Ahlaki Tehlike ve SPK'nın Tasfiye Kararı
Bir fonun tasfiyeye girmesi yalnızca yatırımcının para kaybetmesi anlamına gelmez. Asıl önemli soru şudur: Bir fon başarısız olduğunda zararı kim taşır?
Bu soru bizi finansal
piyasalardaki önemli kavramlardan biri olan ahlaki tehlikeye götürüyor.
Daha fazla risk, daha fazla sorumluluk
Serbest fonlar, diğer yatırım
fonlarına kıyasla daha geniş bir yatırım ve işlem alanına sahip. Türev ürünler,
swaplar, yoğunlaşmış pozisyonlar veya daha düşük likiditeli varlıklar
kullanılabiliyor.
Bu esneklik yatırım stratejileri
açısından önemli bir avantaj. Ancak karşılığında daha güçlü bir risk yönetimi
gerekiyor. Çünkü yüksek riskli bir stratejide işler ters gittiğinde sorun
yalnızca portföy değerinin düşmesi değil; pozisyonların ne kadar hızlı ve hangi
fiyattan nakde çevrilebileceği meselesine dönüşüyor.
Ahlaki tehlike de burada ortaya
çıkıyor. Eğer riski alan aktör, başarısızlığın maliyetinin tamamını kendisinin
taşımayacağını düşünürse, normalden daha fazla risk alma teşviki oluşabilir.
Bu nedenle düzenlemenin temel
dengesi şu olmalı: Yatırımcı korunmalı, ancak risk alan aktör sistematik
biçimde kurtarılmamalı.
SPK’nın rolü
SPK'nın amacı böyle durumlarda
yatırımcıya garanti getiri sağlamak değil; sorunun büyümesini engellemek ve
yatırımcı varlıklarının kontrollü biçimde yönetilmesini sağlamak.
Nitekim 17 Eylül 2026'da SPK,
bazı portföy yönetim şirketlerinin fonlarına yönelik alım-satım kısıtlamaları
getirdi ve belirlenen bazı fonların tasfiyesine karar verdi.
Buradaki kritik nokta şu:
Tasfiye, yatırımcının parasının otomatik olarak sıfırlanması demek değildir.
Tasfiye sürecinde fonun sahip
olduğu varlıklar belirlenir, uygun şekilde nakde çevrilir, yükümlülükler
karşılanır ve kalan değer yatırımcıların hakları oranında dağıtılır.
Neden hızlıca her şey satılmıyor?
Tasfiye sürecinin en zor tarafı
likiditedir. Likiditesi yüksek bir hisse senedini satmak ile karmaşık bir türev
pozisyonunu veya düşük likiditeli bir varlığı nakde çevirmek aynı şey değil.
Her şeyi mümkün olduğunca hızlı
satmaya çalışmak, piyasa fiyatının altında satış yapılmasına ve yatırımcı
zararının büyümesine yol açabilir.
Bu nedenle iyi bir tasfiye
sürecinin amacı yalnızca hızlı satış değil, varlıkların mümkün olduğunca adil
değerle nakde çevrilmesidir. Bu da zaman alabilir.
Asıl ders
Bir fonun kötü performans
göstermesi, portföy yönetim şirketinin mali sorun yaşaması ve fonun tasfiyeye
girmesi birbirinden farklı durumları ifade ediyor.
Yatırımcı açısından asıl soru şu:
Fonun karşılığında hâlâ hangi varlıklar var ve bunlar tasfiye sonunda ne kadar
değere dönüşecek?
Bu nedenle bir fonu
değerlendirirken yalnızca geçmiş getiriye değil; yatırım stratejisine, likiditesine,
kaldıraç ve türev kullanımına, portföy yoğunlaşmasına ve tasfiye koşullarına da
bakmak gerekiyor.
Sonuçta finansal sistemin
kalitesi yalnızca iyi günlerde ne kadar kazandırdığıyla değil, kötü günlerde
kaybı nasıl yönettiğiyle de ölçülür.
Fatura Kime Çıkıyor?
Risk almak piyasanın doğal
parçasıdır. Ancak risk gerçekleştiğinde zararın kimin üzerinde kaldığı, piyasa
disiplininin temelini oluşturur.
Burada asıl tartışılması gereken
noktalardan biri de müdahalenin zamanlamasıdır.
Faaliyetleri durdurulan veya
tasfiye sürecine alınan fonlarda ortaya çıkan sorunların yalnızca SPK'nın son
kararlarıyla başladığını söylemek güç. Asıl soru, bu sorunların ne kadar
süredir biriktiği ve gerekli müdahalenin daha erken yapılıp yapılamayacağıdır.
