19 Nisan 2018 Perşembe

Merkez Bankası'na Esnek Faiz Politikası Önerisi

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu toplantısı yaklaşırken Banka’nın uyguladığı faiz oranı her zaman olduğu gibi yine tartışma konusu oluyor. Bu kez yabancı fonlar ve yatırımcılar Merkez Bankası’nın 25 ile 150 baz puan faiz artırması gerektiğini savunuyorken yerli fon yöneticileri Merkez Bankası’nın faiz artırmasına gerek olmadığını ileri sürüyorlar. Konuya objektif olarak bakarsak enflasyonun yüzde 10’un üzerinde seyrettiği ve TL’nin sepet kura karşı, erken seçim kararının olumlu etkisine rağmen, yılbaşına göre yüzde 8,5 kayıp yaşadığı bir ortamda Merkez Bankası’ndan faiz artırımı kararı beklenmesi doğrudur. Yerli fon yöneticileri burada yaşadıkları için ister istemez kendilerini sistemle özdeşleştiriyor ve Merkez Bankası’nın yerine kendilerini koyarak düşünüyorlar. Öyle olunca da konu objektif değerlendirmenin dışına çıkıyor ve Merkez Bankası’nın karşı karşıya kaldığı baskılar vb devreye girince faiz artıramayacağı düşüncesi ağırlık kazanıyor. Sonuçta kendilerini Merkez Bankası’nın yerine koyarak meseleye baktıkları için de faiz artırmaması gerektiği sonucuna varıyorlar.

Merkez Bankası’nın bankaları fonlamakta kullandığı üç aracı var: (1) Gecelik borç verme imkânı (mevcut faiz oranı yüzde 9,25), (2) Haftalık repo ihalesiyle borç verme imkânı (mevcut faiz oranı yüzde 8) ve (3) Geç likidite penceresi fonlama imkânı (mevcut faiz oranı yüzde 12,75). Merkez Bankası uzunca bir süredir haftalık repo ihalesi açmıyor ve bankaları haftalık olarak fonlamıyor. Bu durumda da politika faizi olarak ilan ettiği yüzde 8 oranındaki haftalık borç verme faizi hiçbir anlam taşımıyor. Buna karşılık dünyadaki Merkez Bankası faizleri listesinde bu yüzde 8’lik oran bizim Merkez Bankası’nın politika faizi olarak yer almaya devam ediyor. 2017 öncesinde geç likidite penceresi fonlaması sadece zor durumda olan bankalara kullandırılan bir imkân iken 2017 yılında önce gecelik borç verme imkânıyla birlikte sürekli kullanılmaya başlandı, sonra gecelik borç verme uygulaması da askıya alındı ve geç likidite penceresi fonlaması tek başına kullanılmaya başlandı. Bugünkü görünümde Merkez Bankası’nın dünyaya açıkladığı politika faizi yüzde 8 olsa da gerçekte bankaları gecelik olarak fonlamakta uyguladığı faiz yüzde 12,75.

