28 Aralık 2019 Cumartesi

Montreux (Montrö) Boğazlar Sözleşmesi ve Kanal İstanbul

Montrö Boğazlar Sözleşmesi Neyi Düzenliyor?
Montrö Boğazlar Sözleşmesi, yalnızca İstanbul Boğazından geçişleri değil Çanakkale Boğazı, Marmara Denizi ve İstanbul (Karadeniz) Boğazı deniz trafiğini düzenleyen bir antlaşmadır. Sözleşmeyle, Karadeniz’e kıyısı olan ülkelere, diğer ülkelere göre bazı üstünlükler sağlanmakta ve Boğazların yönetimi Türkiye Cumhuriyeti’ne bırakılmaktadır.

Aşağıdaki harita Boğazları, Marmara Denizini ve Karadeniz’e kıyısı olan ülkeleri (Türkiye, Bulgaristan, Romanya, Ukrayna, Rusya, Gürcistan) gösteriyor.


Montrö Boğazlar Sözleşmesini İmzalayanlar Hangi Ülkeler?
Montrö Boğazlar Sözleşmesi, İsviçre’nin Montreux (Montrö) kentinde Fransa, İngiltere, Bulgaristan, Japonya, Sovyetler Birliği, Türkiye, Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya devletlerinin temsilcileri tarafından 20 Temmuz 1936’da imzalanarak yürürlüğe girmiş bir uluslararası antlaşmadır. Bu antlaşmayla Boğazların yönetimi Türkiye’ye geçmiştir.

26 Aralık 2019 Perşembe

Reel Faizde Son Durum

Bankaların önerdiği faiz nominal faizdir. Nominal kelimesi Türkçede “yazılı olan”, “sanal”, “görünen” gibi anlamlara geliyor. Mevduat faizi dediğimizde bankaların mevduat için ilan ettiği faizler anlaşılır. Bu şekilde elde edilen faiz bir gelir türü olduğu için elde edildiğinde gelir vergisine (stopaj) tabidir. 6 aya kadar vadeli hesaplarda gelir vergisi stopaj oranı yüzde 15’tir. Nominal faizden ele geçen getiriyi yani net nominal faizi hesaplamak için bu stopajı düşmek gerekir.

Net Nominal Faiz = Nominal Faiz – (Nominal Faiz x %15)

Bugünlerde bankaların verdiği faiz yüzde 10 dolayında bulunuyor. Buna göre net nominal faiz:

Net Nominal Faiz = 0,10 – (0,10 x 0,15) = 0,085 yani %8,5 olarak bulunur.    

24 Aralık 2019 Salı

Geldik 2020'ye

2020’ye girerken bir durum tespiti yapmakta yarar var. Öncelikle 2019’da neler oldu ve bu yıl nasıl bitiyor önce onu ele alalım.

Dünya 2019’da resesyon korkusu içinde yaşadı. Bu korkunun yarattığı etkiyle 2018’de uygulamaya başlanan sıkılaştırıcı politikalarda genişlemeye dönük bazı değişiklikler yapıldı. Mesela Fed, faiz artırımlarını bırakıp faiz indirimlerine, bilanço küçültmeyi terk edip piyasaya yeniden para sürmeye başladı. Diğer gelişmiş ülke merkez bankaları da sıkılaştırmaya başlama yönündeki planlarını terk edip genişlemeci uygulamalara devam ettiler. Bu hızlı tepki resesyon beklentilerini oldukça azalttı ve 2019 biterken resesyon olasılığı en azından ABD’de önemli ölçüde gündemden çıktı. Buna karşılık Avrupa üzerinde hala bir tehdit oluşturmaya devam ediyor. Çin, 2020’ye oldukça gerilemiş bir büyüme performansıyla giriyor. Japonya 30 yıldır çıkamadığı durgunluktan çıkma çabasını sürdürüyor, İngiltere, beklenenin aksine Brexit’ten çok zarar görmeden yoluna devam ediyor.  

16 Aralık 2019 Pazartesi

Zenginleşme ve Fakirleşme İllüzyonu

Konut fiyatlarının hızlı yükselişi 2001 krizinden sonra uygulanan yeni ekonomi programıyla başladı. Yeni programla birlikte enflasyon ve dolayısıyla faizler düşmeye başladı. Döviz kurları sabit kaldı (TL değer kazandı.) Türkiye Avrupa Birliğiyle tam üyelik müzakerelerine girdi, yabancılar Türkiye’den konut almaya yöneldiler. Depremin en çok tehdit ettiği İstanbul başta olmak üzere kentsel dönüşüm hamlesine girişildi. Kurun bu dönemde fazla oynamaması, enflasyonun kontrol altında kalmasına, faizlerin çok yükselmemesine yol açtı ve dolayısıyla bankaya para yatırmak yerine konut satın almaya yönelmek daha kazançlı göründü. Talep arttıkça satın alınan konutların değeri artmaya devam etti ve bu artış konuta yönelik talebi daha da yükseltti. Artan konut fiyatları bu artışın devam edeceği ve satın alınan konutun ileride daha yüksek fiyatla satılıp kazanç sağlanacağı izlenimi yarattığı için yatırım amaçlı olarak satın alınan konutlara talebi artırıyor, artan konut talebi fiyatların da artmasına yol açıyordu. Kendi kendini besleyen bir döngüye girilmişti.   

