Sermaye - Emek Kavgasında Son Durum
Bugün birçok insanın aklında aynı soru var: Daha çok çalışmamıza rağmen refahımız niçin aynı hızda artmıyor? Ücretler artıyor gibi görünse de hayat pahalılığı daha hızlı yükseliyor. Bu yalnızca bir ekonomik kriz meselesi mi, yoksa daha derin bir yapısal sorun mu var?
Bu sorunun yanıtı üretim ve
üretimin nasıl paylaşıldığı meselesinde yatıyor.
Ekonomide üretim; üretim faktörleri
olarak adlandırılan sermaye, emek, doğal kaynaklar ve girişimciliğin bir araya
gelmesiyle gerçekleşir. Bu süreçte bir üretim değeri ortaya çıkar ve bu değer
farklı kesimler arasında paylaşılır. Emek ücret alır, doğal kaynaklar rant
getirir, girişimci kâr elde eder. Sermaye ise bu sürecin sonunda faiz ya da
benzeri getirilerle kazanç sağlar. Ancak kamuoyunda tartışma çoğu zaman yanlış
bir yere odaklanır: “Şirketler mi kazanıyor, çalışanlar mı?” sorusu sıkça
sorulur. Oysa asıl kritik gerilim, emeğin kazancı ile sermayenin kazancı
arasındadır.
Çünkü sermaye, doğası gereği
büyüme eğilimindedir. Para, doğru koşullarda kendi kendini artırabilir. Emek
ise zamanla sınırlıdır. Bir insan günde ancak belli saat çalışabilir. Bu basit
fark, uzun vadede neden sermayenin emeği sürekli geride bıraktığını açıklamaya
yeter. Sanayi Devrimi bu dengenin kırıldığı en önemli dönüm noktası oldu.
Üretim makinelerle hızlandı, ancak bu hızın bedelini büyük ölçüde emek ödedi.
Uzun çalışma saatleri, düşük ücretler ve sağlıksız koşullar dönemin özelliği
haline geldi. Çocuk işçiler fabrikalarda çalıştırıldı, işçilerin dinlenme hakkı
neredeyse yok sayıldı. Emeğin ne kadar kazanacağı, nasıl yaşayacağı büyük
ölçüde sermaye sahiplerinin kararına bağlıydı.
Bu tablo kalıcı olmadı. Zamanla işçiler
örgütlenmeye başladı. Emek, kendi gücünün farkına vardı: Sendikalar kuruldu,
grevler yapıldı. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında sosyalizm tehdidinden
korkan batı dünyasında sosyal devlet anlayışı öne çıktı. Devletler, emeği
koruyan yasalar çıkardı. Çalışma saatleri sınırlandı, asgari ücret uygulamaları
başladı, sosyal güvenlik sistemleri kuruldu. 20’nci yüzyılın ikinci yarısı,
emek ile sermaye arasında görece daha dengeli bir dönemi temsil etti.
Ne var ki bu denge de uzun
sürmedi. Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte dünya yeni bir ekonomik yönelim
benimsedi. Sermayenin önündeki engeller kaldırıldı, küreselleşme hızlandı ve
esneklik adı altında işgücü piyasaları yeniden biçimlendirildi. İşe alım ve
işten çıkarma süreçleri kolaylaştırıldı, güvenceli çalışma biçimleri yerini
daha belirsiz modellere bıraktı. Bu süreçte sermaye hareket alanını
genişletirken, emek giderek daha kırılgan bir konuma sürüklendi.
Bugün geldiğimiz noktada, bu
dönüşümün sonuçlarını açıkça görüyoruz. Sendikaların etkisi birçok ülkede
azalmış bulunuyor. Güvencesiz çalışma, kısa süreli sözleşmeler ve düşük
ücretler daha yaygın hale geliyor. Üstelik bu tabloyu daha da derinleştiren
yeni bir faktör var: Teknoloji. Yapay zekâ, otomasyon ve dijitalleşme, birçok
işi insanlardan daha hızlı ve daha ucuz şekilde yapabilir hale geliyor. Bu
durum, emeğe olan talebi azaltma potansiyeli taşıyor. Mesele artık yalnızca ücretlerin
düşüklüğü olmaktan çıkarak emeğe ihtiyacın azalıp azalmadığı noktasına doğru
ilerliyor.