18 Nisan 2018 Çarşamba

Erken Seçime Giderken Türkiye Ekonomisinin Görünümü


23 Ocak 2018 tarihli Erken Seçime Doğru başlıklı yazımı: “Bütün bu gelişmeler bize bir erken seçimin altyapısının hazırlandığını gösteriyor. Bu durumda öteden beri konuşulan 15 Temmuz dolayındaki bir tarihte erken seçim olması olasılığı, seçimin normal zamanında olmasından çok daha yüksek görünüyor” diye bitirmiştim (https://www.mahfiegilmez.com/2018/01/erken-secime-dogru.html.) O tarih itibariyle bu tahmine dayanak oluşturan veriler olarak şunları sıralamışım: “(1) 2017 yılında enflasyonla mücadele neredeyse tümüyle terk edildi ve genişletici maliye politikası devreye sokuldu (kredi garanti fonu çerçevesinde kredilerin artırılması, vergi indirimleri, sosyal güvenlik primi ertelemeleri.) (2) Bütçe açığının iki katına yakın borçlanmaya gidildi ve elde edilen paranın bir bölümüyle emanetlerde bekleyen ödemeler yapıldı. Böylece piyasa canlandırıldı. Kalan para da muhtemelen 2018 yılının ilk aylarında aynı amaçla kullanılacak. (3) Taşeron kuruluş kadrolarında yer alan yüzbinlerce insan devletin asli kadrolarına alındı. (4) Muhtemelen baz etkisiyle yılın ilk yarısında enflasyonda bir gerileme görülecek. (5) Oy oranları üzerinde en fazla etkisi olan büyüme oranında 2017 yılında yüzde 7’nin üzerinde bir artış sağlanması bekleniyor. (6) Afrin harekâtı, iktidara önemli bir duygusal destek sağlıyor.

17 Nisan 2018 Salı

Küresel Ekonomi ve Türkiye Ekonomisi


Küresel Görünüm 
IMF, her yıl Nisan ayında yaklaşık 200 ekonominin durumunu ele alan ve tahminlerini gösteren Dünya ekonomik Görünümü Raporunu yayınlar. Ben de bu raporun ekinde yer alan istatistiklerden giderek küresel bir değerlendirme yapacağım.

2018 yılında küresel GSYH’nin cari fiyatlarla 87,5 trilyon USD’ye, satınalma gücü paritesiyle (SAGP) 135 trilyon USD’ye ulaşacağı tahmin ediliyor.

15 Nisan 2018 Pazar

Türkiye Ekonomisinin Dünyadaki Yeri


Türkiye Ekonomisin Dünya Ekonomisindeki Payı
Ülkelerin birçok gösterge açısından dünyadaki yeri ölçülüyor ve açıklanıyor. Bu göstergelerin bir bölümü GSYH, borçluluk, yatırımlar, dışticaret gibi maddi değerlere bir bölümü yargı bağımsızlığı, eğitim kalitesi, basın özgürlüğü gibi kısmen madden ölçülebilen kısmen de algılara dayalı anketlerle varılan sonuçlara dayanıyor. Burada Türkiye’nin dünya ekonomisindeki payı, GSYH büyüklüğü, kişi başına gelir açısından dünyadaki yerini ve 2000 yılından 2017 yılına bu değerlerdeki değişimi ortaya koymaya çalışacağım. Bu 3 konuyla ilgili 3 ayrı tablo hazırladım (Tablolardaki veriler için kaynaklar: IMF WEO Database, Knoema, Haver Analytics ve Trading Economics.)

İlk tablo dünya GSYH’sinden en yüksek payı alan 20 ülkenin satınalma gücü paritesine göre hesaplanmış GSYH’lerinin 2000 ve 2017 yılları itibariyle karşılaştırılmasını gösteriyor.

13 Nisan 2018 Cuma

TL’deki Değer Kaybının Ne Kadarı Dışarıdan Ne Kadarı İçeriden?


Sorunun Ortaya Konulması
Ülke parasının yabancı paralara karşı uğradığı değer kaybının ne kadarlık kısmı dış gelişmelerden ne kadarlık kısmı iç gelişmelerden olur? Son zamanların çokca tartışılan konuları arasında bu da yer alıyor. Bazılarına göre TL’nin değer kaybı tamamen dış gelişmelerin sonucu olarak ortaya çıkıyor, bazılarına göre bu kayıplarda iç gelişmelerin yani Türkiye’ye özgü gelişmelerin de etkisi var. Bir paranın yabancı paralara karşı uğradığı değer kaybının ne kadarının dışarıdan ne kadarının içeriden kaynaklandığını ölçebilmenin en kestirme yolu söz konusu parayı belirli bir zaman diliminde, aynı kategoride yer alan ülke paralarında ortaya çıkan değer kayıplarıyla karşılaştırmak. Karşılaştırmayı yaparken benzer ekonomileri seçmek hata yapmamak için çok önemli.

