Kayıtlar

Nisan, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Çocukluğumun Türkiye'si

Bizim çocukluğumuzda ana babalar ne bizler gibiydi ne de bugünküler gibi. İkinci Dünya Savaşının yokluğunu yaşamış disiplinli, sert ama aynı zamanda cumhuriyetin o inanılmaz hamlelerini görmüş, geleceğe umutla bakan insanlardı. Bazen işler kötü gitse bile Atatürk’ün yarattığı o büyük atılımı akıllarına getirir ve umutlarını asla yitirmezlerdi. Ama dediğim gibi o sıkıntılı günlerin de etkisiyle olsa gerek disiplinli ve sert insanlardı. Yaramazlık yaptığımızda tokadı yerdik, dedikodu yapmışsak, küfürlü konuşmuşsak ağzımıza biber sürme tehdidi gelirdi hemen. Ben çocukken epey tokat yediysem de ağzıma hiç biber sürülmedi ama o tehdit hep orada durdu.  Biz sokaklarda büyüdük, okuldan gelir gelmez hemen sokağa çıkar mahallenin çocuklarıyla buluşur, akşam babamız eve gelip de annemiz bizi yemeğe çağırıncaya kadar dışarıda oynardık. Türlü, çeşitli oyunlar vardı oynadığımız: Kızlı erkekli körebe, saklambaç, yakan top, dokuztaş, ip atlama, birdirbir ve erkek çocuklar olarak tabii ki futbol...

7 Maddede Ekonomide İllüzyon Rehberi

Ekonomide giderek gerçeklerle değil, hikâyelerle yaşıyoruz. Rakamlar doğru olabilir. Ama hikâye eksikse bu bir anlatım sorunudur. Rakamlar da hikâye de eğilip bükülüyorsa, artık ortada bir ekonomi değil, bir illüzyon vardır. Bugünün ekonomisini anlamak için yedi basit illüzyonu anlamak yeterli olabilir:  Bir: Enflasyonu yüksek tutarken faizi de yukarıda bırakırsın. Sıcak para gelir, döviz kuru baskılanır. Sonuç: Ekonomi dolar cinsinden olduğundan büyük görünür. Kâğıt üzerinde büyür, dünya sıralamasında yükselirmiş gibi yaparsın. İki: Sığınmacıların üretimini milli gelire eklersin ama onları nüfusa katmazsın. Sonuç: Kişi başına gelir bir anda artar. Kimse zenginleşmez ama herkes zenginleşmiş gibi görünür. Üç: İşgücü tanımını daraltır, işgücüne dâhil olmayanları genişletirsin. Sonuç: İşsizlik oranı olması gerekenden düşük çıkar. İş bulunmaz ama işsizlik sorunu yokmuş gibi görünür. Dört: Dış borcu, kimden alındığına göre değil, kimin elinde tuttuğuna göre yazars...