İkarus'tan Fon Krizine

Günümüzde yaşanan fon krizinin nedenlerini henüz bütün yönleriyle bilmiyoruz. Ancak ilk bakılması gereken yerlerden biri denetim mekanizmasıdır. Denetim yetersiz miydi? Yoksa denetim sorunları ortaya çıkardığı halde, bu sorunların üzerine zamanında gidilmedi mi?

Finansal krizlerin nasıl ortaya çıktığını anlamak için bazen ekonomi kitaplarından değil, öykülerden de yararlanabiliriz. Çünkü yüzyıllar önce anlatılan bazı öyküler, bugün finansal sistemlerde karşılaştığımız aşırı güven, sistemik risk, karmaşıklık ve yanlış teşvik gibi sorunları şaşırtıcı biçimde açıklayabiliyor.

İkarus'un Kanatları: Aşırı Güven ve Risk

Daidalos, oğlu İkarus ile Girit Adası'nda hapsedildiği yerden kaçmak için kuş tüyleri ve balmumu kullanarak kanatlar yapar. Uçmadan önce oğlunu uyarır: Çok alçaktan uçulursa denizin nemi kanatları ağırlaştırabilir. Çok yüksekten uçulursa güneş balmumunu eritebilir.

Ancak İkarus uçmanın heyecanıyla babasının uyarısını unutur. Giderek yükselir, güneşe yaklaşır. Balmumu erir, kanatlar parçalanır ve İkarus denize düşer.

Fon krizinde de benzer bir dinamik ortaya çıkmış olabilir. Piyasalar yükselirken yatırımcıların risk iştahı arttı. Getiriler yükseldikçe daha fazla risk almak makul görünmeye başladı. İyi niyetli yatırımcı, denetim mekanizmasına güvendiği için aldığı riskin gerçekten kontrol altında olduğunu düşünüyordu.

Böylece sorun yalnızca risk almak olmaktan çıktı; alınan riskin artık risk olarak görülmemesine dönüştü.

Pandora'nın Kutusu: Sistemik Risk

Yunan mitolojisinde Zeus, Pandora'ya açmaması gereken mühürlü bir kutu verir. Pandora merakına yenilip kutuyu açtığında kötülükler dünyaya yayılır. Kutunun yeniden kapatılması mümkün olsa da ortaya çıkanları geri almak kolay değildir.

Finansal sistemlerde de güven kaybı buna benzer bir etki yaratabilir. Finansal piyasalar birbirine bağlıdır. Fon krizinde ortaya çıkan sorunların ve güven kaybının başka fonları ve piyasaları da etkilemesi, bu bağlantının ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Bu nedenle finansal krizlerde kaybedilen yalnızca para değildir. Güven de kaybedilir. Güveni yeniden tesis etmek ise çoğu zaman zararın kendisini telafi etmekten daha uzun sürer.

Pandora'nın kutusunda geriye umut kalmıştı. Ancak finansal piyasalarda umut tek başına bir risk yönetimi stratejisi değildir.

Babil Kulesi: Karmaşıklık

Babil Kulesi öyküsünde insanlar Tanrı'ya ulaşmak amacıyla devasa bir yapı inşa eder. Yapı yükseldikçe kibirlenirler. Bunun üzerine Tanrı, bu kibirli tavırlarını cezalandırmak için dillerini ayırır. İnsanlar birbirlerini anlayamaz hale gelir ve yapı tamamlanamaz.

Finans dünyası da benzer bir karmaşıklık sorununa son derece açıktır.

Fonların içine başka fonlar, onların içine borçlanmalar, türev ürünler ve farklı finansal araçlar yerleştirildikçe yapı giderek karmaşıklaşır. Bir noktadan sonra yatırımcı, denetçi, derecelendirme kuruluşu ve fon yöneticisi aynı yapıya baksa bile aynı riski görmeyebilir.

Sorun yalnızca kimsenin riski görmemesi değildir. Daha tehlikeli ihtimal, herkesin kendi açısından doğru bir şey görmesi ancak bütünün taşıdığı riski kimsenin tam olarak görememesidir.

Kobra Etkisi: Yanlış Teşvik

Öyküye göre İngiliz sömürge yönetimi Delhi'deki kobraların sayısını azaltmak için ölü kobra getirene ödül vermeye başlar. İnsanlar ödül kazanmak için kobra yetiştirmeye yönelir. Ödül kaldırılınca yetiştirilen kobralar doğaya salınır ve sorun daha da büyür.

Bu öykünün finansal sistem açısından verdiği ders basittir: Kurallar yalnızca neyi yasakladıklarıyla değil, neyi teşvik ettikleriyle de değerlendirilmelidir.

Finansal düzenlemeler belirli bir riski azaltmaya çalışırken, başka bir davranışı teşvik ederek yeni bir risk yaratabilir.

Dolayısıyla sorulması gereken soru yalnızca “Kural var mı?” değildir. Asıl soru, kuralın piyasa aktörlerini nasıl davranmaya teşvik ettiğidir.

Devekuşu Etkisi: Denetimin Sonuçları Uygulanmadığında

Devekuşu etkisi, insanların olumsuz, stres yaratan veya hoşlarına gitmeyen bilgileri görmezden gelme ya da onlardan kaçınma eğilimini ifade eder.

Finansal sistem açısından bu etkinin daha kurumsal bir karşılığı olabilir: Sorunları görmek ile sorunların gereğini yapmak aynı şey değildir.

İzlanda'nın üç büyük bankası 2000'li yıllarda olağanüstü bir hızla büyüdü. 2007 sonunda bu bankaların toplam varlıkları ülke GSYH'sinin yaklaşık dokuz katına ulaşmıştı. Bankacılık sistemindeki kırılganlıklara ilişkin uyarılar ve denetim tartışmaları mevcut olmasına rağmen, büyümenin yarattığı riskler yeterince sınırlanamadı. 2008 küresel finansal krizinin ardından ülkenin üç büyük bankası kısa süre içinde çöktü.

İzlanda deneyimi, finansal sistem büyürken yalnızca sermayenin ve işlem hacminin değil, denetim kapasitesinin ve risk yönetimi kapasitesinin de aynı ölçüde güçlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.

Finansal sistem büyürken denetim ve risk yönetimi kapasitesi de büyümelidir.

Kıssadan Hisseler

İkarus bize aşırı güvenin ve kontrolsüz risk iştahının tehlikesini hatırlatıyor. Pandora'nın kutusu, finansal sistemlerde güven kaybının nasıl yayılabileceğini düşündürüyor. Babil Kulesi, karmaşıklığın riskleri görünmez hale getirebileceğini gösteriyor. Kobra etkisi, yanlış tasarlanmış teşviklerin beklenmedik sonuçlar doğurabileceğini anlatıyor.

Devekuşu etkisi ise belki de en önemli soruyu önümüze koyuyor: Bir riski görmek ile o risk karşısında harekete geçmek arasında ne kadar mesafe var?

Bu nedenle bugün yaşanan fon krizinde sorulması gereken sorular yalnızca “Ne oldu?” ile sınırlı olmamalı. Hangi riskler alındı? Bu riskler neden zamanında görülmedi? Görüldüyse neden müdahale edilmedi? Denetim mi yetersizdi, yoksa denetimin ortaya çıkardığı sorunların gereği mi yapılmadı? Kurallar gerçekten riski azaltıyor muydu, yoksa riskin daha karmaşık bir biçimde görünmez hale gelmesine mi neden oluyordu? Finansal sistemlerde mesele yalnızca denetim yapmak değildir. Asıl mesele, denetimin ortaya çıkardığı sonuçlara göre önlemleri zamanında ve eksiksiz biçimde alabilmektir.

Sorun çoğu kez, kimsenin tehlikeyi görmemesi değildir. Sorun, tehlike görüldüğünde herkesin başka tarafa bakmasıdır.

