19 Ekim 2017 Perşembe

Son 15 Yılda İki Kez Kaçırdığımız Tren

Son 15 yılda tren bizim beklediğimiz istasyona iki kez geldi. İlkinde 2001 krizinin yaralarını sarmış, bütçe açığı, kamu borç yükü ve bankacılık gibi üç alanda önemli reformlar yaparak 2005 yılında Avrupa Birliği ile tam üyelik müzakerelerine başlamıştık. Bu olumlu ivme ile enflasyon düşmeye, faizler gerilemeye, büyüme hızı artmaya, risk primi gerilemeye başlamıştı. O zamana kadar gelen yabancı sermaye miktarından fazlası bir yıl içinde gelmeye başlamış, AB üyeliğine 2010 yılında mı 2011 yılında mı gireceğimiz konusunda iddialara girilir olmuştu. Yapmamız gereken tek şey eğitim, hukuk, vergi, dış açığı dengeleyecek yatırımların teşviki gibi alanlarda tıpkı bütçe, kamu borç yükü ve bankacılık alanında yaptığımız reformların benzerlerini yaparak yapısal reformları tamamlamaktı. Bunları gerçekleştirecek adımları atabilsek istasyona gelen trene binebilecektik. Ne var ki tren bizim beklediğimiz istasyona geldiğinde biz iç salonda uyuyorduk. Tren gitti.

16 Ekim 2017 Pazartesi

İşsizliği Artıran Büyüme?

TÜİK’in açıkladığı Temmuz ayı işgücü istatistikleri işsizlikte artış olduğunu ortaya koydu. 2017 Haziran ayında yüzde 10,2 olan işsizlik oranı Temmuz ayında ciddi bir artışla yüzde 10,7’ye yükseldi.

İstihdam anketinin uygulandığı gün ve önceki hafta içinde kâr karşılığı, yevmiyeli, ücretli ya da ücretsiz olarak hiç bir işte çalışmamış kişilerden son 4 hafta içinde iş arama kanallarını kullanmış ve 2 hafta içinde işbaşı yapabilecek durumda bulunan 15 ve daha yukarı yaştaki kişiler işsiz sayılıyor. İşsiz sayısının toplam işgücüne bölünmesiyle işsizlik oranı bulunuyor. Buna literatürde resmi işsizlik oranı deniyor.

15 Ekim 2017 Pazar

TL Değer Kazanıp Kaybettiğinde İhracatçının Kazancı Nasıl Değişir?

Sanayi ürünleri ihracatının içinde belirli miktarda ithal girdi bulunuyor. Hiçbir sanayici bütün girdileri yerli malı olan sanayi ürünü üretmez. Çünkü bir takım girdiler başka ülkelerde daha ucuza üretilir. Bununla birlikte bir ülkenin ihracata konu olarak ürettiği sanayi ürünü içinde yerli girdi payı ne kadar yüksekse kurdan etkilenmesi o kadar az olur.

İhracata konu olan bir sanayi ürünü kabaca şöyle bir bileşimle üretiliyor:

Sanayi ürünü imalatı = Yerli girdiler + İthal girdiler + İşgücü + Sermaye[1]  

Bu denklemde genellikle yabancı parayla ifade edilebilecek iki faktör bulunuyor: (1) İthal girdiler, (2) Sermaye (dış kredi kullanımı.) Her ne kadar yerli girdilerin içinde de bir miktar ithal girdi olabilirse veya işgücünün bir bölümü de dışarıdan alınmış olabilirse de bu tür durumları istisnai kabul ederek dışarıda bırakıyoruz. Bu denklemde yerli girdiler ve işgücü de enflasyondan etkilenir.

12 Ekim 2017 Perşembe

Borç Yükü Tavan Yaptı

Küresel kriz küresel bir borç artışı yarattı. Bütün dünyada borçlarda artış oldu. Aşağıda gelişmiş ülkelerden seçilmiş olanlar ve gelişmekte olan ülkelerden seçilmiş olanlarda 2006 ile 2016 arasında ortaya çıkan borç yükü (borç stoku / GSYH, %) artışını gösteren iki tablo sunuyorum (her iki tablo için de kaynak: IMF, Fiscal Monitor, October, 2017.)

