Futbolda Hakem Sorununun Çözümü

Her hafta hakemleri tartışıyoruz.

Orta hakem, yardımcı hakem, dördüncü hakem ya da VAR hakemi… Fark etmiyor. Her hafta yeni bir tartışma, yeni bir hata iddiası, yeni bir kriz çıkıyor.

Daha ilginç olan ise şu: Maçın ardından tekrarları izlediğimizde, tartışmaların ve öne sürülen iddiaların önemli bir bölümünün gerçekten de karşılığı olduğunu görüyoruz.

Sorun Kişilerde mi Sistemde mi?

Bugüne kadar çözüm için farklı öneriler getirildi.

Bunlardan biri, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanının ve/veya Merkez Hakem Kurulu (MHK) Başkanının görevden alınması ve yerlerine yeni isimlerin getirilmesiydi. Geçmişte bu yönde değişiklikler yapıldı. Ancak hakemlerle ilgili şikâyetler sona ermedi.

Bir başka öneri, maçların yabancı hakemler tarafından yönetilmesi ve VAR hakemlerinin de yabancılardan seçilmesiydi. Yabancı orta hakem uygulamasına geçilmedi; ancak yabancı VAR hakemleri görevlendirildi. Buna karşın eleştiriler ve şikâyetler ortadan kalkmadı.

Buradan şu sonucu çıkarmak mümkün:

Sorun yalnızca hakemlerde değil, hakemlik sisteminin kendisinde olabilir.

MHK’nin Yapısı ve İşleyişi Değişmeli

Bugünkü yapıda hakemlerin seçilmesi, terfileri ve maçlarda görevlendirilmeleri gibi kritik konularda yetkili olan MHK, TFF'ye bağlıdır.

MHK'nin görevleri oldukça geniştir. Hakem ve gözlemci atamalarını yapar; eğitim ve gelişim programlarını düzenler; hakemlerin performanslarını değerlendirir; klasman ve terfileri belirler; gerekli durumlarda idari ve disiplin işlemlerini yürütür ve hakemlikle ilgili düzenlemeleri hazırlar.

Yani MHK, Türk futbolunun hakemlik sisteminin merkezindeki teknik kuruldur.

Bence tam da bu nedenle MHK'nin yapısını değiştirmeyi tartışmamız gerekiyor.

Futbolun kendisi nasıl teknik bir oyun ise, futbolun hakemlik sistemi de teknik bir alandır. Hakem seçmek, yetiştirmek, değerlendirmek, terfi ettirmek ve maçlara atamak; kişisel veya siyasi tercihlerle değil, mümkün olduğunca ölçülebilir, şeffaf ve objektif kriterlerle yapılması gereken işlerdir.

Bu yönüyle MHK'nin görevleri, Merkez Bankası'nın para politikasına ilişkin kararları gibi, bağımsız olması gereken teknik bir alandır.

Nasıl para politikasının günlük siyasi tartışmaların baskısından mümkün olduğunca uzak tutulması gerekiyorsa, hakemlik sisteminin de günlük sportif ve siyasi baskılardan uzak tutulması gerekir.

Üç Temel Değişiklik Yapılmalı

1. MHK bağımsız bir kurul olmalı: MHK, TFF'nin bünyesinde bulunan bir kurul olmaktan çıkarılarak TFF'den bağımsız bir kurul haline getirilmelidir.

TFF'nin rolü tamamen ortadan kalkmamalı; ancak MHK üyelerinin atanmasında sınırlı bir rolü olmalıdır.

Amaç, MHK'nin hem siyasal hem de sportif baskılardan mümkün olduğunca bağımsız çalışmasını sağlamaktır.

2. MHK üyeleri belirli ve güvence altına alınmış bir süre için atanmalı: MHK üyeleri, futbol kulüplerinin oluşturduğu Kulüpler Birliği tarafından gösterilecek adaylar arasından TFF Yönetim Kurulu tarafından üç yıllığına atanmalıdır. MHK Başkanı kurul üyeleri tarafından ve üyeler arasından seçilmelidir. 

En önemli noktalardan biri de görev güvencesidir. Görev süresi boyunca üyeler ve başkan, yolsuzluk gibi kanıtlanmış ciddi suçlamalar dışında görevden alınamamalıdır.