Özellikle piyasa koşullarının çok
üzerinde getiriler vaat eden ve bu getirilerin nasıl üretildiği konusunda
yatırımcı açısından yeterli şeffaflığın bulunmadığı yapılarda, daha erken uyarı
ve daha etkin denetim büyük önem taşıyor. Çünkü sorun büyüdükçe yalnızca fon
yatırımcısının değil, bütün piyasanın güveni zarar görüyor. Daha da önemlisi,
böyle durumlarda ortaya çıkan zararın sonunda kim tarafından üstlenileceği
sorusu gündeme geliyor.
İşte ahlaki tehlike tam burada
ortaya çıkıyor. Eğer piyasa aktörleri, aşırı risk aldıklarında ortaya çıkan
zararın bir bölümünün sonunda başkaları tarafından üstlenileceğine inanırsa,
risk alma davranışı değişebilir. Kazanç özel kalırken zarar toplumsallaşırsa,
piyasa disiplini zayıflar.
Bu yalnızca finans piyasalarına
özgü bir sorun da değil. Vergisini zamanında ödemeyenlerin affedilmesi, belirli
dönemlerde cezaların silinmesi veya başarısız bir ekonomik faaliyetin
maliyetinin sistem tarafından üstlenileceği beklentisi aynı davranış sorununu
yaratabilir.
Buradaki mesele, zarar eden
yatırımcının cezalandırılması değil. Risk ile sorumluluğun aynı yerde kalmasını
sağlamak.
Devletin ve düzenleyici
kurumların görevi, yatırımcıyı piyasa riskinden tamamen korumak değil; piyasayı
şeffaf, denetlenebilir ve kurallara bağlı hale getirmek olmalı. Çünkü bir
sistemde insanlar, “Nasıl olsa işler ters giderse biri bizi kurtarır” diye
düşünmeye başladığında, alınan risklerin sınırı da ortadan kalkar.
İyi işleyen bir piyasanın temel
prensibi basittir: Kazanç özel ise, riskin maliyeti de mümkün olduğunca özel
kalmalıdır.
Sayın hocam
YanıtlaSilŞu anki mevzu 2001'deki bankacılık krizi ile aşağı yukarı aynı
Devlet göz göre göre bunların bu şekilde piyasayı manipüle etmesini izin verdi şimdi de riskin tamamınını yine halk çekiyor.
Bahsettiğiniz ahlaki tarafı ise hiçbir zaman ülkemizde gerçekleşmedi.
2001'de de şimdi de
Kazanç özel ,kayıp yani cereme genel oldu.
Bu daha çok 1980'li yıllardaki bankerler krizine benziyor. Bankaların batışını vatandaş göremezdi çünkü bankaların açık pozisyon vererek işlem yaptığını uzmanlar bile tam olarak görememişti. Ama bankerler krizinde piyasa faiz oranlarının iki üç katı faiz veren bir Ponzi sistemi kurulmuştu. Bu fonların yaptığı tam olarak aynı şeydi ve bunu yatırım yapanların da görmemesi mümkün değildi.
SilSayın Hocam burada daha önemli bir problem var kanımca. Bahse konu fonlar, hissedarların katkılarıyla oluşturdukları mali güçle portföyündeki hisse senetlerinin fiyatını futürsuzca artırmış. Bir hisse senedinin fiyatı nasıl bu kadar kısa sürede 30 tl den 3.500 tl ye çıkar. Bu tek bir hisse senedi için de geçerli değil. "Ben ekonomist değilim" ama bunun açık bir manipülasyon olduğunu görebiliyorum. Bu işlemi fonlar değil de şahıslar yapsa tutuklanırdı sanırım. Bu durumda böyle bir manipülasyonun organize olarak herkesin gözü önünde yapılmasına yetkili kurumlar tarafından çok uzun bir süre işlem yapılmamasını anlayamıyorum.
SilSonuç olarak borsadaki hacimi artıyorlardı, bundan dolayı da olabilir. İlk önce para girsin sonra yasaklarız demiş olabilir. Ayrıca fonlara giren para piyasalardan çekildi, ekonomiden bir süreliğine çıktı. Sonuç olarak fondaki paralarla işlemler yapıldı.
SilHocam teradaki ppf için napabilirz o paradan eksik mi alacağız
YanıtlaSilBu konularda henüz ayrıntılı açıklama yok. Süreç ilerledikçe SPK açıklama yapacaktır diye düşünüyorum.
SilYani yeterli finansal bilgisi ve finans okur yazarlığı olmayan yatırımcıların,bu tür fonlara girmemesi gerekir diyorsunuz Hocam.Eğer giriyorsanız,öngörülemeyen kazançlara talip olduğunuz gibi öngörülemeyen kayıplara da talipsiniz demektir.Sorumluluğun büyük kısmı sizdedir.Yediğiniz haltın maliyetini devlete,dolayısıyla kamuya yıkmak doğru değildir.
YanıtlaSil“İyi işleyen piyasadaki özel kazanç ve risk maliyeti” cümlenizden ben bunu anladım Hocam.
Saygılarımla.
