Hürmüz Krizinin Kazananları ve Kaybedenleri
Hürmüz Boğazı'nda yaşanan kriz,
sadece petrol tankerlerinin geçişini değil, küresel güç dengesini de etkiledi.
Bugün tartışılan soru, kimin daha güçlü olduğu değil, kimin daha fazla siyasi,
ekonomik ve stratejik kazanç elde ettiği sorusudur.
Geride kalan süreçte ortaya çıkan
tabloya bakıldığında kazananlar ve kaybedenler arasında oldukça karmaşık bir
denge oluştu.
İran: Yıkıma Rağmen Masaya Oturmayı Başardı
Askeri baskılar, yaptırımlar ve
ekonomik maliyetler nedeniyle İran ağır bedeller ödedi. Ancak olayın diğer
tarafında Tahran yönetimi tamamen teslim olmadı ve müzakere masasındaki temel
aktör olarak kalmayı başardı.
Eğer 19 Haziran'daki anlaşma
beklendiği gibi imzalanır ve İran petrol ihracatında yeniden rahatlama elde
ederse, Tahran uzun süredir karşı karşıya olduğu ekonomik baskının bir bölümünü
hafifletebilir. Taslak anlaşmalarda yaptırım muafiyetleri, petrol satışlarına
izin verilmesi ve dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması gibi başlıkların
yer aldığı bildiriliyor.
Bu nedenle İran askeri ve
ekonomik zarar görmüş olsa da siyasi açıdan tamamen kaybetmiş bir ülke
görüntüsü vermiyor.
ABD: Ciddi İtibar Kaybı
Kriz boyunca ortaya çıkan tablo,
Washington'un bölgedeki tüm gelişmeleri istediği şekilde yönlendiremediğini
gösterdi. Bu durum özellikle müttefikler arasında ABD'nin caydırıcılığına
ilişkin soru işaretlerini artırdı.
Anlaşma başarıyla uygulansa ve
Hürmüz Boğazı yeniden güvenli hale gelse bile ABD'nin yaşadığı itibar kaybını
kısa vadede tamamen telafi etmesi kolay görünmüyor. Bu yalnızca uluslararası
alanda değil ülke içinde de sorgulanıyor. Yükselen enerji fiyatlarının
enflasyon üzerindeki etkisi, Trump yönetimine yönelik eleştirileri de artırmış
durumda. Bu nedenle ABD'nin kriz sonunda askeri açıdan değilse bile siyasal
itibar ve küresel algı bakımından en fazla kayıp yaşayan aktör olduğu
söylenebilir.
İsrail: Askeri Hedefler ile Siyasi Sonuçlar Arasında
İsrail, İran'ın bölgesel etkisini
sınırlandırmayı hedefledi. Ancak ortaya çıkan tablo, İran'ın tamamen izole
edilmediğini ve uluslararası müzakerelerin merkezindeki yerini koruduğunu
gösteriyor.
Bu nedenle İsrail'in bazı askeri
kazanımlar elde ettiği söylenebilse de uzun vadeli siyasi amacına ulaşamadığı görülüyor.
Rusya: Krizin Ekonomik Kazananı
Rusya açısından tablo oldukça
olumlu: Kriz boyunca yükselen petrol fiyatları Moskova'nın enerji gelirlerini
destekledi. Ayrıca dünya gündeminin yeniden Orta Doğu'ya yönelmesi Rusya
üzerindeki uluslararası baskının bir kısmını arka plana itti. Rusya'yı Ukrayna
Savaşı nedeniyle eleştiren birçok ülke ve yorumcu, bu kez eleştirilerinin bir
bölümünü İran'la çatışmaya giren ABD'ye yöneltti.
19 Haziran’da yapılması beklenen ABD-İran
anlaşmasının başarılı olması ve İran petrolünün piyasaya dönmesi halinde
Rusya'nın maddi avantajı yavaş yavaş azalacaktır.
Çin: Sessiz ve Derinden
Çin, Hürmüz'e en bağımlı büyük
ekonomilerden birisi konumunda bulunuyor. Bu nedenle kriz Pekin açısından ciddi
bir enerji güvenliği riski yarattı. Ancak Çin aynı zamanda bu süreçten önemli
dersler çıkardı. Pekin, enerji tedarik yollarını çeşitlendirme, alternatif
ticaret koridorları geliştirme ve ABD merkezli güvenlik düzenine alternatif
üretme konusunda ciddi adımlar attı.
Bu nedenle kriz boyunca en az
konuşulan ancak uzun vadede en fazla stratejik kazanç elde eden ülkenin Çin
olduğu yönündeki değerlendirmeler giderek güçlenmektedir.
Avrupa: Kaybedenler Kulübü
Başta Almanya olmak üzere Avrupa
ülkeleri, ilk büyük kaybı Rusya – Ukrayna Savaşıyla yaşadı. Rusya’dan doğal gaz
akışı durunca maliyetler hızla yükseldi ve hem enflasyonist baskılar arttı hem
de rekabet gücü ciddi darbe aldı. Bu ciddi darbenin etkisi devam ederken bu kez
Hürmüz Kriziyle petrol fiyatları fırladı. Bu da aynı şekilde maliyetleri ve
dolaysıyla enflasyonu yukarı itti.
Her iki kriz de, taraf olmasa
bile, en çok Avrupa’yı vurdu diyebiliriz.
Türkiye: Ekonomik Baskı, Stratejik Değer
Türkiye, diğer petrol ithalatçısı
ülkeler gibi yüksek petrol fiyatlarından doğrudan olumsuz biçimde etkilendi. Artan
enerji maliyetleri enflasyon ve dış ticaret dengesi üzerinde baskı oluşturdu.
Ancak aynı zamanda Türkiye'nin enerji koridoru, lojistik merkez ve diplomatik
aktör olarak önemi arttı.
Kriz büyüdükçe Türkiye'nin
jeopolitik değeri de o kadar görünür hale geldi.
19 Haziran Sonrası Petrol Fiyatları Nereye Gidebilir?
Piyasalar şu anda anlaşmanın
imzalanmasını büyük ölçüde fiyatlamış durumda. Son günlerde petrol fiyatlarının
savaş dönemindeki zirvelerden geri çekilmesinin temel nedeni de bu beklenti
oldu. Brent petrol yaklaşık 79 dolar/varil fiyatıyla işlem görüyor.
Bu aşamada üç temel senaryo öne
çıkıyor: (1) Anlaşma Başarılı Olursa: Hürmüz Boğazı kademeli olarak geçişe açılır,
İran petrolü piyasaya döner, sigorta ve taşımacılık maliyetleri düşer. Bu
durumda Brent petrolün 70-80 dolar bandında dengelenmesi beklenebilir. (2) Anlaşma
İmzalanır Ama Uygulama Zorlanırsa: Hürmüz açılır ancak trafik yavaş döner, güvenlik
riskleri sürer, İran petrolü beklenenden yavaş piyasaya girer. Bu durumda
fiyatların 80-90 dolar bandında kalması olasıdır. Analistler normalleşmenin
aylar sürebileceğini belirtiyor. (3) Anlaşma Çökerse: Gerilim yeniden yükselir, Hürmüz'de
yeni riskler oluşur, enerji arzı konusunda korkular geri döner. Bu durumda
petrolün yeniden 100 doların üzerine çıkması sürpriz olmayacaktır.
Trump’ın her an karar
değiştirebileceği olasılığını görmezden gelirsek bu senaryolardan ilkinin gerçekleşmesi
daha olası görünmektedir.
Sonuç: Asıl Kazanan Kim?
Bugünkü tabloya bakıldığında
ekonomik açıdan en fazla kazanç sağlayan ülkenin Rusya, stratejik açıdan en
önemli kazanımı elde eden ülkenin ise Çin olduğu söylenebilir. İran ağır
baskılara karşın müzakere masasındaki yerini koruyarak kaybeden taraf olarak
değerlendirilemeyecek bir konuma gelmiştir. Türkiye ekonomik maliyetlerle karşı
karşıya kalırken jeopolitik önemini artırmıştır. İsrail umduğu sonuçları elde
edemediği gibi, ciddi maliyetlerle karşılaşmıştır. Avrupa ülkeleri maliyet
artışları ve ekonomik durgunluk açısından, ABD de, uluslararası algı ve siyasal
itibar açısından en fazla kayıp yaşayanlar olmuştur.
Mahfi Hocam, yazınız için teşekkür ederim.
YanıtlaSil🙏
SilTemkinli iyimserliği koruyalım şimdilik Trump a rağmen 🙏🙏
YanıtlaSilÇok doğru.
SilAbd Tukidides tuzağından ağır yaralı alarak ayrıldı. Çin Hürmüz Boğazı gerginliğini hem mali hem de siyasi anlamda kazananı oldu. Barış antlaşması kesinlik kazanmadı hala kırılgan bir zeminde oturuyor. Îsrail bu kırılganlığa adeta su taşıyor. Bunda da gerekçesi etrafında İranın siyasi Çin'in ticari alakası var. Bu ablukaya İsrail ölüm kalım ablukası olarak bakıyor. Bu ablukaya karşı ABD önce ABD politikası ile Balkanlar üzerinden kırmayı amaçlıyor. Bu amaç için Güney Kıbrıs ve Yunanistan Îsrailin yanında yerleştirme çabası artarak devam ediyor. Gelecek 5 yıl bu kamplaşma daha belirgin hale gelecektir.