11 Ekim 2017 Çarşamba

Varlık Fonu Böyle Bir Şey Değil

Varlık Fonu yetkililerinin “fon bünyesindeki varlıklara ilişkin kapsamlı bir çalışma yapıldığı ve atıl arsalar ve uzun vadeli alacakların nakde çevrileceği ve bu yolla sağlanacak kaynakların Türkiye’nin nitelikli yatırımlarına sıfır faizli finansman imkânı olarak sunulacağı” şeklindeki açıklamaları gündemde yer aldı. 

Ulusal Varlık Fonları, çeşitli finansal varlıklara yatırım yaparak gelirini artırmayı hedefleyen, devletin sahipliği ve yönetimi altında çalışan fonlardır. Bu fonun geliri genellikle bütçe fazlalarından oluşur. Bir ülke eğer bütçe fazlası veriyorsa bu fazlayı 4 şekilde kullanabilir: (1) Harcamalarını artırır. (2) Mevcut vergi yükünü düşürür. (3) Borçlarını erken ödemeye tabi tutabilir. (4) Bir varlık fonu kurarak bütçe fazlalarını buraya aktarır ve bu fonla ulusal ya da yabancı bazı finansal varlıkları satın alıp gelirlerini artırmaya çalışarak gelecek kuşaklara refahı aktarma yoluna gidebilir. Bu tür fon yönetimlerinde temel hareket noktası varlıkları risk ve getiri dengesini gözeterek kazanç amaçlı kullanmaktır. Bu işlemleri, bütçe kısıtlamaları ve parlamentonun sıkı denetimi altında yürütmek kolay değildir. Varlık fonu kuruluşunun bir nedeni de bu kısıtlamalardan kurtulmaktır.

10 Ekim 2017 Salı

IMF Tahminleriyle OVP Tahminlerinin Karşılaştırmalı Değerlendirmesi

Genellikle önce IMF, Dünyanın Ekonomik Görünümü Raporunu yayınlar, o raporda (IMF WEO) üye ülkelere ve o arada Türkiye’ye ilişkin tahminlerini açıklar, Orta Vadeli Program (OVP) ondan sonra açıklanırdı. Bu yıl tersi oldu ve önce OVP açıklandı. IMF de tahminlerini açıkladığına göre bu tahminleri karşılaştırmalı olarak değerlendirebiliriz. IMF tahminleriyle OVP tahminlerini bir arada gösteren tabloyu yazının altındaki ekte dikkatinize sunuyorum. Peş peşe şokların yaşandığı, her gün göstergelerin değiştiği ve dolayısıyla tahminlerin revize edilmek zorunda kalındığı bugünkü ortamda 2018’den ötesine ilişkin tahminler pek anlam taşımayacağı için tabloya ve değerlendirmelere yalnızca bu iki yılı alıyorum.

8 Ekim 2017 Pazar

Mali Kural ve Çıpa

Kamu maliyesi açısından izlenecek politika iki türlü olabilir: Esnek politika ya da kurala bağlı politika. Esnek politika, maliye politikasının anayasa ve yasalarda çizili kurallar içinde yürütülmesi koşuluyla esnek biçimde yürütülmesi olarak tanımlanabilir. Kurala bağlı maliye politikası ise kamu kesiminin gelir, gider, borçlanma ve finansal yükümlülük altına girme konularında orta ve uzun dönemde izleyeceği politikaların esneklik limitlerinin belirli kurallara bağlanması olarak tanımlanabilir. Kurallara bağlı maliye politikası söz konusu olduğunda uygulanacak maliye politikasının esneklik limitlerini belirleyen kurallara mali kural adı veriliyor.

Örneğin bütçe açığı başlangıçta bütçe kanunu ile öngörülen açık miktarını aşmışsa ve artan bütçe açığını finanse edebilmek için hükümet borçlanmaya devam ediyorsa bu esnek maliye politikasının örneğidir. Yasalarda bütçe açığında artış ortaya çıksa bile bu açığa karşı yapılacak borçlanmanın artırılamayacağı öngörülmüşse o zaman kurallara bağlı maliye politikası söz konusu demektir. Bu örnekteki mali kural ise borçlanmaya konulmuş olan limittir. Bu tür limitler borçlanma üzerine konulabileceği gibi giderlerin tümü veya belirli giderler üzerine de konulabilir. Gelirler için taban düzeyleri saptanabilir. Örneğin faiz dışı fazlanın belirli bir oranda hedeflenmesi mali kural uygulamasına benzer bir görünüm sergilese de ortada bir mali kural olabilmesi için devamlılık göstermesi, yani yasalara yazılması gerekir. 