 ‘Zenginleşme illüzyonu’, artan varlık fiyatlarının insanların kendilerini daha varlıklı, daha zengin hissetmelerine yol açması sonucu ortaya çıkan psikolojik bir durumu ifade ediyor. İllüzyon olarak adlandırmamızın nedeni sahip olunan varlığın (örneğin konut) satışa çıkarılmaması halinde gerçekte değişen bir şeyin olmamasıdır. Bir başka ifadeyle konut aynı konut olmasına karşılık eğer satılırsa daha fazla para getirecek duruma yükselmiş görünmektedir. Zenginleşme illüzyonunun, genellikle kişisel tüketim artışına yol açtığına ilişkin bir hipotez var. Bu hipoteze göre geliri hiç değişmemiş olsa bile insanlar, daha varlıklı hale geldiklerini düşündükleri için harcamalarını artırır, hatta borçlanarak harcama yapmaya yönelirler. Bu hipotez Türkiye’de de doğrulandı. 2001 krizi sonrası döviz kurlarında yaşanan sabitleşme eğilimi sonucunda konutların değeri artmaya yöneldi. Zenginleşme illüzyonuna kapılan insanlar faizlerin düşmesi de eklenince tüketimlerini artırdılar ve ekonominin canlı kalmasını sağladılar. Bu dönemde konut talebi de hızlandı ve talep artışı sonucunda inşaatta balonlar oluşmaya başladı.

2015’den itibaren giderek hızlanan kur yükselişi bu kez işleri tersine çevirdi. Enflasyon ve ona paralel olarak faizler arttı, derken önce kiralar, yasal gereklere karşın, eski hızıyla arttırılamaz oldu, ardından konut değerleri düşüşe geçti. Son olarak da satışlar durma noktasına geldi.  
‘Fakirleşme illüzyonu’, ‘zenginleşme illüzyonunun’ tam tersi olarak, düşen varlık fiyatlarının insanların kendilerini servet kaybına uğramış hissetmeleri sonucu ortaya çıkan psikolojik bir durumu ifade ediyor.

2015 sonrasında varlık fiyatlarındaki düşüşler sonrası insanlar kendilerini fakirleşmiş hissetmeye başladılar ve harcamalarını kıstılar. Bu gelişme, konuta olan talebi de düşürdüğü için konut fiyatları da gerilemeye başladı. Aslında konut fiyatları TL olarak artıyor görünüyordu ama konuya alternatif maliyet kavramıyla bakmayı bilen insanlar için konut fiyatları kur artışları nedeniyle düşüyordu. Sonuçta tüketim harcamalarındaki gerilemeyle iç talep düştü ve ekonomi küçülmeye başladı. 2018’in son çeyreği dahil olmak üzere ekonomi üç çeyrek üst üste küçüldü, 2019’un üçüncü çeyreğinde ise zayıf bir büyüme performansı (yüzde 0,9) sergiledi.

Bugünlerde konut fiyatlarında yine bir miktar yükselme var. Bakalım insanlar 2003 – 2015 arasında olduğu gibi ‘zenginleşme illüzyonuna’ kapılıp harcamalarını artıracaklar mı? Bakalım konut talebi yeniden yükselecek ve konut fiyatları artacak mı? Yoksa insanlar alternatif maliyet hesaplamayı eskisine göre daha iyi öğrendiler mi?

Grafik: TCMB Konut Fiyat Endeksindeki Gelişmeler ( Ocak 2015 – Eylül 2019)






Not 1: Alternatif maliyet; bir şeyin satın alınmasının ya da yapılmasının maliyetinin, o şeyi satın almak nedeniyle satın alınmasından veya yapılmasından vazgeçilen başka şeylerle ölçülmesi demektir. Örneğin eldeki kısıtlı parayla futbol maçına gitmek yerine akşam yemeğini dışarıda yemeği tercih etmişseniz o yemeğin alternatif maliyeti (ya da vazgeçme maliyeti) o futbol maçına gitmemiş olmaktır. 2016 yılında 1 USD= 3 TL kuru mevcutken 500.000 TL’ye satın alınan bir konut yerine o tarihte Dolar hesabı açılmış olsaydı (500.000 / 3 = ) 166.666 Dolarlık bir hesap sahibi olunabilirdi. Bugün 1 Dolar = 5,81 TL olduğuna göre o hesabın TL karşılığı (166.666 x 5,81 =) 968.329 TL eder. O halde satın alınan 500.000 TL’lik konutun bugünkü değeri 968.329 TL’den az ediyorsa o tarihte konut almak doğru bir yatırım kararı olmamış demektir. (Hesaplarda faiz geliri ve kira geliri ihmal edilmiştir.) Bu örnekte alternatif maliyet; yatırım amaçlı konut almak yerine Dolar hesabı açmamış olmaktır.  