Çok doğru ama tabii burada bu fonların aylarca, yıllarca bu düzeni sürdürmesine seyirci kalanların da sorumluluğu olmalı.
SilMuhakkak Hocam…
SilÇok bilgi kirliliği olduğu için bakamadım,bu ödeme güçlüğüne giren fonların kuruluş zamanlarına bakabildiniz mi Hocam?
Yani bu denetimle sorumlu kurum,yaşanan absürdlüğe ne kadar süre uyuyakalmış ya da göz yummuş?
MSCI uyarmasa bu daha da büyüyerek devam edecekti muhtemelen.
SilDesenize dış güçler ilk defa hayırlı bir iş yapmışlar!
SilEmeğinize sağlık hocam. Kamu ve özel bankaların fonlarında bu yaşanan durumun yaşanma ihtimali nedir hocam?
YanıtlaSilSağ olun. Bence fonların sağladığı uzun dönemli getirilere bakın. TL fonlarda piyasa faiz oranları dolayında (biraz üstü) getiri veriyorlarsa bu, topladıkları paraları tahvile, mevduata ve borsada sağlam şirketlere yatırdıklarını gösterir. Döviz fonlarda da yıllık yüzde 4 - 8 arası getiriler veren fonlarda sıkıntı olmayacağı düşünülebilir. Ama tabii bu banka bazında böyledir. Eğer piyasada bir çöküş yaşanırsa bu durumda yalnızca banka fonları değil her şey tehlikeye girer.
SilSorumu cevapladığınız için teşekkür ederim hocam.
Sil🙏
Silhocam, pyş lerin bankaları var. Fonlarında yüksek oranda kendi hisselerini taşıyor, üstüne bu fonlardan %2-%4 arası yönetim ücreti aldılar.. Neden fondaki hisselerinin tasviyesinde bu fon yönetim şirketleri kendi hisselerini alım zorunluluğu getirilmiyor? Hergün hisseleri -10% yazıyor.
YanıtlaSilBir de ikinci spk bülteninde 17 eylül 13.30 kıstas alınıyor. Ama ayın 17sinde verilen emirler reddedildi ve satış işlemi kapalı kaldı. Şimdi e rim reddedildi diye tasviye sürecine kaldık. Bu durumda ne yapabiliriz?
SPK yavaş yavaş ne yapılacağını açıklıyor. Onu izlemekte yarar var.
SilHocam ben de aynı 1980 lerin başındaki banker krizine benzettim ve de o yüzden kütüphanemin en köşesinde kalmış " Banker Skandalının Perde Arkası - Emin Çölaşan " adlı kitabı rafından indirdim. Hafta sonu tekrar okumaya çalışacağım.
YanıtlaSilBenzer çok olay yaşandı burada. Buna Ponzi Oyunu deniyor ama haklısınız en çok da bankerler krizine benziyor.
SilHocam son olaylarda yatırım tazmin merkezi devreye girebilir mi? Veya hangi koşulda girer?
YanıtlaSilHenüz bu konuda bir açıklama olmadı.
Sil• "Banker Kastelli"yi hatırlıyor musunuz Mahfi bey?
YanıtlaSil• 1980'li yıllarda maliye bakanlığı yapmış "Kaya Erdem"in o dönemde yaptığı açıklamaları hatırlıyor musunuz Mahfi bey?
• "Jet Fadıl (Fadıl Akgündüz)"ü hatırlıyor musunuz Mahfi bey?
Mahfi bey hatırĺar.
SilBen de aklıma gelenleri ekleyeyim:
Sil• Dövize yüksek faiz veren(!) İmar Bankası(Uzanlar)’nı hatırlıyor musunuz?
• Yine dövize yüksek faiz veren(!) Egebank(Yahya Demirel)’ı hatırlıyor musunuz?
• Titan Saadet Zinciri(Kenan Şeran)’ni hatırlıyor musunuz?
• Mavi Çarşı(Kaan Sarıaydın)’yı hatırlıyor musunuz?
• Sahip oldukları bankalardan reel sektördeki şirketlerine usulsüz krediler verip,ülkeyi 2001 krizine götüren patronları hatırlıyor musunuz?
(çok isim var yazamadım)
….
Örnekler çok fazla,geniş bir tarama yaparsak artabilir.Sıkıntı şu ki,buradaki hatırlama sorumluluğu sadece bizelere mi kalmalıdır?
Asıl hatırlaması(yada unutmaması) gereken devlet(bürokrasi) değil midir?
Benim bildiğim devlet, güçlü bir hafızaya sahip olan bir organizasyondur.
İşini doğru yapabilmesinin ilk koşullarından biri budur.
Peki burada hafıza nerede?
Güç nerede?
Devlet nerede?