Böyle bir dünyada yeni çözümler
tartışılıyor. Bunlardan biri de evrensel temel gelir. Bu düşünce, insanların
çalışsa da çalışmasa da belirli bir gelir elde etmesini öngörüyor. Amaç, hem
toplumsal istikrarı korumak hem de tüketimin devamını sağlamak. Çünkü insanlar
gelir elde edemezse, sadece bireysel refah değil, ekonomik sistemin kendisi de
sürdürülemez hale gelecek.
Önümüzdeki yıllarda kritik soru
şu olacak: Eğer üretimde emeğin rolü azalırsa, ortaya çıkan değerin paylaşımı
nasıl yapılacak? Sermaye daha da güçlenirken, emek tamamen sistemin dışında mı
kalacak, yoksa yeni bir denge mi kurulacak?
Bu sorunun şimdilik kesin bir yanıtı
yok. Ancak görünen şu ki, mesele artık yalnızca ekonomi değil. Bu soru aynı
zamanda siyasetin, teknolojinin ve toplumsal tercihlerin ortak sınav sorusu
olacak.
Yapay zeka emeğin yerini aldığında, ülkeler artık her bir yurttaşına vatandaşlık geliri vermek durumunda kalacak ki ülkedeki nüfus devamlılığı sağlansın ve ülke yok olmasın.
YanıtlaSilDoğru çünkü yapay zeka tüketimin yerini alamaz.
SilBunlar bizim için gelecek yüzyılın meseleleri.
SilGelecek yüzyılda gerçek zekalar sahibine hesap vermek için sırasını bekliyor olacaklar.
SilMerhaba ben 16 yaşında iktisada meraklı neo keynesyen bir gencim mahfi hocam ve sizler ile zoom üzerinden iktisat konuşmak isterim özellikle DSGE NK modelleri hakkında ve makroekonomi konularında sizin ile tartışmak ve kıymetli görüşlerinizi öğrenmek isterim eğer reva görürseniz memnuniyet duyarım.
SilNe yazık ki zaman sorunlarım nedeniyle ancak buradan yanıt verebiliyorum. Tek tek görüşmeler için zamanım yok. Kusura bakmayın. Sevgiler.
SilPeki teşekkür ederim ama aklınızda olmak çok isterim müsait bir zaman bulursanız benim gibi bir genci çok memnun edersiniz saygılar hocam.
SilSermaye, ürettiği ürünün alıcısının, başka bir firmanın emekçisi olduğunu anladığı gün sorun çözülür.
YanıtlaSilBunlar romantik açıklamalar. Daha fazla üretmeden daha fazla gelir olmaz.
SilTalep olmazsa kime satılacak o arz?
Siltürkiyede tüik'in ulusal hesap verilerinden net işletme artığı/işgücü ödemeleri miktarının avrupa birliğinin yayınladığı verilere göre diğer ülkelerden ciddi şekilde yüksek olduğunu görüyoruz. genellikle 1 in üstünde. ve mesela 2022 de neredeyse 2 yi görmüş. buna karşılık fransa'da bu mesela 0.25-30 seviyesinde.
SilÜretim artarsa işçilerin geliri de artacaktır. Bugün dünyada 1600 dolar asgari ücret veren de var. 100 dolar veren de var. 1600 dolar asgari ücret verenler çok iyi insan
YanıtlaSiloldukları için değil o ülkedeki üretim gücünden dolayı veriyor.
Haklısınız ama üretimin artması da tüketimin artmasına bağlı ki o da çevreyi harap ediyor.
SilTarlada patates , soğan üretimi artıyor ama satış fiyatı düşük ve işçilik maliyeti kurtarmadığı için ürün tarlada bırakılıyor . Üretim plansız artıyor, üretici , işçi ve tüketici kaybediyor . Her yıl 500 milyon araç üretilse bundan kim kazanır ? Her şeyden önce Dünyanın kaynakları tükenir .