Çünkü görev güvencesi olmayan bir kurulun bağımsız karar verebilmesi zordur.

3. MHK'nin mali özerkliği sağlanmalı: Bağımsızlık yalnızca hukuki ve idari olmamalı, mali de olmalıdır.

TFF, MHK'nin personel ve diğer giderleri için hazırladığı yıllık bütçeye dayalı olarak öngörülen giderleri, bağımsız bir denetim kuruluşunun denetimindeki bir havuza aktarmalı; MHK kendi bütçesi çerçevesinde harcamalarını bu havuzdan karşılamalıdır.

Böylece MHK'nin finansmanı da günlük kararların veya kişisel ilişkilerin konusu olmaktan çıkarılmalıdır.

Sonuç

Bugüne kadar hakem sorununu çoğunlukla “Hangi hakem?”, “Hangi MHK Başkanı?” veya “Hangi TFF Başkanı?” soruları üzerinden tartıştık.

Belki de artık başka bir soru sormalıyız: “Nasıl bir hakemlik sistemi?”

İsimleri değiştirdiğimiz halde aynı sistemi yerinde bıraktığımızda sorunu kalıcı olarak çözemediğimizi görüyoruz.

Bağımsız, mali açıdan özerk, görev güvencesine sahip, şeffaf ve ölçülebilir kriterlerle çalışan bir MHK'nin, Türk futbolunda yıllardır kronikleşen hakem sorununun çözümüne önemli katkı sağlayacağını düşünüyorum.

 

Yorumlar

  1. Murat DAĞLIOĞLU5 Eylül 2026 11:31

    Yazınız için çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence maçları da ülkeyi de yapay zeka yönetsin hocam.:-) Koltuk sevdası yok çocuğun, para hırsı yok, korkusu yok, hayatta kalma içgüdüsü bile yok, hiç bir duygusu yok. Tamamen objektif tamamen adil. Eğer dışarıdan müdahaleye kapalı olursa şaka maka bence gerçekten en iyi çözüm olur:-) Şahsen ben kendi adıma bir insanın yönetmesinden se, bir makinenin yönetmesini tercih ederim her ikisini de..

      Sil
  2. Hocam bence sorun sistemde değil, kişilerde.. Sen oraya liyakatsiz kişileri aradığın sürece, başarı gelmez. Futbol oynamış ve futbolu bilen mili takım seviyesine ulaşmış eski futbolcular degerlendirilmeli. Hakemlerin en büyük sorunu futbolu bilmemeleri. Futbolu bilmemeleri demek istediğim futbolun içinden gelmedikleri için ikili mücadelede kimin faul yaptığını, topa kimin önce müdahale ettiğini gördükleri halde cozemiyorlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi de oraya liyaklatsiz kişileri atadığınızda sorun kişilerde değil sistemde olur. Sistemi liyakatsiz kişi atamayacak hale getirirsek sorun önemli ölçüde çözülür.

      Sil
    2. Mahfi Eğilmez in görüşlerine aynen katılıyorum .TFF nin ve MHK birbiirinden bağımsız. Ve seçimleride birbirinden bağımsız ve yönetimler kesinlikle Siyastten bağımsız olmalıdır. Özerklik sağlanmalıdır

      Sil
  3. Sorunun sadece hakemler değil daha üst makamlardan kaynaklandığını düşünüyorum. Futbol sadece futbol değildir. Teoremi üzerinden düşünmenizi tavsiye ederim. Ben şahsen 6 yıldır futbol izlemiyorum. Basketbol ve Voleybol maçları daha zevkli ve şaibesiz. Futbol bana göre ciddi anlamda vakit kaybı, değerli sermayemiz zamanımızı bu futbol tiyatrosu ile harcamamayı önemle tavsiye ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ben de aynı şeyi düşündüğüm için üst makam karışımını engelemeye çalışan bir sistem önerdim zaten.