Yorumlar

  1. Peki hocam, bu açık usulsüzlüklere neden bu kadar süre göz yumuldu ve herkes kafasını kuma gömdü? Denetim mekanizmalarının sessiz kalması, ucu siyasi ve nüfuzlu çevrelere uzanan yapılara bulaşarak kendi pozisyonlarını tehlikeye atmama refleksinden mi kaynaklanıyor? Kurumlar görevini yaparken neden bu kadar korkuyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Orasını bilemiyoruz. Yan kurumlar mı görevini yapmadı yoksa birileri onların yaptığı görevi mi engelledi ya da yazdıklarını sümen altı etti orasını bilmiyoruz.

      Sil
    2. Hocam, nefse uyup hak yemek nasıl oluyor da marifete tabi olabiliyor? Usulsüzlük yapanlara ceza verip vermemek siyasi algılara göre mi şekilleniyor? Yarım milyon kişinin hakkı yendi; vatandaşın malına çöküldü ve bunu yapanlar da bizi yönetenlerden oluşuyor. Eğer bir toplumda yöneticilere ve kurumlara güven yoksa, bu güvensizlik iklimi toplumun tüm kademelerine sirayet eder; kimse kimseye güvenmez. Güvenin olmadığı yerde de ekonomi düzelmez. Kendi eliyle adaleti ayaklar altına alan bir mekanizma, sonrasında ne yaparsa yapsın hiçbir olumlu sonuç elde edemez; adeta akıntıya karşı kürek çekmiş gibi boşa çaba göstermiş olur. Vatandaşın malının, mülkünün korunmadığı, hukukun çiğnendiği ve hukuk önünde herkesin eşit olmadığı böylesi bir güvensizlik ortamında, maalesef hiçbir şey düzelmez.

      Sil
    3. Hocam biz ne zaman akıllanacağız? Ya da daha doğru bir ifade ile biz ne zaman düzeleceğiz? İnsanların tek umudunun sandık olması, Türkiye'de yaşamış ya da yaşayan eski ve yeni neslin ortak kaderi mi?

      Sil
    4. ORGANİZE BİR DOLANDIRICILIK ve BİLGİSİZ YATIRIMCILARI KANDIRMA VAKASIDIR.

      Sil
    5. Yasa meclise geliyer yatırımcılara paraları iade edilecek. Ōnce 1 milyon altı yatırımı olan enflasyon farkıyla birlikte parasını alacak. Devlet baba mağdurların yanında!

      Sil
    6. Bu vurgun vakasından da bir başarı hikayesi çıkartıyorsunuz ya, pes. Devlet ihmalkar olmasaydı, denetleme görevini eksiksiz yerine getirseydi bu vurgun olur muydu? İktidar partisinde üst düzey görevlerde bulunmuş kişiler Erdoğan'ın ifadesiyle nefislerine uymasalardı, yarım milyon insanın hakkı yenir miydi? Bizi yöneten insanlar vatandaşı dolandırıyorlar ve bırakın ceza almayı ifadeye bile çağrılmıyorlar. Üstelik elde gizli tanık ifadeleri falan yok; rakamlarla ayan beyan ortada olan somut delil var ve buna rağmen ifadeye bile çağırılmadılar. Türkiye'de hukuk sisteminin geldiği son nokta maalesef ki bu. Oysaki aynı somut delil suçunu muhalif birisi yapsaydı, başına gelebilecekleri tahmin etmek hiç de zor olmazdı. Türkiye'de hukuk herkese eşit değil. Bu yüzden de adalet sistemine güven yok. Türkiye'de hukuk herkese eşit olmadığı sürece de ne yapılırsa yapılsın hiç bir şey düzelemez. Adaletin terazisi şaştığında artık herşey yıkılmaya mahkum olmuş demektir.

      Sil
    7. Senin mantığına göre devlet varsa suç işlenmez!

      Sil
  2. Türkiye görünürde hukuk devleti fakat uygulamada idari keyfiliğin ve baskının öne çıktığı bir polis devleti yapısına büründü. İşte bu yüzden denetim mekanizmaları korkuyor. Eğer Türkiye uygulamada da kurumların ve hukukun güvencesi altında olsaydı, hiç kimse siyasi çevrelerden çekinmez, baskılardan korkmaz; herkes sorumlu olduğu denetim görevini eksiksiz yerine getirir, fon krizine yol açan usulsüzlüklere en başından müdahale ederdi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kadar doğru ki bu yorumunuz, ekleyecek bir şey yok.

      Sil
  3. Hocam bizde kobrayı saldık,devekuşunu gömdük..

    YanıtlaSil
  4. Bu son ponzi sistemiyle '' bile bile lades '' oldular hocam

    YanıtlaSil
  5. 300 milyarlık repo ihalesi, zorunlu karşılıkların düşürülmesi , neden ilaç olmuyor hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İtibar ve güven bir kez sistemi terk etti mi yeniden kazanılması öyle kolay değildir.

      Sil
  6. SPK,BDDK,TSMF, bunlar göremediyse fon krizini, kimi suçlayacağız MAHFİ BEY.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Belki de gördüler ama dinletemediler. Orası açık değil henüz.

      Sil
    2. Suçu kendinde aramasınıda bilmeli insan.

      Sil
  7. Bacası tütmeyen, işçisi olmayan şirketler 3 yılda,100 yıllık koçu, sabancıyı, ülkeri, eczacibaşını sermaye olarak yakalamış ,forbes zenginler listesine girmişler.Biz ne yaşadık ne gördük ne anlamalıyız HOCAM.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu kim bilir kaçıncı olay ama biz anlayamıyoruz.

      Sil
    2. Anlayan anlamıştır.

      Sil
  8. Fon krizinin yaşanma nedeni Atatürk'ün çizdiği yoldan gitmememizdir hocam!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sadece bu fon krizinin değil bugün içinde bulunduğumuz durumun nedeni o.

      Sil
  9. Ne diyor ÖMER KOÇ, nitelikli insan,öz sermaye, arge, yatırım ve finansman gücü. bunların hiçbirisi olmayan şirketlere milyarlarca para akıtılmış. 1e 100 kazanmak için.aslında herşeyden haberimiz vardı.tamahkarlik ve açgözlülük bize unutturdu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu, iyi kötü bu işleri bilen insanların bileceği iş. Herkes bunları bilmek zorunda değil. Ama herkes bunların denetlendiğine inandı. Mesele oarada.

      Sil
    2. Nasil inandılar hocam? Bu insanlar 20 yıldır başka bir ülkede yaşıyorlardı da geçen sene mi Turkiye'ye geldiler? Depremde yıkılan yepyeni binaları, avrupa gumruklerinden donen ilaçlı gıdaları, kartalkaya'da otellerin yangın yönetmeliğine uygunluğunu, yenidoğan unitelerindeki medikal işlemleri denetleyen yonetimin is finansal piyasalara gelince daha becerikli/etik davranacağını düşünmek fazla bir optimizim değil mi?

      Sil
  10. Fonun riski, içerdiği geriği getirisindeki dalgalanmayla ilgiliydi, şimdi ikincil bir risk daha ortaya çıktı. Bu riske denetim mekanizmasıda hazırlıksız yakalandı ki 2 haftadır çözüm net değil.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet maalesef Pandora'nın kutusu açıldı bir kez.

      Sil
    2. Pandora'nın kutusundaki şeyler çıkınca kutuda kalan şey de umuttur hocam.

      Sil
  11. Sayın hocam yılın son çeyreği şirket bilançolarında kimin ne kadar götürdüğü belli olmaz mı.

    YanıtlaSil
  12. MAHFİ HOCAM İLK DEFA KELEBEK ETKİSİNİN, EKONOMİDE DEVASA YANSIMASINI GÖRDÜM.BİR ŞİRKET, YÜZBİNLERCE İNSANI PERİŞAN ETTİ.