Gelişme yolundaki ekonomiler arasında üst lig olarak kabul edilen yükselen pazar ekonomileri kategorisinde sınıflandırılan Türkiye, 2013 yılından beri kırılgan beşli diye anılan bir grup içinde (Brezilya, Endonezya, Güney Afrika, Hindistan ve Türkiye) ele alınıyor. Her ne kadar yakın zamanda kırılgan beşli (Arjantin Mısır, Pakistan, Katar ve Türkiye olarak) yeniden tanımlanmış olsa da bu yeni kategorilendirme fazlaca itibar görmemiş olduğu için eski grubu ele alarak bir değerlendirme yapmak daha uygun olacak gibi görünüyor.      

10 Nisan 2018 Salı

TL'deki Hızlı Değer Kaybının Nedeni


Türk Lirasının değer kaybının siyasal istikrarsızlıktan, jeopolitik nedenlere, ekonomi politikasını oluşturan alt politika çelişkilerinden dış dünyada oluşan gelişmelere kadar birçok nedeni var. Zaman içinde bu nedenlerden bazısı öne çıkıyor bazısı geride kalıyor. Bugünlerde yaşanan hızlı değer kaybının temel nedeni dış politika tutarsızlığı.

Türkiye, son dönemde Suriye’de izlediği dış politika yaklaşımında önceki durumuyla ciddi çelişkiler içine düşmüş bulunuyor ve o nedenle bocalayıp duruyor. Suriye meselesinde iki cephe oluşmuş durumda. Bir tarafta ABD, İngiltere, Fransa, İsrail ve Suudi Arabistan ve onlara destek veren Avrupa Birliği var. Diğer tarafta Rusya, İran ve Suriye var. Çin, bu konuda taraf değil. Türkiye, Nato üyesi olmasına karşılık Rusya ve İran ile bir arada görünüyor, üçlü toplantılar düzenliyor. Buna karşılık tıpkı ABD gibi Esad’ın karşısında yer alıyor. Oysa Rusya ve İran Esad’ı destekliyor. Rus Dışişleri Bakanı Türkiye’nin Afrin’i Esad güçlerine devretmesi gerektiğini söylüyor. Türkiye, tam anlamıyla iki arada bir derede bulunuyor.

8 Nisan 2018 Pazar

Son 10 Yılın Döviz Gelir ve Gideri


Aşağıdaki tablo Türkiye’nin küresel kriz sonrasındaki on yılda (2008 – 2017 dönemi) ödemeler dengesi gelişmelerinin birikimli sonuçlarını gösteriyor.

2008 - 2017 Dönemi / Milyar USD
GSYH
8.117,0
Cari Denge
-437,4
   İhracat
1.474,6
   İthalat
-2.054,5
   Mal Dengesi
-579,9
   Hizmet Gelirleri
419,9
   Hizmet Giderleri
-212,6
Hizmet Dengesi
207,3
   Birincil Yatırım Kaynaklı Gelir
54,0
   Birincil Yatırım Kaynaklı Gider
-136,2
Birincil Kaynaklı Gelir Gider Dengesi
-82,2
   İkincil Yatırım Kaynaklı Gelir
17,4
17,4
Sermaye Hesabı
-0,4
Cari Denge + Sermaye Hesabı
-437,8
Finans Hesabı
437,8
   Doğrudan Yatırım Varlık
-33,7
   Doğrudan Yatırım Yükümlülük
134,8
Doğrudan Yatırım Dengesi
101,1
   Portföy Yatırımları Varlık
-7,7
   Portföy Yatırımları Yükümlülük
141,2
Portföy Yatırımları Dengesi
133,5
   Diğer Yatırımlar Varlık
-12,0
   Diğer Yatırımlar Yükümlülük
207,1
Diğer Yatırımlar Dengesi
195,1
Net Hata ve Noksan
36,0
Rezervler
-27,9

1 Nisan 2018 Pazar

Grafiklerle Türkiye Ekonomisi (2010 - 2017)

Türkiye ekonomisinin son 8 yılına ilişkin başlıca makroekonomik göstergelerinden derlenmiş grafikleri aşağıda sunuyorum. Bu kez ben yorum yapmayacağım. Herkes kendi yorumunu yapsın.