6 Ekim 2017 Cuma

Kitaplar ve Dergiler

Ahmet Mumcu, Osmanlı Devletinde Siyaseten Katl, 4. Baskı, Phoenix Yayınları, 2017
Siyaseten katl yani siyasetin öngördüğünü yapabilmek için idam uygulaması eskiden beri var olan bir uygulamadır. Osmanlı Devletinde siyaseten katlin bir gelenek halini alması Fatih Sultan Mehmet’in Başveziri konumundaki Çandarlı Halil Paşa’yı idam ettirmesiyle başlamış ve artarak devam etmiştir. Fatih, ayrıca siyaseten katli kardeşin kardeşi öldürtmesine kadar getirmiştir. Fatih Kanunnamesinde yer alan “Ve her kimesneye evladımdan saltanat müyesser ola, karındaşların nizam-ı alem içün katl etmek münasiptir. Ekser ulema dahi tecviz itmiştir. Anında amil olalar.”  hükmü bu işi yasalaştırmıştır. Ahmet Mumcu bu çok önemli eserinde bu konuyu tarihsel perspektifi, geleneksel ve hukuki yönleriyle ele alıp derinlemesine inceliyor. Ben bu eseri sanırım 1980’lerde ilk kez okudum. Sonra kitabı birisine verdim ama kime verdiğimi hatırlayamadığım için kitabı geri de alamadım. Şimdi yeni baskısını görünce tekrar alıp tekrar okudum. İyi ki de kitabı geri almamışım, bu vesileyle tekrar okumak fırsatı buldum. Osmanlı’nın farklı bir yönünü tanımak ve anlamak için mutlaka okunması gereken bir kitap.

4 Ekim 2017 Çarşamba

Torba Yasa Faciası

Roma hukukunun önemli yasalarından birisi olan Lex Caecilia Didia M.Ö. 98 yılında Roma’da Caecellius Metellus Nepos ve Titus Didius adlarındaki iki konsül tarafından yürürlüğe sokulmuş. Yasa iki maddeden oluşuyor. İlk madde bir yasanın duyurulması ve oylanması için gerekli en az süreyi belirliyor. İkinci madde ise; “İnsanlar tek bir karmaşık yasada toplanmış farklı konular hakkında bir sonuca varmaya zorlanamazlar” hükmünü taşıyor. Yani yasanın ikinci maddesi, farklı konuların tek bir yasada toplanmasının doğru olmadığını, bunların ayrı yasalarla çıkarılması gerektiğini kurala bağlıyor. Böylelikle insanlar tek bir yasada toplanmış farklı konulardan beğendiğini kaybetmemek için beğenmediğini de kabul etmeye zorlanmamış oluyor.

2 Ekim 2017 Pazartesi

Enflasyon Hızları ve Ülke Kategorileri

Tanımlar
Özellikle küresel krizden sonra enflasyon sınıflandırmalarını özellikle de hızlarına göre enflasyon çeşitlerini yeniden gözden geçirmek gerekiyor. Şimdiye kadar yapılan sınıflandırmalar 3 ya da 4 kategoriyi kapsıyordu: Sürünen enflasyon, ılımlı enflasyon, yüksek enflasyon ve hiper enflasyon. Bu konuda benim önerim altı gruplu bir sınıflandırma yapılması şeklidedir. Sürünen enflasyon, düşük enflasyon, orta enflasyon, yüksek enflasyon, çok yüksek enflasyon, hiper enflasyon. Burada sunduğum kategorilerdeki oranlar da benim önerilerimdir.

Sürünen enflasyon; yüzde 0,1 – 1,0 arasında bir enflasyon oranını işaret eder. Bu enflasyon türünde ileriye ilişkin olarak enflasyon beklentileri hiçbir biçimde oluşmaz. Böyle bir enflasyon oranının ekonomiyi canlı tutmak açısından yararlı olduğu öne sürülür.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...