    YanıtlaSil
  13. 94 tansu çiller krizi, 2001 ecevit krizi, son olarak bu fon krizi. Hepsinin ortak sonucu.yargılanan bir tek siyasi ve bürokrat yok, binlerce mağdur vatandaş var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Muhalif siyasetçiler yargılanır.

      Sil
  14. Eğer hırsız evin içindeyse kapıya nasıl bir kilit en uygunudur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hırsız içerdeyse ne yapsanız boştur.

      Sil
    2. En uygunu kapıyı açık bırakmak olur.

      Sil
    3. Bence hırsızla beraber evi yakmak olur, tabi ev sigortalı olacak. Yeniden restore, yeni eşyalar, hırsızda kül olur, toprağa karışır.

      Sil
  15. Konuşurken herkes aynı şeyi konuşuyor. Tepkiler, övgüler hepsi 10 numara, iş uygulama gelince konuştuklarını yapmak yerine herkes kendi menfaatine olanı yapıyor. Işler ters gitmeye başlayınca aaa ben bunun böyle olacağını biliyordum şu gün şu saat söylemiştim oluyor. Kimse doğruyu konuştuktan sonra sorun çıkıncaya kadar ne yaptığına bakmıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hatta sorunlu fon alanlardan bazıları bile ben böyle olacağını biliyordum diyor.

      Sil
  16. Hakan Yenenler2 Ekim 2026 16:58

    Krizin temel nedeni regülasyon eksikliği midir, yoksa regülasyonların varlığına rağmen piyasa aktörlerinin mevzuattaki arkadan dolanma yollarını (regulatory arbitrage) kullanması mıdır hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben regülasyon eksikliği olduğunu düşünmüyorum. Yasa ve etik dışı davranışlara göz yumulmuş belli ki.

      Sil
    2. Oyun kurmuşlar aralarında bu bir ekip işi olmalı.

      Sil
  17. Üstadın bu yazısının bütünsel okunması ve değerlendirilmesi lazım geldiği kanaatindeyim. Yazının omurgası; beş anlatının beş ayrı kırılganlığa karşı gelmesi ile çok fazla anlam kazanması.
    Sayın Eğilmez’in en isabetli tespiti, sorunun sadece riskin varlığı değil,risk olarak algılanmaması olduğunu ifade etmesi. Her dizayn edici kendi bakışından doğruyu görmesi, ama bütünü görememe ihtimalinin olması da ayrıca itinalı bir üslupla yazıda önem arzediyor. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  18. Mahfi Hocam, öyküleri kullanarak yazdığınız ekonomik makaleleri okumaktan büyük keyif alıyorum. Her ne kadar bu konu özelinde üzücü bir durum olsa da net bir şekilde anlaşılır, yalın, sıkıcı olmayacak şekilde öğretici, kolayca okunan yazılarınız için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  19. Hocam piyasada beklentiler bozuluyormu?

    YanıtlaSil
  20. Hocam sisteme reset mi atılıyor?

    YanıtlaSil
  21. Hocam MSCI yapılan hamlelere rağmen yine de memnun kalmayacak gibi. Siz ne dersiniz, sayın hocam

    YanıtlaSil
  22. Hocam sistemlerden ilkelerden ahlaktan vs. bahsedip yıllarını tüketmeyip, azıcık güzelleme yapaydın bunlara şimdiye yolunu bulmuştun en kötü whatsApp gruplarından vs atılırdın hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben öyle yetişmedim. Durumumdan en ufak bir şikayetim yok.

      Sil
    2. Ya işte görüyoruz hocam. Eski nesil sizin gibi pür-i pak iken yeni nesil birbirini vuruyor, 7/24 video kaydırıyor, topluma saygı yok, iyilik edene enayi diyorlar. Üstelik petrole kurşun döküldüğü zamanlar eski neslin zekasında düşüş güzlemlenmiş sonra Türkiye'de 2004'de kaldırılmış ama yine de eski nesil yenilerden daha zeki, daha çalışkan, daha ahlaklı. Helal olsun

      Sil
  23. Hocam, bu fon krizi ve dolayısıyla piyasadan çekilen para enflasyonda düşüş etkisi yaratır mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer başka bir yoldan yeniden sisteme girmezse az da olsa yapar.

      Sil
    2. Tam tersi, para basımı yoluyla yapılacak ödemeler enflasyonu arttıracaktır.

      Sil
    3. Eğer çıkan para yeniden sisteme bir şekilde girmezse enflasyonu düşürücü etki yapar.
      Çıkan paranın yerine aynı miktar tekrar girerse nötr etki olur.
      Çıkan paranın yerine daha fazlası girerse enflasyonu artırıcı etki yapar.

      Sil
  24. Hocam bu kadar benzetmeye bir önceki yazınızdaki Hawking Işımasını da ekleyelim .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yazıda kullandıklarım mitolojik ve tarihsel öyküler. Oysa Hawking Işıması bilimsel bir çıkarım. Bu yazıdakilerle pek uymuyor. Belki başlı başına ayrı bir yazı konusu olabilir.

      Sil
  25. Ekonomik olayların mitolojik öykülerle açıklanması çok hoş olmuş ; bence henüz orta boyutta bir şirketin 30 liraya halka arz ettiği bir hissenin iki yıldan kısa bir sürede 3712 lirayı görmesi ve kriz patlayınca bugün 161 liradan işlem görmesini açıklayacak bir hikâye henüz yazılmamış...Yazınız için sağolunuz...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Edebiyatta bu tür hikayelere büyülü gerçeklik deniyor.

      Sil
  26. Mahfi bey, borsa, ve fonlar temelde spekülasyon ve manipülasyon üzerine kurulu bir piyasa yapısı değilmi, gerçekte olmayan fason firmaların değeri bin kat, dört bin kat artması kar artışı, verimlilikle alakası olabilirmi, gerçeklikle alakası kalmayan fonlara yatırım yapanlar bunu bir mantık süzgecinden geçirmezmi, türev enstrümanları Rus matruçkaları gibi iç içe geçmiş yapılar, koyun sürüsünden bir tanesi dağdaki yardan atladığında diğerleri onun uçtuğunu sanıp hepsi sırayla atlayıp telef olduğu gerçeğini herkes bilir, fon krizindede böyle bir görüntü oluştu, Ege Cansen hocam bir TV konuşmasında borsa esasta bir kumar oyunu demişti, bir daha onu TV ye çıkarmadılar, selamlar,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır değil. Manipülasyon yasalarla yasaklanmış bir şey. Çünkü o yolla insanların kandırılması ve bir anlamda dolandırılması söz konusu. Spekülasyon ise yasal bir şey. Spekülasyon bir tahmin aslında. Bir malı fiyatının ileride artacağını düşünüyorsunuz ve o maldan ileride değerlenince satmayı planlayarak alıyorsunuz.
      Borsa, doğru işlediğinde, iyi denetlendiğinde manipülasyona kapalıdır ve o nedenle kumar değildir. Ege Beyin kastettiği bence borsanın bizde son yaşanan olayda olduğu gibi kötüye kullanımlara ses çıkarılmayarak manipülasyona açık hale getirilmesidir.
      Doğru denetlenen ve denetim sonuçları doğru uygulanan bir borsa aslında ülke kalkınması için temel taşlarından biridir.

      Sil
    2. Bireylerin müstakilen / bagimsiz olarak hisse senedi almasi ile fonlar araciligiyla yatirim yapmasi arasindaki farki bir kez daha vurgulamak gerekir. Bu fark yalnizca risk alma, kandirilma, manipülasyon gibi kavramlar baglaminda tartisilmamali. Bir fon, banka gibi finansal sermaye toplama yetkisi verilen özel bir kurum. Dolayisiyla insanlarin / kücük yatirimcinin parasini toplayip finansal yatirim yapma yetkisi verdiginiz bir kurumun, belli kurallar dahilinde denetlenmesini de beklemelisiniz. Yoksa, her hangi bir kisinin ya da kurumun alelade ve kuralsiz bicimde sermaye toplamasi ve kullanmasina izin verirseniz, ortalik eninde sonunda karisir.