YanıtlaSilÇok net bu kamplaşma daha keskinleşecek.
SilBeklediğimiz yazıydı, teşekkürler hocam. "Barış istiyorsan Savaşa hazır ol" sözü gerçekten de böyle işliyor. Bu savaş sonucunda Abd nin İran, Çin ve Rusya ile kurduğu ilişki ortada.
YanıtlaSilTeşekkür ederim.
SilBu yüzden zaten Türkiye savunma sanayinde dünya çapında basarılar elde etti. Sadece ASELSAN ve TUSAŞ'ın sipariş bakıyeleri 20'şer milyar dolar! Sadece ASELSAN'da şu anda 8500 Ar-Ge elemanı var. Şimdi yerli telefon da üretecekler!
SilHocam ABD'nin savaşı başlatırken hedefi neydi, sonuçta istediğini aldı mı?
YanıtlaSilABD'nin hedefi konusunda farklı görüşler var. Ama örtülü hedefi Çin - Rusya - İran işbirliğini dağıtmak ve Çin'i zayıflatmaktı muhtemelen. Sonuçta tam tersi olmuş gibi görünüyor.
Silabdve israil eipstein konusunun gündeme düşmesi ile bu pis ağı unutturmak için bir hamle yapmalıydı. Onlarda bunu seçtiler. kayıplarıda oldu ama bu konuda başarılı oldular.
Sileipstein dosyalarında daha neler var ve kimlere dokunuyor bilinmiyor. abd ve israilin emir komutasında olanların korkuları devam ediyor.
Mahfi hocam yazınız için teşekkürler. 1. Senaryonun hasıl olması durumunda Altın için yorumunuz nedir ? hürmüz boğazı açıldıktan sonra savaştan önceki günler gibi yukarı yönlü seyrine devam edeceğini düşünüyor musunuz ? çünkü savaş bitmiş güvenli liman talebi azalmış olsa bile Donalt Trump hala iktidarda.
YanıtlaSilAltın, eskiden krizlerde yükselirdi, şimdilerde krizlerde enflasyon ve dolayısıyla faizler yükseldiği için altın geriliyor. Yani altın artık daha sakin ortamların yatırım aracı oldu. Dolayısıyla ilk senaryonun gerçekleşmesi halinde altın yükselir diye tahmin ediyorum. Tabii başka bir yerde başka bir kriz çıkmazsa.
Silİlk senaryo gerçekleşir ve başka bir kriz çıkmazsa enflasyon gerilemeye, faiz artışı beklentileri azalmaya ve dolayısıyla altın yükselmeye yönelir.
SilTurkiyede sakin ortam olmadigindan her sey yukselebilir mi hocam?
SilFransa Afrikaya çıkarma yapar... General Fransuva, ellerindeki ateşli silahlarla, mızraklı bir kabileyi yener ve kabilenin reisini esir alır.
YanıtlaSil.
İngilizler hiç durur mu. Onlarda Afrikaya girerler.
.
Gün gelir Fransızlarla, İngilizler karşı karşıya gelir ve savaşa girişirler.
.
Fransız General, Afrikalı kabile reisine ; Gel yanıma otur. Bak savaş nasıl ediliyor gör, der.
.
Savaş biter. Binlerce ölü asker yerlerde yatmaktadır.
.
Ve General reise döner, gördünmü ? Savaş böyle kazanılır der..
.
Reis, biraz hayretle sorar ; Yemeyecektiniz madem bu kadar insanı niye öldürdünüz ?
Der.
.
Savaşın kazananları ;
Taşçılar
Kağıtçılar
Demirciler
.
Mutlu gelecekler dilerim.
Savaşın kazananı afrikanın doğal kaynaklarını gasp eden monarşiler.
SilTaşçılar, kağıtçılar, demirciler kim ?
SilTaşçılar ; Yeraltı ve yerüstü kaynaklarını sömürenler.
Kağıtçılar ; Para ve ilgili üçkağıtçı sömürücüler.
Demirciler ; Savaş ile ilgili her türden malzemeyi üretip, tüketilmesini sağlayanlar.
Hocam çalışmanız için teşekkür ederim, çok ufuk açıcı bir yazı olmuş.
YanıtlaSilYazınızda bahsettiğiniz başarısızlık argümanına ek olarak, ABD’nin küresel finansı kendi lehine manipüle etme kapasitesini de göz önünde bulundurmamız gerektiği kanaatindeyim. Kripto varlık piyasalarındaki spekülatif yönlendirmeler, enerji kaynakları ve lojistik hatlar (Venezuela ve Hürmüz Boğazı) üzerindeki jeopolitik hamleler ile petrol fiyatlarının yapay şekilde yükseltilmesi, küresel servetin transferine yönelik adımlar olarak okunabilir.
Ayrıca Fed’in bağımsızlığına yönelik müdahaleler ve yaratılan belirsizlik ortamı, ABD’nin devasa borç yükünü küresel enflasyon yoluyla diğer ülkelere fatura etme stratejisine hizmet ediyor gibi görünmektedir. Tüm bu oyun kurucu ve maliyeti dünyaya yayma kabiliyetini dikkate aldığımızda, ABD'nin hamlelerini başarısızlıktan ziyade gücü yeniden konsolide etme süreci olarak değerlendirmek daha doğru olmaz mı? Yorumlarınız için şimdiden teşekkür ederim.
Evet ama sonuçta gücü yeniden konsolide edemedi. En yakın müttefiki olan İngiltere bile uzak durdu. İspanya resmen karşı çıktı. Avrupalılar desteklemedi.
SilHocam yorumunuz için teşekkür ederim, olaylar birbirine o kadar bağlantılı ki... Ülkecek gündemi sıkı bir şekilde takip etmek gerekiyor.
SilBahsettiğiniz üzere İngiltere, İspanya ve Avrupa genelinin bu politikalara mesafeli durmasının arkasında, Türkiye eksenli yeni bir jeopolitik tasarımın yatıyor olma ihtimalini göz önünde bulundurmamız gerektiği kanaatindeyim.
İsrailli yetkililerin ve bazı uluslararası raporların işaret ettiği gibi, Türkiye’nin NATO’dan veya genel ittifak ekosisteminden soyutlanarak bölgesel bir "Yeni İran'' haline getirilmesi stratejisi uygulanıyor olabilir.
Trump’ın ''Nato kağıttan kaplan'' şeklindeki kurumsal ittifakları sarsan açıklamaları da dikkate alındığında, müttefiklerin mevcut tutumunun küresel bir başarısızlıktan ziyade, Türkiye’yi zorlu bir diplomatik ve askeri süreçle karşı karşıya bırakacak örtük bir yeniden konumlandırma çabası içinde olduklarını düşünüyorum.
Haklısınız.
SilBenim endişem anlaşmayı baltalamak için İsrail elinden gelen her yolu deneyecek çünkü onu frenleyecek kimse yok. İran, Lübnan saldırılarını sineye çekerse anlaşma yürüyebilir.
YanıtlaSilİsrail, ABD'de güç yitirmiş görünüyor. Eskisi kadar etkili olamaz diye düşünüyorum.
SilHocam bu savaşın en büyük kaybedeni bence İranlılar. Ocak ayında başlayan protestolarda İranlı arkadaşlarımızın söylediğine göre ülkede 30-40 bin genç hayatını kaybetti. Bu rakamın abartılı olup olmaması da birşeyi değiştirmiyor, yönetime muhalafet eden insanların direnci büyük ölçüde kırıldı. Finans ve itibar kayıpları geri gelir de ölen gençler geri gelmez, umut hiç gelmez.
YanıtlaSilİran devlet olarak kazançlı çıkmış görünse de demokrasi beklentisi içindeki İran halkı kaybetti, haklısınız.
SilNasıl değil hocam, kıç kadar ülke hala ABD'yi kuklası olarak kullanıyor. AIPAC ve evanjolikler sayesinde
SilMahfi bey, güncel ve çok çarpıcı, dersler alınması gereken bir konuyu ele almışsınız, teşekkür ederim, orta doğunun 200 yıllık makus talihine ışık tuttunuz, ABD ve Trump maçın birinci devresine ara verip, seçim öncesi zaman kazanmak ve enflasyonu rahatlatmak ve seçim sonrası kaldığı yerden tekrar devam edebilir, bu riski göz ardı etmemek gerekir, selamlar
YanıtlaSilTeşekkür ederim, sevgiler.
SilSayın hocam, öğrenilmiş çaresizlik bu savaşa örnek olabilirmi.
YanıtlaSilYok pek benzemiyor. Bu daha çok plansız programsız, dersine iyi çalışılmadan girişilen operasyonlara örnek olabilir.
SilİSRAİLİN PLANLADIĞI İBRAHİM ANTLAŞMALARINA, İRAN, BU SAVAŞLA SON NOKTAYI KOYDU.YOK HÜKMÜNDE SAYDI.YANLIŞMIYIM HOCAM.
YanıtlaSilEvet öyle oldu.
SilMahfi hocam iktisadi yönden bakacak olursak, bu savaşın maliyeti kime kesilecek. NEDE olsa baronlar ellerini ovuşturmaya başladı........
YanıtlaSilŞaşırtıcı nokta şu.petrol kazandırdı.kazanan ellerinde milyarlarca varil petrol bulunan iran ve rusya oldu.