29 Mart 2018 Perşembe

2017 Yılı Büyümesinin Analizi

2017 Büyümesi ve Ayrıntıları
2017 yılı büyümesi yüzde 7,4 olarak açıklandı (I. Çeyrek yüzde 5,4, II. Çeyrek yüzde 5,4, III. Çeyrek yüzde 11,3 ve IV. Çeyrek yüzde 7,3.) Bu oran, yüzde 5 olarak kabul edilen Türkiye’nin potansiyel büyüme oranının yüzde 50 üzerinde bir oran. 2016 yılında büyüme oranı yüzde 3,2’de yani potansiyel büyüme oranının oldukça altında kalmıştı.

4. Çeyrek ve yıllık büyüme oranıyla birlikte yılın birinci ve üçüncü çeyrek verilerinde de yukarı yönlü revizyonlar yapıldı ve bu revizyonlar büyümeye 0,3 puan pozitif katkı getirdi.

Yüzde 7,4’lük büyümenin üretim sektörleri itibariyle ayrıntısına baktığımızda tarım kesiminden yüzde 4,7’lik, sanayi kesiminden yüzde 8,8’lik, inşaat kesiminden yüzde 8,9’luk katkı geldiğini görüyoruz. Büyümeye harcamalar yönünden bakarsak yerleşik hanehalkları tüketiminin yüzde 6,1, devletin nihai tüketiminin yüzde 5 ve yatırımların yüzde 7,3 oranında katkısını görüyoruz. Yatırımlarda ise asıl katkının yine inşaat kesiminden geldiği anlaşılıyor.  

27 Mart 2018 Salı

TL Değer Kaybederse İhracat Artar, İthalat Azalır mı?


Ekonominin en iyi bilinen hipotezlerinden birisi paranın dış değer ile dışticaret arasındaki ilişkiyi ortaya koyan hipotezdir. Ülke parası yabancı paralara karşı değer kaybederse ihracat ucuz hale geleceği için artar, ithalat ise pahalı hale geleceği için azalır. Doğru bir hipotezdir bu. Ama her hipotez altındaki varsayımlar ve çevrelendiği koşullarla ele alınıp değerlendirilmelidir. Aksi takdirde hipotezlikten çıkar, slogan haline dönüşür. Bu hipotezi gerçek yaşama uygularken yanıtlamamız gereken sorular vardır: İhraç mallarımızı sattığımız ülkelerin ekonomik durumu nasıldır? Acaba onlar bizim artan ihracatımızı alabilecek durumda mıdır? İhraç malları ve ithal malları açısından Marshall – Lerner koşulu mevcut mudur?[i] Bu soruların yanıtlarına bakmadan paranın dış değer kaybının ihracatı artırıp ithalatı düşüreceğini söylemek doğru olmaz.  

24 Mart 2018 Cumartesi

TL Niçin Negatif Ayrışıyor?

Yanıtlanması Gereken Sorular ve Uygulanacak Analiz Yöntemi
Bir kurum ya da ülkenin bir göstergesinin belirli bir zaman diliminde aynı grupta kabul edilen kurum ya da ülkelerin aynı göstergesine göre olumsuz bir gelişim göstermesine negatif ayrışma, olumlu bir gelişim göstermesine ise pozitif ayrışma diyoruz. Bu deyimler, ekonomi ve finans alanlarında daha çok para birimlerinin Dolar karşısındaki durumunu açıklamak için kullanılıyor.  