      Sil
  4. MHK içinde gözle görünmeyen yazı olmayan kurallar geçerli, hangi hakem olursa olsun GS lehine büyük bir hata yaparsa bir daha maç alamayacağını terfi edemeyeceğini çok iyi biliyor. Gel gör ki son yıllarda en çok şampiyon olan takımda hakemlerden şikayetçi (tamamen ikiyüzlülük) Onun için hocam dediğiniz gibi mevcut yapıyı tamamen yıkıp liyakate dayalı tam bağımsız bir kurum inşa edemedikten sonra bu işlerin düzelmesi mümkün değildir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aşağı yukarı aynı şeyleri ifade ediyoruz.

      Sil
    2. Bu yoruma katılıp, onaylıyorsun, bir sonraki eleştiride ise “tarafsız tandanslıyım” diyorsun. Mahfi bey tarafsızlık sadece ekonomi yorumlarında galiba, Galatasaray söz konusu olduğunda tarafsızlık falan kalmıyor.

      Sil
    3. Ben sadece gerçeğin tarafındayım. Tarafsızlığım orada biter. Gerçek neyse o.

      Sil
  5. Mahfi bey'in muhalif tandanslı yazılar yazmayı bırakıp; "voleybol" gibi, "futbol" gibi yan-konular hakkında yazılar yazmayı sürdürmesinin sebebi;

    Kendisi hakkında açılma riski olan adli (gözaltına alınma vb.) soruşturmaları daha en başından, henüz açılmadan savuşturmak mı?

    "Sinem Dedetaş" haftalardır tututlu, serbest bırakılacağına dair herhangi bir emare de yok.

    "Deniz Göktaş"a "2 yıl" ile "9 yıl" arasında hapis kararının verilme olasılığına dair söylentiler dolaşıyor.

    Bütün bu "hukuksuzluklar" apaçık ortada iken,

    Mahfi bey kendi başının yanMAması için, özgürlüğünden mahrum edilMEmek için; muhalifliği tamamen bırakıp, susmayı mı tercih ediyor artık?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorumunuzda iki önemli yanlış var: (1) Ben muhalif tandanslı değilim. Ben tarafsız tandanslıyım. O nedenle babamın oğlu hata yapsa gerçeği yazarım. (2) Sporun hemen her dalı benim yakından ilgilendiğim alanlar içindedir. Ve bu konuda AKP iktidar olmadan önce de yazdığım birçok yazım var.
      Bir de ben korkunun ecele faydası olmadığına inanırım.

      Sil
    2. Adam bırakın da kendi sayfasında istediğini yazsın arkadaş isterse caretta carettaların yaşam döngüsünü anlatır. Bu ülkedeki ukalalık beni benden alıyor.

      Sil
    3. "Caretta carettaların yaşam döngüsü"nü anlatamaz.

      Çünkü Mahfi bey kalibresinde olan entelektüellerin halk nezdinde sorumluluğu vardır. (Buna İngilizce'de "public intellectual" denir.)

      • Emekli bile olsa,

      • Herhangi bir kurum veya kuruluş da görevli bile olmasa,

      • 76 yaşında tamamen "sivil" bile olsa,

      "Caretta carettaların yaşam döngüsü"nü anlatamaz,

      Kafasına esen konular hakkında istediği şeyleri, istediği vakit yazamaz.

      Önce "toplumun problemleri" olmak üzere; "yüksek enflasyon", "hukuksuzluk", "ifade özgürlüklerinin kısıtlanması", "demokratik teamüllerden uzaklaşma" gibi can yakıcı konular hakkında yazmak mecburiyetinde. "Public intellectual" olmanın getirdiği sorumluluk budur.
      _______________________

      - "Voleybol",
      - "Futbol",
      - "Hakemlerin mızmızlanması",
      - "Caretta carettaların yaşam döngüsü",
      vb.
      vb.
      vb.

      yan-konular hakkında yazılar yazıp boş yere enerji ve vakit harcamak; Mahfi bey gibi bir "public intellectual"a hiç yakışmıyor!

      Saygılarımla

      Sil
    4. Ben tam tersini düşünüyorum. Eğer beni bir public intellectual olarak tanımlıyorsanız benim ekonomi konusunda kalmam çok yanlış olur. Çünkü Public intellectual publicin yani kamuoyunun ilgilendiği her konuyu merak edip araştıran, yazan, o konularda görüş veren bir kişi olmalı. Aksi takdirde yalnızca economic intellectual olurdu.