YanıtlaSilKesinlikle. Ama onlar da ancak savaşlarda kaybettiklerinin bir bölümünü karşılayabilecek.
SilMahfi bey, Trump Venezuela gibi birkaç hafta abluka altına alıp işi bitireceğini hesaplanmış olabilir, ancak İran da binlerce yıllık devlet geleneği ve savaş tecrübesi var, bildiniz gibi daha önce Saddam ın ırak ı ile İran ı yıllarca savaştırdılar, İran ın bütün üst subayların devre dışı bırakmalarına rağmen yönetim kademesini çökertemediler, selamlar,
YanıtlaSilDoğru söylüyorsunuz. Buna ek olarak İran sefalet çekmeye alışık bir ülke dolayısıyla İran'ın kaybetmesi ABD'nin kaybetmesine benzemiyor. ABD 10 metreden yere düşen adam gibi darbe alıyorsa İran 3metreden düşen adam gibi darbe alıyor.
SilDediğiniz çok doğru hocam, "azdan az, çoktan çok gider" demişler. Abd nin kaybıyla İranın kaybı aynı olmaz.
SilO işe öyle bakılmaz! Bir insan ya şehit olur ya da maluma gitti Niyazi!
SilHürmüz Boğazı gibi küresel ticaretin aort damarı olan bir bölgedeki sıkıntı ve tıkanmanın, Dünya ekonomisinde yarattığı olumsuzlukların ülke bazında çok anlamlı bir analitik incelenmesine ve Mahfi hucamızın yalın üslubuna teşekkür ederim.
YanıtlaSilKrizler ; “ küresel açıdan ekonomik maliyetleri, enerji arzını, jeopolitik dengeleri, dış ticaret dengesini ve tedarik zincirlerinin yeniden şekillendirilmesini “ kaçınılmaz bir şekilde gündeme getirmektedir.
Çok doğru küresel sistem küresel anlaşmalarla yeniden şekillendirilmezse herkes kaybetmeye devam edecek.
SilMahfi bey, rahmetli tarihçi İlber Ortaylı hoca yaşasa idi son 200 yılda orta doğu ve Afrika ülkelerinde yaşananları tarih ve isim vererek anlatırdı, mekanı cennet olsun, onun yerini dolduracak yeni tarihçilerin gelmesini bekleriz, selamlar,
YanıtlaSil👍
SilProf. Emrah Safa Gürkan aday gibi...
SilHocam emeğinize yüreğinize sağlık. Ülkelerin değil ama Tüccar Trump ın, savaş sayesinde de savaştan sonraki İran ve çevre ülkelerdeki "yeniden yapılanma" döneminde de daha çoook kazanacağını düşünüyorum. Siz ne dersiniz?
YanıtlaSilBüyük olasılıkla öyle olacak.
SilAbd in kaybettigi savasta herkes kaybetmistir
SilMahfi bey, orta doğu ve Afrika yı yüzyıllarca avrupa nın egemen devletleri olan İngiltere, Fransa, ispanya, İtalya, ve Almanya hegemanyosu altında tuttular, 2 dünya savaşından sonra hegamon güç Amerika oldu, Amerika yı ingilizler kurduğu için her savaşta abd nin ilk müttekifi İngiltere oldu, selamlar
YanıtlaSilGenel olarak haklısınız ama bu savaşta öyle olmadı, İngiltere bile uzak durdu.
SilMahfi bey, söz uluslararası ilişkilere gelmişken, ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ü bir veczini mealen hatırlıyalım, uluslararası ilişkilerde uyanık olun, aldanmayın, aldatılmayın veczidir, selamlar,
YanıtlaSil👍
SilBu krizin tek kazananı Türkiye
YanıtlaSilYok, biz de ciddi maliyetlerle karşılaştık. Pek öyle bir kazancımız yok. Yalnızca jeopolitik konumumuz dolayısıyla önemimiz anlaşıldı. Bakalım onu doğru kullanabilecek miyiz?
SilHocam İsrail in desteklemediği anlaşma yürümez,ilk fırsatta bombalarlar.
Silİsrail'in eski hükmü kalmadı. En azından şimdilik.
SilHocam bugün Türkiye saati ile 21.00 da FED in faiz kararını öğreneceğiz. Fed'in faiz ve sonrası için söylemleri konusunda beklentiniz nedir? Beklentiniz doğrultusunda altın fiyatlarına nasıl yansır yorumlar mısınız?
YanıtlaSilBen sabit bırakıp sonrası için barış anlaşmasını konu edip indirim sinyali vermesini bekliyorum.
Aynı kanıdayım.
SilYeni fed başkanının "dot plot" konusunda görüşleri mevcut fed politikasına uymayacağı yönünde sanırım. Siz bugün ileriye dönük açıklama yapmamasını bekler misiniz, bu durumda fed içinde kriZe neden olur mu?
SilFed faiz kararı ortalığı karıştırdı ons altın ve ons gümüş satış yedi.Yeni başkan Dot plot konusunda da sistemi bozdu. Barış anlaşması imzalandı ama 60 günlük süre her şeye gebe yine piyasaya huzur yok gibi :(
SilAbd borsasındaki balon da patlarsa ekonomik sistem tıkanır mı hocam?
Fed'de de durum karışık. Biraz daha zaman geçmesini bekleyelim sonra bir daha analiz etmeye çalışırız.
SilEğer hem düşmanı hem de kendinizi tanıyorsanız, yüz savaşa girseniz bile sonucundan korkmanıza gerek yoktur. Kendinizi tanıyor ama düşmanı tanımıyorsanız, kazandığınız her zaferin ardından bir yenilgiyle sarsılırsınız. Eğer ne düşmanı ne de kendinizi tanıyorsanız, girdiğiniz her savaşta mağlup olursunuz.
YanıtlaSilSun Tzu, (MÖ544~MÖ496, Savaş Sanatı)
Bizim ülke zaten sürekli kayıptaydı, son petrol krizi ekonomiyi içinden hiç çıkılamaz hale getirdi. Bence savaş sonucu ülke bazında en çok kaybeden biziz. Artık iki yakamız bir araya gelemez. Yazınız için sağolunuz...
YanıtlaSilMillet altın zengini olmuş,yine kaybeden muhabbeti,bırakın artık ters manyel vermeyi.
SilHer kayıp ekonomik kayıp teziyle açıklanamaz. Bazen ekono9mide değil hukukta, demokraside kaybedersiniz. Ve bazen o kayıpların maliyeti ilk aşamada görünmese de ekonomiyi de etkiler.
SilHocam , abiniz Ertem Eğilmez de ülkenin önde gelen yönetmenlerindendi.
YanıtlaSilSiz de ülkenin önde gelen ekonomistlerinden birisiniz.
Böyle şanslı bir aileden gelmek nasıl bir duygu?
Abinizle ilgili anılarınızı paylaşmayı düşünüyor musunuz?
Ertem Eğilmez abim olsa paylaşırdım ama sadece soyadı benzerliğimiz var.
SilHocam pekii Nuri Eğilmez akrabanız mı?
SilYok.
SilHocam 2008 yılında Cumhurbaşkanı Gül ve dönemin Dışişleri Bakanı Babacan ottawa sözleşmesini imzaladılar Türkiye mülteci çoplugune döndü. Estonya,Letonya,Finlandiya,Litvanya çekiliyormuş ottawa sözleşmesinden. Ankara çıkrıkçılar esnafı Kılicdaroglunun milletvekili yaptığı Babacan o zaman dışişleri bakanıydı. Hepsi de Gul, Babacan, Kilicdaroglu Daron Acemoglunu bir övüyorlar neredeyse maliye bakanı yapacaktı Kılicdaroglu. Ottawa sozlesmesi ve suriyeliler ve kilicdaroglunun mevcut davranisi desifre oldu mu hocam?
YanıtlaSilHiçbir bilgim yok.
SilAhmet Davutoğlu da başbakan uluslararası ilişkiler başdanışmanıydı ottawa sözleşmesi imzalandığı sene.
SilKomplo sacmalıklarından biri daha!
Silhocam trump faizi dusurecek. powelli degistirdi, savasi bitiriyor, petrol ve enflasyon dusecek. ipolardan sonra sira emlak sektorune gelecek. tahminim nasil?
YanıtlaSilBu aralar faizi düşüremezler. Enflasyon beklediklerinin iki katından daha yukarıda.
SilMahfi hocam, sizlere Manisa'dan kucak dolusu sevgilerimi gönderiyorum... Yazınız için teşekkürler...
YanıtlaSilÇok teşekkürler, sevgiler.
SilMahfi hocam,
YanıtlaSilSiz "Eğer Türkiye savrulursa; Türkiye'nin onyıllardır alışılmış, çarpık-çurpuk demokratik hâlini bile kabul eden uluslararası kurum ve kuruluşların kafalarının karışacağını, bu sebeple Türkiye'nin savruluşunun artık sonlanması gerektiğini, güvenin tekrar tesis edilmesi gerektiğini" söylemiştiniz.
"Avrupa Parlamentosu" 17 Haziran'da şu raporu yayınlamış:
• "Laiklik uyarısı yapıldı. Dini temele dayalı bir ahlâk anlayışı toplumun her katmanına kabul ettirilmeye çalışılıyor."
