bir çözüm uygulayacak sizce? Henüz bu bankalardan bir ses çıkmadı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Henüz hiçbir şey bilinmiyor bu konuda.

      Sil
    2. Kamuyu borçlandıracaklar.

      Sil
    3. Önce enkazın hesabını net olarak yapabilmeleri gerekir, onun içinde fonların içinde büyük oranda bulunan hisse senetlerinin olması gereken değerine; daha doğrusu alıcının yani borsa yatırımcısının almaya razı olduğu değere gelmesini beklemek durumundalar ki o hisseleri satıp tasfiye edebilsinler. Hisseler sürekli aşağı düşüş halinde ve her gün %10 düşüşle birlikte devre kesiciye giriyor.

      Sil
  16. Döviz açığı olan firmalar yurtdışında bulunan varlıklarını teminat olarak gösterip kredi alıyorlarsa (böyle bir şey var mı bilmiyorum) bu döviz açığı yine de tehlikeli sayılabilir mi?

    YanıtlaSil
  17. Gerçekten süreci hiç bilmediğim için soruyorum Mahfi bey:

    "Katılıma dayalı, katılım bazlı" ev ve araba satış şirketleri var, siz de duymuşsunuzdur.

    • Bunlar gerçekten vatandaşın "başını ağrıtmadan" işleyen, yasal denetimin layığıyla yapıldığı şirketler mi?

    • "Ponzi" sistemine evrilme riski taşıyan, güvenilirliği düşük şirketler mi?

    Bu sorumu size herhangi bir şirket özelinde sormuyorum; "sistem & mekanizma" temelinde soruyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de konuya sizin gibi dışarıdan bakıyorum. Yani bu sistemin içini dışını denetlemiş, incelemiş değilim. O nedenle net bir yorum yapmam mümkün değil. Ben sadece yalnızca dış görünüşüne değil arkasında kimlerin olduğuna ve bu kişilerin geçmişlerine de bakmak gerektiğini düşünüyorum.

      Sil
  18. Sayın Eğilmez,

    Hangi insanın ne zaman sahtekârlık yapacağını tek tek ve çabucak tespit edemeyiz,

    Hangi şirketin ne zaman sahtekârlık yapacağını tek tek ve çabucak tespit edemeyiz,

    Bunun için:

    Sağlam bir yasal çerçeve oluşturup; bu yasal çerçevenin doğrultusunda kurumsal denetimlerin "periyodik olarak, vaktini aksatmadan" yapılması gerekmez miydi? Niye yumurtanın kapıya gelmesi beklendi?

    Mesela siz "maliye müfettişi" iken; "bu hafta teftişe çıkmayayım, önümüzdeki hafta kafama eserse teftişe çıkarım" diye saldım çayıra misali bir müfettiş değildiniz ki...

    "Teftiş"in zamanı, vakti, dakikliği önemli midir?

    "Geç teftiş (veya ertelenmiş teftiş)"; olumsuz sonuçlar doğurur mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O dönemlerde liyakat önem verilen bir konuydu. Kamu görevlerine atanacak olanlar iktidara yakın mı değil mi diye değil layık mı değil mi diye bakılarak atanıyordu.

      Sil
  19. Biz ülkede kendi kendimize çalıp oynayıp, sorunları kurnazlıkla halı altına süpürüp idare ederken düzeltmeler hep yurtdışından geliyor.
    2001 deki döviz açık pozisyonları gibi son fon olayında da kronolojiye bakarsak MSCI ve S&P Turkey Temmuz ayında uyarı yapıp balon kağıtlar sorunu çözülmez ise Türk hisselerinin küresel endekslerden çıkarılması durumunun olabileceğini söylemeseydi biz içerde kendi kendimize daha çook devam ederdik.
    Bu durum futbolumuza da yansıyor. İçerde kendi kendimize oynuyoruz da yurt dışına çıkınca tokadı yiyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet maalesef böyle. Onun için efendim Kopenhag Kriterleri olmasın biz de Ankara Kriterleri uygularız diyenlere hiçbir zaman itibar etmedim.

      Sil
  20. Sayın Hocam sadece liyakatli olmak yetmiyor.haklarini aramalarında bilmeleri gerekiyor.ses çıkmayınca sonuç belli.

    YanıtlaSil
  21. Hocam,
    Bu fon krizinin geleceği uzun zamandir belli olduğu bir ortamda koca koca profesörlerin bu organizasyonların içinde olmalarını açıklayabilmeleri bu saatten sonra mümkün görünmüyor.
    Koca bir hayat ve kariyerin bu şekilde heba edilmesi toplumun ahlak düzeyinin sanılandan çok daha da aşağılara düştüğünü ve toparlanmasının da çok uzun yıllar alacağını gösteriyor.