Ben hepsini hatırlıyorum defalarca yazdım ama pek çok insan benzer tuzaklara gönüllü olarak koşuyorlar. Adam milleti dolandırıp batırıyor, hapse girip çıkıp tekrar dolandırıyor aynı insanlar yine paralarını aynı dolandırıcıya yatırıyor. Burası tuhaf bir yer.
SilHocam sayenizde bir akademisyen olarak doğru bilgiye ulaşıyorum.
YanıtlaSilNe mutlu bana.
SilEskinin banker olayına döndü iş. Tam bir Arap saçı. Serbesti de serbest olmayanı da aynı, işi bilmezsen. 2 sene önce Büyüyen (!) Fon almıştım. Yarısı gitti. Nedense hiç büyüyemedi. Dersimi aldım. Fon işine girmek için en az Mahfi Hoca gibi konunun uzmanı olmalı.
YanıtlaSilBen borsa ve fon konusunun uzmanı değilim, ben iktisatçıyım. Ama bu işlere girmek için iki şey gerektiğini biliyorum (paradan başka): (1) Fonun 1 yıllık geçmiş getirisi ortalamalara uygun mu yoksa anormallik mi gösteriyor? (2) Arkasında kurumsal bir yapı var mı?
SilHocam bu kararlar tasfiye sonrası portföy şirketlerininde kapanacağı gösteriyor?
YanıtlaSilOnu göstermiyor.
SilNeden Hocam bundan sonra kim niye bu şirketlere para yatırsın?
Silbu şirketlerin çoğusu sadece pörtföy işi yapmıyor çünkü.
SilHocam bütün bunlar MSCI yüzünden oldu.
YanıtlaSilMSCI olmasa sanki borsana para girecek.
SilEn azından olan para kalırdı.
SilMSCI uyarısı olmasa bu duruma göz yumulmaya devam edilecekti muhtemelen ve çok daha büyük bir krize yol açılacaktı.
SilEmeğinize sağlık hocam. Bu zamanlarda fikirlerinizi duymak özellikle çok kıymetli.
YanıtlaSilHocam peki finasman şirketi tarafındaki aktif müşteriler için bir yorumunuz var mıdır?
Normal olarak onlar açısından önemli bir sorun olmaması lazım.
SilBu yangının kontrol altına alınabilir düzeyde olduğunu mu düşünüyorsunuz yoksa zincirleme bir reaksiyonun başlangıç kıvılcımı olma riski var mı?
YanıtlaSilBurada her şey mümkün. Buraya gelene kadarki gelişmelere aldırmamış bir otoritenin bundan sonrasını nasıl yöneteceğini tahmin etmek kolay değil.
SilHocam öncelikle emeğinize sağlık. Ödemeler yapılsa bile mevcut sürecin sisteme karşı toplumsal güven kaybına yol açacağı ve açtığı aşikar. Sizce bununla ilgili önlem alınacak irade var mıdır ve alınacaksa bu önlemlerin kapsamı neler olması gerekiyor ?
YanıtlaSilİtibar kaybı zaten çok yüksekti şimdi iyice arttı. Bu durumda alınacak önlemlerin yarayı hemen kapatmasını beklemek biraz hayalcilik olur.
SilBen bu konuda yatırımcıyı sorumlu tutarım. Bu fonların içeriği zaten yayınlanıyordu, kârların manipülatif olduğu, bunun sürdürülemez olduğu belliydi. Yahu bir şirketi BIST30'a bile soktular, TUPRS'dan daha yüksek piyasa değeri oldu. He bende girmiştim, kâr tatlı gelmişti, istediğim kadarını alıp çıktım. Neden bu düzenleme şu an yapıldı, niye buna izin verildi denebilir. Orada da bunu ne zaman yasaklarsanız, yasaklayın zaten bu denecekti. 1 ay önce de yapsanız 1 yıl önce de yapsanız hatta kurulduğunda bile yapsanız bu denilebilirdi. Tek engelleyebileceğiniz şey fonların sadece belli kağıtlarda işlem yapmasına izin vermeniz olabilirdi. O da yapıldı, anlaşılan yetmemiş. ki o tamamen birden yapılsaydı, o zaman yine yatırımcı isyan edecekti "ben niye bu fonu aldım o zaman, yüksek getiri vermeyecekse" diye. Benim şaşırdığım PPF'ler oldu, onların tasfiyesini beklemiyordum. O konuda biraz daha kurumlara yük atılabilir, risk değeri 2/7 çünkü. Diğer sorumlu ise nitelikli yatırımcının hem yasal, hem yasal olmayan yollardan verilmesi. 1 milyon TL'ye nitelikli yatırımcı oluyordun. Sonunda 10 milyona çıkardılar, geç kaldılar hem de 10 milyon hâlâ az. Yasal olmayan yollarla da bazı aracı kurumlar çok sorgulamadan, mal varlığı için belge falan sormadan kişi adına nitelikli yatırımcı statüsünü bedavaya dağıttılar. Kısaca çok fazla suçlu var ama gülü seven dikenini katlabır da. O zamana kadar yüksek getiriyi kabul ettiysen, şimdi bunu da kabulleneceksin. ki başka yolu da yok zaten, bu kurumların elindeki mallar sınırlı. İlk başta borçlulara para ödenecek, sonra önce satanlara derken geriye kalanlara zaten para kalmayacak yada çok az kalacak. Geçmiş olsun kısaca. Mahfi Hocamız uyarıyordu, yapmayın dedi adam size. Dinlemediniz, dinleseydiniz böyle olmazdı.