TL’nin benzer ekonomilerin paralarından negatif olarak ayrıştığını herhangi bir inceleme, derin bir değerlendirme yapmadan gözlemlemek mümkün. Buna karşılık bu konudaki gözlemimizi bilimsel bir temele oturtmak istiyorsak şu soruyu yanıtlamamız gerekiyor: TL gerçekten kalıcı biçimde negatif olarak ayrışıyor mu yoksa bu geçici bir olgu mu? Bu soruya bağlı olarak bir başka soruyu daha yanıtlamamız gerekiyor: Eğer TL’nin negatif ayrışması söz konusuysa bu ayrışma ne boyutta? Eğer böyle bir ayrışmanın varlığına tanık olmuşsak o zaman şu soruyu da yanıtlamamız gerekiyor: TL’nin negatif ayrışmasının nedeni ne?

Bu soruları yanıtlarken Ekonomide Analiz kitabımda anlattığım ‘olay yeri incelemesi benzeri veri analizini’ ve tüme varım ve tümden gelim yöntemlerinin karması olan ‘akıl yürütme yöntemini’ kullanacağım.

18 Mart 2018 Pazar

Türkiye Ekonomisi Isınıyor mu?

Ekonominin Isınması Ne Demektir?
Son dönemde Türkiye ekonomisinin ısındığı yolunda iddialar ortaya atılıyor. Bunun doğru olup olmadığını değerlendirmeye geçmeden önce ekonomide ısınma ile neyin kastedildiğine bir bakalım.

Ekonomide ısınma dendiği zaman genellikle ekonominin zorlama sonucu potansiyel büyüme oranının üzerinde ve sürdürülemez bir oranda büyümeye başlaması anlaşılır. Genellikle bu tür zorlanmış bir büyüme ile yüksek enflasyon oranı, yüksek bütçe açığı ve/veya yüksek cari açık birlikte ortaya çıkar.

Isınan bir ekonomide kısa dönemde toplam talep, ekonominin uzun dönemli toplam arz kapasitesini aşar. Toplam talepte ortaya çıkan artışı karşılayabilmek için üç yol vardır: (1) Yeni yatırımlarla üretim kapasitesini artırmak. (2) Mevcut üretim kapasitesinin kullanımını artırmak. (3) İthalatı artırmak.

16 Mart 2018 Cuma

Beleş Peynir Fare Kapanında Bulunur

Ponzi Oyunu Nedir?
1919 yılında ABD’de Charles Ponzi posta pullarını kullanarak ülkeler arasındaki pul fiyatı farklarına yani arbitraj sistemine dayalı bir kazanç oyunu başlattı. Oyun kısa zamanda popüler oldu ve on binlerce kişi bu oyuna para yatırmaya başladı. Önerilen kazanç sürekli yükseldiği için pek çok kişiyi oyuna çekmeye başladı. Giren sayısı artmaya devam ettikçe paraların da ödenmesi mümkün oluyordu. Gün gelip sisteme giren para miktarı, sistemden çıkan para miktarının altında kalmaya başlayınca sistem ödemeleri yapamamaya başladı. Ödemeler aksayınca herkes parasını çekmeye yöneldi ve doğal olarak sistem battı. 

Sonradan gelen birçok benzer sistemin mantığı hep aynıydı; eski yatırımcıların yeni yatırımcıları sisteme getirmesi gerekiyordu, bunu yapabilmek için insanlara sürekli daha fazla kazanç vadederek daha fazla insanı sisteme sokmaya çalışmak şarttı. Sisteme, çekilenden daha fazla para girdiği sürece sorun olmayacaktı.

