Enflasyonu Niçin Düşüremiyoruz?
Türkiye’nin uzun süredir
çözemediği temel ekonomik sorunların başında enflasyon geliyor. Zaman zaman
düşürülüyor gibi görünse de kısa süre sonra yeniden yükseliyor. Demek ki sorun
yalnızca enflasyonu düşürmek değil, düşürülen enflasyonu kalıcı hale
getirebilmekte yatıyor.
Enflasyonla mücadelede ilk kural,
onun yükselmesine izin vermemektir. Türk siyasetine egemen olan; “ekonomi
büyüsün, canlı kalsın, enflasyon biraz artsa da sonra düşürürüz” şeklindeki anlayış
son derece yanlıştır. Çünkü enflasyon yalnızca fiyatların yükselmesi değildir.
Aynı zamanda beklentilerin bozulmasıdır. Beklentiler bozulduğunda insanlar
gelecekte fiyatların daha da artacağını düşünmeye başlar. Bu beklenti
yerleştiğinde enflasyonu düşürmek çok daha zor hale gelir.
İkinci önemli konu, enflasyonun
kaynağını doğru belirlemektir. Eğer ortada bir talep enflasyonu varsa yani
insanlar aşırı harcama yapıyorsa, bunu durdurmanın yolu faizleri ve vergileri
artırarak talebi kısmaktan geçer. Buna karşılık sorun maliyetlerden
kaynaklanıyorsa yani bir maliyet enflasyonu söz konusuysa, o zaman üretim
maliyetlerini yükselten unsurları frenlemek gerekir.
Türkiye gibi üretimin büyük
ölçüde ithal girdilere dayandığı ekonomilerde kur artışı doğrudan maliyet
artışı yaratır. Kur yükseldikçe ithal hammadde pahalanır, bu da üretim
maliyetlerine ve sonuçta fiyatlara yansır. O nedenle böyle ekonomilerde kuru
baskılamak kısa vadede enflasyonu frenleyen bir araç haline gelir. Ne var ki
yüksek faiz ve düşük kur politikası uzun süre sürdürülebilecek bir uygulama
değildir. Bir süre sonra sanayi kesimi zarar görmeye, ihracat gücü zayıflamaya
ve cari açık büyümeye başlar.
Enflasyon konusunda yapılan
önemli hatalardan biri de her şeyi tek nedene bağlamaktır. Oysa ekonomide
sorunlar çoğu zaman çok nedenlidir. Talep enflasyonu ile maliyet enflasyonu
aynı anda ortaya çıkabilir. Hatta çoğunlukla durum böyledir. Bu nedenle alınan
bir önlem bir sorunu çözerken başka bir sorunu büyütebilir. Örneğin talebi kısmak
amacıyla faiz ve vergiler artırıldığında finansman maliyetleri yükselir. Bu
durum üreticinin maliyetlerini artırarak yeni fiyat artışlarına yol açabilir. Ekonomi
yönetiminin bu yan etkileri dikkate alarak hareket etmesi gerekir.
Enflasyonla mücadelede en kritik
konulardan biri de beklentilerdir. Eğer üretici, tüketici, yatırımcı ya da
ihracatçı gelecekte enflasyonun düşeceğine inanmıyorsa fiyatlama davranışı buna
göre şekillenir. Böyle bir ortamda enflasyonu düşürmek son derece güçleşir.
Beklentileri düzeltmenin yolu
yalnızca faiz artırmak değildir. İnsanları geleceğe ilişkin olarak ikna edecek
kapsamlı bir değişim programı gerekir. Bu programın içinde hukukun üstünlüğü,
liyakat, kurumların bağımsızlığı, demokrasi standardı ve öngörülebilirlik gibi yapısal
unsurlar da yer almak zorundadır. Çünkü ekonomi yalnızca rakamlardan ibaret
değildir; aynı zamanda bir güven meselesidir.
Enflasyonla mücadelede genellikle
iki yöntem uygulanır: Şok program ve aşamalı program.
Şok programda faizler hızla
yükseltilir, vergiler artırılır ve kur sabitlenmeye çalışılır. Amaç kısa sürede
talebi baskılayarak fiyat artışlarını durdurmaktır. Eğer enflasyon uzun süre
devam etmişse ücret, fiyat ve kira denetimleri de devreye sokulabilir. Ne var
ki bu tür programlar uzun süre sürdürülemez. Süre uzadıkça kayıt dışılık artar,
karaborsa ortaya çıkar ve ekonomik faaliyet ciddi zarar görmeye başlar.
Aşamalı program ise daha yavaş ilerler. Faizler zamana yayılarak artırılır. Piyasada ani kırılmalar yaratmadan enflasyonun düşürülmesi hedeflenir. Bu yöntem ekonomide sert çöküşlere yol açmaması açısından daha avantajlıdır. Ancak bu program uzun süreceği için başarısı şok programa göre daha ağırlıklı olarak yapısal reformlara ve onların yaratacağı olumlu beklentilere bağlıdır.
Türkiye’nin son yıllardaki
deneyimi bu açıdan dikkat çekicidir. Özellikle 2021 yılında uygulanan düşük
faiz politikası enflasyonun denetimden çıkmasına yol açtı. Enflasyon
yükselirken faiz indirildi ve bunun sonucunda kur şoku yaşandı. Kur artışı
maliyetleri yükseltti, yükselen maliyetler de hızla fiyatlara yansıdı ve sonuçta
enflasyon yüzde 80’lere kadar çıktı.
2023 yılının ortasından itibaren daha
geleneksel bir programa dönüldü. Faizler artırıldı, vergiler yükseltildi ve
kayıt dışılıkla mücadele edilmeye başlandı. Bu yaklaşım aşamalı bir enflasyonla
mücadele programı niteliği taşıyordu. Ancak programın en önemli eksikliği
yapısal reformların devreye sokulmaması oldu. Oysa beklentileri düzeltecek olan
şey tam da bu reformlardı.
Türkiye aslında geçmişte
enflasyonu düşürmeyi başarmış bir ülkedir. 2001 krizinden sonra uygulanan
program yalnızca faiz ve maliye politikalarından ibaret değildi. Bankacılık
reformu yapıldı, kamu mali disiplini sağlandı, Avrupa Birliği tam üyelik süreci
ekonomi açısından önemli bir çıpa işlevi gördü. Bu sayede beklentiler düzeldi
ve enflasyon tek haneye geriledi.