      Sil
  27. Sevgili Üstat merhaba,

    Deve kuşu örneğinize ilişkin öğrendiğim ilginç bir bilgiyi sizinle paylaşmak istedim. Meğer deve kuşunun kafasını kuma sokmasının sebebi tehlikeden kaçmak değil, yerden gelen titreşimleri dinleyerek yaklaşan tehlikeyi daha uzaktayken fark etmekmiş. Ben de bunu yeni öğrendim.
    Yani belki de deve kuşuna biraz haksızlık ediyoruz.

    Çok selam ve sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bunu ben de biliyorum ama bazen yaygın olarak yanlış bilinen şeyleri olduğu gibi bırakmakta yarar vardır. Bunun bir de sözü var:
      "Galat-ı meşhur, lügat-ı fasîhten evlâdır."
      Anlamı:
      Yani bir hata toplumun diline tamamen yerleştiyse, onu zorla düzeltmeye çalışmak yerine olduğu gibi kabul etmek daha doğrudur mantığını taşır.

      Sil
    2. İşte bu yüzden deve mi, kuş mu, diye sorulur.

      Sil
    3. Yaratılışı görmezden gelip başını kuma gömen devekuşları yani insanlar yaklaşan cehennem tehlikesinin farkında mı acaba! Yoksa sadece başlarını değil gövdelerini de kuma gömdükleri zaman mı uyanacaklar!

      Sil
    4. Ali Seydi'nin "Defter-i Galatat" adlı eserinde "Galat-ı meşhur fasih-i mehcurdan evlâdır." şeklinde yazıyor.

      Sil
  28. Güven kaybından yana endişeniz olmasın. İddiam şu; "Yeni bir kanat icat ettik" deyin, 100 Türk güneşe uçmak için yarın kapınızda sıra olur.

    YanıtlaSil
  29. Fon rezaletini mitolojik ve epik öykülerle açıklamanız çok hoş olmuş, zihninize sağlık hocam.

    Bir de kök nedeni bulmak için “5 niçin” tekniğini kullanarak olayı irdeleyelim.

    NİÇİN yatırımcılar zarara uğradı ?
    -Kötü niyetli aktörler manipülasyon yaptı

    NİÇİN manipülasyonlar engellenmedi ?
    -Kontrol mekanizmaları çalışmadı

    NİÇİN kontrol mekanizmaları çalışmadı?
    - Kontrolden sorumlu kişiler ya siyasi baskı altındalar yada çıkar bağlantısı içindeler

    NİÇİN siyasi kişi ve kurumlar kontrol mekanizmalarını işlevsiz kılabilecek güce sahipler
    -Çünkü hukuk dışı davranışlarının cezai bir karşılığı olmadığını biliyorlar

    NİÇİN hukukuk dışılığın cezai bir karşılığı yok
    -Çünkü her halukarda erk sahibi olarak kalmalarını sağlayan, siyasi bedel ödetmeyen bir seçmen kitlesi var

    Sorunun kök nedenine ulaşmak için sormaya devam etmek gerekiyor…. Çok uzatmamak için ben 5’de durdum.

    Sağlıkla kalınız sayın hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Harika bir yorum. Çok net. Katkı için teşekkürler.

      Sil
    2. Çok güzel özet bravo.
      Ama son yazdığınız NİÇİN e katilmiyorum

      NİÇİN: Çünkü seçimlerin adil ortamda yapildigindan şüpheliyim.
      Mühürsuz oy pusululari, olağanüstü seçim koşulları, en çok oy alan partiye hükümet kurma görevi verilmemesi, medyanın aşırı taraflı olması, yargının muhalefeti sindirmesi, milletvekili transferleri, tırnak boyasının kaldırılması, ana muhalefet parti liderinin iktidara hizmet etmesi vs.

      Sil
  30. Hocam avrupada yüksek lisans yapan ve gerçekten ülkesine dönmek isteyen bir çok arkadaşım var .Kendim de onlardan biriyim. Fakat bu olayları gördükten sonra neden diye sorup duruyorum,duruyoruz. Ben bir Türk evladı olarak bize bunu yaşatanlara hakkımı helal etmiyorum. Mustafa Kemal ‘ in sizleri kıvılcım olarak gönderdik ,ateşler olarak geri döneceksiniz sözünü gerçekleştirmek için çabamız mücadelemiz devam edecektir sonuna kadar . Sizler gibi bu ülkeye , bayrağa liyakatli bir şekilde hizmet etmeyi Allah inşallah bizlere de nasip eder.
    Saygılarımla

    YanıtlaSil
  31. Hocam 16.07.2026 tarihli 33311 sayılı resmi gazete de yayımlanan yönetmelik değişikliğinde YTM yönetmeliğindeki değişiklik çok tartışılıyor. Gerçekten bu değişiklik bugünki fon krizinde fon yatırımcısının zararının karşılanmasını önlemek amaçlı mı yapıldı yoksa herkes paranoyak mı oldu. Siz bu değişikliği nasıl yorumluyorsunuz?

    https://www.ytm.gov.tr/File/?id=16-7-2026-yd.pdf

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Epeyce kafa karıştırıcı bir mesele. Haklı olabilirsiniz.

      Sil
    2. Gerçekten bir şey anlamadık hocam, spk açıklamalarını bile herkes farklı yorumladı sonradan ikinci açıklama geldi kişi başı değil fon başı 1m 'a kadarödeme denildi, orda da pblk, emir önceliği vs derken iyice kafalar yine karıştı.
      Neden kurumlar netlikten uzak ya da vatandaşın kafası çok karışık, Türkçe metne bile tercüme arıyoruz :(

      Sil
    3. Kurumlardaki insanların kafaları bizim kafalarımızdan da karışık. Herkes yukarıya bakıyor. Ta o zaman söylemiştik bunu: Tek adam sisteminde durum böyle olur.

      Sil
    4. Puzzle gibi, ne güzel.

      Sil
    5. İlk Yoruma yeni açıklamayı da ekliyorum, sonradan okuyanlar için spk yeni açıklama geldi. Duyuru YTM konusunda;
      https://spk.gov.tr/duyurular/basin-duyurulari/2026/basin-aciklamasi

      Sil
    6. Ben baktım PYŞ ler YTM limiti üzerindeki davalardan korunuyor. Kime karşı şirketlere karsı korunup ky mı korunuyor yoksa PYŞ ler direk ky den mı korunuyor muamma ? PYŞ lerin talebi gibi dava zırhı gibi anladım

      Sil
  32. Sıradan bir vatandaş olarak başkanlık sistemi kabul edilmemeli diye kıçımızı yırttık!? Olmadı!? Bu sistemde kim başkan olursa olsun çoğunluğa açlık, yoksulluk, azınlığa mutluluk var hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. toplumuna göre değişir. singapurda tam tersi oldu. kültür, efendiler kültür. kültürdür belirleyici etmen.

      Sil
  33. Sayın Hocam;
    Yazınız güzel, akademik bir çerçevede normal yatırımcının tepkileri ile riskleri görememesi görmezden gelmesini açıklamışsınız.

    Bu yazdıklarınız örneğin Amerika'daki dotcom balonu olayını açıklar: Yatırımcıların toplu bir psikolojik histeriyle hareket etmesi, aşırı iyimserlik ve piyasa açgözlülüğüydü.

    Sizinle aynı görüşte olmadığım nokta: Bu son fon vurgunu öyle bir şey değil.