Kaynak:
https://x.com/huseyingunayDC/status/2067204063385575693
Yani "Çin"i onyıllardır kendi öz hâliyle kabul eden ve Çin'de savrulma olmadığı için kafaları karışmayan uluslararası kurum ve kuruluşlar; "Türkiye"nin de kendi öz hâline (1923 kuruluş kodlarına) dönmesi gerektiği ile ilgili tavsiye ve uyarı mahiyetinde mesaj mı veriyorlar?
Çin, Avrupalı değil, AB üyesi olmak gibi bir talebi de yok. Türkiye ise AB üyesi olma talebini şeklen de olsa sürdürüyor. Avrupa Parlamentosu da madem böyle bir niyetin var o zaman bu kodlara uyman lazım diyor. İşin özeti bu.
SilAvrupalılar önce gidip kendi ahlaki sorunlarını çözsün. Mesela yasal uyuşturucu veya cinsi sapıkların evcilik oyunu veya alkolizm veya evlilik dışı doğumlar! Adamlar keş ve sarhoş yaşıyor ayıkları da kim kime dum duma yaşıyor. Aile kavramı zaten çökmüş.
SilTürkiye de benzer durumda. Gençler uyuşturucuya düşmüş durumda, kadın cinayetleri, çocuk tacizleri hiç görülmediği kadar arttı. Kimsenin kimseye ahlak dersi verecek hali yok.
SilHocam kadın çocuk diye ayırma. İnsan de direkt.
SilAğzı soğan kokan yine birşey ler karalamış, Avrupa hakkında! Edirne il sınırlarına gitmişliğinden şüphem var! Yıllardır ‘gavur’ Yunan da tatil yaparım, kandırmayı bırak teşebbüsünü dahi yaşamadım! Geçen sene düğün için Ayvalık Cunda adasına gittim, sahilde dondurma yedik, KAZIĞI da yedik!
SilMahfi Hocam, her zamanki gibi çok aydınlatıcı yazınız için teşekkürler.
YanıtlaSilBen Avrupa'nın sadece ekonomik değil, jeopolitik olarak da en büyük yenilgisi olduğunu düşünüyorum. Çünkü yüzyıllardır ilk defa bir küresel kriz, Avrupa'nın tamamen etkisiz kaldığı dinamiklerle ilerledi ve (şimdilik) çözüldü. Muhtemelen Ortaçağ'dan bu yana AB'nin amiyane tabirle sinek ikili pozisyonunda kaldığı ilk küresel kriz bu oldu. Kanımca bu açıdan da dönüm noktası olarak tarihe geçti.
Çok doğru. Avrupa giderek daha zor duruma düşüyor.
SilAmerika'nın ne itibarı olacak, zaten ikiyüzlü
YanıtlaSilPek çok ülke hala sözünü dinliyor. Ayrıca dolar hala dünya parası. İşte şimdilerde o itibarı kaybediyor.
Silkaybetmesi gerekiyordu zaten. doların rezerv para olması bile alışkanlıktan ve zorbalamadan dolayı sürüyor. trump o açıdan iyi oldu. abdnin yaptığı kötülükleri açık sözlülükle söylüyor. umarım daha da düşmanlaştırır. abd konumunu haketmiyor. halkın %2'si iyi eğitimli, geri kalan fos. çoğu yüksek abd üniversitesinde de asyalılar var.
SilHocam " Türkiye ekonomik maliyetlerle karşı karşıya kalırken jeopolitik önemini artırmıştır " sözü bir şehir efsanesi olmuştur . Sonuçta ülkemizde nüfusun yüzde 70'inin kazancı yoktur , kaybedenler tarafındadır . Ben enseyi karartmamak için çaba sarf ediyorum .
YanıtlaSil😀👍
SilSAYIN HOCAM TÜRKİYE MAÇINDA, 85 MİLYON UYUMADI, 11 KİŞİ UYUDU DIYORLAR.SİZCE DOĞRUMU.
YanıtlaSilO 11 kişiyi 85 milyondan soyutlayamazsınız. Ülkenin tamamına yakını uyuyor da uyanıkmış gibi yapıyor.
SilME o şahısları izlemek için ı saatte kalkmaz:)
SilBen genellikle saat 6 da falan kalkarım. Çok uyumam.
SilNefis muhasebesi de yapıyor musunuz sabahları acaba? Yoksa varsa yoksa ekonomi muhasebesi mi yapıyorsunuz? Normalde her aklı başında insan nefis muhasebesi yapmak zorunda. Malum öte dünyada hesap var kitap var!
SilEğer nefis muhasebesini öte dünyada hesap ve kitap olduğunu düşünerek, o korkuyla yapıyorsanız kıymeti yok. Ama hiçbir karşılık beklemeden, hiçbir korkuya boyun eğmeden yalnızca vicdanınızı dinleyerek dürüst ve onurlu bir yaşam sürüyorsanız burada da başka yerde de rahat edersiniz.
SilKendinizi iyi hissetmek için vicdanlı olursunuz! Eğer hesap vereceğiniz kimse yoksa, vicdanınız yoksa sizi kötülüklerden alı koyan bir şey yoktur!
Silİnsan ne kendisini iyi hissetmek için ne ahlaklı olmak için ne de korktuğu için vicdan sahibi olur. Sizi vicdan sahibi yapan şey korkularınız ya da size vaat edilen şeyler değildir. Bunlar karşı tarafı kandırmak için girmek zorunda kaldığınız görüntüye bürünmenizi sağlar. Ki bu ahlaki bir durum değildir. Yalancılıktır. Sizi vicdan sahibi yapacak şey ananızın, babanızın, büyüklerinizin size öğrettikleridir. Eğer onlardan iyi insan olmayı öğrenmişseniz iyi insan olursunuz. İyi insan olmanız için ödüllere, cezalara itibar etmenize gerek yoktur.
SilSayın Eğilmez, ben ABD - İran barış anlaşması imzalansa bile aralarındaki savaşın şiddeti azalarak da olsa uzun süre devam edeceğini tahmin ediyorum. Ortadoğu uzun süre riskli bir bölge olarak kalmaya devam edecektir. Ülkelerin aralarındaki kıskançlıklar, düşmanlıklar, hukuksuzluklar uzun süre ( 2 veya 3 nesil) devam edecektir. ABD Ortadoğuyu sömürmeye devam edecek, İsrail kendi güvenliğini öne sürerek genişlemeye devam edecek, İran demokratikleşme, muhalefetin yerleşmesi savaş sebebiyle duraklasa bile uzun süre sonra yönetim sistemine karşı gösteriler tekrar başlayacaktır.
YanıtlaSilSavaşın kaybedenlerinden biri olarak gösterilse bile İran, Muhalefeti bastırıldığı, İran halkı Yönetimin etrafında toplandığı için uzun bir süre Yönetim için kazanç olacaktır.
Çok doğru. Esas sorun Çin'in ABD'ye karşı çok ciddi bir rakip olarak yükselişi ve birçok alanda ABD'yi geçmiş olması. Bu devam edecek o devam ettiği sürece de ABD bunu bıraksa başka yerlerden bu yükselişi durdurmaya çalışacak. Zamanında Japonya'ya yaptığı gibi.
SilSayın hocam,kazanımlar sekmesine iklim eklenebilir mi? Yıllardır komplo teorisi olarak göz ardı ettiğimiz müdahaleler gerçekten yaşanıyormuş diye tereddüt ettiriyor.Yagislarin miktarını gördükçe en azından bir faydası oldu demekten alamıyorum kendimi
YanıtlaSilBen yine de bu konuya çok ihtiyatlı yaklaşıyorum.
SilBu konu benim de ilgimi çekmişti.
SilSonra Meteoroloji genel müdürlüğü sitesinden
TÜRKİYE GENELİ SU YILI ALANSAL YAĞIŞLARIN NORMALLERİ VE GEÇEN YIL İLE KARŞILAŞTIRILMASI
grafiğine baktım.
Savaş 28 Şubatta başladı fakat oradaki grafiğe bakınca grafiğin eğimindeki değişiklik 2025 Aralık ile 2026 Ocak arasında olmuş. Yani iklimle ilgili bir şey olmuşsa savaşın başladığı 28 Şubat'tan 1-2 Ay önce olmuş. (istatistik bilimine göre)
Mesela bu grafiğin yerine Brent Petrol grafiğine bakın orada eğim 28 Şubat'ta değişmiş olduğunu hemen göreceksiniz.
Hocam, ABD Venezuela ve İran kontrol altına aldı. İran dolar ile petrol satar varlıkları serbest bırakılır İran ekonomisi rahatlar Bu iki devlet rezerv para olarak dolar kullanır Dolar rezerv para olarak güçlenmeye başlar. Merkez bankaların daki altın rezerv leri dolara dönmesi için altında aşağı yönlü bir operasyon ve kazanan güçlü dolar ile abd olur. Bu durumda altında fed faiz indirse bile beklenen yükseliş olmaz. Böyle bir tablo olamaz mı. Teşekkürler
YanıtlaSilOlabilir, ilginç bir görüş ama gerçek olabilir.
Silİran ve Venezuela yarın tamamen dolar kullanmaya başlasa bile, Çin, Hindistan, Rusya ve hatta Batı yanlısı olmayan diğer gelişmekte olan ülkeler rezervlerini dolar olarak tutmaktan korkmaya devam edecekler. Merkez bankalarının altına dönme sebebi sadece İran veya Venezuela değil; sistemik yaptırım riskinden kaçınmaktır.