YanıtlaSilBir yere kadar haklısınız, yatırımcı kumar oynar gibi davranırsa sonucuna katlanmak zorunda. Ama kamu otoritesi de işlerin bu noktaya gelmesine kadar sessiz kalmamalı. MSCI uyarısı olmasa bu adımlar da atılmayacak olay çok daha büyüyecekti.
SilBu işlerin geç yürümesinin ya al gülüm ver gülüm olduğunu yada bürokrasi'den dolayı olduğunu düşünüyorum. Ama kendi adıma MSCI'nin varlığından memnunum. O olmasa borsada muhtemelen şu anda 1 milyar TL piyasa değeri olmayan birkaç aya BIST30'a en tepeden girerdi. Ayrıca insanlar yanlış değerlendiriyor bence, MSCI uyarılarının sonrasında bu fonlardan yüklü para çıkışı olunca fonlar çökmeye başladı. 100 kişi çıkıyordu ama nakit giriş/çıkışı eksi milyarlara geliyordu. Büyük para MSCI'den dolayı mı çıkarmıştır, evet ama zaten eninde sonunda bu para çıkacaktı yada her zaman para girişi bu kadar çok olmayacaktı. O zamanki çöküşün yönetilmesi daha zor olurdu.
SilPara piyasası fonları düşük risk değil midir? O zaman buranın daha iyi denetlenmesi gerekmez miydi
YanıtlaSilHepsinin daha iyi denetlenmesi ve bu ponzi oyununa dönmüş hale gelmesine asla izin verilmemeliydi.
Silözellikle teranın fonlarının tasfiyesi çok sancılı olacak yatırımcılar parasının 3 te 1 ini kurtarırsa iyi
YanıtlaSilMahfi bey ben 16 Eylül 13:40'dan önce satış yaptım, tasfiyeden önce. Benim param ne olacak
YanıtlaSilBekle gör.
SilAçıklamalardan anladığım kadarıyla o tarihten önce satış emri verenlere ilerideki ödemelerde öncelik tanınacak.
SilKurallar net değilse aktörler istediği gibi at oynatıyor. Bunun ceremesini de vatandaş çekiyor. Bu zamana kadar önlem alınmamış, risk yönetimi yapılmamış, risk seviyesi 2/7 olan fonun bile temerrüde düşmesi sizce normal midir?
YanıtlaSilAslında kurallar net ama ülkenin kurallara uyma ve onları uygulama sorunu var. Anayasasını uygulamayan bir ülkede bu kurallara da uyulmuyor haliyle.
SilSPK, BBDK, REKABET KURULU, TMSF, MASAK. TAKASBANK gibi daha adını bilmediğim. Bir sürü kurum var.
YanıtlaSilBurada iyi ücretler alan bir sürü çalışan vardır.
Bunların görevi işler bu raddeye gelmeden işi çözmek değil midir?
Ama öyle olmuyor nedense, bir sabah kalkıyoruz İç işleri Bakanlığı olaya el koymuş, savcılar, gözaltılar, kayyumlar.
Bu kurumların işini yapıp yapmadığı hiç gündeme gelmiyor? Çalışanlar havadan mı maaş alıyorlar, yetkileri mi yetersiz, üzerlerine siyasi baskı mı var?
Benim hep söylediğim bir şey var: Siyaset teknik konulara karıştığında oradan hayır gelmez. Bir kurum kurmuşsanız ona yetki vermişseniz karışmayacaksınız ve sorumluluk da o kurumun olacak. Ama bizde öyle olmuyor.
SilHocam siyaset tamamen olmasa nasıl olurdu?
SilO zaman da onların yerine benzer yetkileri kullanan aynı hataları yapan yöneticiler çıkar ortaya. Önemli olan kim olursa olsun kurallara uymak ve uymayanlara gereken cezaları verebilmek. Bu da bizi hep konuştuğumuz hukukun üstünlüğü ilkesine götürüyor.
SilHocam iki tane sorum var, cevaplarsanız sevinirim. Hukuk üstünlüğü olan ülkelerde hukuk neye göre gelişiyor? Neden x ülkesinde hukuk üstünken y ülkesinde hukuk üstünlüğü yok oluyor.
