Yapay Zekâ ve Jevons Çelişkisi

Teknoloji dünyasında yaygın bir varsayım vardır: Bir süreç daha verimli hâle geldiğinde daha az kaynak ve enerji kullanılır, daha az zaman harcanır ve maliyetler düşer. Bu, ilk bakışta oldukça mantıklı görünse de tarih, verimliliğin her zaman daha az tüketim anlamına gelmediğini gösteriyor.

1865 yılında İngiliz iktisatçı William Stanley Jevons, The Coal Question adlı eserinde dikkat çekici bir gözlem ortaya koydu. Buhar makineleri geliştikçe aynı işi yapmak için daha az kömür gerekiyordu. Doğal beklenti, kömür tüketiminin azalmasıydı. Fakat tam tersi gerçekleşti. Buhar gücü ucuzladıkça fabrikalar bu teknolojiyi daha yaygın kullanmaya başladı, üretim arttı ve yeni kullanım alanları ortaya çıktı. Sonuç olarak her bir makine daha verimli çalışmasına karşın toplam kömür tüketimi hızla yükseldi. Bu olgu bugün Jevons Çelişkisi adıyla biliniyor.

Teknoloji tarihinde bu durumun pek çok örneğiyle karşılaşıyoruz. Yakıt tasarruflu otomobiller yaygınlaştıkça insanlar daha uzun mesafeler kat ediyor. İnternet bağlantıları hızlandığında daha az değil, daha fazla veri tüketiliyor. Kısacası verimlilik artışı, çoğu zaman tüketimi azaltmak yerine daha da artırıyor.

Benzer bir durum şehir ulaşımında da görülüyor. Ulaşım ekonomisinde uyarılmış talep olarak bilinen olguya göre, yeni bir köprü ya da otoyol yapıldığında ilk beklenti trafiğin kalıcı olarak azalmasıdır. Ancak artan ulaşım kapasitesi daha fazla kişinin otomobille yolculuk yapmasını teşvik edebilir. Daha önce toplu taşımayı kullananlar, farklı saatlerde seyahat edenler veya yolculuğunu erteleyenler yeni kapasiteden yararlanmak için yola çıkmaya başlar. Sonuçta başlangıçta rahatlayan trafik zaman içinde yeniden yoğunlaşabilir. İstanbul Boğazı'nda inşa edilen yeni köprülerin trafik üzerindeki etkisi de bu olgu bağlamında sıkça tartışılıyor. Kısacası, kapasite arttıkça talep de çoğu zaman artar.

Bugün aynı dinamiği yapay zekâ alanında da açıkça görebiliyoruz. Son birkaç yılda yapay zekâ araçları dijital içerik ve bilgi üretiminin maliyetini önemli ölçüde düşürdü. Daha önce saatler süren araştırmalar dakikalar içinde tamamlanabiliyor. Yazılım geliştirme süreçleri hızlanıyor, tasarım üretimi kolaylaşıyor, müşteri hizmetleri otomatikleşiyor ve içerik üretimi büyük ölçüde artıyor. Her bir görevin maliyeti azalırken toplam üretim kapasitesi hızla yükseliyor. Bir içerik üreticisi aynı sürede çok daha fazla içerik hazırlayabiliyor, bir geliştirici daha kısa sürede daha fazla ürün ortaya koyabiliyor, şirketler ise daha büyük operasyonları daha küçük ekiplerle yönetebiliyor.

Tam da bu noktada Jevons Çelişkisi yeniden karşımıza çıkıyor. Yapay zekâ modelleri her geçen yıl daha verimli hâle gelse de kullanımın yaygınlaşmasıyla veri merkezlerinin sayısı artıyor, daha güçlü işlemcilere ihtiyaç duyuluyor ve enerji talebi büyüyor. Bir sorgunun maliyeti düşerken toplam sorgu sayısı katlanıyor. Verimlilik arttıkça yapay zekâya dayalı uygulamaların ve kullanım senaryolarının sayısı da hızla artıyor. Sonuçta görev başına harcanan enerji azalmasına karşın sistem genelindeki toplam enerji tüketimi artıyor. Bu durum, verimlilik artışının yalnızca ekonomik değil, çevresel bir geri tepme etkisi de yaratabileceğini gösteriyor. Başka bir deyişle, bireysel ve kurumsal düzeyde tasarruf sağlanırken küresel ölçekte enerji tüketimi ve çevresel baskı artabiliyor.