SilDünya genelindeki son verilere ve Dünya Altın Konseyi (WGC) raporlarına göre, küresel merkez bankalarının rezervlerinde altın, ABD hazine tahvillerini geride bırakarak ikinci sıraya yerleşti. Merkez bankası yöneticilerinin %80'inden fazlası jeopolitik riskler nedeniyle altın rezervlerini daha da artırmayı planlıyor. Bu kadar büyük bir yapısal trendin, sadece iki ülkenin dolara dönmesiyle tersine dönmesi çok zor.
İran ve Venezuela üzerinde şu an Çin'in çok ciddi bir ekonomik ve siyasi nüfuzu var. ABD bu iki ülkeyi kontrol altına almaya çalışsa bile, Çin kendi enerji güvenliği için bu ülkelerle yerel para birimleriyle (Yuan) ticaret yapmaya devam etmek isteyecektir. Küresel sistem iki kutupluluğa evrilirken, tek bir "güçlü dolar" hegemonyasının eskisi gibi kabul görmesi uzak bir ihtimal.
Beklenen Yükseliş Engellenebilir mi?
Özetle; Bahsettiğin senaryo gerçekleşirse, altında Fed faiz indirse bile beklenen o agresif yükseliş (örneğin altının %50-değer kazanması) gerçekleşmeyebilir. Piyasa "sideways" denilen yatay bir banda sıkışabilir veya sert manipülatif düşüşler yaşayabilir. Çünkü güçlü dolar, altının en büyük düşmanıdır.
Ancak merkez bankalarının altına olan talebi artık sadece ekonomik değil, siyasi bir egemenlik koruma stratejisidir. Bu nedenle, ABD altını aşağı yönlü bir operasyonla baskılasa bile, bu düşüşler muhtemelen diğer büyük güçler (Çin, Hindistan vb.) tarafından "tarihi bir alım fırsatı" olarak değerlendirilir ve altındaki düşüş kalıcı olamaz.
Yine de makro jeopolitik okuman gerçekten ufuk açıcı; finansal piyasalarda bu tarz "ters köşe" senaryolar her zaman masada olmalıdır.
Hocam elinizi vicdanınıza koyarak konuşun. Yıllardır ambargo uygulanan bir devlet var. Karşılarında ise teknoloji ve savaş konusunda sürekli filmler çeken, dünyanın ekonomik ve savaş endüstri lokomotifi iki ülke. İran bu ikisini evire çevire yendi. Sadece onları yenmedi, Google, Twitter, Facebook, chatcpt, yapay zeka, Hollywood, Coca-Cola, Starbucks., onlyfuns gibi savaş destekçisi ve sistemin sembollerini de yendi .Hem de adım adım. İnce ince. Önce bir savaş provası yaptı, sonra rakiplerinin neden bu kadar başarılı olduklarını anladı. Sonra adım adım önce ekonomik düzen, petrodolar sistemi, Dubai ve zenginleri vurdu. Bunları vurabilmek için adım adım radar tesislerini vurdu. Sonra çıbanın başı İsrail'i hem fiziksel olarak elini kolunu bağladı hemde siyasi, sosyal en önemlisi vicdani olarak çöpe çevirdi. Masadan söz sahibi oldu. Racon kesti. Bu gün bütün dünya İsrail tarafından yapılan soykırım hakkında bilgi sahibi. Sizin vicdanınızı bilmem ama Tayland da yemek yemek için bir restorana oturan Yahudiler bile insanlar için tiksinti uyandırıyor. Çünkü İsraillilerin büyük bir çoğunluğu sürdürülen bu tutumu destekliyor. Artık Avrupa'da, Güney Amerikada insanlar yapılanları fark etti. İşin şaşırtıcı yanı da şu bu farkındalığı oluşturan ülkede internet bile yok. Ama tüm hedefleri tam kalbinden vurdu. Bu büyük bir başarı değil mi? Sanki bu yoklukla ortaya koyduklarını küçümseyici bir yaklaşım hissettim yazınızda.
YanıtlaSilYok hayır küçümsemiyorum, tam tersine İran iyi direndi.
SilHocam Lütfen bahsettiğim tavır bu. Direnmedi, evire çevire yendi.
SilBen 60 yaşındayım. Kendimi bildim bileli bizim tam merkezinde olduğumuz Ortadoğu'da her zaman savaş, çatışma, terör var.
YanıtlaSilOrtadoğu'da değiller ama Afganistan ve Ukrayna'yı da eklersek çevremiz kan gölü, ölüm, evsiz barksız kalmış insanlarla dolu.
Wikipedia da resmin bütününü, kayıp insan sayılarıyla gösteren bir tablo var: "Orta Doğu'daki modern çatışmaların listesi"
Bu günkü aklımla bu tabloya bakınca bu çatışmaların bölgenin kendi dinamiklerinden değil dış güçlerin kışkırtmasıyla olduğunu görüyorum.
Başta Amerika olmak üzere Rusya ve Avrupa Ülkeleri de dahil sürekli bu bölgeyi savaştırıyorlar.
Bunu yapmak için kafa yoruyorlar, strateji geliştirip plan yapıyorlar ve kaynak ayırıyorlar.
Peki bu emperyalistler bunu niye yapıyor?
İran'nın veya Irak'ın gidip Amerika'ya, Rusya'ya direk tehdit oluşturma kabiliyeti yok.
Kuşkusuz ekonomik çıkarları için yapıyorlar bunu. Kendileri asker göndermeden (veya parayla, green kart vaadiyle toplama askerlerle) silah göndererek bunu yapıyorlar bu işleri.
Açık sözlü Amerikan elçisi sonunda stratejilerini açık açık söyledi "Biz bu bölgede bir monarşi, istiyoruz"
Yani demokratik ulus devlet istemiyorlar, hayalleri, din ve mezhep odaklı küçük şehir devletleri ve baştada da onların her dediğini yapan büyük bir monarşi, diktatör istiyorlar.
Bu bölgede savaşların yakın zamanda biteceğini de sanmıyorum. En azından ben göremem herhalde.
Çok doğru. ABD hep tek kişi rejimlerini tercih eder.
SilSadece ABD değil büyük gucler için dersek daha doğru olur!
SilSuriye savaşı ab'ye cok sey öğretmiş. O yüzden irana karışmadılar. Asıl kaybeden abd ama hala mücadele ediyor. Son açıklamalarına bakılırsa bölgede barış çok uzun sürmez. Karşılık güvenliği için ibrahim antlaşmalarını genişletecek. Bölgede kim israilin güvenliğini tehdit ediyorsa israili savastirmadan Onlari yok etmeyi deneyecek. Suriyeyi söyledi onları kullanalım diye bizim bilmediğimiz kimler var....
YanıtlaSilHocam Fed ne amaçlıyor artık?
YanıtlaSil- abd borsasında "balon", yapay zeka yatırım maliyetleri artışının şirketleri zora sokması, yarı iletkenlerde zirve düşüşü varken ne amaçlıyor?
- asıl amaç Çin ve asya tarafında artan altın rezervi ve dolar yerine rezerv para olarak altının geçmesi planı yüzünden altını değersizleştirmek için mi faiz artışı öngördü.
-> Ayrıca bu başkan önceki "laf dinlemiyor, faiz düşürmüyor" diye getirilmedi mi? Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!
Sistem hala çalışıyor demektir.
SilHocam Yıldırım sizi dinledi Kartal da döndü,sizce sıradaki hamle ne olmalı?
YanıtlaSilAdamın işine hiç kimse karışmamalı. Ancak o danışırsa fikirlerini söylemeliler.
Silİsmail Kartal'ın işine hiç karışılmazsa stoperde Çağlar Söyüncü oynar. Ön liberoya da Krunic tarzı bir oyuncu alınır. İsmail Kartal set oyunu oynamayı planlıyor. Bu durumda takımın en az yarısının yenilenmesi gerekir. Sırtı dönük top alabilen bir santrafor, 2 kanatta da teknik kapasitesi yüksek, Tadic ve İrfan Can tarzı futbolcuların ve hatta bunlardan daha iyilerinin mutlaka alınması gerekir. İrfan Can kariyerinin zirvesindeyken Mourinho'nun kesiğini yedi. Tekrar aynı noktaya ulaşabilir mi, zor çünkü yaş aldı. Yani sadece santrafor, sol stoper ve sol bek değil, en az iki kanadın da yenilenmesi lazım. Başka türlü Aziz Yıldırım'ın istediği gibi oyunu 30 metreye sıkıştırıp, oyunu sürekli önde tutmak çok zor olur. Fenerbahçe'nin hali hazırda 20 yabancı futbolcusu varken, yedek santraforla birlikte en az 6 futbolcu alması ve 14 yabancı kalması için de 12 futbolcudan çıkması gerekiyor. 1 ay sonra da UCL ön eleme maçı var. Bence süreç çok yavaş ilerledi ve ilerliyor.
SilHocam, bu hiç demokratik değil.