Enflasyonu bir süre düşürsek bile
onu kalıcı olarak düşük düzeyde tutamıyoruz. Bunun nedeni yıllardır aynı
noktada düğümleniyor: Beklentilerin düzeltilememesi. Onun nedeni açıklanan programa
güvenilmemesinde, onun da nedeni başta hukuk düzeni olmak üzere yapısal
reformların yapılmaması, hatta mevcut olanların daha da bozulmasında yatıyor. Güven
zayıfladığında beklentiler bozuluyor, beklentiler bozulduğunda da enflasyon
yeniden yükselmeye başlıyor.
Yazınız için çok teşekkür ederim. Elinize sağlık!
YanıtlaSilSağ olun.
SilHocam yazılarınızı beğenerek takip ediyorum.Çok teşekkür ederiz.siyasi irade enflasyonu düşurmek isterse düşürür.enflasyon servet transferini cok kolaylaştırır.vergiyi gelirden değil servetten alırsanız adil bir vergi sistemi ile enflasyondan tüm bireyler aynı oranda etkilenir.geliri gizleyebilirsiniz fakat serveti gizlemek cok kolay değildir.ülkemizde halka açık dev holdinglerin özsermaye karlılıklarına bakarsanız bir çoğu nominal olarak yıllık yüzde 10 bile değil.kolay hesaplanabilir adil vergi sistemi bu işi çözer.
SilAsil sorun guven bütün ulke genclerinin hayati çok sikintili durumda gozukuyor.. Yabancilar nasil guvensin bu Ortama?
SilYerlilerin güvenmediği bir ortama yabancının güvenmesi beklenemez.
SilBize kimse güvenmiyorsa koskoca İstanbul Finans Merkezini niye kurduk. Şehrin siluetinde yeni bir gökdelen hattı oluşsun diye mi?
SilEn sevdiğimiz geliri elde etmek için: Rant geliri. Onun için ben daha bu proje ilk gündeme geldiğinde bunun bir finans merkez projesi değil gayrimenkul projesi olduğunu yazmıştım.
Silİstanbul Finans Merkezi'nde (İFM) şu anda aktif olarak çalışan sayısı yaklaşık 20.000 kişidir Yılsonu hedefi 40.000 çalışan nihai hedef 100.000 çalışan imiş. Benim merak ettiğim bu gökdelenler de 100.000 kişi çalışabilir mi? Gerçekten o kadar kapasitesi var mı?
SilFinans merkezi sahip olduğu kule, sosyal donatı alanı, AVM, eğitim kurumu vs. sayısına göre dar bir alana konumlanmis vaziyette. Şu an faal olmayan binalar mevcut. Yakın zamanda bu binaları Turkcell, Kuveyt Türk gibi kurumların dolduracagi söyleniyor. IFM içindeki yer altı ve yer üstü AVM'de bulunan iş yerleri yakın zamanda dolacak. Dolayısıyla trafik ve konut sorunlarına daha binlerce çalışan katılacak. Bu sayı ilerleyen dönemde zikrettiginiz miktarı bulabilir.
SilAkıl zekayı galabe ediyor... Yılan azalınca fareler çoğalır. Durgun su kurbağalanır. Leylekler çoğalınca yılanlar, fareler, kurbağalar azalır. Beyazlar azalınca Sarılar, Sarılar azalınca Siyahlar çoğalır, hepsi azalınca Kızılderililer çoğalır... Deli Dumrullar çoğalınca .......
YanıtlaSil😀
Sil🤣🤣🤣🤣
SilHocam stajyer hazine kontrolörlüğü nasıl bir kadro sizce bilginiz var mı?
YanıtlaSilAmacınızın ne olduğuna bağlı. Hazine Kontrolörlüğü iyi bir meslek. Daha çok kamu kesiminde kalmayı düşünenler için iyi bir seçim. Eğer bir süre sonra özel kesimde görev alayım ya da kendi işimi kurayım diye düşünürseniz bu meslek ona pek yararlı olmaz.
SilUstad ben enflasyonu dusurmek gibi bir istek olduguna inanmıyorum. Bunun bilinçli bir tercih olduğuna inanıyorum. Aksi durumda enflasyonu düşürüp belirli bir seviyede tutmak icin 5 yillik bir planlama ve yapısal reform takviminin uygulanması yeterli olacaktır. enflasyon sermaye transferinin en güzel oldugu ortamdır buna musade edildiğini düşünüyorum.
YanıtlaSilHaklısınız. Çünkü enflasyon düşer kur da normale dönerse bizim GSYH gerilemeye başlar.
Silparamız değerlendiğinde reel değerde GSYH artmaz mı? GSYH neden düşüyor? yüksek kur da ihracatın fazla olmasından ötürü mü
SilDöviz fren yapıyor ama tüccar vatandasın alım gücünün arttığını gördüğü için basıyor zammı!
SilGSYH TL ile hesaplanıyor. İçinde enflasyon da var.
SilSonra bu tutar Dolar kuruna bölünerek dolar cinsinden GSYH hesaplanıyor.
Enflasyon ne kadar yüksek ve dolar kuru ne kadar düşükse dolar cinsinden GSYH ve kişi başına gelir o kadar yüksek çıkıyor.
Dolayısıyla paramız değerli göründüğünde sanal olarak gelirimiz artmış görünüyor.
2026 yılbaşından bu yana dolar kuru yaklaşık %5,6 oranında artış gösterirken, enflasyon (TÜFE) aynı dönemde toplamda %14,7 civarında gerçekleşmiştir.
SilBu tam da istedikleri sonuç: GSYH ve kişi başına gelir hem TL hem de dolar cinsinden yüksek çıkıyor.
SilBu herkesin istediği sonuç.
SilMahfi bey GSYH TL nasıl hesaplanıyor hangi tutar dolar kuruna bölünüp gsyh hesaplanıyor?
SilTemel herkese sürekli "Ben hastayım, ben hastayım" diyormuş. Bir gün ölmüş, mezar ziyaretine gidenler mezar taşındaki yazıyı okumuş. " Size hastayım ben, hastayım ben diyordum inanmıyordunuz. Noldi?"
YanıtlaSilBıkmadan usanmadan bizleri aydınlattığınız için teşekkürler. 😀
Çok sevdiğim bir fıkradır. Bizim durumumuzu güzel özetler.
SilSağ olun.
Hocam yazınız için teşekkürler bizleri bilgilendiriyorsunuz.