    Yaşadığımız olay organize bir dolandırıcılık vakasıdır. (savcılık soruşturma başlatmıştır)

    Olayı yumuşatmaya gerek yok.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amerika'daki dot.com olayının bu olaydan çok az farkı var. ABD'de de savcılık soruşturma yaptı ve dolandırıcıları mahkemeye çıkardı. Kısa yoldan köşe dönmeye can atan insanlar yoksa ya da devlet kurumları dolandırıcılığı önleyecek şekilde çalışıyorsa dolandırıcılar hiçbir şey yapamaz.

      Sil
    2. İşte bu "çok az fark" olayı direk dolandırıcılığa dönüştürüyor.
      dotcom balonu: Piyasa/Finansal Spekülasyon Balonudur
      Fon vurgunu: Ponzi / Saadet Zinciri Dolandırıcılığıdır
      Neden?
      Çünkü dotcom balonu gerçek bir sanayi/teknoloji dönüşümünün aşırı köpürmesiydi.
      Fon vurgununda ise az sayıda sığ hissenin 3-5 oyuncu tarafından dolandırıcılık amacı ile aşırı şişirilerek bu kağıtların tekrar fona sokulması gibi bir yol izlendi. Cirosu 3 milyar olan bir firmanın 12 milyarlık hissesinin tek kişide olması balonla açıklanamaz.

      Sil
  34. 1980 bankerler, 2000 bankalar simdi de fonlar. Ayni hatayi yapip farkli sonuc bekliyoruz. bir konuda cezasizlik. Ceza olmayinca veya az olunca suc da cok oluyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Konu yalnızca ceza olmaması değil. O çok önemli bir bölümü. Hukuk tarafsız ve bağımsız olmayınca her şey bozuluyor. Orası kesin. Ama burada kamu otoritesinin görevini yapmaması veya engellenmesi ya da sonuçlarının üzerinin örtülmesi söz konusu.

      Sil
  35. Merak ettiğim bir sorum var:
    SPK nın da bağlı olduğu Mehmet Şimşek, 4 Kasım 2025 tarihinde düzenlenen Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresi'nde şunu demiş:
    "Özellikle bazı fonlar üzerinden manipülasyonların yapıldığını biliyoruz. Düzenleme eksikliğinin farkındayız, bu alanda da eksikleri gidereceğiz."
    Şimdi normal bir piyasada sadece bu açıklama bile yeterdi ve piyasa bir düzeltme yapardı. Ama tam tersine durum yaşanmış, 2026 yılı Temmuz'a kadar bu fonlar 4-6 misli daha şişmiş.

    Bu nasıl oluyor?

    Ben borsadan, fondan falan anlamam. (Ama fonum olsaydı ve bu açıklamayı duyunca direk satardım)
    Sayın Hocam veya bunlardan anlayan bir arkadaş bana açıklayabilir mi bu durumu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım yanıt bir altta yazan izleyicinin yazdığında.

      Sil
  36. Suna Zeybekoğlu3 Ekim 2026 13:24

    Polisiye sevenler bilir.

    Sherlock Holmes bir soruşturmayı, bekçi köpeğinin havlamaması bulgusuyla çözer. (Silver Blaze)

    Köpek havlamadığına göre katil tanıdıktır.

    Bu durumu fon krizine de uyarlayabiliriz.

    Denetleyici, düzenleyici kurumlara İngilizce'de 'bekçi köpeği (watchdog)' denir.

    Bu kurumlar bir sorun gördüklerinde havlayarak alarm verirler.

    Fon vurgunu devam ederken Türkiye'deki düzenleyici ve denetleyici kurumlar da harekete geçmemiştir (yani havlamamışlardır)

    Çünkü hırsız tanıdıktır.

    YanıtlaSil
  37. İYİ NİYETLİ OLMAYIN.ORTADA BİR SUÇ ÖRGÜTÜ VAR

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen öyle. Örgütlü bir suç var

      Sil
  38. Hocam bu mesele de hititler ile anlatılabilir mi?

    YanıtlaSil
  39. Kumar yasaklanmasaydı bu fon krizinin etkisini azaltabilir miydi hocam, saygılar.

    YanıtlaSil
  40. Hocam, yeni bir polisiye roman için bu yaşanan krizlerden özel karekterler yaratıyor musunuz? Porfiri olsa bugün nasıl davranırdı gibi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başka bir roman üzerinde çalışıyorum. Bu duruma benzer bir polisiyem var zaten: Fon (Remzi Kitabevi Yayını.)
      https://www.remzi.com.tr/kitap/fon

      Sil
  41. Hocam ileride para tamamen silinir mi? Boyanmış kağıt parçasıyla gerçek değer almak doğru gelmiyor. Para hikayedir hocam. Ben diyelim Mahfi Eğilmez'den mal ve hizmet alacağım, Mahfi Eğilmez'e para veriyorum Mahfi Eğilmez de bana ürün veriyor. Yarın veya birkaç saat sonra hop bir karar açıklanıyor devalüasyon oluyor, Mahfi Eğilmez'in hizmeti için aldığı para ile ekmek bile alınmıyor! Sadece devalüasyona da gerek yok, diyelim o parayla artık vergi alınmıyor yine para bu sefer tamamen buharlaştı. Paranın değeri onunla vergi ödeniliyor mu oradan gelir. Bu kadar basit bir öncüle milyarlarca insan bel bağlıyor.

    YanıtlaSil
  42. Fatih Ayvacı3 Ekim 2026 14:58

    Marquez kırmızı pazartesi, adım adım gelmekte olan cinayeti herkes bilir ama umursamaz

    YanıtlaSil
  43. Her kararın bir merkezden beklenmesi ve alınan ve alınacak olan kararlar bir merkezin memnuniyetine göre olursa başka bir şey beklemek anlamsız

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru. Bunu çok anlattık, yazdık, çizdik ama maalesef en akıllı sandığımız insanlar arasından bile "tek merkezden alınan kararlar hızlı çıkar böylece bürokrasi aşılır" diye desteklediler. Ben tam tersine tek merkezden alınacak kararların yanlış olacağını, tartışılmadan alınan kararların hatalı olacağını anlatmaya çalıştım. Dinlemediler. Sonuç bu.

      Sil
  44. Hocam sizce bu fon krizi nasıl çözülmeli? İnsanlar devletin kontrolünde olan bir sisteme güvenip birikimlerini yatırdılar sonra da mağdur oldular. Burada devletin bir ihmalkarlığı söz konusu. Eğer devlet görevini yapsaydı bu insanlar da paralarını kaybetmeyecekti. Bu durumda sizce bu insanların enflasyona karşı anaparalarını devlet mi karşılamalı, yoksa vurgun yapanların (yaptıkları vurgunun iki katına kadar mal varlıklarına el konulup) bu mal varlıkları üzerinden mağdurların paraları mı ödenmeli? Fakat ben haberlere bakıyorum kimsenin böyle bir derdi yok. Hakkı yenene hakkını teslim etme gibi bir dertleri yok. Varsa yoksa AKP bu durumdan nasıl aklanır, AKP rozeti takanlara nasıl ceza verilmez meselesi hakim. Fonlar iktidar yanlısı, bu fonları alanlar da iktidar yanlısı. Yani vurgunu yapanlar da mağdur olanlar da aynı tarafta. Bu durumda devlet kontrolünde olan bir sistemden mağdur olanlar enflasyona karşı anaparalarını da alamazlarsa, AKP'ye ilk seçimlerde eksi yarım milyon oy mu yazar, yoksa bu kara düzenin ve bu güvensizlik ortamının insanların vicdanında sorgulanmasıyla bu eksi oylar katlanarak milyonları bulur mu? Sizce bu fon krizi nasıl çözülmelidir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hukuk tam olarak, tarafsız ve bağımsız olarak çalışmıyorsa ne bu fon krizi tam olarak çözülebilir ne de başka sorunlar.