Sil1. endüstri devriminin emek sömürüsü üzerinden konuşmak kolaya kaçmaktır. Soylular ve yönetim kademeleri insanın yaşam refahının artmasının üretime olan etkisini anca 19yy. 2. yarısı fark etmiştir. O sebeple bu endüstri devriminin emek sömürüsü edebiyatını bırakalım. zaten bu devrim bizim topraklarımıza da gelmedi.
YanıtlaSil2. Ben insanlık tarihimizin en refah seviyesi yüksek döneminde, en insana değer verilen, en emek karşılığı verilen döneminde yaşadığımızı düşünüyorum. Aksini düşünüyorsanız konuşabiliriz fakat ben bugün kosta rika’da mahalle diskosunda kokteyl içen arkadaşımla sabah opetten kahve alırken konuşabildim. Daha 50 yıl önce 2 saatimi, 100 yıl önce yarım günümü alacak bir mesafeyi 30 dk içinde tamamladım, eve geldim dolabımda aldığım yemeğim vardı, ocağımda gaz. Bunlar 100 yıl önceki şartlarla karşılaştırılamaz ayrıcalıklar. Gelen inovasyon ve dönüşüm de sermaye ile mümkün oldu.
3. İşiniz yapay zeka ile yapılabiliyorsa, bunu EMEK kendi düşünmeli. Ben ne yaparsam yaptığım işte öne çıkarım, ne yapılmazsa geride kalırım emeğin düşüncesi olmalı. Üretim’de yapay zeka ile iş güvenliği alanında bir çok gelişme oluyor. Bu gelişimi dönüşümü yapanlar da EMEK'in ta kendisi. Yazıda tek taraflı bakılmış gibi hissettim. İnsanlar işsiz kalacak diye teknolojik değişimin önüne geçemeyiz. Kumaş basım makinasını yasaklayan Kraliçe Viktoria olamayız.
Bizde insanlar zaten işsiz.
SilKraliçe Victoria baskı makinelerini yasaklamadı. Kumaş baskı tekniklerinin ve modanın hızla gelişmesini sağlamıştır. Onun döneminde İngiltere sanayi üretiminde dünya lideri olmuştur.
SilÜç madde halinde yazılan yorumun tek bir kelimesi bile doğru değil. Bu kadar hatayı bir yazıya sığdırabilmiş olmasını takdir ettim.
SilAynen katılıyorum, hatta pes dedim
SilYaklaşan AI işsizlik fırtınasının etkisini yavaşlatmak ve azaltmak icin evrensel temel gelir yerine dışsallık ölçüm optimizasyonu sonrası Pigou vergisi opsiyonuna nasıl bakarsınız Hocam? Poşet vergisi formülü kurtarıcı olabilir mi? :)
YanıtlaSilSaygılarımla
Poşet vergisi bütün sorunları çözebilir :)
SilPoşet vergisi için Torba yasaya ihtiyaç yok:)
SilO nedenle zaten Poşet Yasa yapacaklarmış :)
SilPigou vergisi uluslararası ekonomi camialarında bu konu ekseninde sıklıkla dile getirilirken bu yorumlarda poşet içinde yer bulabilmiş.