YanıtlaSilDiyeceğim şey hükümet olarak hiçbişey bilmesek veya yapamasak dahi sadece verilen kredileri takip edip kredi büyümesi olmasa herkese kredi kartı veya esnek hesap adı altında hazır limit tanımlanmasa yinede sorunları yaşar mıydık diye düşünüyorum.
Saygılarımla.
🙏
SilYaşardık çünkü dediğim gibi beklentiler çok bozuk.
Mahfi Bey bir ekonomi profesyoneli olmadanda bu kadar anlaşılır olmanız aynı zamanda tüm gözlem ve fikirlerinizin hem tarafsız ve hemde kusursuz olması benim gözümde sizi Türkiyenin en iyisi yapıyor. Varlığınızla onur duyuyoruz
SilÇok teşekkür ederim, baştan beri amacım bu. Yani herkesin muhatap olduğu durumu herkesin anlayabileceği biçimde anlatabilmek.
SilEvet böyle bir yeteneğiniz var!
Sil"Enflasyon kamu yaratır. Milton Friedman"
YanıtlaSilBuradan hareketle acaba enflasyon gerçekten düşünülmek isteniyor mu Hocam
Bence istenmiyor, çünkü o zaman GSYH ve kişi başına gelir düşük çıkar.
SilHocam yapalım bi 20-30 yapısal reform, deflasyona bile gireriz
YanıtlaSilSaçma sapan yorum.
SilHocam bugün neşelisiniz, sizin adınıza sevindim :)
YanıtlaSilSeçim ekonomisini gireleceği söyleniyor, bu konusunda ne düiünüyorsunuz?
Bu ekonominin asla düzelmeyeceğini.
SilAman hocam :)
SilAsla demeyin, keskin cümleler genelde gerçekçi değildir
Hocam tek bir cevap istiyorum. Eğer merkez bankası para basmayıp etrafa para saçmasaydı bugün enflasyon ne kadar olurdu. Bunu neden hiç dile getiremiyorsunuz. Enflasyonun ürediği bataklık enfekte olmuş para değil mi.
YanıtlaSilMerkez Bankası iddia edildiği kadar para basmış değil. Ben para arzı büyüklüklerini izliyorum MB enflasyon + büyüme oranından fazla para basmıyor. Asıl sorun kamu kesiminin israfı ve beklentilerin çok bozuk olması.
SilMerkez bankası ENAG'ın enflasyonunu baz alıp para bassa hata yapmış olur mu?
SilOlmaz ama o zaman onu dengelemesi için de faizi % 60'a çıkarması gerekir.
SilHocam fili çok güzel tarif etmişsiniz ama o nesne fil değil.
YanıtlaSilÇok doğru.
SilBence artık enflasyonla mücadele edende bir ekonomi yönetimide yok 3 yıldır uğraş verilen şey ödemeler dengesi krizine girmemek için bir mücadele var.
YanıtlaSilAyrıca buğün yaşadğımız enflasyon son seçim öncesi salınan paranın sonuçu değilmidir?
Haklısınız.
Silbüyük bir güven problemi var. insanlar almak istemedikleri ürünleri 1 ay sonra daha pahalı olacak düşüncesiyle almak zorunda hissediyor. öne çekilmiş bir talep enflasyonu yaşanıyor. bu bozulmuşluğun mevcut hükümet ile giderileceğine inanılmadığının da bir göstergesi ki ben de o şekilde düşünüyorum. tasarruf yapmak, eldeki parayı harcamaktan daha pahalıya geliyor. Liyakat yok, güven yok, huzur yok, birilerinin yanında değilsen haklı bile olsan haksızsın... Kısa vadede hiç ışık yok ve her geçen gün karanlık daha çok artıyor.
YanıtlaSilGüven problemi haksız değil, çünkü verilen hiçbir söz tutulmuyor.
SilGüven problemi var ama insanlar da alışveriş yapmaktan geri durmuyor. Bu da ilginç bir yorum.
SilAdsız 18:46
SilGüven sorunu olduğu ve yarın ne olacağını bilmedikleri için insanlar alışveriş yapmaktan geri durmuyor zaten. Sebep belli, sonuç belli, aradaki bağlantıyı kuramamışsınız sanki.
Enflasyon, kanunsuz vergi salmadır.
YanıtlaSilMilton Friedman, (1912~2006, 1976 Nobel Ekonomi Ödülü)
Elinize sağlık.
YanıtlaSil🙏
SilHocam enflasyon sabır ister,milletimizde sabırlıdır.
YanıtlaSilMilletimizin sabırlı olduğu kesin.
Silhocam faiz ne zaman duser? piyasa durdu
YanıtlaSilBurada sorulması gereken doğru soru enflasyon ne zaman düşer sorusudur.
SilAz kaldı seçim senesi faiz düşecek piyasalar çoşacak .
SilKomşudaki savaş bittikten sonra enflasyon tepetaklak iner.
Sil2021 ve 2022'de % 80'lere çıkarken komşuda savaş mı vardı?
SilSeçim senesi faiz düşer piyasa coşar seçim biter yine eskisi gibi karalar bağlarsınız: Bu enflasyon nasıl düşecek diye.
SilHocam ülkenin gerçeği bu.
Sil1980 , 1994 , 2001 krizlerinde kurlar yüzde 100 ve üzerinde arttı . (1980 yılında 25 yaşında idim )Daha eski tarihlerde de artışlar oldu ama eskileri yaşamadım . 70 yaşına gelmiş biri olarak sayın Cansen'in dediği gibi bu fasit daire kırılamıyor . Enflasyon sermaye ve servet transferinin en güzel olduğu ortamdır .
YanıtlaSilÇok doğru, zengin daha zengin fakir daha fakir oldu.
SilHocam fasit daireyi nasıl kıracayız?
SilBilimle.
SilMahfi hocam teşekkür ediyorum. Yarın 10. sınıf öğrencilerine enflasyon konusunu anlatacağım staj kapsamında ve sayfanızdan faydalanırım diye bakınca bugün enflasyon konusuna değinmiş olmanız güzel bir denk geliş oldu .Gençlere basit ve anlaşılır aktarmam konusunda bir öneriniz olursa sevinirim.
YanıtlaSilÖnerilerimi yazıda gösterdim zaten sadece gençlerimiz için enflasyonsuz, adaletli, barış içinde bir gelecek dilerim.