Bu etki yalnızca enerji tüketimiyle de sınırlı değil. İş dünyasında da benzer bir dönüşüm yaşanıyor. Yapay zekâ bazı görevleri otomatikleştirirken aynı zamanda yeni uzmanlık alanları oluşturuyor. Veri hazırlama, model eğitimi, yapay zekâ entegrasyonu, kalite kontrol, etik denetim ve yapay zekâ destekli ürün geliştirme gibi alanlar giderek öne çıkıyor. Tarih boyunca birçok teknolojik dönüşüm bazı meslekleri ortadan kaldırırken yenilerini de ortaya çıkardı. Yapay zekânın da benzer biçimde iş gücünü azaltmaktan çok dönüştürmesi olası görünüyor.

Bu nedenle yapay zekâ tartışmalarında asıl odaklanılması gereken konu verimliliğin kendisi değil, verimliliğin nasıl kullanıldığıdır. Eğer amaç aynı çıktıyı daha az kaynakla üretmekse toplam tüketim gerçekten azalabilir. Ancak elde edilen verimlilik daha fazla üretim yapmak, daha fazla kullanıcıya ulaşmak ve daha fazla işlem gerçekleştirmek için kullanılıyorsa toplam kaynak tüketimi büyümeye devam edecektir. Çünkü teknolojinin başarısı, çoğu zaman onu daha az değil, daha fazla kullanmamıza yol açar.

Yapay zekâ, Jevons Çelişkisi'nin günümüzdeki en görünür örneklerinden biri hâline geliyor. Bu da bizi temel bir soruyla karşı karşıya bırakıyor: Verimlilik arttığında gerçekten tasarruf mu ediyoruz, yoksa yalnızca daha fazlasını üretip tüketmenin önünü mü açıyoruz?

Yorumlar

  1. Hocam, yapay zeka mesleklerimizi elimizden mi alacak?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üst düzey bilgi ve beceri gerektirmeyen tüm işlerde, yapay zeka kısa zaman içerisinde insan faktörünü gereksiz kılacak. Örneğin danışma, temizlik, düz fabrika/depo işçiliği, müşteri temsilciliği vb
      Belirli seviyenin üstünde bilgi ve beceri gerektiren işlerde ise yapay zeka ihtiyaç duyulan kişi sayısını önemli ölçüde düşürecek ve dolayısı ile işsizliğe sebep olabilecektir. Örneğin, 10 kişilik ekibin 24 ayda ürettiği bir yazılım, yapay zeka desteği ile bugün 5 kişilik ekip ile 6 ayda üretilebiliyor.
      Tabi bu verimlilik artışı yukarıdaki yazıda belirtildiği gibi bir talep artışına sebep olur mu bunu hocam daha iyi bilir.

      Sil
    2. Çok deyerli bir ilaç firmasında cto-chr olrak görev yapmaktayım hocam.

      Sil
    3. Stealth977: Çok doğru tespitler.
      Adsız 12.40: Sizin durumunuzda CTO luk kalır CHR'lık gidebilir.

      Sil
    4. Her işi etkiler hocam.

      Sil
  2. Üretim tüketimi veya tüketim üretimi besler bu kısır bir döngü değil normal bir döngüdür!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru ama buradaki çelişki verimlilik artışının tasarrufu değil tüketimi artırmasıdır.

      Sil
  3. Sevgili üstadım,… zamanlaması ve kapsamı ile fevkalade bilimsel bir yazı ve yorum. Emeğinize teşekkürler.

    YanıtlaSil
  4. Hocam Yapay Zeka Matbaacılık Sektörü nü de Bitirebilir mi.?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Muhtemelen bir süre sonra basılı kitap vb kalkacak. Bu durumda o sektör de gider.

      Sil
    2. Sorum "komplo teorisi" gibi gözükebilir, ama değil:

      Elle tuttuğumuz fizikî kitaplar, fizikî dergiler, fizikî broşürler, fizikî ansiklopediler; yani şu an hâlâ hayatımızda olan "elle tutulur, fizikî matbuat"ın içindeki metinlere, kelimelere, paragraflara, sayılara, kanıtlara, fikirlere, anlatılara, cümlelere kötü niyetli amaçla tek tek müdahale etmek, bütün bunları tek tek tahrif etmek mümkün değil. Teknolojinin seviyesi; "elle tutulur, fizikî matbuat"ı tamamen çarpıtacak, tamamen tahrif edecek seviyeye ulaşmadı henüz.