    Bir ülkede profesöründen imamına, valisinden kaymakamına, askerinden polisine, devlet kurumlarından özel sektörüne, muhafazakarından liberaline, mütedeyyininden sekülerine kirlenmemiş hiçbir yer kalmadıysa ortada kurtarılacak bir 'eski' kalmamış demektir. Bu durum, bize her şeye sıfırdan başlamamız gerektiğini söyleyen tarihi ve kaçınılmaz bir eşiktir.

    Saygı ve sevgilerimle,
    Cem

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Balık baştan kokar. Hukuk herkese farklı uygulandığında böyle sonuçlar ortaya çıkar.

      Sil
  22. 2023'de seçimlerden önce, öncesinde 2021'de kkm'den önce hep sistemin kilitlendiği, sermaye kontrolü ve/veya ikili kur gelmeksizin sorunun çözülemeyecegine dair endişeler vardı hatta ufak çaplı bank runlara da yol açtı. Sizce bu böyle rardikal politilkalara yönelmeksizin çözümün üretilip üretilemeyecegine dair barometre nedi, hangi finansal, kamu maliyesi göstergeleridir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence asıl mesele ekonomik göstergelerde değil hukukun üstünlüğü ve demokrasi sıralamalarındaki yerimizde.

      Sil
  23. Yazıyla ilgili olarak hocam faizler hızla yükselince döviz kredilerine bir akın oldu bu şirket ,banka ,ekonomi üzerinde bir tehlike oluştururmu.şahsen beni çok tedirgin ediyor.
    2.insanoğlunun bu kadar hızla yozlaştığı bir dünyada neyin niye önemi kalsın sizce.para biriktir çarptırırsın.borcun var af gelir olmayan olandan yer calışan emeğinin karşığını almadgını düşünür verimsizlik hat safada vs vs.sokaklar güvensz suratlar asık medeniyetin beşiği dedğimiz ülkeler bizden daha hızlı üstelik demokrasi vs hepsi çöküyor neolyor neolacak?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizim durumumuz epeydir kötü ve daha kötüye gidiyor.

      Sil
  24. Yazınız için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  25. Sayın Eğilmez, FON krizinde olduğu gibi, diğer krizlerde de yağmalama paraları hep Yurtdışına kaçırılıyor. Bu senelerdir böylece devam ediyor. Ülkemiz Yurtdışına kaçırılan bu kadar paraya karşın, yine de zar zor da olsa yaşayabiliyor. Artık tükenmişlik sınırına da gelsek Yağmalanmaya devam ediliyoruz.
    Yağmalanmaya artık yeter dememiz gerek diye düşünüyorum. Yağmalama yapanlara hiç bir şey yapılmadan, konular/ krizler örtbas ediliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü her türlü kokuşmuşluğun içinde siyaset var.

      Sil
  26. Sevgili hocam, 210 milyar dolarlık reel sektör döviz açığı, yüksek oranlı bir devalüasyonun önünde fiilen bir engel oluşturuyor diyebilir miyiz?”

    YanıtlaSil
  27. Mahfi bey, yine çarpıcı, güncel ve kronik hale gelmiş, müzminleşmiş döviz borçları sorununu ele almışsınız, aydınlatıcı yazılarınız için teşekkür ederim, 70li ve 80li yıllardan beri döviz açığı ve borçları sorunumuz büyüyerek devam ediyor, önceleri 5 yıl ve 10 yılda bir döviz krizleri olup biraz borç döviz bularak düşe kalka yolumuza devam ederdik, bu sorunu erteleyerek ve dövize yıllık yüzde yirmi faiz vererek döviz bulma sorunumuz devam ediyor, selamlar, banker krizleri, kooperatif krizleri, müteahhit krizlerine, tosun krizi, fon krizi gibi sorunlar isim değiştirerek devam ediyor,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru. Dünyada birçok ülke ekonomik kriz yaşamıştır, buna 1929 büyük ekonomik buhranını yaşayan ABD yada birinci dünya savaşı sonrası Almanya da dahildir. Ancak bu krizi yaşayan ülkeler gerekli finansal, mali ve hukuki düzenlemeleri yapmış ve tekrardan bir ekonomik kriz yaşamamışlardır.
      Türkiye'yi farklı yapan ise büyük ekonomik krizleri ortalama yirmi yıl gibi kısa bir zamanda sürekli yaşıyor olmasıdır, bu konuda bizden başka bir tane daha yok.