SilHocam şampiyonluğa oynayan bir takımda daha önce 3 kere gelmiş ve 3 kere gönderilmiş olduğu halde 4. defa da gelen başka bir teknik direktör dünyada var mıdır? Belki 3 kere gelmiş 1 kere şampiyon olmuş ve sonra da 4. defa getirilmiş olan vardır fakat 3'te 0'dan sonra tekrar 4.'yü deneyen Fenerbahçe dışında başka bir dünya kulübü var mıdır?
YanıtlaSilBir de İsmail Kartal 99 puan aldıktan sonra, İsmail Kartal'ın gönderilip Mourinho'nun gelmesini isteyen Aziz Yıldırım'ın bizzat kendisi değil miydi? Eğer Mourinho ismini ortaya atmasaydı belki de Ali Koç seçimi kaybetmeyeceğini düşünecek, İsmail Kartal'la devam edecek şampiyonluk özlemi de 2 yıl önce bitecekti. Sorum şu: Aziz Yıldırım, Ali Koç'u devirmek için mi Mourinho hamlesini yapma gereği duymuştu? Ali Koç da bu hamleyi yapmazsa şampiyonluk baskısından dolayı seçimi kaybedeceğini düşünerek mi Mourinho hamlesini yapmıştı. Kısacası iktidar uğruna Fenerbahçe'nin şampiyonluk özlemi ötelenmiş mi oldu? Peki şimdi ne oldu? Dönüp dolaşıp aynı noktaya gelindi. Bu durumda Fenerbahçe tarihinin özellikle bu son iki yılını, iktidar hırsı uğruna kulüpten çalınmış bir dönem olarak nitelendirebilir miyiz?
Ben Kartal'ın başarılı olacağını düşünüyorum. Fenerbahçe sayısız yabancı teknik direktör getirdi hiçbir başarı çıkmadı.
SilFakat o yabancı teknik direktörlerin hiçbirisi takımın başına 4 kere getirilmedi. Sadece Ali Koç döneminde anlamsız bir şekilde Perreira 2 kere getirilmişti. Bence akılda kalan en çok Jesus oldu. 2.'ye getirilecekse bunu en çok Jesus hakediyordu fakat onun da oynattığı oyun riskliydi. Hocam bence Fenerbahçe camiası kendisini bir türlü yenileyemiyor ve eskiye çok bağımlı yaşıyor. Hakan Safi'nin tarzını beğenmiyorum fakat eskiye bağlı yaşıyor ifadesi doğruydu. Eğer illaki camia içinden bir teknik direktör getirilecekse, başka takımların Hamza Hamzaoğluna şans vermesi gibi mesela biz de Bülent Uygun'a şans verseydik benim için çok daha yenilikçi ve heyecanlı bir hamle olurdu. İsimler değişebilir. Anlatmaya çalıştığım neden sürekli denenmiş ve sonuç alınamamış olanları ısrarla göreve getiriyoruz? Bu durum sanırım liyakatle açıklanamaz. Daha çok sadakatle açıklanabilir ki ülkenin başına sadakatten dolayı neler geldiği ortada. Bizim camia olarak başarısızlığı ödüllendirmememiz gerekirdi ki aynı şey Oğuz Çetin için de geçerlidir. Bir de camia olarak eleştiriye kapalıyız. Oysaki eleştiriye daha çok açık olmamız lazım. Çünkü sürekli aynı hataları tekrarlayıp, hadi şimdi kenetlenelim demekle başarı gelmiyor. Dünyanın hangi takımı 1 yıllık planlamayla hareket eder? İsmail Kartal 1 yıllığına göreve getirildi. Bence getirilmesi yanlıştı, görev süresi ise daha da yanlış. Sizce düğmeyi en başta yanlış iliklemiyor muyuz, sonra da başarı bekliyoruz. 1 yıllık plan sizce bir vizyonsuzluk örneği değil midir? Bunun adı ben seninle uzun vadeli bir plan kuramıyorum, sana güvenemiyorum, sende bu vizyonu göremiyorum demek. Bence Fenerbahçe'yi bu 12 yılda başarısız kılan ve strese sokan, şampiyonluk baskısı nedeniyle alınan hatalı kararlardır. Aynı hatalar (bu sefer de 1 yıllık vizyonla) birlikte tekrar ediliyor. Oysaki İsmail Kartal'a belki de 3 yıl şans tanınsa, 2 yıl şampiyon olamayacak fakat istediği takım 2 yıl sonra oluşturulabilecek ve 3. yıldan itibaren de belki de seri şampiyonluklar gelecek. Ne var ki her sene yeni bir planlamayla hemen şampiyon olalım istiyoruz. Bu anlayış devam ettiği sürece kendi kendimizi zora sokuyoruz, virajlardan dönemiyoruz ve kendi hatalarımız yüzünden şampiyonluğu da birilerine altın tepside sunmuş oluyoruz.
SilMahfi hocam selamlar, Trump yeni bir açıklamayla 60 gün içerisinde anlaşmaya varılmazsa İran'ı bombalamaya devam edeceğini söylüyor (The Independent). Sözüm o ki "Trump’ın her an karar değiştirebileceği olasılığı"nın gerçekleşmesi yönünüde bir hareketlenme görebilir miyiz sizce bu 60 günlük süre içerisinde?
YanıtlaSilTrump bu. Yarın bile her şey değişebilir.
SilMahfi Eğilmez eğer doğacağı zamanı seçebilseydi; geleceği mi, geçmişi mi, şu anı mı seçerdi. Eğer insan dışı yaşam varsa ve Mahfi Eğilmez ne olarak dünyaya geleceğini seçseydi, uzaylı mı olurdu insan mı?
YanıtlaSilAnlamsız sorular. Varoluşumuz bizim elimizde değil. Elimizde olsaydı diye bir seçenek yok. Ama var oluşumuzdan sonraki seçenekler yani özümüzü oluşturmamız kişiliğimizi yaratmamız bize bağlı. Soruyu Mahfi Eğilmez özünü bu şekilde oluşturmaktan mutlu mu diye sorarsanız yanıtım evet olur.
SilMahfi Eğilmez, başka şeylerin etkisinde özünü yarattığı için Mahfi Eğilmez'in yarattığı öz bu etkiler dolayısıyla daha mı özgür olur yoksa tam tersi Mahfi Eğilmez'in özü Mahfi Eğilmez'in katkı ekleyemeyeceği kadar kapalı mı olduğu daha özgür olur
SilTam tersine düşünce yapım son derecede açıktır. O nedenle zaman içinde düşüncelerimde önemli değişimler oldu. Kapalı olsa özgür düşünemezdim. Zaman değişir, olaylar değişir insan da değişir.
SilHocam anlamsız sorular anlamsız varoluşun kanıtı.
SilMahfi bey, ya Fenerbahçe yeni teknik ekibi hakkında yorumlarınız?
YanıtlaSilKişilere bir şey demem ama bence İsmail Kartal'a kimse karışmamalı. Kaptanı çok olan gemi karaya oturur.
SilDoğru söze ne denir!
SilHocam merhaba mankiw makroekonomi kitabı şuan 2000 lira cıvarı çok pahalı sizin makroekonomi kitabınız 300 lira civarı mankiw’in kitabın da sizin kitabınız da olmayan ne var teşekkürler
YanıtlaSilHocam İsmail Kartal bence şampiyonluk baskısı altında ezilecek ve puan kayıplarından sonra devre arasında gönderilecek. Bu saatten sonra artık Aziz Yıldırım Aykut Kocaman'a da gitmez. Takımı ya Oğuz Çetin devralır (fakat daha önce o da Fenerbahçe'yi çalıştırmış ve başarısız olmuştu, zaten tüm başarısız olanlar tekrardan göreve geliyor ve ben bu durumu anlayamıyorum) ya da radikal bir kararla Şenol Güneş'e hatta Abdullah Avcı'ya falan gidilir ki Abdullah Avcı ihtimali nispeten genç yaşından dolayı daha yüksek gibi duruyor.
YanıtlaSilAbdullah Avcı'ya gidilirse takım belki 2. yarıda toparlar ve oyunu 30 metreye sıkıştırma anlayışından vazgeçilir. Bu anlayışı M. City'li Guardiola bile esnetti. Futbol sürekli değişiyor. Aziz Yıldırım neden böyle bir oyun modeli hedefi çizdi anlayamıyorum. Oyunu sıkıştırmak Türkiye Liginde zaten defans yapmayı hedefleyen takımın işine gelir. Konyaspor, Göztepe gibi takımlara Fenerbahçe çok puan kaybeder. Jesus da aynı şeyi denemeye çalışmıştı. Savumayı orta sahaya kadar çıkartıyordu. Bu anlayışta arkaya atılan toplarda 2 stoperin de çift ciğerli olması lazım. Ara ki bulasın. Zaten Skriniar biraz öne çıktığında sıradanlaşıyor. Bence Aziz Yıldırımla, İsmail Kartal arasındaki en büyük fikir çatışması oyunu 30 metreye sıkıştırma hedefinde yaşanacak. Sonunda Aziz Yıldırım'ın dediği olacak ve olası puan kayıplarında da fatura devre arasında İsmail Kartal'a kesilecek. Benim tahminim bu. Fakat hoca rahat bırakılırsa ve İsmail Kartal'ın kendi oyun planına uygun istediği futbolcular alınırsa belki bir şansı olabilir ve şampiyonluk gelebilir. Buradaki asıl mesele hocanın rahat bırakılıp bırakılmayacağıdır. Ne var ki Aziz Yıldırım'ın mizacı buna hiç uygun değil. Başkanlık seçimlerinde çıktığı televizyon kanallarında her şeye bizzat karışacağını açıkça söylemişti. Bu da beni oldukça endişelendiriyor. Sizce Fenerbahçe'nin olası puan kayıplarından sonra İsmail Kartal rahat bırakılabilir mi? İşine karışılır mı yoksa karışılmaz mı? Tahmininiz nedir?