SilEnflasyon da en kilit nokta adaleti ve demokrasiyi sağlamak değil midir hocam bunlar olmadığı için de maalesef durum ortada ağzınıza emeğinize sağlık
YanıtlaSilBiz maalesef onları daha iyiye götürecek yerde çok daha kötüye götürdük. Onlara hiç dokunmasak ekonomiyi düzelterek bu badireden kısa sürede çıkabilirdik. 2002'de 1994'de olduğu gibi. Ama artık o yıllardaki duruma göre çok gerideyiz.
SilAdam kendini ekonomist sanıyordu. Nas var dedi indirdi faizi. Sabırla bu rejimin değişmesini bekleyeceğiz. Umarım değişir. Başka çaremiz yok. Bu arada namuslu insanları siyasete girmeleri için teşvik etmeli. Ortalık namussuz kaynıyor.
YanıtlaSilAdam icraatın içinden geçiyor siz bilgisini sorguluyorsunuz. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz!
SilDeğerli hocam ,
YanıtlaSilMevcut siyasi iktidar devam ettiği sürece mb başına yada ekonominin başına kim gelirse gelsin doğruların uygulanmasına izin verilmiyor yada sınırlı izin veriliyor. Örnek Cevdet Akçay. Kendisi de bu tür şeyler söylüyordu ama mb yardımcısı olunca yapabildikleri sınırlı kaldı.
Söylediklerini yapamadığı halde bir kişinin orada oturmaya devam edip istifa etmemesi söylediklerinde samimi olmadığını ya da kendisine verilen yanlış talimatlara boyun eğdiğini gösterir.
SilCevdet Akcay hakkinda söylediklerinize yüzde yüz katiliyorum hocam, bence beklentilerimizin iyimser olmamasinin en büyük nedeni , umutlarimizi kiran sey bu...güvendigimiz daglara karlarin yagmasi...
Sil"Ağaca dayanma kurur, insana dayanma ölür" diye bir atasözü vardır.
SilYani mesele sistem meselesidir, kişi meselesi değildir.
hocam faiz 2028de mi duser?
YanıtlaSilEnflasyon ne zaman düşerse o zaman düşer.
SilMahfi bey güncel yazılarınız için teşekkür ederim, iktisatta enflasyonun teknik nedeni olarak sunulan, piyasada dolaşımda bulunan para miktarının, piyasaya sürülen mal miktarından daha yüksek olması, teorisinde, para miktarı ile mal arzının mukayese edilmesi teorisi ne derece doğru teori olabilir, selamlar,
YanıtlaSilBir ülkede normal koşullarda basılması ve piyasaya sürülmesi gereken para miktarı enflasyon + büyüme hızından fazla olmamalıdır ki enflasyona katkı yapmasın. Dolayısıyla bu toplam oranın altında para basılıyorsa para arzı talebin artışına katkı yapmaz yani enflasyonun nedeni olmaz. Mevcut enflasyonu düşürmek için de bu toplam oranın biraz altında para basılması gerekir.
SilBizde para arzındaki artış bu oranın üzerinde değil. O nedenle bizdeki enflasyonun nedeni para basılması değil. Bizdeki enflasyonun nedeni kamu israfının yüksekliği ve beklentilerin bozukluğu. İnsanlar her şeyin fiyatının gelecek ay daha da artacağını öngörerek bir alacağı şeyi iki alıp stoklamaya çalışıyor. Bu da talebi ve dolayısıyla fiyatları yükseltiyor.
İnsanların tüketmesi mi sorun oldu şimdi de!
SilMagfi bey, son 40 ve 45 yılda uygulanan iktisat politikaları ile enflasyonu birkaç yıl dahi %2 seviyesine, işsizliği %5 seviyesine, kişi başı geliri 40000 dolara, cari açıksız, dış borçsuz bir ekonomi Br ekonomi yaratamamış olmamız, birbirinden kopuk, birbirini desteklemeyen iktisat politikaları sonucu değilmi, dış borç almadan kendi başımıza kalkınamayız anlayışı öğrenilmiş çaresizlik değilmi, selamlar,
YanıtlaSilBu dediklerinizin etkisi çok büyük. Ama bunların yanında toplumun geleceğe ilişkin beklentilerinin kötümserliği de etkili. Gelecekte enflasyonun devam edeceği hatta artacağı görüşünde olan üretici fiyatlarını artırıyor, tüketici de alacağı her şeyi ihtiyacından fazla alıp stoklayarak enflasyon etkisini azaltmaya çalışıyor. Bunlara kamu kesiminin inanılmaz derecede yüksek olan savurganlığı da eklenince enflasyon yerleşip kalıyor.
SilMuhtemelen Türkiye tarihinde böyle bir enflasyon ortamı görmedi. Dolar bazında herkes ama herkes işçi patron devlet kazandığı için bu durumdan kimse şikayetçi değil. Türkiye çok tatlı bir nokta yakalamış durumda! Enflasyon arttıkça işçi patron devlet dolar bazında kazanıyor!
SilMahfi bey, iktisadın ana konusu olarak anlatılan, fiyatı belirleyen bir malın arz ve talebin keşişim noktası fiyatı belirler tesbiti enflasyonun da artışını anlatıyor ise enflasyonu düşürmek için ya talebi kısıcı aynı anda mal ve hizmet tarzını arttırıcı politikalar uygulanamazmı, her yüksek enflasyon yıllarında talep kısıcı veya amiyane tabirle kemer sıkıcı politikalar uygulandı, malların arzını arttırıcı politikalar ihmal edildi, iç üretim artmadan talep enflasyonu da, maliyet enflasyonu da kalıcı olarak düşmeyeceğini kabul edelim, selamlar,
YanıtlaSilMalların arzını artırmak için yatırımların artması gerekiyor. O da risklerin düşmesine bağlı. Türkiye, sürekli risk üreten bir ülke. Dışarıda üretilen (Ukrayna savaşı, Trump'ın tarifeleri, İran ve Hürmüz Boğazı çatışması vb gibi) risklerin etkisine ek olarak içeride de çoğu hukukun üstünlüğünü yok eden riskler yaratmaya devam ediyoruz. Bunlara ek olarak enflasyonun yarattığı belirsizlikler ve beklenti bozulmaları var. Böyle bir ortamda üretimi artıracak yatırımlar yapılamıyor, arz da artırılamıyor.
SilSayın hocam enflasyonun kaynağını yıllar önce tespit etmedik mi ?