Silİkincisi de hukuka, adalete aykırı oldupu düşünülen maddeler eklenince hukuk üstünlüğü "korunmuş" oluyor mu? Mesela amerika'da başkan eğer federal kapsamda suç değilse suçluyu affedebiliyor. Bu gibi maddeler hukukta hali hazırda bulunduğu için hukukun üstünlüğü zedelemez mi, yoksa hukukun üstünlüğü daha geniş bir kavram mı veya diyelim birkaç olay çıktı, bazı kesimlerin hakları hukuk yoluyla alındı, ondan sonraki hukukta bu insanların hakları yok, bu durumda bu ülkede hukuk var diyebilir miyiz?
Bana bu olay 82 banker krizini hatırlattı. Orada da tetikleyici bankerlere sertifka satmanın yasaklanması olmuştu. Burada da fonlara portföy sınırlaması getiren karar. Domino etkisi yaptı. Acaba daha iyi bir yöntem seçilemez miydi? Yatırımcıya daha az hasar verecek.
YanıtlaSilOlayı buraya getirmeyecek önlemler elbette alınabilirdi.
SilHocam emeğiniz için teşekkürler. fon ile ilgili olmasa da katılım finansman sistemi ile ilgili düşüncelerinizi merak ediyorum? Bddk denetim ve düzenlemesine tabi ama orada da bu tarz sorunlar oluşma ihtimali var mıdır?
YanıtlaSilOrası sanırım daha ciddi tutuluyor ama yine de her şey mümkün tabii.
SilYazınız için teşekkür ederim.
YanıtlaSilSağ olun.
SilHocam tasfiye edilen fonlar içinde büyüklük olarak 200 mia TL'yi aşan para piyasası fonları var. SPK risk değerlemesi 2 olmasına rağmen portföy içeriği maalesef çok zayıf bu fonlarda. Burda kötü niyetli bir ekosistem kurulmuş, halk yanıltılmış ve maalesef SPK burada sorumluluk sahibi.
YanıtlaSilHaklısınız.
SilTera'nin para piyasası fonunu aldım. Risk değeri 2 yazıyor. Ters repoda şunu yapmışlar, bunu yapmışlar, o yüzden riski yüksekmiş. O halde risk değeri daha yüksek olması gerekmiyor mu ki bu durumda ben de almayayım.
YanıtlaSilElbette öyle olmalıydı ve bunu denetleyen, izin veren otoritenin de bunu önlemesi gerekirdi.
SilHocam, bir yıldan uzun süredir bu durumu gördüğü halde tedbir almayan SPK'nun sorumluluğu ne olacak? İş fonların tasfiyesine gitmeden önleyici tedbir alınamaz mıydı?
YanıtlaSilSevgili Nadi Bey, Bolu'da yanan otelde kamu görevlilerine sorumluluk çıkarıldı mı? Çıkarıldıysa burada da SPK'ya sorumluluk çıkarılacak demektir. Tabii ki önlem alınabilirdi ve alınmalıydı. Ama yaşanan süreci bilmiyoruz. Acaba SPK önlem almak istedi de aldırılmadı mı? Bunları bilmeden bir şey diyemeyiz. Ama şurası bir gerçek ki MSCI uyarısı olmasa bu iş böyle çok daha feci bir sona doğru devam edip gidecekti.
SilHaklısınız Hocam, teşekkür ederim.
SilHocam bu işin arkasında da siyasetçiler çıkar, benden demesi. Ne kadar iyi şeyler varsa bürokratlardan, ne kadar kötü şey çıkarsa siyasetçilerdenmiş.
Sil:)
SilHocam, devletin denetim kurumları vaktinde, yani 2-3 yıl önce gerekli tedbirleri alsaydı işler bu noktaya gelmezdi. Mesela, bir hissenin 5.5 yılda 5 bin kat ya da 1.5 yılda 300 kata yakın artarak aynı şekilde ait olduğu fonu da böyle şişirmesi yetkililerin hiç mi dikkatlerini çekmedi? Böyle yatırımcılarını mağdur eden birçok hisse ve fon var.
YanıtlaSilHaklısınız. Bir üstteki yanıtımda değindim.
SilMSCI ın dikkatini çekti ve saçmalamayı kesin yoksa sizle işimiz olmaz dediler.
SilSayın Hocam,
YanıtlaSilOrtada organize bir suç var.Bu suçun faili devleti yönetenler diyebilir miyiz?
Ben maliye müfettişliği yaptığım için elde kanıtlar olmadan böyle bir suçlama yapamam. Kuşkulanırım ama suçlayamam.
SilHocam elinize sağlık. Bir an aklıma çiftlik bank geldi. Orda da inekler, tavuklar vardı. Adam soluğu Uruguay da almıştı. Saygılarımla Fatih Demirtaş
YanıtlaSilAma yöneticiler de vatandaş da o olaylardan ders almamış ki devamlı yenileri çıkıyor.
SilHocam yazınızı copy paste eden haber sitelerden pay almayacak mısınız?