      Sil
    5. Kesinlikle Mahfi Bey, tespitleriniz çok değerli...Bir ilavem daha olacak. Türkiye'de her zaman MHK , TFF 'unun etkisinde kalmış bir yapıdır.Malum TFF'nin başına son dönemde seçilenlerin hepsi siyasetin etkisinde sözde seçimle getirilmiş figürler..Sonuç ortada atanmış insanlar ile yola çıkıldığında başarı futbolun hiç bir bileşeninde gerçekleşmiyor buna MHK'da dahil..Futbol Kulüpleri maum kronik borç yapıları ile her zaman Hükümetin güdümünde ve finans desteği ile ayakta durmakta ve bağımsız kararlar alamamakta..Bu yüzden atanmış TFF başkanlarını seçmekte onlarda MHK'yı atamakta ve bu kısır döngü devam etmektedir.. TFF'nin ve MHK 'nın yapısının , Türkiye'nin gerçeklerine uyacak şekilde , başarılı Batı ülkelerinin düzenlemeleri örnek alınarak tekrar gözden geçirilmeli ve yenilikler süratle hayata geçirilmelidir..Yoksa biz bu muhabbeti hep yapacağız..Saygılarımla.

      Sil
  6. Başından sonuna halkı uyutmak için kurulmuş yerden göğe kadar sahte bir düzenden ibaret olan futbol endüstrisinde dürüstlük beklemek sizin gibi rasyonel çizgideki bir bilim adamı ile çeliştiğinin farkında mısınız? Tamamen yalandan ibaret, halkı uyutmak için sahnelenen futbol oyunundan ciddi ciddi bir hakem, adalet beklemek çok şaşırtıcı. Hocam her oyunun bir kazananı var. Oda oyunu oynatanlar. Siz bari oyun adil görünsün istiyorsunuz. Sizi anlıyorum. Peki siz benim gibi düşünenleri anlıyor musunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslına bakarsanız sadece Türkiye'deki futbol değil ekonomi, siyaset vb. konulardaki durum ile benim dürüstlük beklentili yazılarım çelişkiler içinde. Ama böyle bir çelişki oluşacak diye gerçekleri ve ona göre olması gereken çözümleri yazmaktan vazgeçmek bence bu vasat altı ortama teslim olmak demektir. O nedenle her yazım bir düzelme beklentim olmasa bile bu vasatlığa bir başkaldırı niteliğindedir.

      Sil
  7. Yani dünkü maçı izledim el insaf bariz GS nin aleyhine hatalı kararlar var. Penaltı saçma sapan, bu tür ikili mücadelere penaltı olursa her maç 5-6 tane olur. offside çekilen kişi yanlış, 7-8 dk bekleniyor. Başakşehir hocasına kırmızı kart çok yanlış. Ben hocamıza katılıyorum. O kadar büyük bir futbol ekonomisi var, hala yarı-otomattik offside falanla uğraşılıyor 7-8 dk. Premier Leage bakın tüm sistemleri getirin. Bizde idaricilerle bu işin çözülceğini düşünmek saflık bence.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet çözüm kişileri etkileyecek sistemi kaldırıp liyakati öne çıkaracak sistemi kurmaktan geçiyor.

      Sil
  8. Atanmış iyidir hocam!, seçilmişin hiç bir türlüsüne tahammülümüz yok. Baksanıza lehine olunca susan kabullenen sistem aktörü sadece aleyhine olunca gürültü yapıyor. Kimi isterlerse onu bir şey yapabilme gücünün sahibi, her alanda bunun dayanılmaz keyfini yaşarken sizde simdi iş çıkarıyorsunuz yani haşmetlilerimize:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi de onlar keyfini yaşayacak diye milyonlar mutsuz oluyor.

      Sil
  9. Belki bir çözüm daha vardır Hocam.Temel olarak hakemlikte insan unsurunu kaldırıp,yerine bilgisayar destekli yapay zekâyı karar verici yapmak.
    Şu an gelinen noktada teknoloji buna ne kadar imkân tanıyor veya bunun bir denemesi yapıldı mı bilemiyorum ama soruna kökten bir çözüm getirebilir.
    Bu teknoloji tam olarak hazır değilse bile,geliştirmek istendiğinde çok da uzağında olunmadığını düşünüyorum.Yani,bundan 10 yıl önce VAR diye bir teknolojik destekle hakemlerin karar vereceğini düşünebilir miydik?Ama mümkün oldu ve müsabakalardaki hakem kaynaklı kusurların bir nebze de olsa önüne geçebildi.