      Sil
  28. Sayın hocam bence bu noktada 210milyar dolarlık açık pozisyonun sağlamlığı kadar pozisyon kapamalarının sonuçlarını incelemek lazım. Bu pozisyon açığı görüşüme göre büyük ölçüde, yurtdışı borçlanmanın ucuz kalmasından dolayı oluştu. Benim burada gördüğün sıkıntı borç ödemelerinden çok, ihracat geliri olan firmaların döviz borçlanma maliyeti pahalılaştıkça TL borçlanmaya dönmesi ile ödemeler krizinden ziyade, bir kur krizi tetiklemesi riski daha yüksek gibi geliyor. Teknik olarak, ihracatçı firma olarak TL borçlanmak yerine ucuz dolar borçlandım, TL mevduatlarımı faize koydum. Carry trade getiri düştükçe TL mevduatları bozdum, dolar borçlarımı kapadım. Bu sürecin sonunda, 210milyar dolar yurtdışına döndü. Örnek olarak TÜPRAŞ gibi yurtdışı borç kapasitesi yüksek firmalar, %40 faizli TL ihracı yapmaya başladı. Bu parayı ülke olarak yerine koyamaz isek ödemeler krizinden daha büyük bir kur riski ortaya çıkar gibi geliyor. Bu konuda sizin görüşünüzü merak ediyorum. Saygılar,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet her geçen gün risklerin yükseldiği bir gerçek. Bu, şimdilik CDS primine tam olarak yansımamış olabilir.

      Sil
  29. Mahfi Hocam Türk Telekom ve Yunan OTE'nin 2006-2026 kıyaslaması ile ilgili tablolu bir Yapay Zeka sohbetini döviz durumunu ve net karları içerecek şekilde paylaşıyorum.

    https://share.google/aimode/fzJIOJ8njH3uqGbin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türk Telekomu Livanlı Həriri ailəsinə ucuz satan Əli Babacandan soruşun. Bir şokolad şirkətindən Türk Telekom-a necə baş direktor təyin etdiyini izah etsin.

      Sil
  30. Hocam siz hukuk derken, demokrasi derken, yapısal reform derken karşı çıkanlar niye karşı çıkıyor? Hukuk onların da işine yarıyor, demokrasi zaten onların egemenliği, yapısal reform da yine onlara yarıyor. Ama onlar sanki hukuk küçük zümrenin lehine de, hukuksuzluk onların lehine gibi davranıyorlar.

    YanıtlaSil
  31. Eminevime girmiştim para yatırıyordum şimdi ne yapmalıyız hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef bu evim şirketlerinin iç yapısını ve durumumu bilmiyorum

      Sil
  32. Hocam 90’lı yıllların Türkiye’si ile bugünün Türkiye’sini karşılaştırdığınızda ne görüyorsunuz?
    Aslında bu konu bir soru olarak cevaplanmaktan çok belki bir yazı konu olabilecek kadar geniş.Ama gerçekten merak ediyorum.Özellikle geçmişe dönük yaptığınız atıflarda, hep daha iyi bir Türkiye’den bahsettiğinizi gözlemliyorum.Bu nedenle soruyorum.
    Saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha temizdi en azından ama hiçbir zaman yeterince iyi değildi.

      Sil
  33. TL gelir/ Döviz borç hikayesi daha kaç kere yaşanacak ? Artık insanın dili uyuşuyor :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız, aynı tuzaklara düşmekten usanmadık

      Sil
  34. Hocam, fon krizi çözümünde Yeni Partinin çözümünü nasıl buldunuz? Sizce en uygun çözüm nedir?
    Fon şirketlerinin yönetim, performans, danışmanlık ve dağıtım ücretlerinin de yeniden hesaplanacağını belirten Özlale, "Yeniden hesaplandıktan sonra fazla tahsil edilmiş tutarlar enflasyonla güncellenerek kanuni faiziyle beraber fona teslim edilecek. Burada da önemli miktarda bir para olduğunu düşünüyoruz. Yani zarara yol açan sorumlulardan tazminat, uygun sigorta teminatlarından ödeme talep edilecek" dedi.

    https://ankahaber.net/haber/yeni-parti-den-fon-krizine-cozum-icin-kanun-teklifi-ozlale-kagit-uzerindeki-getiriye-degil-gercek-para-hareketlerine-bakarak-bir-fon-magduriyeti-tablosu-olusturacagiz-03e43164

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu para yeterli mi bilmiyorum.

      Sil
    2. Şirket ve sahiplerinin mal varlıklarına tedbir uygulanmaya başlandı. Bu mal edinmelerde yargı kararı ile tespit edilip usulsüzlük ve suç unsuruna rastlanılırsa burdan fondaki zararın karşılanması söz konusu olur mu?

      Sil
    3. Olabilir diye düşünüyorum ama işin hukuki yönünü hukukçulara sormak lazım.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fon Krizinin Faturasını Kim Ödeyecek?

ABD - İran Savaşının Türkiye Ekonomisine Etkileri

Yatırım Araçlarının Son 10 Yıldaki Getirileri Üzerine Bir Karşılaştırma