YanıtlaSilBen bu bloğu ücretsiz, reklamsız sunuyorum ve bloğu referans vermek kaydıyla yazımı alıp yayınlamalarına da izin veriyorum ve herhangi bir ücret vb. talep etmiyorum.
SilHocam sizce son getirilen düzenleme ile gerçekten bu fonların kademeli olarak sığ hisselerden çıkıp daha likit hisselere geçmeleri hedeflendi mi? yoksa sorunun patlamadan çözülme ihtimali olmadığını bildikleri için yıkılmasını hedeflediler. Şundan dolayı diyorum düzenleme ile aslında bir likit sorunu yaşanacağı düşünülmüş ve bu yüzden valörü değiştirme yetkisi verilmiş. Pek madem şu şekilde ilerleyemezler miydi? Öncelikle ilk günden valörü örneğin günlük emir verilir ama 10 gün sonra ödenir şeklinde yani T+10 olacak şekilde başlasalar. Satış emirlerini de kısıtlasalardı ve bu şekilde herkesin bir anda satış vermesini yavaşlatsalardı. Birde tarih olarak 2 ay artı 2 ay yerine bir 2 ay daha ekleselerdi. bu durumda gerçekten bir yumuşak geçiş sağlanaz mıydı? Dünkü kurul toplantısında sorunun likitide sorunu olduğunu ve bunun için kredi limitlerini artırma kararı alıp peşine tasfiye kararı vermeleri sanki bana bile isteye patlamasını istemişler, kredi limiti ile de tasfiye kararının yaratacağı sorunu engellemek için almışlar gibi geliyor. katılırmısınız bilmem saygılarımla
YanıtlaSilBilmiyorum. Bunları tam olarak görmek ve değerlendirmek için daha fazla şeffaflığa ve ilgiye ihtiyaç var. Türkiye'de ne yazık ki şeffaflık yerlerde sürünüyor.
SilDestek Faktoring 07.02.2025 tarihinde 56,80 TL'den Tera aracılığıyla halka açıldı.Kısa sürede 3.960 TL'yi gördü. Faktoring işi yapan bir şirketin birim hisse değeri 18 ayda 70 kat arttı.. Borsada en değerli 2. şirket olarak Koç, Garanti Bankası, THY gibi derinliği olan şirketleri geçti. Tek geçemediği Aselsan oldu. Bu olağanüstü durum yetkili ve sorumlu kurumlarımızın nasıl dikkatini çekmedi anlaşılır gibi değil.
YanıtlaSilÇekmiş de olabilir. Bazen yetki vardır sorumluluk yoktur bazen de yetki yoktur sorumluluk vardır.
Sil2001’de abd’de başlayıp dünyaya yayılan küresel kriz üzerine zamanında hayli araştırma ve okumalar yaptım Hocam.Gerek sizin yazılarınızdan gerek kitaplarınızdan bu konuda çok bilgi aldım.Farklı kaynaklardan da okumalar yaptım.Bir çok ciddi ismin konu hakkındaki yazılarını okudum,açıklamalarını dinledim.Notlar aldım.
YanıtlaSilKendi ölçeğimde bu krizi iyi analiz ettiğimi düşünüyorum.Görüyorum ki o kriz ile bizde yaşanan bu son fon krizinin örtüştüğü noktalar var.
Ölçeği dışında benzer hataların benzer sonuçlara sebep olduğunu görüyorum.
• Benzerliğin ilki yatırımcı tarafında.Yatırımcıların adeta hipnoza girmiş bir ruh haliyle hep alım yapmaları ve hep kazanacaklarını düşünmeleri…
Aç gözlülük ve bitmeyen kazanma hırsı.
Hatırlayınız o dönemde abd uzun vadeli faizleri hep düşük kalıyordu ve ev fiyatları da devamlı yükseliyordu.Herkes düşük ve uzun vadeli faizle ev alıyordu.Daha onun ödemesi bitmeden,aldığından yüksek bir fiyata evi satıp kâr ediyordu.Sonra gidip yeni bir kredi alıp yeni bir ev daha alıyordu.Tabii sattığı evin/evlerin kredisini ödemeye devam ediyordu.Sattığı evlerden görece kâr eden ama birden çok evin kredisini ödemeye devam eden bir yatırımcı profili ortaya çıktı.Bir süre sonra bu profilin sayısı milyonlarca kişiye ulaştı.Faizlerin hep aynı kalacağı illüzyonu üzerinden bu satın alma-kâr etme davranışı bütün ülkeyi sardı.Krizin fitili böyle ateşlendi.
• Benzerliğin diğer tarafında da düzenleyici-denetleyici kurumlar vardı.Bu balon oluşurken,aynı bu fon olayında olduğu gibi,abd deki yetkili kurumlar da sadece seyrettiler.Her iki olayda da bürokratik atalet var.Çok iyi hatırlıyorum.İki eski fed başkanı yıllar sonra bu krizle ilgili benzer açıklamalar yapmışlardı.Kendilerini özetle şöyle savunuyorlardı:”abd tahvillerine uzak doğu ve özellikle Çin kaynaklı o kadar yüksek talep vardı ki,faizler bu nedenle hep düşük kalıyordu.”