    Tabi bu gerçekleşebilirse,bütün o hamasetlerden(yöneticilerin,teknik direktörlerin ve futbolcuların suçu hakeme yükleme kolaycılık ve yalancılıklarından),tv lerdeki -durdur,-baştan oynat yorumcularının enflasyonundan,gereksiz kakafoni ve demogojiden, futbolu futbol olmaktan çıkarıp,hastalıklı bir güç mücadelesinin aracı haline getiren iklimden ve bezirgan spor medyası düzeninden belki bir ölçüde sıyrılırız.
    “Futbol sadece futbol değildir.” gibi muğlak laflar yerine belki;en keyifli oyun,seyir zevki,azim,iddia vb.sözleri içeren cümleler kurabiliriz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir süre sonra öyle olacak zaten de oraya kadar bu böyle gitmez.

      Sil
  10. Sevgili Hocam,
    Ben futbolu spor olarak değil bir siyaset aracı olarak görüyorum. Zira,
    Roma Dönemi’ndeki gladyatör dövüşleri, imparatorların "Panem et Circenses" (Ekmek ve Sirk) politikasıyla halkın öfkesini dindiren toplumsal bir afyon işlevi görürken, günümüz futbol dünyası da stadyumlar aracılığıyla kitlelerin dikkatini gerçek sorunlardan uzaklaştıran benzer bir rıza üretme mekanizması sunmaktadır. Antik gladyatörlerin yerini milyon dolarlık futbolcuların, imparatorların yerini ise siyasetin yönlendirmesi ile medya, mafya, ve kulüp patronlarının aldığı bu sistem, kitlelerin günlük streslerini boşalttığı ve düzenin devamlılığını sağlayan çağdaş bir sirk alanı olarak halkın hem parasını hemde duygularını sömürmektedir.
    Ahlak, liyakat aramak nafiledir.
    Tıpkı dinler gibi.
    Saygı ve sevgilerimle
    Cem

    YanıtlaSil
  11. Hocam bir şeyin değişeceği yok boşuna tartışıyoruz ekonomiyi, futbolu ve diğer sorunları. 2 seçimde oy kullandım hayatımda. Bir sonraki seçimde muhtemelen sandığa gitmem gibi sıktı artık.

    YanıtlaSil
  12. Değerlim Hocam,
    Ne kadar yerinde bir yazınız oldu, hem de net önerilerle. Bizde ekranlarda günde onlarca saat mesleği yorumcu olanların yanında her zamanki gibi bilimsel.
    İngiltere’de ayrı profesyonel hakemlik şirketi tam bağımsızdır. Hesap verir ama ayrı bir yapıda yürür. İtalya’da hibrit sistem var. Kâğıt üstünde federasyona bağlı ama yönetimi, mali yapısı özerktir. Almanya da İtalya benzeri. Fransa bize benziyor. İspanya bizle İngiltere arası bir yerde, bağımsıza daha yakın. Büyük ligler gibi kâğıt üstünde bizde de hakem not, değerlendirme var ama gözlemci kim, not kadar objektif; Almanya gibi notu kaldırıp algoritmik çok kritere bağlı performans değerlendirme olabilir. Bağımsız teknik kurul (İngiltere modeli) ile atama yapılabilir. Ama üzülerek biliyoruz ki bunlar değişmez.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef öyle. Futbol, ülkenin küçük bir özeti ama mesela voleybol ülkenin istisnası. Onun için de orada başarı var, futbolda bir şey yok.

      Sil
  13. Hocam şampiyonluk gelirmi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fenerbahçe için soruyorsanız gelmez. Çünkü Fenerbahçe'nin transferleri yanlış, oyun kurgusu yanlış, savunması tamamen yanlış. Bu savunma sistemiyle gol yememesi mümkün değil. Ve bu on yıldır böyle. Ben bu konuda artık açık mektup yazmaktan bıktım.