      Fakat:

      "İnternet" erişimine açık, devasa boyuttaki; e-kitaplar (e-books), üniversite tez dosyaları, bankaların malî ve muhasebe kayıtları, icatların patent kayıt dosyaları, hastanelerin hasta kayıt dosyaları, e-ansiklopediler, Mahfi bey'in kişisel "blog" sitesi gibi milyonlarca websitesi, ve aklımıza asla gelmeyecek internetteki her tür platform, kötü niyetli amaçla "yapay zekâ uygulamaları" aracılığıyla çok kolay ve çok çabuk tahrif edilebilir, çarpıtılabilir mi?

      Mesela:

      Eğer ben kötü niyetli bir kişi olsaydım;

      Mahfi bey'in kişisel "blog" sitesinde, 2011 yılından beri yazdığı yazılar ve yorumlara verdiği cevaplar arasından "faiz" kelimesini temel alarak; "Faiz, bütün kötülüklerin anasıdır. Faiz sebep, enflasyon sonuçtur." yazarak bütün "blog"un arşivini değiştirebilirdim, böylelikle Mahfi bey'in websitesini baştan-sona tahrif edebilirdim.

      Ama Mahfi bey'in "elle tutulur, fizikî" kitaplarında yazdığı "faiz" ile ilgili olan kısımlara müdahale edemezdim.

      Sizin görüşünüz nedir Mahfi bey?

      Sil
    3. Bu dediğiniz olabilir tıpkı internet üzerinden virüs bulaşması, hackleme gibi. Ve mutlaka Norton vb gibi şirketler bir zaman sonra bunları önleyici programları parayla satarlar.

      Sil
    4. Hocam, basılı kitabıma dokunma. Dijital kitaplarda odaklanmak zor, bilgiyi içselleştirmek zor.

      Sil
    5. Ben dokunmuyorum Storytel dokunuyor.

      Sil
  5. Gerçek zafer, savaşmadan kazanılan zaferdir; gerçek önder, savaşmadan kazanan önderdir.

    Sun Tzu, (MÖ 544~MÖ 496, Savaş Sanatı)

    YanıtlaSil
  6. Bilinç yoktur, bilinçaltı vardır.
    Tüketim ve üretim ruhunu, bilinçaltı belirler.
    Verimliliğin esas sayıldığı ülkelerde, matematikçilerin bilinçaltı göreve başlar.
    Yüzlerce sayfalık bir roman, bir cümlenin etrafında döner durur.
    Bit yerde pozitif/matematiksel verimlilik artıyorsa, hırsızlık ve cinayet azalır.
    Bilinçaltı !

    Siz ne dersiniz ?

    YanıtlaSil
  7. Bir de bunun tersi var:
    Bir mala talep çok düşünce üretim ve tedarik zinciri bozulduğu için fiyatı yükselebiliyor.
    Örneğin fotoğraf filimi ve baskı ücretleri.
    Yapay zeka nedeni ile rafa kalkabilecek bazı ürünler de olabilecektir,

    YanıtlaSil
  8. Verimlilik bizi daha az tüketmeye götürmez; aksine tüketimin sınırlarını genişletir. Bir şeyi daha ucuz ve erişilebilir hâle getirdiğinizde, insanlar onu daha fazla kullanır. Yapay zekâ da bunun istisnası değil. Modeller verimli oldukça maliyetler düşüyor, kullanım alanları çoğalıyor ve toplam enerji, hesaplama gücü ve veri talebi büyüyor. Jevonsçu bakışa göre verimlilik, tasarrufun değil, büyüyen tüketimin motorudur.
    Verimlilik tasarruf üretmez; talep üretir. Yapay zekâ ne kadar verimli hâle gelirse, o kadar yaygınlaşır ve sonunda toplam kaynak tüketimi azalmak yerine artar.