      Sil
  45. Hocam bir de iade edilen paralar hazineye kalacak deniliyor. Bu durumda mağdur olan Ahmet'in, Mehmet'in parası devlete geçmiş olmuyor mu? Bu durumda devlet, haksızlığa uğrayanın hakkını teslim etmek bir yana, asıl fonlamayı yapmış olmuyor mu? Çünkü bu para vurguncuların değil; Ahmet'in, Mehmet'in parası.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle olacağını sanmıyorum. Öte yandan kimsenin para iade ettiği falan da yok galiba.

      Sil
    2. Haklısınız öyle olsaydı devlet iade belgesi paylaşırdı. Demek ki kimse iade bile yapmamış. Yazıklar olsun böylesi kara düzene. Bu kadar insanın hakkı yendi. Bu paralar nereye gitti? Hem insanların malına çöküyorlar hem de cezasız kalıyorlar. Bu nasıl adalet? Kıskıvrak yakalandılar fakat ceza yok. Böyle adalet mi olur, yazıklar olsun.

      Sil
    3. Bu yeni bir şey değil.

      Sil
  46. Hocam iktisat genel olarak ne kadar matematik, ne kadar yoruma dayalı?

    YanıtlaSil
  47. Mahfi hoca, Kolay Ekonomi kitabı yoruma dayalı mı yoksa saf bilgi mi içeriyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonomi teorisi kısımları teorik, uygulama kısımları yoruma dayanıyor.

      Sil
  48. Hocam folk şarkı sever misiniz?

    YanıtlaSil
  49. Hocam, bir de tilkiyi tavuk kümesine bekçi yapma hikayesi var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, bir de kurt, tilki ve ağaca asılı tavuk öyküsü var.

      Sil
    2. Hocam televizyonda fon krizinin ismini fon soygunu olarak güncellemişler artık böyle anacağız sanırım.

      Sil
    3. Ah, bir de tilkilik marifet gibi algılanmasa ... Genel çürümenin sebebi bu ... Kurnaz insanlar ve yaptiklari adeta methedilir olmuş...
      Ertan .

      Sil
  50. “Umut, acıyı dindirmekten çok ona dayanma süresini uzatır.” demiş biri. Fon krizi konusunda umut veren cümleler kadar, zıttındaki açıklamalar insanlarda karmaşık durumlar yaratıyor. Bu kadar zor mu net yanıtlar vermek? Teknik açıdan uzmanlarla dolu kurumlarda neden süreç belirsizlikle uzar ki?

    YanıtlaSil
  51. Bakan Şimşek'in "Kasım 2025'te fonlardaki manipülasyonu bildiklerini" itiraf etmesine rağmen yetkililerin önlem almaması nasıl yorumlanabilir?

    YanıtlaSil
  52. Hocam , bir denetim kurumun yetkilileri, denetimini yapmaları gereken bir kurumun yönetiminde olursa denetimi kim yapar? Denetim yapması gerekenler görevini yapmazsa, cezai işlem uygulaması gereken kurumun başındakilerin eşi , dostu varsa cezayı kime uygulayacak? Hocam, anayasası rafa kaldırılmış bir devlet devlet midir. Bu durumda gariban finans hangi yolu denemeli?
    Kestane kebap acele cevap!!!

    YanıtlaSil
  53. Hocam sizce Türkiye'nin en büyük sorunu hukuk mu?

    YanıtlaSil
  54. İki konuda ilave yapayım.

    Eşyayı adıyla çağıralım: "Fon Krizi" değil, "Fon Yolsuzluğu"

    Hoca'dan: "Hırsızın hiç mi suçu yok" , "Doğuran/ölen kazan"

    Ayrıca "Herşey aslına döner"

    YanıtlaSil
  55. Bundan sonra ne olacak...hazine ödermi öderse enflasyon ve sorumlusu olmayan vatandaşın davranışı ne olur.
    Hazine üstlenmezse..bu paralar ana paralar tahsil edilebilirmi pratikte mümkünmü?
    Fondalardan çıkan para belliki döviz altına hücum edecek kurda baskı oluştururmu başlamış gözüküyor.
    Yoksa hükümet ve ekonomi yönetiminin birinci önceliği ekonomiyi tutmakmı borsa çökmesin sisteme sirayet etmesinin derdindemi?onun içinmi reaksiyono yok? Biraz fazla oldu biliyorum lakin kafalar cok karşık herkesten bir ses cıkıyor ama kuru gürültü biz felaketler yaşayiınca her önümüze geleni uzman yapan bir toplum olduk malesef. degerli görüşlerinize ihtiyacimz var sayfgılar.

    YanıtlaSil
  56. Bir masa bir sandalye bir tabela ve milyar dolarlık finansal varlık??Abd kara para narkodolar ve terör finansmanını takip için özel birimler oluştururken detektif kafalı finansman uzmanları ve teknolojiye hakim elemanları seçiyor ve her türlü bilgiye erişim için yetkili kılıyor.Şimdi can alıcı soru bir güreşçiyi kamu bankası yönetim kurulu üyesi yapan bir ülkede denetim olabilir mi???Abd de mali suçlar konusunda deha olup işlediği suçtan dolayı hapise atılan adamlardan mali polis fbi vb şartlı tahliye karşılıgı beyin olarak yararlanmakta iken sanırım bizim hapishanelerimize tesadüfen düşmüş mahkumlar içinde bu nitelikte bir kişi bile bulamayız şayet varsa da adamın içerden çıkmaması yeni hırsızlıkların önlenmemesi için yargımız elinden geleni yapar gibi görünüyor ?Davalar için avukatlık bürolarınca suç ve tahliye fiyat tabelası belirlenmiş ise haram parası olanın her durumda parası ile ayakta kaldıgı ve bunun toplum için normal kabul edildigi bir ülkede isek konuştuklarımız sadece çatlak testiden sızanlardır.Sonuç ahlakını yitiren insanlar ve onların oluşturdugu toplumlar kötüye kötülüğe alışmaya başlarlar.
    Kolay anlaşılır açıklayıcı yazınız için teşekkürler,saglık ve esenlikler dilerim

    YanıtlaSil
  57. Süper bir ders notu olmuş. Tabi önce okumak isteyene, yetmez, okuyup anlayabilene, o da yetmez, anladığını uygulayabilene. Teşekkürler hocam.

    YanıtlaSil
  58. Hocam,

    İoanna Kuçuradi'yi tanır mıydınız?

    Yakın dostunuz muydu?

    YanıtlaSil
  59. Kıymetli bilgiler için tşk.Çok spesifik soru olacak,Ülkenin en büyük ilk 50 şirketinden birinin hissesine yatırım 4 yıl önce yaptık,tabi bu dalavereleri öğrenince,hele hele son fon krizinde büsbütün tsunami ye yakalandık.Özetle güven in tam da örneğini yaşadık.Buradan Ana para,(olacaksa enflasyondan erimiş miktarını) telafi edecek umut görüyormusunuz.Toksik hisseler dışındakiler bilinen saygın,bilançosu şeffaf hisseler için buradan bir toparlanma,piyaslara güven sağlanabilecekmi.Ben büsbütün umutsuzum.Çünkü şu an önlem tarzı bana güven vermiyor.sizin genel düşünceniz tespitiniz nedir,en azından gidşiatın durumu hakkında.Teşekkürler

    YanıtlaSil
  60. Hocam bu sefer girdikmi stagflasyona?

    YanıtlaSil
  61. Genele yayilan çürümenin sebebi :
    Tilkileri methetmemiz ve yaptiklarini marifetmis gibi birbirimize anlatip , sevimlilik kilifi ile mesrulastirma hatasina hep beraber dusmemiz .
    Sirf bize ozgu degil . Malumunuz : Dünyadaki masallara , hiikayelere ,fıkralara bakin , bu hep boyle ...
    Adeta, kurnazliga methiye ...
    Ertan

    YanıtlaSil
  62. Kriz, değişim için en iyi fırsattır.