12 Mart 2018 Pazartesi

Üç Önemli Ekonomi Sorusu

Soru 1: Merkez Bankası’nın Döviz Rezervleri Nasıl Arttı?
Türkiye, yılda yaklaşık 33,3 milyar Dolar cari açık verdiği halde Merkez Bankası’nın brüt döviz rezervleri nasıl oluyor da 84,1 milyar Dolar düzeyinde bulunuyor? Önce bir tablo yapalım (kaynak: TCMB, Ödemeler Dengesi istatistikleri ve Hazine Müsteşarlığı dış borç istatistikleri.)

Gösterge
2002
2017
Fark
TCMB Brüt Döviz Rezervi
26,8
84,1
57,3
2002 - 17 Toplamı
2002 - 17 Ortalama
Cari Açık
548,9
33,3
2002
2017
Fark
Türkiye Toplam Brüt Dış Borç Stoku
129,6
438,0
308,4

Tabloya göre Merkez Bankası 2002 sonunda 26,8 milyar Dolar olan brüt döviz rezervlerini bu 16 yıllık sürede 57,3 milyar Dolar artırarak 2017 sonunda 84,1 milyar Dolara çıkarmış. 2002 – 2017 arasındaki bu 16 yıllık dönemde Türkiye, toplam olarak 548,9 milyar Dolar ya da yıllık ortalama 33,3 milyar Dolar cari açık verdiği halde nasıl olmuş da döviz rezervlerini artırmış? Sorunun yanıtı tablonun en alt satırında yatıyor. Türkiye, 2002 yılında 129,6 milyar Dolar olan toplam brüt dış borç stokunu 308,4 milyar Dolar artışla 2017’de 438 milyar Dolara çıkarmış.

10 Mart 2018 Cumartesi

Kitap Değerlendirmeleri


Bayram Akarsu, Eleştirel Düşünme Sanatı, Cinius Yayınları, 2018
Ohio Devlet Üniversitesi profesörlerinden Dr. Bayram Akarsu, düşünmeyi beyinde ortaya çıkan bir kimyasal reaksiyon, bir elektriksel etkileşim olarak ortaya koyuyor. Düşünme, bir konuya odaklanma ile başlayan ve ilişkilendirme ile biten bir eylemdir. Düşünme, insanın her gün onlarca kez tekrarladığı yaptığı bir faaliyet. Asıl sorun eleştirel düşünceye sahip olabilmekte. Akarsu, insanların bu beceriyi elde etmesinin zor olduğunu, bu beceriye ulaştıklarında doğru kararlar alabileceğini ve dolaysıyla daha mutlu olacaklarını vurguluyor. O nedenle de eleştirel düşünmeyi sanat olarak niteliyor. Profesör Akarsu, kitabında homo sapiens dışındaki insan türlerinin soylarının tükenmesini zihinsel becerilerini yeterince kullanamamasına bağlıyor. Bu önemli kitabı okumanızı öneriyorum.

8 Mart 2018 Perşembe

Moody's Kararı Üzerine Değerlendirme


Moody’s’in Kararı
Moody’s 7 Mart Perşembe akşamı Türkiye’ye verdiği kredi notunu Ba1’den Ba2’ye düşürdüğünü ve not görünümünü durağan olarak belirlediğini açıkladı (eski nota eşlik eden görünüm negatif idi.) Çoğu yorumcu bu kararın haksızlık olduğunu hatta kasıtlı olduğunu söyledi. Bazı yorumcular kararı, ABD ile Türkiye’nin arasının bozulmuş olmasına ve ABD yönetiminin Moody’s’i böyle bir karar almaya sevk ettiğini ima etti.

Daha önce çeşitli defalar yaptığım gibi konuyu akıl yürütme yaklaşımı çerçevesinde analiz edelim. Önce Moody’s’in dediklerini ve Türkiye ekonomisinin verilerini karşılaştırmalı olarak ele alalım.

Moody’s’in Türkiye notunu düşürmesinin ilk gerekçesi: “Para politikasının etkinliğinde yaşanan önemli aşınmalar ve temel yapısal ekonomik reformların uygulamaya sokulmasında ortaya çıkan ciddi gecikmelerin de kanıtladığı kurumsal güç kayıpları.”