      Sil
  14. Araştırmadığım için soruyorum: buna benzer bir model herhangi bir ülkede kullanılıyor mu? Diğer ülkelerin kullandığı sistemler içerisinde bizdekinden daha başarılı olanlar var mı (başarı kriterlerini tanimlamak ayrı bir mesele; onu da not edeyim)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilmiyorum ama hiçbir yerde yoksa bile bizde kurulması lazım.

      Sil
  15. Ali Koç başkan iken Mahfi bey "açık mektup" yazdı.

    Sadettin Saran başkan iken Mahfi bey "açık mektup" yazdı.

    Peki,

    Aziz Yıldırım yeniden başkan oldu; Mahfi bey yine "açık mektup" yazacak mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazmayacağım çünkü hatalar aynı. Aynı mektubu bir daha yazmanın anlamı yok. Belli ki Fenerbahçe'nin yöneticileri, teknik heyeti değişse bile hatalar değişmiyor. Bu durumda aynı şeyleri yazmanın anlamı yok.

      Sil
  16. Dün akşam Beşiktaş Fenerbahçe'yi futbol olarak ezdi. Ederson'un kurtarışları olmasaydı maç çok daha farklı biterdi. Taktiksel açıdan İsmail Kartal zayıf kaldı, İtaliano ise çok öne çıktı. Daha Türkiye'ye yeni gelmişken bu kadar kısa sürede takımın oyun kalitesini bu seviyeye çıkartabilmesi bence büyük bir başarı fakat tabiki önemli olan istikrar. Beşiktaş bu oyununu sürdürürse rahat şampiyon olur. Galatasaray'ın esamesi bile okunmaz. Aziz Yıldırım'ın İsmail Kartal'ı acilen görevden alması lazım. Çünkü kendi evinde bu kadar silik ve etkisiz bir futbol asla kabul edilemez. Zaten maçtan sonra çok daha fazla çalışmamız lazım dedi. Demek ki İsmail Kartal, Fenerbahçe'yi yeteri kadar çalıştırmıyor. Hocaya üstü kapalı sitem etti. Mert Müldür'ü oynatmak lazım dedi, burada da hocaya sitem var. Demek ki hocayla baş başa kalsa yüzüne karşı neler söyleyecek. Belki de İsmail Kartal'ı göndermeyi kafasına koydu ve gidişini hızlandırmak için basına malzeme veriyor. Benim tahminin Fenerbahçe UCL maçında Roma'ya da yenilirse İsmail hoca gönderilecek. Çünkü Fenerbahçe'nin kaybedecek zamanı yok. Aziz Yıldırım 1 yıllığına geldi, şampiyonluk sözü verdi, şampiyon yapamazsa gideceğini biliyor bu yüzden bekleyecek, sabrecedek zamanı yok. İsmail Kartal Fenerbahçe'yi 2 yıl aralıksız çalıştırsa Fenerbahçe belki bu yıl şampiyon olamayabilir fakat seneye olabilir. Ancak Aziz Yıldırım'ın bunu bekleyecek zamanı yok. Ne olacaksa her şey bu yıl olmalı. Bu yüzden Roma maçından sonra radikal kararlar bekliyorum ki Roma taktik açıdan Beşiktaş'tan daha önde. Maçın favorisi Roma fakat maç bu belli olmaz. Bir de Avrupa maçları öncesinde derbi maçının konulmasını anlamak mümkün değil. Çünkü iki takımın da fiziksel yıpranma payı arttı. Fenerbahçe maçı kaybettiği için psikolojik olarak da demorolize oldu. Hakem bence maçın önüne geçmedi yine de Skiniar'a kırmızı kart göstermesi gerekiyordu çünkü iki eliyle Vlahoviç'in boğazını sıktı. Agbadu'nun pozisyonu flu. Çünkü kamera açılarından net görünmüyor. VAR'ın hakemi çağırması için ortaya net ispat koyması gerekiyor. Bu yüzden çağırmadı. Aynı şekilde Kerem'in pozisyonu faul olsa bile dışarıda zaten VAR da bu yüzden hakemi çağırmadı. Fakat Fenerbahçe'nin Gençlerbirliği maçında gerçekten de hakkı yenmişti. Buna karşılık Konyaspor maçında Fenerbahçe lehine verilen penaltı da penaltı değildi. Özellikle penaltı pozisyonlarının tartışmaya kapalı, net pozisyonlar olması lazım. Çünkü penaltı %90 gol demek. Türkiye'de penaltı kararları çok kolay verildiği için de oyuncular küçük bir şarzda kendilerini yere bırakıyorlar. Avrupa maçlarında ise bizdeki kadar kolay penaltı verilmiyor. Bence Fenerbahçe'nin bu kadar kötü oynadıktan sonra hakem kararlarını sorgulaması komik duruyor. Eğer gerçekten maçı hak edecek bir futbolu oynasaydı ve buna karşın bariz hakem hataları yüzünden maçı kazanamasaydı, işte bu durumda tüm yönetimin basının karşısına geçmesi çok daha güçlü ve tutarlı olurdu. Maçı kazanacak futbolu oynadık fakat hakem yüzünden maçı kazanamadık, haksızlığa uğradık imajı verilmiş olurdu. Fakat bu şekilde olduğunda bahanelere sığınılmış algısı oluşuyor ki bu da hiç hoş durmuyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dünkü maç özelinde hakem hataları olabilir, her maçta ciddi hakem hataları oluyor ama Fenerbahçe ilk 20 dakika dışında oyunu kazanacak bir futbol oynamadı. Oyunun büyük kısmında Beşiktaş oyuna hakim oldu ve maçı da kazandı. Fenerbahçe'nin bu savunma sistemiyle maç kazanması çok zor.