    Prof. Peter Drucker, (1909~2005)

    YanıtlaSil
  63. Giderayak son buyuk vurgunu yaptilar. Kendileride biliyor ekonomi planlari iflas etti. Turbanlisi turbansizi bir araya gelip vurgunu yaptilar. Son guven kirintisida yok oldu.

    YanıtlaSil
  64. Enflasyon rakamları açıklandı:
    Mehmet Şimşek:
    "Yıllık enflasyon 57 ay sonra (Kasım 2021) yüzde 30'un altına geriledi." dedi

    Ticaret Bakanı Mehmet Bolat da dedi ki:
    "Türkiye'nin yılın ilk yarısında yüzde 2,5 büyüdüğünü , son 16 yıldır pozitif büyümenin kesintisiz sürdüğünü, Kovid-19 atlatıldıktan sonra da 24 çeyrektir büyümenin devam ettiğini anlattı. (Geçen ay) En yüksek eylül ayı ihracat rekoru kırıldı. Yıllık bazda yüzde 15,4'lük artışla 26 milyar dolar ihracatı başardık."

    Yani ekonomide büyüme, enflasyon, ihracat rakamları her şey yolunda.

    O zaman biz niye bunu hissetmiyoruz?.
    Hatta fakirleştiğimizi hissediyoruz?
    Boksör hikayesi gibi birisi bizi fena dövüyor ama kim?


    YanıtlaSil
  65. ABD'de kamu sektöründe çalışan bir mühendis ile bir polis memuru ortalama yıllık gelirleri bakımından
    ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu (BLS) verilerine göre meslek gruplarının kazanç dağılımı şu şekildedir:
    Maaş Karşılaştırması
    Kamu Mühendis Maaşları: Kamuda (Federal, Eyalet veya Yerel yönetimlerde) çalışan mühendislerin (örneğin inşaat veya elektrik makine mühendisleri) yıllık medyan/ortalama kazançları 100.000 Dolar ile 113.000 Dolar arasındadır. Branşa ve kıdeme göre bu rakam başlangıçta biraz daha düşük, uzmanlaşmış federal projelerde ise daha yüksek seviyelere çıkabilmektedir.

    Bureau of Labor Statistics (.gov)
    +2
    Polis Memuru Maaşları: Çoğunlukla yerel ve eyalet yönetimlerinde (kamuda) istihdam edilen polis memur ve devriye görevlilerinin yıllık medyan kazancı 77.310 Dolar civarındadır. Deneyimli polislerde veya fazla mesai (overtime) ödemelerinin yoğun olduğu büyük şehirlerde bu tutar mühendis maaşlarına yaklaşabilmektedir.

    Enflasyon bakımından Türkiye'de Polislerin alım gücü artarken son 25 senede mühendislerin alım gücü karşılaştırmalı olarak düşmüştür. Diğer memurlar için de benzer kıyaslamalar aşağıdaki yapay zeka linkinden yapılabilir.
    https://share.google/aimode/e5y0bO1J25JzLSYEw


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çözümü yanlış yerde arıyorsunuz. Her ilde illçede bir mühendislik fakültesi olursa sonuç böyle olur. Toplanıp YÖK önünde bir pankart açtınız mı , kapatın diye. Elini sallasan mühendise geliyor. ...

      Sil
  66. Denetim kuruluşlarına ve bunların yöneticilerine de bakmak lazım.fonlarda onlarında yatırımı varmı yokmu.Neticede iki grupta aynı siyasetten besleniyordu.Neticede fon kirizi çıkmasaydı bunlardan haberimiz olmayacaktı.Yani al gülüm ver gülüm.Bundan önceki kirzlerde öyle olmadımı.Yapanın yanına kar kalıyorsa yada yapan ceza almıyorsa biz böyle olayları çok görürüz.Sülün Osman misali.

    YanıtlaSil
  67. Mahfi hocam, dün bir ATM’den bir miktar nakit çektim. Bütün banknotlar gıcır gıcır ve yeni kokan 200’lüklerdi. Bu ne demektir acaba para mı basıyorlar gene?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Feride (eskimiş, yıpranmış) paraları yenileriyle değiştiriyorlar.

      Sil
    2. Hocam 500’lük ve 1000’lik banknotların basılmasının artık zamanı gelmedi mi? 1 Ocak 2009’da 200’lük banknot çıktığında net asgari ücret 527 TL idi. Yani 3x200 TL net asgari ücreti geçiyordu. Bu mantıkla aslında 10000’lik banknotun da çıkması gerekiyor. Enflasyon bu kadar uçtu gitti. Hala neden çıkmıyor?

      Sil
  68. Anderbenden masallar6 Ekim 2026 18:20

    Hocam, "kör göze parmak sokmak" ile ilgili yorumum sansüre mi takıldı?

    YanıtlaSil
  69. Ben , 200 tl. Ile 140 usd satin aldigimi cok net hatirliyorum. Simdiki durumda 4 usd alabiliyorum .Aradaki ucurumsu oran farkina bir bakarmisiniz ? Hayal gibi ama gerçek ... O halde , dunyanin
    bizi kiskanmasina inat , hayalleri gercek kılmaya devaaaam...

    YanıtlaSil
  70. Hocam Türkiye'de en son verilere göre ortalama kira 28.040 TL iken bekar bir çalışanın yaşam maliyeti 48.885 TL. Bu durumda bekar bir çalışanın kira hariç diğer tüm giderleri 20.845 TL mi oluyor? Yani bekar bir çalışanın geliri 48.885 TL olsa, (ortalama gerçek kira verilerine göre) bunun %57,35'i kiraya gitmiş olacak. Geriye kalan %42,65'i de diğer tüm giderlerini mi kapsamış olacak?

    Türkiye'de ortalama kira 28.040 TL iken, İstanbul'da 45.510 TL. Bu durumda İstanbul'da yaşayan bekar bir çalışanın gelirinin, İstanbul'daki ortalama kiranın 20.845 TL fazlası yani 66.355 TL mi olması gerekiyor? Ki bu bekar çalışan insani koşullarda yaşamını sürdürerek hayatta kalabilsin.

    Bu durumda İstanbul'da yaşayan bekar bir çalışan için asgari ücretin (asgari geçim ücretinin) yani en düşük ücretin de Ekim 2026 itibariyle minimum 66.355 TL mi olması gerekiyor? Ki bunun zaten 45.510 TL'si ortalama kiraya gitsin ve geriye de 20.845 TL kalmış olsun. Aylık faturalar, aylık ulaşım masrafı, aylık yeme-içme ücreti, giyim-kuşam ücreti, büyük-küçük ev eşyası ihtiyaçları, kombi tamiri gibi beklenmedik sürprizler, sağlık giderleri, sosyal aktiviteler vs. bu kalan parayla (borç almadan) karşılanabilsin; bu kalan 20.845 TL ile tüm bu masraflar halledilebilsin.

    Yani demem o ki asgari ücret en düşük ücret iken, bu ücretin bekar bir çalışanın yaşam maliyeti baz alınarak hesaplanması gerekmiyor mu? Resmi verilere göre 4A statüsünde çalışanların yaklaşık yarısı asgari ücret seviyesinde çalışıyor ve maalesef bu ücret sadece Türkiye'deki ortalama bir kira giderini karşılayabiliyor. Türkiye'nin gerçeklerine göre değil, olması gerekene göre soruyorum. Eğer asgari ücrette şehir ayrımı yapılmayacaksa Türkiye'deki genel asgari ücretin, bekar bir çalışanın yaşam maliyeti kadar yani Ekim 2026 itibariyle minimum 48.885 TL mi olması gerekirdi?

    YanıtlaSil
  71. Vaktiyle 200 tl ile 125 usd alinabiliyordu , simdi 5 usd bile alinamiyor . Kiskan bizi , ey dunya ...