SilHocam, Sermayenin sürekli kendini büyütme eğiliminde olması ve servet dağılımını bozması sürdürülebilir değil. Teknolojik gelişmelerin iş yükünü azaltması, fakat fayda gören tarafın temelde yine sermaye olması, yani iş gücünün sürekli ucuzlaması sürdürülebilir değil. Katma değer gerektiren işlerde zaman içerisinde işçiden sürekli daha geniş nitelikler beklenmesi, işe alınmak için işçinin yetenekleriyle rakiplerinden sürekli bir adım önde olma mecburiyeti sürdürülebilir değil. İş dünyasında bu kadar sürdürülemez unsur var ve fakat siyasiler çözüm anlamında hiçbir regülasyon üretmiyor. Hatta hala sermayeyi koruyan düzenlemeler açıklıyorlar. Açıkçası bu üzücü durum bana hiç şaşırtıcı gelmiyor. Para güç demektir ve güçlü olan son sözü söyler. Sermayedarlar zaten aynı zamanda siyasetin içerisinde olan ya da en azından siyasi bağlantıları güçlü olan kişiler. Peki öyleyse mesela 100 tane gayrimenkule sahip bir siyasetçinin emlak vergisi düzenlemesine destek vermesi beklenebilir mi? Hayatın olağan akışına aykırı. Mesela en azından sabah ve akşam biraz güneşi görelim desek, insafa gelip günlük çalışma süresini 6 saate düşürürler mi? Ya da mesela dinlenmek ve ailemize vakit ayırmamız için zaman verin, haftada 4 iş günü çalışalım desek yaparlar mı? Yapmazlar. Menfaati uğruna başkalarının üzerine basmayı gerektiren bir düzen var. Sermaye de bu düzende üzerine düşeni layığıyla yapıyor. 23 Nisan ve 1 Mayıs haftaları az çalıştık, dinlenme şansımız oldu. Mutlu ve huzurluyduk. Peki az çalıştık diye hangi sektörde işler aksadı? Hiçbir yerde hiçbir birşey aksamadı. Demekki yapılabiliyormuş. Güneşi görmeden aralıksız bir yerlere tıkılmamıza gerek yokmuş, gördük. Ama istesek yaparlar mı? Yapmazlar. Dün kölelik dediğimiz şeye bugün sermaye-emek kavgası diyoruz, benzer işler... Bu sürdürülemez düzen tıkanana dek böyle devam edecek gibi görünüyor. Bizim ömrümüz tıkandığı zamanı görmeye yeter mi, meçhul...
YanıtlaSilSaygılarımla,
Son 23 yılımızda bu dengeler nasıl değişti hocam? Çalışanların -emeğin kaybı sözkonusuysa düzelme ihtimali var mı, yoksa daha da mı sıkıntılı günler gelecek?
YanıtlaSilBugünkü koşullar devam ederse düzelme ihtimali, daha da bozulma ihtimaline göre düşük görünüyor.
SilHocam selamlar. kıymetli değerlendirmeniz için teşekkürler.
YanıtlaSilbenim düşüncelerim,
Şehir merkezleri önümüzdeki 5-10 yıllık dönemde cazibesini kayıp edecek.
insanlara bu gün fırsat gibi sunulan küçük metrekareli dairelere ilgi azalacak. şehir merkezleri gerçekten orada hakkıyla yaşayabilenler için mantıklı hale gelecek.
Evrensel temel gelir, uzaktan çalışma gibi seçenekler insanları kırsala yönlendirecek. Tasarruflu olan extra üretenler sivrilmeye başlayacak. Arazi sahipliği, robot uyumlu tarlalar daha cazip hale gelecek.
İnsanlar sosyal devlet kavgaları verecek. Siyaset ise insanların eğitim, sağlık ve adalet taleplerine göre şekil alacak.
Saygılarımla.
Paylaşımınız için sağ olun.
Silevrensel gelir sadece en tepe ülkelerde olabilir. türkiye gibi ülkelerde sadece açlık ve ölüm olur.
SilDoğru.
SilHocam haber kanalları yazılarınızı çalıp sitelerine koyuyor
YanıtlaSilBen peşin olarak alıp yayınlayabilecekleri iznini verdim. Tek şartım başlığını ve içeriğini değiştirmemeleri ve gerçek anlamından kopacak şekilde bazı cümleleri ayıklayıp yayınlamamaları. Bazı medya ve sosyal medya organları bu şarta uyarak dürüstçe alıp yayınlıyor ve yazıma link veriyor ama bazıları da maalesef başlığı veya içeriği değiştirerek yayınlıyorlar.
SilKonjonktüre uyum sağlayamayan esnafları, burjuvaları ve çalışanları zor günler bekliyor. Örneğin; sayıları neredeyse yok olmaya doğru giden mahalle bakkalları, zincir marketleri suçlamaya devam ededursun. kooperatifleşmeden bireysel hareket eden çiftçiler dert yanmaya devam etsin.