YanıtlaSilFaiz sebep , Enflasyon sonuç 🤔😁
O gün bugündür iflah etmedik.
SilMilei'nin yaptığını yapmak lazım enflasyonu dizginlemek için ama bunu yapmazlar. Bilinen en iyi hızlı borç eritme ve gizli vergi yönteminden neden vazgeçsinler? Emirle belirlenen ve olması gerektiğinden düşük kalan faiz oranları ile bir kesim zengin edildi. O kesim nasılsa kendisinde olmayan parayı yani bedavaya yakın ucuzlukta krediyi alır. Bilinçli olarak enflasyon yaratıp borç eriten devletten "garanti" işleri de alır. Neyse ki yaratılan enflasyonun bedelini halk ödeyecektir. Çünkü TÜİK enflasyonu yarı yarıya düşük açıklayacaktır. Eğer bir işi varsa vatandaşın, senede bir gerçek enflasyonun çok altında zam alacaktır. Kısacası enflasyon politik tercihdir ve mecburi kötülüğün aşırı büyüklüğünün devamından dolayı düşüremiyoruz. (Not: özellikle kamu harcaması yazmadım çünkü halka harcanan bir şey olduğunu düşünmüyorum)
YanıtlaSilMilei'nin yaptıklarını bizim siyasetçi yapamaz. Esasen bizdeki ihtiyaç ekonomik önlemlerden daha çok hukuk, demokrasi, etik, liyakat vb gibi sosyal ve siyasal sorunların çözülmesine bağlı bulunuyor.
Sil"Hocam, yazınızda bahsettiğiniz 'kurumsal bağımsızlık ve adalet' eksikliğinin sadece ekonomide değil, bugün futbol gibi sosyal alanlarda bile karşımıza çıkması çok düşündürücü. Kuralların herkese eşit işlemediği ve güvenin sarsıldığı her yerde, tıpkı enflasyondaki gibi bir 'beklenti bozulması' ve kaos oluşuyor. Ekonomideki o yapısal reform ihtiyacı, aslında hayatın her alanında bir ihtiyaç gibi duruyor."
YanıtlaSilÇok haklısınız. Onun için ben her lafa başlarken ekonomiden önce hukukun üstünlüğü, tarafsız ve bağımsız yargı diye başlıyorum. Yaşamın her alanında liyakate dayalı insanların göreve getirilmesi ve onlara görevlerini yaptıkları sırada kimsenin karışmaması gerekir.
SilYapısal reformları yapmak demek, kurulan mevcut rejimi değiştirmek demek oluyor; bu da kabaca tabirle bir kesimin işine gelmiyor. Güçler ayrılığı, hukukun üstünlüğü gibi demokrasiyi tiranlıktan ayıran değerlerden her geçen gün uzaklaşıyoruz maalesef. Yıllardır ısrarla "yapısal reformlar" diye bağırıyorsunuz sevgili hocam ama duyması gereken kulaklar fil hortumlarıyla dolu :)
YanıtlaSilHaklısınız. Bizimki sorunu yaratan ve sürdürenlerden çözüm beklemek gibi oluyor. Öyle bakınca umutsuzluğa kapılıp yazmayı, çizmeyi, anlatmayı bırakmak gerekir diye düşünsek de en azından mesela sizlere ulaşmak bile doğru bir şeydir diye düşünerek devam ediyoruz.
SilTürkiye'de enflasyonun OECD ülkeleri seviyesine indirmek için ya bir petrol denizi ya da bir altın dağı keşfetmemiz gerekir. Zaten yurdum insanı, enflasyondan ne kadar şikayet ederse etsin düşmesini istemiyor. Trilyon dolara yakın yastık altına istiflediği dolar ve altının enflasyon sonucu yapılacak devalüasyonla kendisine ekonomik olarak sınıf atlatmasını bekliyor. Hatta petrol denizi ve altın dağı bulsak da geliri artan yurdum insanının , şimdi 150-200 ton/yıl olan altın istifçiliği katlanarak artacağından, korkarım bu keşifler de enflasyonu düşürmeye yetmeyecektir.
YanıtlaSilEnflasyonu düşürmek için önce beklentileri düzeltmek gerekir.
SilVarlık barışı ortalama 3 yılda bir çıkarılıyor yani vergiler sade vatandaşa arttırılırken ak-kara-gri paraya hem rengi sorulmuyor hem de vergilendirilmiyor,burada amaç döviz saglamak ise ve kur baskılamanın bedeli olarak carry tradecilere verilen %10-15 dolar faizi agır geldiği için onun yerine vergi affı ile gelecek tl den vazgeçelim yani dövize faizi döviz olarak değilde tl olarak ödeyelim mi tercih edilmektedir?Bu yıl dış ticaret açığımızın artacağı(enerji-gıda fiyat artışı) turizm gelirlerinin düşeceği (ortadogudaki istikrarsızlık ve dünya ekonomisindeki daralma)öngörülerek tedbiren böyle bir yola girilmek isteniyor olabilir mi?
YanıtlaSilSayın Eğilmez ,
Bu çıkarım sade vatandaş olarak aklıma geldi ama teknik olarak bu yorum doğrumudur?
Sizin değerlendirmenizi merak ediyor saygılar sunuyor esenlikler diliyorum
Çok doğru. Ama daha önce yedi kez çıkarıldığı için artık anlamını ve etkisini yitirmiş görünüyor.
SilEnflasyonu tüketiciler yaratmaz. Enflasyonu üreticiler de yaratmaz. Enflasyonun tek nedeni, devletin aşırı harcama yapması ve gereğinden fazla para basmasıdır. Başka bir sebebi yoktur.
YanıtlaSilMilton Friedman, (1912~2006, 1976 Nobel Ekonomi Ödülü)
Kanımca Friedman, konuya yalnızca talep enflasyonu, para arzı ve ABD ve gelişmiş ülkeler temelinde baktığı için böyle bir sonuca varıyor. Oysa tüketicilerin enflasyona katkıda bulunduğu, ayrıca beklentilerin bozulmasının enflasyonu etkilediği, üreticilerin de kur etkisiyle fiyat artırdığı artık çok bilinen ve kanıtlanmış olan enflasyon nedenleri arasındadır.
SilABD, Avrupa ve Japonya 2008 küresel krizinden bu yana aşırı fazla para basmıştır ama enflasyon doğmamıştır. Demek ki gelişmiş ülkelerde para basmak enflasyon doğurmuyor. Çünkü paraları rezerv para ve basılan para ülkede kalmıyor, dış dünyaya çıkıyor.