5 Mart 2018 Pazartesi

Bütçe Açığı ve Cari Açık Nasıl Finanse Edildi?


Bütçe açığı; devletin bütçede yer alan gelirleriyle harcamaları arasında ortaya çıkan ve gelirlerin giderlerden düşük kalmasından doğan açığı gösterir. Cari açık; yurtiçinde yerleşik kişi ve kurumların yurtdışında yerleşik kişi ve kurumlarla yaptıkları mal ve hizmet alışverişi sonunda ortaya çıkan döviz açığını gösterir.

Bütçe açığı ve cari açığın çeşitli şekillerde finansmanı söz konusudur. Bunları 2017 yılı Türkiye uygulaması açısından ele alalım.

Türkiye’de Bütçe Açığı ve Finansmanı
2017 yılında Türkiye’de bütçe gelirleri 630,3 milyar TL, bütçe giderleri 677,7 milyar TL ve dolayısıyla bütçe açığı da 47,4 milyar TL olmuştur. Bütçede bu gelir giderlerin dışında 2017 yılı içinde emanet ve avans hesaplarından dolayı da 6,1 milyar TL açık gelmiş ve dolayısıyla bütçenin nakit temelinde açığı 53,5 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. Gelelim bu açığın nasıl finanse edildiğine. Aşağıdaki tablo emanet ve avans ödemeleriyle birlikte 53,5 milyar TL’yi bulan bütçe nakit açığının hangi yollarla finanse edildiğini gösteriyor.

3 Mart 2018 Cumartesi

İşsizlik Sorunu Nasıl Çözülür?


İşsiz Tanımı, İşsiz Sayısı ve İşsizlik Oranı
Bir ekonomide iş gücünü oluşturanların sayısı ile bir iş bulup da çalışanları tanımlayan istihdam edilenler arasındaki fark ya da daha basit bir anlatımla iş aradığı halde iş bulup çalışamayan işgücüne işsizler deniyor. Türkiye’de işsiz tanımı son 4 hafta içinde işe girmek içinde başvuruda bulunup da işe girememiş olanlar olarak karşımıza çıkıyor. Bu sayı Türkiye’de eldeki son verilere göre (Kasım 2017) 3.275.000 kişidir.

İşsizlik oranı dediğimizde işsizlerin sayısının toplam işgücüne (yani istihdam edilenler ile işsizlerin toplamı) bölünmesiyle bulunan oran anlaşılır. Toplam işgücü Türkiye’de eldeki son verilere göre (Kasım 2017) 31.790.000’dir. Buna göre Türkiye’de işsizlik oranı [(3.275.000 / 31.790.000) x 100 =] yüzde 10,3’tür.

28 Şubat 2018 Çarşamba

Açık ve Fazlalarına Göre Ekonomiler


Bir ekonomide kamu gelir ve giderleri arasındaki dengeyi gösteren bütçe dengesi ve döviz gelirleriyle giderleri arasındaki dengeyi gösteren cari denge açısından aşağıdaki durumlar ortaya çıkabilir:

Bütçe Dengesi

Cari Denge

Durum
Gelirler > Giderler
Bütçe Fazlası
Gelirler > Giderler
Cari Fazla
İkiz Fazla
Gelirler < Giderler
Bütçe Açığı
Gelirler < Giderler
Cari Açık
İkiz Açık
Gelirler > Giderler
Bütçe Fazlası
Gelirler < Giderler
Cari Açık
Bütçe Fazlası, Cari Açık
Gelirler < Giderler
Bütçe Açığı
Gelirler > Giderler
Cari Fazla
Bütçe Açığı, Cari Fazla

Bu durumların hepsine uygun ekonomi örnekleri vardır. Bunları yazının altındaki tabloda sunuyorum.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...