Krizin nedenini sadece abd tahvillerine olan talebe ve faizlerin hep düşük kalmasına bağlamışlardı!
Balon oluşmaması için;kişilere kredisınırlaması getirilmesi,bankaların kredi verme kriterlerinin değiştirilmesi,ev satışlarının sınırlandırılması,yurt dışından gelen kaynağın kamu sağlığı hizmetleri veya ülke alt yapı için yönlendirilmesi vs. gibi seçenekler neden değerlendirilmedi diye soruldu mu acaba bu yetkililere?
…
Hocam benim anladığım bu yerel veya küresel ponzilerin oluşmasının gerçek sebebi bizzat kapitalizmin doğası.Finansal sistem küreselleştikçe,büyüdükçe ve sermayenin hareket serbestliği oldukça,bu ve benzeri krizlerin her zaman yaşanma ihtimali vardır.Tıbbi terminolojiye atıfla ifade ermek gerekirse,kapital birikimin doğduğu her yerde bu virüste onunla birlikte doğar ve hep bünyede varolur.Soru,ne zaman aktive olup hastalık üreteceğidir.
Bu büyüklükteki paraları denetlemek ve krizlerin önüne geçmek,yerel otoritelerle veya devlet kurumlarıyla bence mümkün değil.Çünkü bu “saadet zincirlerini”kuranların yetkinlikleri ve hareket hızları,denetleyici mekânizmaların ya çok önünde ya da bu kurumlarda çalışan kadrolar oluşan balonlara yummak üzere satın alınmışlar!
Kapitalizm,bu haliyle varoldukça,bu krizleri ve saadet zincirlerini her zaman üretir.
Kusura bakmasınlar ama aç gözlülük ve bitmeyen hırsla yatırım yapanlar için sığınılacak bir liman yoktur.Hırslarının bedelini kendileri ödemek zorundadırlar.
Kumarda kaybettiğin parayı devletten(kamudan) talep edemezsin.
Devlete,bu kumar masasına neden izin verdin diye sorabilirsin tabii ama onu da o masaya oturmadan önce yapman gerekir.
Devletin görevinin başladığı yerde aslında tam bu noktadır;
Neyin yatırım yapmak,neyin para biriktirmek,neyin hisse senedi almak,neyin fon almak ve neyin kumar oynamak olduğunun ayrımını doğru yapmalı;denetleme mekânizmalarını kurmayı ve toplumun finansal farkındalığını arttırmayı bu felsefe üzerine inşa etmelidir.
Saygılarımla.
Ekonomi bilimi (eğer bilimse), çok emek, bilgi, analiz ve de zeka gerektirir. Bana göre, Matematik Ekonominin omurgasıdır. Elbette, Ülkede çok iyi Ekonomistler vardır. Ama Toplumun bilgi seviyesi ortadadır; Matematik, Fizik en sevilmeyen derslerdir Toplumun gözünde. Fakat herkes kısa zamanda yüksek para kazanmaya çalışır, oysa para kazanmak dünyanın en zor işidir, öyle de olmalıdır. Ben, adının yazmasını bilmeyen insanların Müteahhitlik yaptığını, depremi gerçekleştiren fayların ne olduğunu bilmeyen Diploması olan İnşaat Mühendisini gördüm. Alakası yok, ama normal seviyede Arapça bilmeyen Diyanet İşleri Başkanlarını gördüm.
YanıtlaSilBenim bildiğim kadarı ile: Normalde bu kurumlar tasarruf toplamaya yetkili olmayan "aracı" kurumlar.
YanıtlaSilYani biz bu kurumlardan bir fon aldığımızda o da karşılığında bir kağıt alır ve tak diye TEFAŞ sistemine düşer, girip görebiliriz.
Bunu SPK dakiler de görür. SPK ayrıca bu "aracı" kurumların elinde ne kadar ne var görür bizden farklı olarak.
Yani müşteriler bunlardan ne kadarlık PPF, Altın Fonu veya BİST100 fonu vs. almışsa SPK bilir, ayrıca bu aracıların da ne aldıklarını bilir. Arada fark var ise uyarır (sanırım).
Peki Hocam durum buyken zincir nerede kopuyor?
Yani yatırımcı müşteriler şişirilmiş saçma fonlar almışlarsa ve onların değeri düşmüşse bu onların riskidir zaten.
Ama aracı firma, müşterisine, Örneğin: BİST100 fonu diye satıp aldığı parayı şişirilmiş riskli kağıtlara yatırmışsa veya yemişse bu da SPK nın yakalaması gereken bir durum değil midir?