Bu doğru değil: "ABD, Avrupa ve Japonya 2008 küresel krizinden bu yana aşırı fazla para basmıştır ama enflasyon doğmamıştır". Sadece pandemiden sonra bastıkları paranın haddi hesabı yok ve sonucu ortada. Rezerv para birimi bile olsa enflasyona etkisi var. Hem de bütün dünyaya etkisi var. Öyle talep üstü sınırsızca para basmayla ve faiz düşürmeyle rezerv para olma özelliğini de kaybediyor bu ülkeler.
SilABD, Avrupa ve Japonya'nın enflasyon oranlarına bakarsanız etkisi olmadığını ya da basılan para miktarıyla ilgsi olmayacak kadar düşük etkisi olduğunu göreceksiniz. Rezerv para etkisini zaman içinde kaybetmek başka bir mesele. Onda haklısınız. Çünkü çok basılan para itibarını ve giderek rezerv para özelliğini kaybeder.
SilABD Japonya ve Avrupa ülkeleri aşırı para bastılar ama borclarını da milli gelirlerinin üzerine çıkardılar. Japonya 1990 başlarından beri sürekli adım adım geri gidiyor. Japonya aslında sırf Japonların robotik davranışına neden olan kollektif ahlak anlayışı sayesinde insanlar paralarını bankada tutarak büyük kriz çıkmasına engel oluyorlar. Ama bu bir yerde ciddi patlak verecek. ABD ve Avrupa ülkelerindeki borç baskısı da tıpkı japonya gibi önce duraklatacak ve sonra geriletecektir.
Silmerhaba hocam ülke yüksek miktarda iç borçlanmaya gidecek deniyor ve bu da seçim ekonomisi anlamına geliyor olarak yorumlanıyor peki böyle bir girişime seçimden ne kadar önce başlanır seçimin ne zaman olacağını tahmin edebilmek için merak ettim..:) teşekkür ederim
YanıtlaSilHiçbir fikrim yok.
SilBu enlasyon analizine bir de dış ekonomik etkileri eklemek lazım. Yani dolar enflasyonu. Bizdeki enflasyonun tetiklenmesi dolardaki ufak bir enflasyon artışı ile oluyor. Sonra dış kaynak bulmak zorlaşıyor. Seçim kaybetmemek ve büyümeden ödün vermemek için Hükümet çeşitli kurnazlıklar icat edip doları baskılıyor. Ama olmuyor, kur patlıyor. Öyle bir patlıyor ki iç tasarruf sahipleri de Dolara yöneliyor. Sonra enlasyon patlıyor... Kedi kendi kuyruğunu yakalama oyunu başlıyor.
YanıtlaSilAslında AKP, Türkiye Cumhuriyet tarihinde hiç bir hükümete nasip olmayan uzun süreli ve etkili bir yönetim gücü elde etmişti. AKP hükümetinin bu sarmalı kırma olanağı vardı, ekonomiyi seçime feda etmeyi seçti...
Enflasyon ve ekonomi siyasal tercihlerinde kaçıncı sırada yer alıyor ona bakmak lazım.
SilMahfi bey, enflasyon nedenlerini sıralardan, sebebi dış güçlere bağlamak adet oldu, Rusya Ukrayna savaşı, ABD İran savaşı Hürmüz boğazı mazereti gibi bunlar son yılların mazeretleridir şüphesiz, ancak bunlar yok ikende geçmiş yıllarda yüksek enflasyonlar yaşadık, topu taca atmayı cok seviyoruz maalesef başkalarına suç atmayı, ve dış güçlere günah yüklemekten ne zaman vazgeçeriz selamlar,
YanıtlaSilKabahati başkasına atarak seçmen nezdinde günü kurtarmak mümkün olabilir ama çözüm gelmez. Gelmedi de zaten.
SilMahfi bey, gözlemlediğinizi tahmin ediyorum, yine de hatırlatmak istedim:
YanıtlaSilÜlkemizde zaten çok büyük olan bir tehlike sürekli büyümeye devam ediyor:
!!! "40 YAŞ VE ÜZERİ" İŞSİZLİĞİ !!!
Görüşünüz nedir Mahfi bey?
Asıl sorun 18 - 35 yaş arasında yaygın olan işsizlikte.
SilSayın Eğilmez, Türkiye 2001 krizinden önce enflasyonu düşürmeyi başardı. 2003 yılından itibaren " Dindar ve Kindar bir nesil yetiştirmek" fikri uygulanmaya başladı. Bu maksatla büyük inşaat projeleri, Avrupa'nın en büyük inşaat projeleri "yap işlet devret" kötü niyetiyle cebimizden beş kuruş çıkmadan yapacağız uygulaması başlatıldı. IMF den çıkılarak, tefecilerden yüksek faizler alınarak Türkiye büyük borca sokuldu. Kaynaklar büyük ölçüde Tarikatlara, Cemaatlere, Dini Vakıflara aktarıldı, İtibardan tasarruf olmaz denilerek büyük seviyeli israf, kamu israfı başlatıldı. Üretime, bilhassa tarım üretimine darbe vuruldu. Yüksek dereceli Devlet Memurlarının biat /itaat durumuna bakılarak, yeteneksiz/ bilgisiz olanları yönetime getirildi.
YanıtlaSilBu durumda ben enflasyonun düşürüleceğine nasıl inanırım? Ayrıca Adaletin, Hak ve Hukukun her geçen gün daha fazla yok edildiğini görerek enflasyonun düşeceğini nasıl bekleyebilirim?
Haklısınız ne diyebilirim ki?
SilHocam merhaba, ne güzel yine basit ve etkili şekilde anlatmışsınız. Hocam yazılarınızı önce el yazısıyla mı yoksa direkt bilgisayarda mı yazıyorsunuz
YanıtlaSilEskiden el yazısıyla yazar sonra bilgisayara geçerdim son on beş yıldır artık doğrudan bilgisayarda yazar oldum.