YanıtlaSilİnovasyona kapalı kalan, yeni dünya düzenine adapte olamayan kişi ve firmalar giderek sistemin dışında kalıyor. Kısacası değişen dünya düzenini görmezden gelenler ya geride kalıp büyüyemiyor ya da tamamen yok olma riskiyle karşı karşıya
Teknolojiyle/inovasyonla inatlaşmayın, ona uyum sağlayın... :)
Çok doğru bir öneri.
SilHerkesin gücü tekellesmeye yetemez..
SilBir ülke çok fakir olursa orada sayyar satıcılar olur. Biraz iyi olursa bakkallar olur. Daha iyi olursa süpermarketler olur. Daha iyi olursa hipermarketler olur. Küçük esnaf küçük işçi maaşı verir Büyük esnaf büyük işçi maaşı demektir.
SilGüya sümer mitolojisinde Annunakiler insanı iş için ,madencilik için yaratmışlardı 6-7 bin yıl sonra bu defa insan iş için robot yaratıyor demek ki annunaki efsanesi çöp olmuş oluyor😂 uzayda seyahat eden zeka ;yapay zekayı robotu çoktan kullanır insanların kaprisi ile uğraşmazdı ?Ama akla şu soru da gelmiyor değil acaba yapay zeka -robot insan ırkından bile daha mı tehlikeli oluyor?? da o risklerden dolayı annunnakiler işçi insan yaptılar?
YanıtlaSilSaygılar sunar esenlikler dilerim
Mahfi Hocam, Dünya nüfusu 8,3 milyar. Bu nüfus üretim faktörlerinin üçüne (sermaye, doğal kaynaklar ve girişimci) olumlu etki sağlıyor. Nüfus arttıkça 3 üretim faktörü daha kıt bulunmuş oluyor oranlayınca. Ancak nüfus artışı emek için olumsuz bir etki yaratıyor, nüfus artıkça emek ucuzlamış oluyor. Süreç sermayenin lehine hareket ediyor. Gelir düzeyi yüksek ülkelerin nüfusu yaşlanıyor ancak gelir düzeyi düşük ülkelerin nüfusu genç ve sayısal olarak çok yüksek. Bu durumda yukarıda nedenleri ile bahsettiğiniz emeğin belirli bir dönem elde etmiş olduğu hakların elinden alınmasına sebep oluyor.
YanıtlaSilHaklısınız. Bu durumda üretimden emeğiyle pay almayı planlayanların çok daha nitelikli, bir anlamda yapay zekanın ikame edemeyeceği bir kariyere yönelmesi gerekiyor.
SilSayın Eğilmez, bence robotlar ve yapay zeka üretici haline gelecek, insan ise tüketici haline gelecek. İnsanların alım gücü düştükçe, tüketimde düşecek ve fazla üretime gerek kalmayacak, fazla insana da gerek kalmayacak. Bu durum uzun süre devam ederse insanların azalmasına paralel olarak robotlar da azalacak doğal kaynakların, yer altı zenginliklerinin, ağaçların, kuşların doğanın katledilmesi azalacak, doğa kendini temizleyecek / toparlayacak. Az kalan insanlar bu rahatlığa kavuşunca, tekrar çoğalmaya, tekrar doğayı tahrip etmeye yönelecek ve yeniden büyük sorunlar yaratacaklar. Kainatın big bang gibi yeniden / yeniden tekrarı olacak diye düşünüyorum.
YanıtlaSilSiz benden de karamsar çıktınız? :)
SilSizin karamsar olmanız ölümden sonra karanlık bir sona inanmanızdan kaynaklanıyor!
Silinanmasından kaynaklanmıyor çünkü inanç değil bu gerçekler
SilSermaye ile emek arasındaki tarihsel gerilimi bugüne taşıyarak önemli bir noktaya işaret ediyorsunuz: üretimden doğan değerin nasıl paylaşıldığı meselesi bugün yeniden merkezi bir sorun haline geliyor. Özellikle teknoloji ve küreselleşme sonrası emeğin konumunun zayıfladığı tespiti, güncel tartışmalarla paralel görünüyor.
YanıtlaSilBununla birlikte, meseleyi biraz daha geniş bir çerçevede ele almanın faydalı olabileceğini düşünüyorum.