    YanıtlaSil
  9. Sayın Eğilmez, aynı şeyi bilgisayar kullanımı içinde söyleyebilir miyiz? Bilgisayar kullanımı kağıt tüketimini azaltacaktı, hatta kağıt kullanılmayan ofisler olacaktı. Galiba bilgisayar kullanımı kağıt tüketimini azaltmadı, daha fazlalaştırdı. Bürokratlar daha çok makaleler yazmaya başladılar, eski makaleleri bazı değişikliklerle yeni makale gibi yayınlamaya başladılar ve kağıt tüketimi yarışına başladılar. Yazıların artması okuyanların yetişemediği seviyelere ulaştı, Yapay Zeka da kağıt tüketiminin artmasına sebep olabilir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben kendi kullanımıma baktığımda kağıt tüketimini oldukça azaltmış durumdayım. Ama benim durumum geneli açıklamaz tabii.

      Sil
    2. Geçmişte yaşanan kağıtsız ofis beklentisi ile bugünkü yapay zekâ bizi zamandan kurtaracak beklentisi birbirine oldukça benziyor. Teknoloji tek başına iş yükünü azaltmıyor; çoğu zaman üretim kapasitesini artırıyor. İş yükünün gerçekten azalması, insanların ve kurumların çalışma biçimlerini ve başarı ölçütlerini değiştirmesine bağlı oluyor.

      Sil
  10. 1929 gibi olmaz umarım..altın çağ dedikleri ,zifiri karanlığa dönmüş!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsanoğlunun aç gözlülüğü sona ermedikçe daha çok kriz yaşarız.

      Sil
    2. Hocam açgözlülükten sıyrılmak için ne gibi yapısal reformlar yapmak gerekir?

      Sil
    3. Kapitalizmi regüle edecek babayiğitler gerekir.

      Sil
    4. Açgözlülük normaldir. Elinizdeki telefon, araba, uçak, jet, televizyon hatta konuşma hakkınız bile açgözlülük sayesindedir. Açgözlülüğün tersini düşünün, mesela arabalar gelişirken ilk kıvılcıma yakanlar "aman atlar yetiyor, istediğimiz yere gidiyoruz aç gözlü olmayalım" veya telefonlar veya bilgisayarların ilk kıvılcımını yakanlar "tamam artık buradan nereye gidececeğiz" deseydi de bunlar olmazdı. Eğer insanlar "aman hakka ne gerek var" deseydi de bunalar olmazdı.

      Sil
  11. Hocam bir low cost günlük tüketim ürünleri firmasının büyük bir şubesinde , tahsilat departmanında ürün kontrol ,barkod okuma ve bireysel tahsilat şefi olarak çalışıyorum. AI benim kariyerimi de etkiler mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam bireysel tahsilat yöneticliği mesleği hep var olacak bana kalırsa.
      AI ürünü doğru şekilde barkodan geçirip ödemeyi alamaz. Hele ki para üstü konusunda tamamen çuvallar.Bizler sadece tahsilatı değil, müşteri ilişkisini de yönetiyoruz.

      Sil
    2. Fiziksel paraların kalkacağı ve olayın tamamen hesaba döneceği bir gelecekte ne para üstü vermeye ne de para çekmeye gerek kalmayacaktır muhtemelen. Ama bu dediğim sizin görev sürenizde olmayabilir.

      Sil
    3. Hocam Sn. Adsız'ı üzmemek için kandırmaya çalışmayın. Bu onun dönemimde olacak, en son işsiz kalacak kesim halkın aşağı gördüğü teknikerler, fiziksel işler yapanlar, tadilatçılardır.

      Sil
  12. Aynı şey hukuk fakülteleri için de geçerli Hocam. Her yer hukuk fakültesi oldu tonla mezun veriyorlar ama avukatlık ücretleri düşmediği gibi hane halkı avukat harcaması da giderek artıyor. Düşük puanlarla avukat oluyorlar.Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi mezunu olduğunu sonradan öğrendiğim bir avukata 200bin tlden fazla ücret ödedim. Ücreti ibana gönderme diyor elden alıyor hukuk işimiz ve vekalet verdiğimiz için mecburen elden verdik. Kazanılacak davayı kaybetti. Ekrem İmamoğlu'nun diplomasını iptal edenler böyle kalitesiz düşük puanlı hukuk fakültelerinden mezun olan avukatların vergi kaçırmasına milletin hakkını yarım yamalak hukuk bilgisiyle zayi etmesine bir de üstüne o kadar para kazanmasına ses çıkarmıyor. Bir de şimdi 30 milyon tl üstü gayrimenkullerin satışında bu kalitesiz avukatlar yine para kazanacakmış.Jevons çeliskisi burada da geçerli Hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğitim kalitesindeki düşüş inanılmaz bir boyutta ne yazık ki. Ama bu düşüş yalnız üniversitede değil ilkokuldan başlıyor.
      Hukuk ayrı bir facia. Bir sürü hukuk fakültesi açıldı ama hukuka uyan kalmadı.