    YanıtlaSil
  72. "Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hâttâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hâttâ bu iktidar sahipleri siyasî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler."

    Mustafa Kemal Atatürk

    YanıtlaSil
  73. Peki bir de şu açıdan bakamaz mıyız? Ya bunu birileri sonuçlarını bilerek ve amaçlayarak yapmış/yaptırmış olamaz mı? Burada dış mihraklardan bahsetmiyorum. Bunu değerlendirmek için bu işlemlerden kimler para kazandı ve karlarını ne yaptılar? Diye bakmak gerekmez mi? Tamam denetimsizlikten ve ya ihmalden oldu diye işin bu tarafını sorgulamayalım mı? Bence parayı takip edersek her şey daha anlaşılır olacaktır. Ayrıca dünyanın en iyi sistem ve denetimini de kursanız bu gibi suistimalleri önlemek mümkün değil. Ama parayı kaçıracak yolları tıkarsanız suistimale de fırsat tanımazsınız. PARA NEREDE?

    YanıtlaSil
  74. Çok güzel yazmışsınız hocam. Ağzınıza sağlık. Ters teşvik konusu benim de hep işimi yaparken aklımın bir köşesinde tuttuğum bir konudur. Ama mitolojideki diğer hikayelerle günümüzdeki krizi çok güzel ilişkilendirmişsiniz. İnsanlar bu deyimleri genelde hep kullanır ama ne anlama geldiğini, hikayenin aslını bilmez. Günümüzde yaşanan problemleri ilk defa biz yaşıyoruz sanarlar, halbuki insanlar binlerce yıldır aşağı yukarı benzer problemlerle uğraşıyor bence.

    YanıtlaSil
  75. Hocam İzmir'li seçmenin (güvenerek) verdiği milyonlarca oy boşa gitmiş olmuyor mu? Milyonlarca insan kandırılmış olmuyor mu? Çünkü görevi devam ederken bu şahsın başka bir partiye geçeceğini bilselerdi, oy da vermezler; böylece bu şahıs belediye başkanı da olamazdı. Bu durumda milyonlarca insanı ikna etmek yerine 1 kişiyi ikna etmek artık yeni siyasi uygulama mı olmuş oluyor? Yani iktidar bize açıkça ''Siz oy verip seçseniz de; biz ya o oy verdiğinizi ikna ederiz ve bize geçer ya da (eğer ikna olmazsa) yargı gücümüzü kullanarak onu tutuklar sonrasında da yönetimi ele geçiririz.'' mi diyor? Hocam biz kaçıncı yüzyılda yaşıyoruz? Dünya 2026 yılını yaşarken, biz acaba dünyayı kaç yüzyıl geriden takip ediyoruz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu uygulamalar Türkiye'nin tek bir yüzyılda değil, farklı alanlarda geçmiş yüzyılların en sorunlu dönemlerinde sıkışıp kaldığını göstermektedir.

      1- Temsili Demokrasi Açısından 19. Yüzyıl:
      Milyonlarca İzmirli seçmenin sandığa gidip vekalet verdiği bir belediye başkanının, seçildikten sonra kapalı kapılar ardında 'ikna edilerek' taraf değiştirmesi, bizi halk egemenliğinin tam oturmadığı, gücün sadece elitler arasında döndüğü 19. yüzyılın erken parlamento krizlerine götürüyor.
      Milyonların iradesi, tek bir kişinin ikna edilmesine indirgeniyor.
      Tarihsel Örnek:
      Tıpkı 19. yüzyıl Avrupa'sında halkın oy hakkını yeni kazandığı ama parlamentodaki zengin toprak sahipleri ve aristokratların arka kapı diplomasisiyle saf değiştirerek halkın iradesini boşa çıkardığı "oligarşik meclis" dönemleri gibi. O dönemde de sandık vardı ancak kararları halk değil, saray kulislerinde ikna edilen elitler verirdi.

      2- Hukuk ve Güçler Ayrılığı Açısından 17. Yüzyıl:
      'Ya bizim safımıza geçersin ya da yargı yoluyla görevden alır, kayyum atarız' yaklaşımı ise güçler ayrılığının henüz icat edilmediği 17. yüzyıl mutlak monarşilerini andırıyor. Tıpkı yakın zamanda Esenyurt, Mardin, Batman veya Hakkari gibi belediyelerde gördüğümüz hukuki süreçlerin siyasi birer araç olarak kullanılması gibi; yargı adalet dağıtmak için değil, iktidarı tahkim etmek için işletiliyor.
      Tarihsel Örnek:
      Tıpkı 17. yüzyılda İngiltere ve Fransa'daki mutlak kralların, kendi iradelerine karşı çıkan yerel yöneticileri ve yargıçları tek bir fermanla görevden alıp yerlerine kendi sadık adamlarını (valilerini) ataması gibi. Hukukun üstünlüğünün olmadığı o çağda mahkemeler, kralın siyasi rakiplerini tasfiye etmek için kullandığı birer ceza aygıtından ibaretti.
      Güncel Gerçeklik:
      Bu müdahalelerin bir ayağı Mardin, Batman, Hakkari, Van ve Tunceli gibi Doğu şehirlerinde yoğunlaşırken; diğer ayağı ise başta Esenyurt olmak üzere CHP belediyelerine uygulananlar ve büyükşehir belediye başkanlarına yönelik yargı kıskaçları ile metropollere kadar uzanmıştır. Yani sistem, coğrafya veya parti gözetmeksizin iktidara ait olmayan her iradeyi tasfiye etme mantığıyla çalışmaktadır.

      3- 21. Yüzyılın 'Seçimli Otokrasisi':
      Kağıt üstünde 2026 yılını yaşıyoruz, sandık önümüze geliyor; ancak sandıktan çıkan irade manipüle ediliyor, kelepçeleniyor ya da transfer ediliyor. Dünya siyaset bilimi literatürü buna 'halkı tamamen yok saymayan ama halkın kararını esir alan' 21. yüzyılın yeni nesil otokrasisi diyor.
      Bu durum bizi bugünün dünyasındaki "illiberal (özgürlükçü olmayan) demokrasi" gerçeğiyle de yüzleştiriyor. Artık rejimler sandığı tamamen ortadan kaldırmıyor; ancak yargıyı, finansı ve gücü tek elde toplayarak sandığın içini boşaltıyor. Seçmene "Oy verebilirsin ama senin seçtiğini ancak ben onaylarsam yönetebilir" mesajı veriliyor.
      Tarihsel Örnek:
      Tıpkı günümüz dünyasında Viktor Orban Macaristan'ı veya Maduro Venezuela'sı gibi ülkelerde uygulanan hibrit rejimler gibi. Bu sistemlerde sandık halkın önüne konur ancak muhalefet kazandığında yargı kıskacı, bütçe kısıtlamaları veya yetki gasplarıyla sandık sonuçları fiilen hükümsüz kılınır.

      Özetle; takvimlerimiz 21. yüzyılı gösterse de, yönetim zihniyetimiz ve kurumlarımızla dünyayı maalesef birkaç yüzyıl geriden takip etmekteyiz.
      Eğer bugün yaşatılan bu gerileme döneminin adı ‘Türkiye Yüzyılı’ ise, geçmiş yüzyılların karanlık ve vesayetçi işleyişlerini kendine rehber edinen bir model, asla ve kata muasır medeniyetler seviyesine ulaşamaz. Çünkü geleceğin dünyası, sandığı esir alanların (halkın tercihini ipotek altına alanların) değil; ancak hukukun üstünlüğüne, seçmen iradesine ve gerçek demokrasiye saygı duyanların yüzyılı olabilir.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fon Krizinin Faturasını Kim Ödeyecek?

ABD - İran Savaşının Türkiye Ekonomisine Etkileri

Dolar Kuru Gerçeği Ne Kadar Yansıtıyor?