Öncelikle, bugünkü tabloyu yalnızca sermaye–emek dengesi üzerinden okumak bazı önemli dinamikleri gölgede bırakabiliyor. Özellikle son yıllarda öne çıkan finansallaşma —yani üretimden kopuk biçimde büyüyen finansal kazançlar— gelir dağılımını en az bu klasik gerilim kadar etkiliyor. Bu açıdan bakıldığında sorun sadece “sermaye mi kazanıyor, emek mi?” değil; hangi tür sermayenin, nasıl kazandığı sorusu da giderek daha belirleyici hale geliyor.
İkinci olarak, teknoloji meselesi daha ikili bir yapı içeriyor. Evet, otomasyon ve yapay zekâ bazı iş alanlarını daraltıyor; ancak aynı süreçler yeni meslekler, yeni beceri alanları ve verimlilik artışı da yaratıyor. Tarihsel olarak teknoloji çoğu zaman emeği ortadan kaldırmaktan çok dönüştürdü. Bu nedenle mesele, “emeğe ihtiyaç azalıyor mu?” sorusunun yanı sıra “emeğin niteliği nasıl değişiyor?” sorusu etrafında da ele alınabilir.
Bir diğer nokta, sermaye ve emek ilişkisinin yalnızca çatışma üzerinden tanımlanmasının sınırları. Sermaye birikimi çoğu zaman risk alma, yatırım ve organizasyon becerisi gerektirirken; emek bu sürecin üretici gücünü oluşturuyor. Bu iki unsurun birbirini dışlayan değil, birbirine bağımlı yapılar olduğu gerçeği, politika tartışmalarında daha dengeli bir zemin sağlayabilir.
Son olarak, çözüm tartışmalarında da alanın genişletilebileceğini düşünüyorum. Evrensel temel gelir önemli bir fikir; ancak bunun yanında üretken yatırımı teşvik eden vergi politikaları, eğitim ve beceri dönüşümü ile rekabeti ve şeffaflığı artıran yapısal düzenlemeler birlikte ele alınmadan kalıcı bir denge kurmak zor görünüyor.
Özetle, yazınızın işaret ettiği sorun gerçek ve önemli: değerin paylaşımı meselesi yeniden gündemin merkezinde. Ancak kanımca bu sorunu tek bir eksene indirgemek yerine çok boyutlu bir yapı içinde ele almak; hem problemi daha doğru tanımlamayı hem de daha uygulanabilir çözümler geliştirmeyi mümkün kılabilir.
Çok önemli noktalar. Katkınız için teşekkür ederim.
SilHocam yıllardır sosyal demokratları solcu komünist diye fişlediler. Halbuki biz halkçı sosyal demokratız. Bu kötü ünün arkasında Amerikan propagandası mı vardı bu konuda düşünceleriniz nelerdir?
YanıtlaSilAmerika, ikinci dünya savaşı sonrasından itibaren sola kayan her akımı, düşünceyi ve eylemi komünizmle damgaladı ve yok etmek için çalıştı. Haklısınız.
SilHocam, sanki belirli ön kabuller, egemen sınıfların tahakkümünü pekiştirmek adına sözde bilimsel bir dille meşrulaştırılmış. Kavramsal ve matematiksel kılıflar kullanılarak; medya ve akademi aracılığıyla sistematik bir rıza imalatı yapılmış. Nihayetinde güncel disiplinler özellikle kapitalizm(kızıl değilim:); tıpkı kendi içine kapalı bir fantezi evreni gibi, dış gerçeklikten tamamen kopuk, kurgusal ve absürt bir yapıya bürünmüş gibi gelmeye başladı.Bakalım sonumuz ne olacak.
YanıtlaSilHaklısınız, benzer düşünceler yıllardır benim de zihnimi kurcalıyor.
SilDaha farklı iş dallarında daha çok küçüklü büyüklü girişimcilerin artmasına olanak veren sistemlere ihtiyaç yok mu? İnsanın tatminkar bir hayat için bir şey üretmeye ihtiyacı illaki var. Emek seri üretimdeki yerini kaybetti. Bu nedenle herkesin kendi işinin emektarı olma durumu artmaz mı?
