Aşil'in Topuğu
Hayatta ne kadar güçlü, donanımlı veya hazırlıklı olursanız olun, sizi bir anda alaşağı edebilecek zayıf bir noktanız var mı?
Binlerce yıl öncesinden, antik
mitolojinin en karanlık savaş meydanlarından gelen bir öykü, bugün modern iş yaşamımızda,
ilişkilerimizde ve kişisel gelişimimizde hala yankılanmaya devam ediyor: Aşil
Topuğu.
Mitolojiye göre deniz tanrıçası
Thetis, oğlu Akhilleus’u (Aşil) ölümsüz ve yaralanmaz kılmak için yer altı
dünyasındaki kutsal nehre, Styx’e batırır. Ancak annesi bebeği suya batırırken topuğundan
tuttuğu için orası kuru kalmıştır. Bu yüzden koskoca kahramanın vücudundaki tek
ölümcül nokta topuğudur. Truva Savaşı sırasında Prens Paris, Truva kentinin
tanrısı Apollon’dan Aşil’in bu zayıf noktasını öğrenir ve bu yenilmez savaşçıyı
topuğundan zehirli okla vurarak öldürür.
Bu antik öykü modern bilimde de
karşılık bulur. İnsan vücudundaki en kalın ve en güçlü tendon olan, baldır
kasını topuk kemiğine bağlayan bölgeye tıp dilinde doğrudan "Aşil
tendonu" adı verilmiştir. Buranın kopması, fiziksel olarak ne kadar güçlü
olursanız olun, insanı tamamen hareketsiz bırakır.
Aşil’in öyküsü bize zamansız bir
gerçeği fısıldar: Hiç kimse tamamen kusursuz değildir. Ve genellikle bir gemiyi
batıran şey devasa dalgalar değil, geminin tabanında gözden kaçan küçücük bir
çatlaktır.
Bugün iş dünyasında,
kariyerimizde veya günlük yaşantımızda hepimiz birer "Aşil" olmaya
çalışıyoruz. Kusursuz özgeçmişler hazırlıyor, krizleri ustaca yönetiyor, her
alanda güçlü kalmaya çalışıyoruz. Ancak kendi zayıf noktalarımızı halının
altına süpürdüğümüzde, onları yok etmiş olmuyoruz. Sadece ilk kriz anında
vurulacağımız hedefi büyütüyoruz.
Bir lider çok vizyoner olabilir,
yani Aşil'in zırhına sahip olabilir, ancak eleştiriye tahammülü yoksa bu onun
Aşil topuğunu oluşturur ve bu durum tüm ekibin dağılmasına yol açabilir.
Bir şirketin en gelişmiş güvenlik duvarlarına sahip olmasına karşın, tek bir
personelin basit bir şifresini çaldırması, o devasa sistemin Aşil topuğu olarak
nitelendirilir.
Dev güçlerin veya büyük projelerin batmasına yol açabilecek tek bir kritik hata
vardır. Çok güçlü bir savunma sanayisine sahip olan ülkelerin dış enerjiye olan
bağımlılıkları, onların kırılgan Aşil topuğunu oluşturur.
Zayıf noktalara sahip olmak bir
başarısızlık göstergesi değildir, insan olmanın kuralıdır. Önemli olan bu
noktaları Paris’in oklarından önce fark edebilmektir.
Kendimize en çok hangi konularda
savunmaya geçtiğimizi sormamız gerekir. Genelde en çok korumaya çalıştığımız
alanlar, en hassas topuklarımızdır.
Dışarıdan bir göz, bizim göremediğimiz
o kuru kalmış bölgeyi çok daha net görebilir. Güvendiğimiz insanlardan dürüst
ve yapıcı eleştiriler almamızda yarar vardır.
Zayıf yönümüzü tamamen ortadan
kaldıramıyorsak bile orayı koruyacak stratejiler geliştirebiliriz. Truva’nın
yenilmez kahramanı, kendi zayıflığının farkında olmamanın bedelini yaşamıyla ödedi.
Modern hayatın savaş meydanlarında aynı kaderi paylaşmak zorunda değiliz. En
güçlü zırha sahip olan, kusursuz olduğunu
iddia eden değil, zayıf noktasını bilip orayı akıllıca koruyandır.
Yorumlar
Yorum Gönder