Fenerbahçe kulübü, tahmin edilebilir bir yapı değil. O nedenle bu aşamada bir şey diyemeyeceğim. Biraz izleyelim bakalım.
SilMahfi hocam, vadesi 1 yıldan daha az olan döviz borcu 240 milyar doları geçmiş. Sizce bu artan döviz borcu tedirginlik nedeni olmalı mı yoksa yönetilebilir mi?
YanıtlaSilTürkiye'nin borç sorunu yok. Dünyada en iyi ülkelerden biri borcluluk konusunda! GSYH oranı yüzde 25 ya var ya yok. Bu kadar az borç bizi kırılganlıktan koruyor!
SilGenel olarak bakarsanız borç sorunu yok gibi görünüyor ama önümüzdeki bir yıl içinde ödenmesi gereken 230 milyar dolar borç var. Yani vade sorunumuz çok büyük.
SilSayın Hocam, Türkiye’nin jeopolitik öneminin ortaya çıkması ile ifade edilmek istenen. Bu biraz düşündürücü çünkü; Bir dönem Ortadoğu’nun jandarması olmamız istenir ve Türkiye’nin en önemli ihraç kaleminin askeri olduğu söylenir di. Galiba artık bu düşünce ve talepler hayata geçirilecekmiş gibi görünüyor.
YanıtlaSilSavunma sanayi o silahları bağımsız hareket edebilmek için üretiyor!
SilAh ah... nas sürecinde kredi çekip ev araba alacaktım. Şimdi ev almak için 162 yıl çalışmam gerekiyor
YanıtlaSilÇok kişi paraları çekip ev, araba, altın, dolar aldı. Şimdi hep birlikte o dönemde kredi çekenlerin yarattığı faturayı daha yüksek fiyatlar, kurlar ve vergilerle paylaşıyoruz. Yalnız şu ayrımı yapalım: Burada kabahat o faizle kredi çekenlerde değil o ortamı yaratan siyasetçilerde ve politika uygulayıcılarda.
SilNas sürecinde nasıl alamadın hayret,evliler çifter çifter alıyordu arabaları.
SilMahfi Eğilmez, tasarruf nasıl yapılır üzerine yazınız var mı
YanıtlaSilBu dediğiniz o kadar kolay bir konu değil. Zenginin, orta hallinin ve düşük gelirlinin durumu çok farklı olduğu için herkese hitap edecek ortalama bir yazı yazmak pek mümkün değildir.
SilHocam zengine yazmanıza gerek yok,orta halli ve düşük halli için birer yazı yazsanız?
Sil:)
SilKazananıAltın ğümüş ten zirveden çıkanlar,kaybedeler zirveden alanlar...birde çok iddalı bir şekilde trump varken altın düşmez kağıt paralara güven bitti trump faizi düşürecek ucuz dolarla borçtan sıyrılacak vs vs...diyenler ve etkiledikleri.
YanıtlaSilHocam siz 6 yıl önce sattığınız bir futbolcuyu 33 yaşından gün aldıktan sonra imza parasıyla birlikte aynı paraya alır mıydınız? Ki bundan sonra tekrar satılma durumu olmayacak. Yani bu paranın geri dönüşü de yok. Ekonomide böyle kötü bir ticaretin ismi var mı? Ronaldo gibi uç örnekler dışında 33 yaşında yaklaşık 16 milyon € bonservisle satın alınan başka bir futbolcu var mı? Ben açıkçası kazıklandığımızı hissediyorum. Çünkü aklı başında hiç bir kulüp bir daha satışı olmayacak bir futbolcuya böylesi bonservis bedellerini ödemez. Bunun yerine bonservisi elinde olan ve sakatlığını tamamen atlatmış olan son vuruş ustası İcardi'yi almak daha uygun değil miydi? Üstelik Kerem - İcardi uyumu herkesçe biliyor. Hiçbir uyum riski alınmamış olurdu. Sadece bu tercihle kulübün kasasında 16 m. € fazladan para kalırdı. Hem Kerem'in performansı artardı (bir taşla iki kuş) hem de son vuruşlardaki verim çok daha artardı, birçok maçı erkenden çözebilirdik. 6 yıl önce Fenerbahçe'de gençken, ligde 32 maçta oynamış ve 15 gol atmış futbolcudan, 6 yıl sonra 25-30 gol atıp bizi şampiyon yapmasını mı hedefliyoruz? Üstelik son vuruşları İcardi kadar isabetli değil. Yani 30 gol atması için sezon boyunca en az 150 pozisyona falan girmesi gerekecek.
YanıtlaSilBir de İspanya Ligi istatistikleri bizi yanıltmıyor mu? Guiza İspanya'da gol kralı oldu fakat bize geldiğinde tam bir hayal kırıklığıydı. En Nesyri örneği de ortada. İspanya'daki istatistiklerin Türkiye'de tutmadığının farkına varmak için bu örnekler yetmiyor mu? Orada başka bir futbol oynanıyor, burada başka. Mesela İspanya'da yay önünden atılan bir çok gol var, rakipler hem alan hem de zaman bulabiliyor. Bizde ise yay önünde 1 saniye geç kalıp topla 1 saniye fazla oynarsan adamın ayağını kırarlar.
Hocam Fenerbahçe neden futboldaki ticareti bir türlü beceremiyor? Rakipler nokta atışı transfer hamleleri yaparken biz ya Kante gibi yaşlı ya da Nene, Archie Brown, Sidiki Cherif gibi genç fakat vasat isimlere milyon €'lar harcıyoruz. Eğer Kante, Sidiki Cherif ve Nene'ye harcadığımız paraya 1 tane Osimhen alsaydık şu anda açık ara şampiyonduk. Fakat bu kafa değişmediği için benim bu sene de ümidim yok. Çünkü bizim şampiyonluk hamlesi için Muriç'i değil, (gereksiz futbolcuları satarak parayı basıp) Marcus Thuram'ı almamız gerekiyordu ki şartlar eşitlenmiş olsun. Bonservisi elinde olan İcardi'yi de yedek forvet olarak almalıydık. Başka hiç bir hamle yapmasak sadece bu iki hamleyi yapsak yeterliydi. Ekonomide de sanırım bunun bir adı vardır. Sınırlı kaynakları en yüksek verimlilikle kullanabilme kabiliyeti ki buna da sanırım iktisat deniliyor.
12 yıl boyunca her sene 5-6 tane vasat transfer yapacağımıza 1 tane nokta atışı net transfer yapsaydık, şu anda değil Türkiye'nin Avrupa'nın zirvesine oynuyor olurduk.
Bu aşamada ne desek boş. Fenerbahçe'nin son on yılda aldığı oyuncuların yüzde 70'i işe yaramadı. Ama geçmişe dönmenin bu aşamada yalnızca ders çıkarmak gibi bir yararı olabilir. Umarım yeterince ders alınmıştır. Fenerbahçe'nin en ciddi sorunu sürekli kadro, hoca ve sistem değiştirerek bir an önce şampiyon olmaya çabalamasıdır.
Sil''Mesela İspanya'da yay önünden atılan bir çok gol var, rakipler hem alan hem de zaman bulabiliyor. Bizde ise yay önünde 1 saniye geç kalıp topla 1 saniye fazla oynarsan adamın ayağını kırarlar.'' :))) Gülmekten karnıma ağrılar girdi ((((:
SilHocam Cumartesi sabahı saat 06'da kalkıp Türkiye - Paraguay maçını seyredecek misiniz, yoksa risk almayı hiç sevmeyen Montella ile maçı kazanamayız diyerek moralinizi bozmamak için mışıl mışıl uyuyacak mısınız?
YanıtlaSilBen genellikle o saatlerde gündeme bakmak, kitap okumak ya da bir şeyler yazmak için kalkmış oluyorum. Eğer bu rutin bozulmaz da kalkarsam seyredeceğim.
SilHocam Terim de milli takıma dönsünmü?
SilHerkes yerinde dursun.
SilHocam selamlar, Avrupa parlamentosunun yayınlamış olduğu yıllık Türkiye raporunda (https://www.europarl.europa.eu/doceo/document/A-10-2026-0106_EN.html) Türkiye için 65 maddeyle bir nevi tavsiyelerini yayımlamışlar. Tabi farklı maddeler var, işte basın özgürlüğü ve siyasi durumla ilgili falan, onları bir kenara bırakacak olursak raporun sosyoekonomik yaşantı ve sürdürülebilirlik üzerine de maddeleri var. Hocam siz raporun bu kısmı hakkında ne düşünüyorsunuz, Türkiye şartları için ne kadar gerçekçi ve uygulanabilir. ayrıca raporun özellikle Türkiye'nin Avrupa birliğine üye olması durumu üstünde özellikle durmasından sizce nasıl bir yorum yapabiliriz. Bu sefer gerçekten bir Türkiye-AB yakınlaşması mı söz konusu yoksa sadece ilişkilerin formalite olarak sürdürülmesi mi?