      Sil
    2. Hukuka uyan kalmaması fakültelerin kalitesizliğinden mi? Ne alaka?

      Sil
    3. İki tespit ayrı ayrı. İki ayrı konuya iki ayrı yanıt niteliğinde. İkisini birleştirirseniz anlamsız olur böyle.

      Sil
  13. Hocam elinize sağlık, harika bir analiz olmuş. 1. Yapay zeka artık bir lüks değil, kaçınılmaz bir dönüm noktasıdır. Tarihte kılıçla tüfeğin karşısında durulamadığı gibi, bugün de yapay zekaya adapte olamayanlar elenmeye mahkumdur. 2. İnsanlığın bitmek bilmeyen enerji iştahı. Tarih boyunca enerji tüketimimiz hep katlanarak arttı; kömür ve petrol hala zirvede, güneş ve rüzgar devrede, nükleer enerji ise yeniden masada. Yapay zeka süreçleri ne kadar verimli hale getirirse getirsin, yarattığı devasa ekosistemle bu enerji açlığını daha da büyütecek gibi görünüyor. İnsanlığın bu enerji açlığı hiç bitmeyecek mi? (gerçi üremeyi bırakıyoruz belki 15 - 20 seneye düşer)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Ne kadar çelişki çıkarsa çıksın yapay zekâ alıp başını gidecek.
      İnsanın açlığı enerji değil aslında hep daha fazla bir şeylere sahip olma açlığı.
      Geçen yüzyılda sahip olduğumuz şeylerle bu yüzyılı kıyaslarsak inanılmaz bir tablo çıkar.

      Sil
    2. Hocam bu şirketleri nasıl etkiler. Daha fazla mı monopoli olur yoksa bebek şirketler yapay zekayı kullanıp eşitlenir mi

      Sil
    3. Sanki monopol oluşturmak daha zorlaşır gibi görünüyor.

      Sil
  14. Hocam bir varsayımım var, katsayılar kullanarak;
    a = verimlilik katsayısı
    b = tüketici saysındaki artış oranı
    (Son durumdaki tüketiciler/ ilk durumdaki tüketiciler)

    Örnek:
    Bir araç 20 L yakıt kullanarak 200 km yol gidiyor ve aracı 10 kişi kullanıyor.
    Daha sonra araç daha verimli hale geliyor ve 10 L yakıt kullanarak 200 km yol gitmeye başlıyor
    (Aracı kullananlar hep 200 km yol gidiyorlar, yani gidilen yolu her iki durumda da eşit düşünün.)

    Bu durumda;
    a = 2 olur çünkü aynı benzinle iki kat yol gitmeye başladı. Kaynak iki kat daha verimli kullanılıyor.
    Önemli kısım şu ki, b = 2 ya da son durumdaki kullanan sayısı 20 oluncaya kadar kullanılan yakıt aynı kalır.

    (Yapılan iş miktarını yine iki durumda da eşit düşünerek)
    -> a>b ise kullanılan toplam kaynak miktarı verimlilik sonrası daha azdır
    -> a=b ise kullanılan toplam kaynak miktarı her iki durumda eşittir
    -> a<b ise çelişkinin de öngördüğü gibi kullanılan toplam kaynak miktarı son durumda artmıştır.

    Kısacası büyük resme baktığımızda verimliliğin getirdiği aynı işte kullanılan kaynaktaki azalışın oranı ilk ve son durumdaki kullanıcı sayılarının oranına eşitse kaynak kullanımı sabittir. Bir denge sağlanabilir. Hocam genelde a<b mi olur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel tespit.
      Bunu yanıtlayabilmek için tek tek üretim süreçlerini ve sonuçlarını ele alan bir tablo hazırlamak lazım. Tabii önce bu konuda veri bulmak gerekecek.

      Sil
    2. Hocam peki üzerine araştırma yapmaya değer bir konu mudur? Okuyunca yorum biraz ilgimi çekti.

      Sil
    3. Eğer akademik bir makaleyle ilgileniyorsanız bence değer bir konu.