SilHocam ülkemizde ekonomistler uzun vade, finansçılar kısa vade değerlendirmeler yapıyorlar. Sanırım bu yüzden birkaç yıldır ekonomistler gerçekçi ama daha karamsar, finansçılar daha iyimser oldular. Ama dikkat ediyorumda 1-2 aydır finansçılar da, ekonomistler ile aynı şeyleri söylemeye başladılar. Hocam ne zaman ki, ekonomistler ve finans uzmanları aynı şeyleri söylemeye başlıyor, o zaman ülke ekonomisinde bir kırılma oluyor. şu an söylenen ortak şeyler şunlar: bu döviz kuru seviyesi ile daha fazla devam edemeyiz, ekonomi programı anlamını ve gerçekliğini yitirdi. Seçime 2 yıldan az bir süre kaldı ve artık enflasyonu %20 altına indirmek imkansız... Sizin bu konuda ki düşüncelerinizi merak ediyorum.
YanıtlaSilAynı kanıdayım. Ama biliyorsunuz TÜİK için imkansız diye bir şey yok.
Silhocam enflasyon dusmezse faiz de kesin yuksek mi kalir? piyasa ucuz kredi dagitmayacaklar mi bir daha secim oncesi ?
YanıtlaSilKesin diyemeyiz. Türkiye her zaman bilim dışı işlere giriyor.
SilMemlekette faiz/rant lobisi değil, çok güçlü bir enflasyon lobisi var.
YanıtlaSilMemleketteki tek lobi popülist siyaset lobisi.
SilKamu kesimi harcamalarının da enflasyon üzeri de etkisi var. Mesela Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün binası yıkılınca Ankara'da ofis kiraları arz kısıtından artıyor. Avrupa Birliğinde Komisyonda çalışan bir yetkili bir konferansta Türkiye'de kamu kesiminde, özellikle sonradan kurulan çok yoğun para akışı olan bakanlıkların destek hizmetleri birimlerinde sistematik, yapay zeka destekli ve insan denetçi destekli çifte veya çoklu fatura ödeme kontrolü yapılıp yapılmadığını sordu.
YanıtlaSilKamu israfının etkisi çok fazla.
SilAdsız 13:21aynı iş için çift defa ödeme veya çok sayıda ödeme yapılabiliyor muymuş? Muhasebe bilmediğim için soruyorum. Bu arada Hazinenin binasını da yıkacaklarmış milli kutüphanede cafede bugün bu konuşuluyordu. Hocam sizce Kpss'ye çalışmaya devam mı edeyim uluslararası ilişkiler mezunuyum. Dışişlerine girebilir miyim? Yoksa özel sektörde mi çalışayım veya yurtdışına yüksek lisansa mı gideyim?
SilYurtdışına gitmek daha kolay gibi.
SilMahfi bey, yüksek enflasyon yıllarında, toplumda sürü psikolojisi ile para nereye akarsa insanlar varını yoğunu oraya aktarıyor, örneğin borsanın iyi gittiği yıllarda herkes borsaya yöneldi, trenin son vagonuna binenler zarar etti, banker faciasında bankerler aylık net %10 faiz verdiler insanlar birikimlerini kaybettiler, pandemide dağın başındaki susuz tarlanın dönümü 150 bin 200 bin TL ile el değiştirdi, şimdi tarlalar buğday ve arpa ekilerek 150 yılda kendini amorti edebilir oldu, demem o ki bilinçli tüketici olmak çok önemli, suyun akışına kapılmamak lazım, bir çok birliktelikler bu yüzden bozuldu, selamlar,
YanıtlaSil👍
Silhocam sizce hukumet piyasaya ucuz kredi dagitir mi yine? bu sefer amerikada enflasyon cok yuksek olacak
YanıtlaSilBilmiyorum.
SilYine yaşadığımız ekonomik sorunların sebeplerini birbirleri ile ilişkili biçimde ele alarak okuyucuya aktaran açıklayıcı bir yazı olmuş.
YanıtlaSilTeşekkür ederim.
SilHocam açmaza mı girdik?
YanıtlaSilÇıkmış mıydık?
SilBazen umutsuzluğa kapıldığımda Halide Edip'in Atatürk'e yazdığı mektup ve onun cevabını düşünüp tekrar umutlanırım.. 107 Yıl önceki Halide Edip'in çok yerinde tespitlerine ve umutsuzluğuna bakın. 107 yıldır aynı sorunlar. Sonra Atatürk'ün cevabına bakın. Umutsuzluk yok, kararlılık ve cesaret var...
YanıtlaSil𝗛𝗮𝗹𝗶𝗱𝗲 𝗘𝗱𝗶𝗽'𝗶𝗻 𝗺𝗲𝗸𝘁𝘂𝗯𝘂 (𝟭𝟬.𝟴.𝟭𝟵𝟭𝟵)
"Güçlü bir hükümet ve çağdaş bir idare kurulabilmesi için, patrikhanenin siyasî imtiyazla, azınlıkların kuvvetli devletler vasıtasıyla yaptıkları sürekli tehditler ortadan kalkmalıdır. Küçük ve zayıf bir Türkiye bunu başaramayacaktır.
Biri birini yok eden, çıkar sağlama, hırsızlık, macera ve şöhret için yaşayanların hırsını doyuran bu hükümet anlayışı yerine, milletin refah ve kalkınmasını sağlayabilecek, halkı ve köyleri, sağlığı ve zihniyeti ile çağdaş bir halk durumuna getirebilecek bir hükümet anlayış ve uygulamasına ihtiyacımız var. Bunun için gerekli olan paraya uzmanlığa ve kudrete sahip değiliz. Siyasî dış borçlar, siyasî esareti artırıyor. 𝙏𝙖𝙧𝙖𝙛 𝙩𝙪𝙩𝙢𝙖, 𝙘𝙖𝙝𝙞𝙡𝙡𝙞𝙠 𝙫𝙚 𝙘̧𝙤𝙠 𝙠𝙤𝙣𝙪𝙨̧𝙢𝙖𝙠𝙩𝙖𝙣 𝙗𝙖𝙨̧𝙠𝙖 𝙤𝙡𝙪𝙢𝙡𝙪 𝙗𝙞𝙧 𝙨𝙤𝙣𝙪𝙘̧ 𝙫𝙚𝙧𝙚𝙣 𝙮𝙚𝙣𝙞 𝙗𝙞𝙧 𝙝𝙖𝙮𝙖𝙩 𝙮𝙖𝙧𝙖𝙩𝙖𝙢ı𝙮𝙤𝙧𝙪𝙯.
Amerika, bu konuda çok işimize geliyor. On beş yirmi yıl sıkıntı çektikten sonra yeni bir Türkiye’yi, her ferdi öğrenimi ve zihniyetiyle gerçek bağımsızlığı kafasında ve cebinde taşıyan bir Türkiye’yi, ancak yeni dünyanın kabiliyeti yaratabilir."