      Sil
  17. Değerli hocam ,
    55 yıllık bir Beşiktaşlı ve futbol aşığı olarak yazıyorum…
    Son 10 yıldır maçlara ve divan kurulu toplantılarına da gitmiyorum…
    Kandırılıyoruz ve farkında bile değil çoğumuz…
    Bu yöneticilerle adalet başarı süreklilik beklemek saflıktır.
    Futbol açık şekilde ülkenin afyonudur.
    Futbolu sevenler İngiltere’den futbolu izlesinler derim , hem öğrenir hem de keyif alırlar…

    YanıtlaSil
  18. “Vergi hukuku alanının duayen isimlerinden Prof. Dr. Veysi Seviğ, 87 yaşında hayatını kaybetti. Seviğ, akademik çalışmalarının yanı sıra kamu görevleri ve uzun yıllar sürdürdüğü köşe yazılarıyla da tanınıyordu.

    Maliye Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), Başbakanlık ve İstanbul Ticaret Odası'nda çeşitli görevlerde bulunan Seviğ, vergi hukuku alanında çok sayıda akademik çalışmaya imza attı.”

    Allah rahmet eylesin.Tanır mıydınız kendisini Hocam?

    YanıtlaSil
  19. Hocam özerk bir kurum öneriyorsunuz bugün hangi kurumun gerçek anlamda kendi başına karar alma yeteneği var MHK’da Türkiye klasiği ilgi yazınızda önerileriniz olması gerekenler diğer kurumlarda olduğu gibi sürekli yazıyorsunuz ekonominin düzelmesi için olması gerekenlerden bir tanesi yapısal reformlar. Saygılarımla

    YanıtlaSil
  20. "The Economist" dergisi ile Daron Acemoğlu'nun arasındaki tartışma hakkında sizin yorumunuzu öğrenmemiz için, önce Acemoğlu'nun yeni çıkan kitabını okumanız gerektiğini söylemiştiniz.

    Yahu; kitabının yayınlanmasının üzerinden haftalar geçti, hâlâ okumadınız mı?

    Bekleye bekleye ağaç olduk burada !!!

    YanıtlaSil
  21. Bir şeyin iktisadî anlamda değer üretip / üretmediğini tespit edebilmek için; o şeyin para ile ölçülebilir (piyasada alınıp satılabilir) ticarî bir mala dönüşmesi mi gerekiyor?

    Para ile ölçülemeyen şeyler, piyasada alınıp satılamayan şeyler, ticarî olmayan şeyler; iktisadî anlamda değersiz midir?

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

ABD - İran Savaşının Türkiye Ekonomisine Etkileri

Yatırım Araçlarının Son 10 Yıldaki Getirileri Üzerine Bir Karşılaştırma

Dolar Kuru Gerçeği Ne Kadar Yansıtıyor?