Not 2: Burada konutları örnek alarak yaptığım analizi hisse senedi ve altın için de geçerli olarak düşünebilirsiniz. Bunların hepsi, tıpkı döviz gibi, birbirinin alternatifi olan varlıklardır.

13 Aralık 2019 Cuma

Tüketim Çılgınlığı ve Diderot Etkisi

Denis Diderot (1703 – 1784), ünlü bir Fransız yazar ve filozoftur. Aydınlanma Çağı'nın en önemli kişilerinden birisi olarak kabul edilir. Fransız Devrimi'ni hazırlayan düşünsel gelişmelerde katkısı vardır. Yeni felsefi ve bilimsel düşünceleri ve bilgileri Avrupa’ya yaymak amacıyla Jean Le Rond D’alembert ile birlikte yazdığı Ansiklopedi en çok bilinen eseridir.

Diderot, büyük borç altına girmiş ve paraya ihtiyacı en üst düzeye çıkmışken 1765 yılında Rus İmparatoriçesi Büyük Catherine, sanat ve bilimin koruyucusu olarak, Diderot’nun kütüphanesini satın aldı ve hemen sonra o kütüphaneyi yine Diderot’ya bıraktı. Böylece Diderot’nun eline önemli bir miktar para geçmiş oldu. Catherine bununla da yetinmeyip 25 yıllık maaşını peşin vererek Diderot’yu kütüphanecisi olarak işe başlattı.   

10 Aralık 2019 Salı

Hukukun Üstünlüğü ve Ekonomi

Hukukun üstünlüğü ilk ağızda basit iki kelimenin yan yana gelmesiyle oluşmuş bir ifadedir. Buna karşılık hem hukuktan hem de üstünlükten çok daha önemli bir vurguyu ortaya koyar. Hukukun üstünlüğü, temel olarak hukukun bir topluluktaki veya ülkedeki yaygınlığını ve yetkisinin yüksekliğini ifade eder ve en üst düzeyde şöyle ifade edilir: “Fiat iustitia et pereat mundus” (dünya yıkılsa bile adalet yerini bulmalı.) Farklı bir bakışla şöyle de ifade edilebilir: “Fiat justitia ne pereat mundus” (dünyanın yıkılmaması için adalet yerini bulmalı.)

Hukukun üstünlüğü ifadesi içinde birçok hukuk ilkesi bir araya gelir. Bunlardan ikisi belki de en önemlileridir. İlki ‘yasalar karşısında eşitlik ilkesidir.’ Hiç kimseye, zümreye veya gruba yasalar karşısında ayrıcalık tanınmaması demektir. İkincisi ‘idarenin bütün eylem ve işlemlerinin yargı denetimine açık olacağı ilkesidir.’ Ülkeyi yönetme yetkisine sahip olanların aldıkları kararların ve yaptıkları uygulamaların yargıdan muaf olamayacağını vurgular.  

3 Aralık 2019 Salı

Baz Etkisi Her Zaman Lehte Çalışmaz

Bir ay önce 4 Kasım 2019’da “Olumlu Baz Etkisinin[i] Sonuna Geldik” başlıklı yazımda şunları yazmıştım.  

“Kasım ayında baz etkisinin olumsuz etkisi devreye girecek
Şimdi de son 2 yılın enflasyonuna TÜFE bazında bakalım (Kaynak: TÜİK Tüketici Fiyat Endeksi, Haber Bültenleri.)

ENFLASYON (TÜFE)
2018
2018 
2019
2019 
Aylar
 Aylık
 12 Aylık
Aylık
12 Aylık
Ocak
1,02
10,35
1,06
20,35
Şubat
0,73
10,26
0,16
19,67
Mart
0,99
10,23
1,03
19,71
Nisan
1,87
10,85
1,69
19,50
Mayıs
1,62
12,15
0,95
18,71
Haziran
2,61
15,39
0,03
15,72
Temmuz
0,55
15,85
1,36
16,65
Ağustos
2,30
17,90
0,86
15,01
Eylül
6,30
24,52
0,99
9,26
Ekim
2,67
25,24
2,00
8,55
Kasım
-1,44
21,62
0,38
10,56
Aralık
-0,40
20,30



2 Aralık 2019 Pazartesi

Büyümenin Arkası

GSYH büyümesi 2017 yılında inişli çıkışlı ama hep artı tarafta bir patika izledikten sonra 2018 yılında düşüşe geçti ve dördüncü çeyrekte küçülmeye döndü. 2018 yılının son çeyreği de dahil olmak üzere büyüme, üç çeyrek eksi çıktıktan sonra 2019’un üçüncü çeyreğinde yeniden artıya geçerek geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 0,9 olarak gerçekleşti. 2017 başından bu yana büyümenin görünümü şöyle bir grafik izliyor.


Büyümeyi yukarı çeken (pozitif katkı veren) ve aşağıya iten (negatif katkı veren) kesimleri ve gelişmeleri görebilmek için ayrıntılara bakalım.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...