YanıtlaSilTarım alanında ve tamir, bakım gibi işlerde bu dediğiniz olabilir.
SilSeri üretimde emeğin yeri kalmadığına göre, daha fazla girişimci gerekmez mi? Kendi emeği ile ürettiği şeye kendi sermayesini koyanlara fırsatlar yaratan kalıcı ve sağlam bir sistem gelişmez mi? İnsanın tüketici olarak değil ama üreterek tatminkar bir hayata ulaştığı artık bilinirken , tüketim toplumundan bireysel üreten çok girişimcili bir topluma evrilinmez mi? Ahlak sistemi buna dönüşmez mi? Seri üretimin gelişmesi ile hızla tüketim toplumuna dönüşen yaşam, seri üretimde emeğin önemsizleşmesiyle yeniden dönüşecek bu açık. Sizce bu evrim sosyolojik, ekonomik ve ahlaki olarak daha iyi bir yere dönüşemez mi? İnsanı kendinden utandıracak vahşi düzeni iyileştirme kapasitesi yok mu?
YanıtlaSilYazınız için çok teşekkür ederim.
YanıtlaSil🙏
Sil“Eğer üretimde emeğin rolü azalırsa, ortaya çıkan değerin paylaşımı nasıl yapılacak?”
YanıtlaSilsorusunun cevabı Elon Musk’ın AI etkileri öngörüsünde “çalışmak opsiyonel olacak” demesinde yatıyor galiba.
Biraz ütopik belki ama ekonomi çarkının dönmesi için çalışmasa bile tüketmesi için belli bir nüfusa da ihtiyaç var. Çalışmayana da belli bir tüketim yapacak gelir devletler tarafından sağlanmak zorunda kalınacak. Bunun kaynağıda AI ve otomasyonun getirdiği verimlilik ile artan karların daha fazla vergilendirilmesiyle olacak. Çalışmak isteyenler ve yetenekleri uygun olanlar ilave bir gelir elde edecekler.
Robotlar sigorta primlerini ve kurumlar vergilerini ödeyemez , kamu kesimi vergiler olmadan küçülmek zorunda kalır.
YanıtlaSilSonunda geldiğimiz yer makyevelist felsefe dayanıyor. Herkes Makyeveli kazanmak için herşey mübahtır. Gibi bir aforizma ile özdeştirir. Oysa insanlar ürettiklerini değişebilmek ve koruyabilmek için bir kısım özgürlük yada egemenliklerini bir sınıfa devretmek ihtiyacı hissetmişlerdir. Bu da burjuva ve küçük burjuva sınıfının doğmasına sebeb olmuştur. Aynı zamanda bir tüketim sınıfi yaratılmıştır. Eğer böyle bir sınıf yaratılmamış olsaydı. Kapital yaratmak mümkün olmaz dı. Şimdi kapital bir ikilem içine girmiştir. Ekonomi yaratan tüketim sınıfı ile beraberinde türev finans araçlarınıda yaratmıştır, Faiz ve Sermayeye katılım . Dünya ve Kapital insan varlığına mahkumdur. Tüketim yoksa kapitalde olamaz.
YanıtlaSilBill Gates:
YanıtlaSil“Ya inekleri değiştireceğiz ya da inek olmadan et üreteceğiz.
Dünyadaki emisyonların yüzde 6’sı, aşırı miktarda metan gazı çıkaran ineklerden kaynaklanıyor.”
Hollanda'nın başkenti Amsterdam'da et ürünleri ile fosil yakıt kaynaklı mal ve hizmetlerin kamuya açık alanlarda reklamı yasaklandı.
Reklam panoları, tramvay durakları ve metro istasyonlarından burger, benzinli araç ve uçak seferlerine ait görseller kaldırıldı.
Israil canı istediği için füze savaşı çıkartırken 1 milyarlık Hindistan tek başına ekosisteme çöp yağdırırken 15 milyonluk Hollanda’nın dünyayı kurtarmak için et yememe motivasyonunu merak ediyoruz...
3 farklı x paylaşımı amacımız üzüm Yemek mi bağcı dovmek mi?
💯
Sil