𝗔𝘁𝗮𝘁𝘂̈𝗿𝗸:
“Hayır Paşalar hayır, hayır, beyefendiler hayır, hayır, hayır hanımefendiler hayır, manda yok, Ya istiklal ya ölüm var…. 𝘽𝙞𝙯 𝙗𝙖𝙨̧𝙖𝙧ı𝙡ı 𝙤𝙡𝙖𝙘𝙖𝙜̆ı𝙯"
🙏
SilHocam,
YanıtlaSilEğer vaktiniz olursa; bayram gelmeden önce okuduğunuz son kitapların listesini yazar mısınız?
Sipariş hazırlayacağım.
Kemal Tahir'in Esir Şehrin İnsanları Üçlemesi, Morgan Housel'in Paranın Psikolojisi, Bilsay Kuruç'un Mustafa Kemal Döneminde Ekonomi (büyük Devletler ve Türkiye).
SilGerçek enflasyon %30 değil en az %40-45 civarı olduğu için düşmüyor. ENAG 55 diyor ama siz en az 40-45 olduğuna emin olabilirsiniz. E faiz de 37-40 bandında olunca negatif reel faizden dolayı enflasyon düşmüyor.
YanıtlaSilTabii bu da işin bir başka yönü
SilBankalar ENAG’ı neden ciddiye almıyor peki?
SilAlıyorlar. Kredi faizlerini ENAG'a göre, mevduat faizlerini TÜİK'e ve TCMB'ye göre ayarlıyorlar. Bankalar işini bilir, merak etmeyin.
SilEnflasyonu niçin düşüremiyoruz….başlığını görünce Mahfi üstadın kendi blogunda bu konuda kaleme aldığı yazıların bir hayli olduğunu bilerek bulduğum kadarıyla kronolojik bir sıralama yapmak istedim. Blog arşivinde, hayat pahalılığı / faiz / fiyatlar gibi dolaylı başlıklarla da bu konuyu işlediğinden sayı geniş yorumda daha artabilir tabiki.
YanıtlaSil“ Enflasyon ile Faiz İlişkisi/Mayıs 2014 , Enflasyon Nasıl Düştü/Aralık 2018, Hayat Pahalılığı ve Enflasyon Farkı/Ağustos2022, Enflasyon Düşer mi /Eylül2022, Önümüzdeki Aylarda Enflasyon Hızla Düşecek/Aralık 2022, Ekonomi 101:Enflasyon/Ocak 2023, Ertelenmiş Enflasyon/Haziran 2023, Hiperenflasyon/Kasım 2023, Enflasyon Düşecek mi /Aralık 2023, Enflasyonla İlgili Tartışmalar / Ocak 2024, Enflasyon Rehberi/Ocak 2024, Multiflasyon ya da Türk Tipi Enflasyon /Şubat2024, Kayıt Dışı Enflasyon/Mart2024, Sorun Sadece Enflasyon Değil/Ağustos2024, Enflasyon Düşerken Ne Oluyor/Ekim2024, Enflasyonu Düşürme Başarısı/Ocak2025 “
Bu yazılar yalın ekonomi yorumundan daha öte , ekonomik hafızayı tutan önemli bir düşünce arşivi olarak nitelendirilebilir.
Çok teşekkürler, emeğinize sağlık. 🙏
SilSayın Eğilmez, enflasyonun neden düşürülemediği ile ilgili olarak değindiğiniz hatalı politikaların yerine doğru olduğu düşünülenler uygulansa da, hatta bu doğru politikaları uygulamakla siz görevlendirilseniz, enflasyon gene düşürülemez, ya da yapısal çarpıklıklar ve gelir dağılımındaki bozuklukların iyice artırılma pahasına bir düşüş else edilebilir. Çünkü makro-ekonomimiz Kamu Mali Yönetimi (PFM) sisteminin gereklerine göre yönetilmiyor. Ülkemiz istikrar içinde sağlıklı bir ekonomik büyümeyi sağlamak için mükemmel bir KMY altyapısına ve gerekli teknik ve yönetsel kapasiteye sahip bulunuyor. Fakat bu olanak gerektiği gibi kullanılmıyor. 9 ülkede 13 KMY projelerine başkanlık yaparken Türkiye’deki sistemden çok yararlandım. Fakat o ülkelerde de iktidarda olanların şahsi ve siyasi çıkarlarını öne çıkarmaları nedeniyle (özellikle kamu yatırım programının hazırlanmasında), ekonomik ve toplumsal gelişme olabilecek düzeyin çok altında kalıyor.
YanıtlaSilHaklısınız. O nedenle benim ya da başkasının görevlendirilmesi durumu değiştiremez. Durumu değiştirecek şey genel zihniyet değişikliğidir. O değişmeden kim maliye bakanı olursa olsun durum değişmez.
SilBugünkü KMY henüz geliştirilmemişken, BBYKP döneminde J.Tinbergen, B.Hansen ve A. Östlind gibi danışmanların rehberliğinde izlenen ve seçilmişler-atanmışlar kompleksine kapılmayan bir hükümetle enflasyona kapılmadan yıllık %7’ye yakın büyümeye ulaşılmıştı.
SilHocam bir sorum var: ''Hukuk başta olmak üzere yapısal reform'', diyorsunuz. 24 yıllık iktidar süresinin yarıdan fazlasında hukuk çiğnenmiş. Liyakatsizlik, keyfilik alıp başını gitmiş. ''İtibardan tasarruf olmaz'' sözüyle şatafat, araç saltanatına ''leblebi çekirdek parası'' diyerek savurganlık savunulmuş. Bu durumda hukuk reformuna, mali disipline nasıl inanılsın, neden inanılsın? Bir de unutmayın söz konusu iktidar süresi cumhuriyet tarihinin beşte biri, olumsuzlukların yaşandığı süre (ergenekon sürecini dahil ederseniz 6-7'de birine denk gelir... Nasıl, nasıl, nasıl?..
YanıtlaSilBiz doğrusunu yazmaktan, anlatmaktan pes etmezsek anlayan, uygulayacak olan birileri çıkar belki. Bir umut işte.
SilHocam bu enflasyon Osmanlı’dan beri var ve hiç düşmedi düştüysede kısa süre bu ülke bu millet bence enflasyonsuz yaşayamaz alıştı.
YanıtlaSil