      Sil
  15. hocam iyi çalışmalar 5 yıl sonra yks ye girecek bir gencimize seçmesi için hangi meslekleri önerirsiniz. şimdiden teşekkür ederim..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tıp (yapay zekâdan, robotlardan yararlanma artacak olsa da) her zaman işe yarayacak. Elektrik elektronik mühendisliği: Kendi alanında iş bulamasa finans alanında iş bulabilir. Matematik: Yapay zekânın kullanımını gerektiren alanlarda işe yaramaya devam edecek. Psikoloji: İnsanlara yapay zekâ yerine akıl verecek, danışmanlık yapacak birilerine ihtiyaç olmaya devam edecek.

      Sil
    2. Hocam, yeni çıkan işler için de yapay zeka eğitilmez mi? Siz patronsunuz diyelim, çünkü burada önemli olan onlar. Uyumayan, tatil istemeyen, sigorta istemeyen, sadece çalışan lak lak etmeyen bir yapay zeka&robot mu alırdınız yoksa insan mı? Eğer insan alırsanız diğerleri robotlara yaptıracağı için sizin işletmeniz zarar edecektir.Artık seçim çağı bitti. Hele Türkiye'de türkiyedeki eğitim mentalitesinden dolayı daha çabuk bitti. Aşırı ezberci bir sistem, o yüzden türkiyedeki mühendislerin çoğu mühendis değildir, ezberci sistemde mühendis yetişmez.

      Sil
    3. Duruma göre değişir. Bazı işler vardır ki (en azından bugünkü durum itibarıyla) hala insana ihtiyaç duyuyor.

      Sil
  16. Yapay zeka her zaman doğruyu söylemez .İnsan eliyle yazılmış örnek yoksa, yapay zeka modelinin tahmin mekanizması boşluğu tahminle doldurur ve doğruluk garantisi düşer. İnsan zekası veya yorumu yoksa, yapay zeka ne diyeceğini bilemiyor . Çünkü bilmiyor , " Yapay zeka bilinenleri toparlayıp çok çabuk analiz edebiliyor ve yorum yapabiliyor , yoksa boşta kalıyor . "

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslına bakarsanız insan da aynı şeyi yapıyor. Bilinenleri topluyor, analiz ediyor ve yeni sonuçlar çıkarıyor.

      Sil
    2. Yok hocam, insan sezgisel davranıyor. Neye yakınsa onu yapıyor, hocam.

      Sil
  17. Hocam, Godfather nasıl bir film?

    YanıtlaSil
  18. Benzer bir durum "A Bug's Life" https://www.imdb.com/title/tt0120623/ filminde olmustu :
    Yönetmen Rendering denen resimlerin bilgisayarda yaratılması isleminin haftalar sürmesinden rahatsız olup sikayet edince bir sonraki filmin daha gelismis bilgisayarlar tarafından daha kısa sürede hesaplanacagi sözüyle avutulmustu.
    Sonraki filmin resimleri hesaplanacagında bilgisayar gücünün ilk filme göre 10 kat daha fazla oldugunu duyan yönetmen islemin onda bir sürede tamamlanacagını varsayarak çok memnun olmustu.
    Tüm islemin daha uzun(!) sürdügünü ögrenip küplere binen yönetmene verilen açıklamada, resimleri tasarlayan sanatçıların 10 kat güçlü bilgisayarı duyunca böcekleri, yaprakları, ... çok daha detaylı tasarlayarak bu avantajı kendi yaratıcılıkları için kullandıkları ortaya çıkmıstı ;-)

    YanıtlaSil
  19. Hocam eskiden Türkiye Prodüktivite Merkezi veya eski adıyla Milli Prodüktivite Merkezi (MPM) vardı. 2011 yılında kapatılarak görevleri ve arşivi T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı çatısı altında kurulan Stratejik Araştırmalar ve Verimlilik Genel Müdürlüğü'ne devredilmiş (bu bilgileri yapay zekadan aldım). Bu yapısıyla işe yarıyor mu? Türkiye Prodüktivite Merkezi gibi kurumların yeniden faaliyete geçmeleri ülke faydasına olmaz mı? Bence verimlilik sadece T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nı ilgilendiren bir konu değil sanırım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. MPM iyi bir kurumdu. Kapatılması yanlış oldu.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İkinci Varlık Vergisi Faciasına Doğru

Son İki Günde Olanlar ve Ekonomiye Yansımaları

ABD - İran Savaşının Türkiye Ekonomisine Etkileri