YanıtlaSilHayır. AB, Türkiye'ye eğer bize katılmayı gerçekten istiyorsanız bunları yapmanız lazım diyor. Bu dedikleri bizim de yıllardır yapısal reform diye dile getirdiklerimizden farklı değil. Bırakın AB'ye girmeyi Türk insanının insanca yaşayabilmesi için gerekli düzenlemeler bunlar.
SilTürkiye AB'ye hiçbir zaman alınamazdı :)
SilŞartların sağlanma aşamasında bile birkaç ülke kırmızı ışık yakılmıştı. Ayrıca Türkiye'nin hem nüfusu fazla hem de bu nüfusun çoğunluğu müslüman, Avrupa ile ilişkimiz de o kadar iyi değil. Bir müze yapmışlar, bir at var, bir türk var, bir çocuk var. Türk çocuğu at ile kaçırıyordu (devşirme)
Norveç'in en ücra kasabasında bile Türk düşmanlığı mümkün ve adamlar haklı, bizim millet nasıl yunanları, ermenileri sevmiyorsa onlar da bizi sevmiyor :)
ve atlanılan önemli nokta, halkın büyük kısmı bu reformları ya istemiyor ya da hiç umursamıyor. böyle bir talep yok. Basit bir örnek olarak, eğer Türkiye'de tek adam mı olsun yoksa parl. sistem mi olsun diye sorarsanız insanların diyeceği şey "bu kadar çok kişi nasıl kavgasız karar alsın, hızlı kararlar da alamaz" olur. Tepeden inmeyle reformlar da kağıttır, bir işe yaramaz. Demokrasi, hukuk, laiklik de bunları görüyoruz. Atatürk ve çevresi radikal reformlar yaptı, hızlıca. Bu o dönem için gerekliydi, yavaş deneyen osmanlı paşaları vardı pek de fazla başarılı olamadılar. Ama bu kadar radikal olunca da süreçle gelişmediği için içselleştirme süreci bi iki katına çıktı, hadi o zamanlar daha liberaldik de şu an Türkiye bu reformaları yapamaz. Amerika, Avrupa bile aşırılığa kayıyor, Trump vur patlasın çal oynasın yapıyor. Türkiye de çevresinden zıt hareket edemez. ki bu değerler pembe bulut değeridir, ne demek istiyorum: Bu "evrensel değerler" halklar en refah olduğu zaman yaşanır, eğer refah yoksa kadınlar fuhuşa yönelir erkekler suça yönelir. (ki Avrupa'nın "evrensel değerinde" ezilenler kontanjanı olduğu için de bu değerler ancak çıkarın korunması için kullanılıyor. Sorunu çözmek yerine bir şart koyalım, şirketlerde minimum kadın kontanjanı olsun vs. ki AMD'nin başındaki kadın AMD'yi nelerden kurtarıp, aşağıdan ilk üçe taşıdı, demek ki kontanjene gerek yokmuş ama yok evrensel değerle göre kişi doğuşundan itibaren gelen, hak edilmemiş bir nedenle o şirkette olmak zorunda. Oscar kazanma şartı bile ekipte şu azınlık gruplar olsun... Klasik Maslow örneği, Mahfi hoca yiyecek ekmek buşamıyorsa güvende hissetmiyorsa yapısal reform isteyemez. Ayrıca bence bu gelecekte ya çok daha iyi olacak, ya çok daha kötü ortası mümkün değil gibi. AI ve otomasyonla birlikte devletler savaşmak için insana ihtiyaç duymuyor, ileride üretim için de duymazsa artık toplum sözleşmesi cart diye yırtılır. İyi seneryo sıkıcı, o yüzden anlatmayacağım. Ama daha fazla kutuplaşma, daha fazla umursanmamaya gidyoruz. Umarım mahfi bey de dahil herkes daha karamsar olur, iyimser olursanız sonunda dağın başında çay içerseniz
Alınmasın o önemli değil, önemli olan o ilkelere sahip olacak yapısal reformları AB'ye girecekmiş gibi tamamlamaktı. Zaten onları yapsak AB'ye girmeye ihtiyaç da kalmaz.
SilYine dediğime geliyoruz hocam. Halkta böyle bir istek yok, o yüzden başından beri pek de mümkün değildi. Üstelik o dönemin siyaseti ile hiç değildi
SilBazı şeyleri halka sormadan yapmak demokrasiye ihanet etmek anlamına gelmez. Halk genellikle tutucudur, mevcut durumu korumak ister. Mesela cumhuriyet inanını halka sorsanız karar ilan edilmesi yönünde çıkmazdı. Kadın - erkek eşitliği de çıkmazdı.
SilZorla dayatılan şeyler de ters teper!
Silşu anki eşitliğin ne kadarı o anki reformlar, ne kadarı zaman tartışmalı. itici güçtür, sonuçta şu an yobaz ülkeler böyle devrim yapsa daha geride başlarlar ama çoğu şeyi zamanın tini getirdi. şu an kadınlar ev hanımı olup kocaya köle olma hayalini zamandan dolayı almıyor, çalışmayı da zamandan dolayı önemli görüyorlar. zaman evrimsel değişim olduğu için daha çok içselleşti. devrimle olanlar ne kadar içselleştirildi o da ayrı bir soru. şu anki değerlerin ne kadarı zaman, ne kadarı cumhuriyet devrimi. ki kadın-erkek bizim toplumda eşit değildir. çok az bir kitle vardır. türkiye'deki kadın erkeğe sorsak erkeğin maaşı yüksek olmalı mı, erkek güçlü dominant olmalı mı, halkın büyük kısmı kendini "modern" olarak adlandıranlar bile erkek dominant olsun, maaşı çok olsun vs. der. bunun nedeni bu düşüncelerin paket olması, zihinler evrilmedi. şu an kadın erkek eşit değil demek tabu olduğu için bunlar hem "eşitliği" savunuyor hem de toplumsal rolleri sonuna kadar savunuyorlar. Çünkü zihinleri taş devrinde kaldı. Yok papatya çayı içen erkek prensestir, yok kadın dediğin kocasına şöyle olmalı tarzı. Demek istediğim devrim falan olmadı, anca çalışma, oy verme hakkı eşit. O insanlar hâlâ sonuna kadar cinsiyetçi. Ama şehirde dışlanmaktan korktukları için bunu ayrı terimler yoluyla kullanıyorlar hepsi bu. Bizim millet demokrasiyi de umursamaz ve bu tamamen böyledir %99,99'u umursamaz. Boğaçilisinden, köydeki çobana, kadıköylüden, beşiktaşlıdan, ankaralıya kadar. Herkesin taktığı şey iktidarın kimde olduğu, eğer iktidar kendi istedikleri parti olursa ve muhalefet yaklaşıyorsa hemen demokrasiden çıkmak isterler. Bu yüzden kendi tarafına oy vermeyenler diğer tarafı aptallıkla suçlar, genelde Aziz Nesin'in meşhur sözü üzerinden. İçselleştirilen tek şey cumhuriyettir, o da dinen sakıncası olmadığı sanıldığı içindir. Onun dışında demokrasi, laiklik, cinsiyet eşitliği, hukuk falan bunlar Türkiye insanı için lafı güzaftır. Mahfi Eğilmez olarak siz bile eğer mevzu jakobenlik ise demokrasinin çok da önemli olmadığını söylediniz. Halkın istediğini yapmamak ile halkın seçtiğinin iktidarda olmaması zaten aynı şey. Yani kısaca olan şey devrimin zamanla olması ve içselleştirilmesi. Bir iktidarın bunu güçle yapması anca itici olur, devrimin kendisi olmaz. Kısaca radikal devrimciler haklı çıkmış olsa da asıl devrim zamanla, muhafazakar devrimcilerın öngördüğü şekildie yaşandı
SilKesinlikle değil. Demokrasininin önemli olmadığını falan savunmuyorum. Ben halkın eğitilmesi gerektiğini, hurafelere mahkum edilmemesi gerektiğini ve demokrasinin ancak ondan sonra anlam ifade edebileceğini savunuyorum. Olması gerekeni zorla yapmak Jakobenlik değildir. Köleliği kaldırmayı halka sormak, oylamak doğru değildir. Aynı şekilde eşit olması gereken kadınlarla erkeklerin eşit haklara sahip olmasını da kimseye sormak gerekmez. Laiklik gibi düzenlemelerin değerini halkın anlayabilmesi için eğitim gerekir. Türkiye ne yazık ki laik eğitimi mahvettiği için bu konular halka doğru öğretilemedi.
SilSevgili Mahfi hocam. Yazılarınızı severek yakından takip ediyorum. Körfez bölgesi özelliklede Dubai hiçbir zaman savaş öncesi gibi olmuyacaktır. Savaşın bu bölgedeki ülkeler üzerinde siyasi, ekonomik, sosyolojik ve stratejik açıdan etkisi çok büyük olmuştur. Bu kısım gözden kaçmış gibi geldiği için yorum yapmak istedim.
YanıtlaSilKaleminize sağlık sayın hocam.
YanıtlaSilEk olarak Körfez ülkeleri de büyük kayba uğradı. Savaştan önce vergi cenneti, "financial hub", herhangi bir güvenlik sorununun olmadığı iddiasındaki Dubai gibi şehirlerin imajı ağır şekilde zedelendi.