Ahlaki Tehlike ve SPK'nın Tasfiye Kararı

Bir fonun tasfiyeye girmesi yalnızca yatırımcının para kaybetmesi anlamına gelmez. Asıl önemli soru şudur: Bir fon başarısız olduğunda zararı kim taşır?

Bu soru bizi finansal piyasalardaki önemli kavramlardan biri olan ahlaki tehlikeye götürüyor.

Daha fazla risk, daha fazla sorumluluk

Serbest fonlar, diğer yatırım fonlarına kıyasla daha geniş bir yatırım ve işlem alanına sahip. Türev ürünler, swaplar, yoğunlaşmış pozisyonlar veya daha düşük likiditeli varlıklar kullanılabiliyor.

Bu esneklik yatırım stratejileri açısından önemli bir avantaj. Ancak karşılığında daha güçlü bir risk yönetimi gerekiyor. Çünkü yüksek riskli bir stratejide işler ters gittiğinde sorun yalnızca portföy değerinin düşmesi değil; pozisyonların ne kadar hızlı ve hangi fiyattan nakde çevrilebileceği meselesine dönüşüyor.

Ahlaki tehlike de burada ortaya çıkıyor. Eğer riski alan aktör, başarısızlığın maliyetinin tamamını kendisinin taşımayacağını düşünürse, normalden daha fazla risk alma teşviki oluşabilir.

Bu nedenle düzenlemenin temel dengesi şu olmalı: Yatırımcı korunmalı, ancak risk alan aktör sistematik biçimde kurtarılmamalı.

SPK’nın rolü

SPK'nın amacı böyle durumlarda yatırımcıya garanti getiri sağlamak değil; sorunun büyümesini engellemek ve yatırımcı varlıklarının kontrollü biçimde yönetilmesini sağlamak.

Nitekim 17 Eylül 2026'da SPK, bazı portföy yönetim şirketlerinin fonlarına yönelik alım-satım kısıtlamaları getirdi ve belirlenen bazı fonların tasfiyesine karar verdi.

Buradaki kritik nokta şu: Tasfiye, yatırımcının parasının otomatik olarak sıfırlanması demek değildir.

Tasfiye sürecinde fonun sahip olduğu varlıklar belirlenir, uygun şekilde nakde çevrilir, yükümlülükler karşılanır ve kalan değer yatırımcıların hakları oranında dağıtılır.

Neden hızlıca her şey satılmıyor?

Tasfiye sürecinin en zor tarafı likiditedir. Likiditesi yüksek bir hisse senedini satmak ile karmaşık bir türev pozisyonunu veya düşük likiditeli bir varlığı nakde çevirmek aynı şey değil.

Her şeyi mümkün olduğunca hızlı satmaya çalışmak, piyasa fiyatının altında satış yapılmasına ve yatırımcı zararının büyümesine yol açabilir.

Bu nedenle iyi bir tasfiye sürecinin amacı yalnızca hızlı satış değil, varlıkların mümkün olduğunca adil değerle nakde çevrilmesidir. Bu da zaman alabilir.

Asıl ders

Bir fonun kötü performans göstermesi, portföy yönetim şirketinin mali sorun yaşaması ve fonun tasfiyeye girmesi birbirinden farklı durumları ifade ediyor.

Yatırımcı açısından asıl soru şu: Fonun karşılığında hâlâ hangi varlıklar var ve bunlar tasfiye sonunda ne kadar değere dönüşecek?

Bu nedenle bir fonu değerlendirirken yalnızca geçmiş getiriye değil; yatırım stratejisine, likiditesine, kaldıraç ve türev kullanımına, portföy yoğunlaşmasına ve tasfiye koşullarına da bakmak gerekiyor.

Sonuçta finansal sistemin kalitesi yalnızca iyi günlerde ne kadar kazandırdığıyla değil, kötü günlerde kaybı nasıl yönettiğiyle de ölçülür.

Fatura Kime Çıkıyor?

Risk almak piyasanın doğal parçasıdır. Ancak risk gerçekleştiğinde zararın kimin üzerinde kaldığı, piyasa disiplininin temelini oluşturur.

Burada asıl tartışılması gereken noktalardan biri de müdahalenin zamanlamasıdır.

Faaliyetleri durdurulan veya tasfiye sürecine alınan fonlarda ortaya çıkan sorunların yalnızca SPK'nın son kararlarıyla başladığını söylemek güç. Asıl soru, bu sorunların ne kadar süredir biriktiği ve gerekli müdahalenin daha erken yapılıp yapılamayacağıdır.

Özellikle piyasa koşullarının çok üzerinde getiriler vaat eden ve bu getirilerin nasıl üretildiği konusunda yatırımcı açısından yeterli şeffaflığın bulunmadığı yapılarda, daha erken uyarı ve daha etkin denetim büyük önem taşıyor. Çünkü sorun büyüdükçe yalnızca fon yatırımcısının değil, bütün piyasanın güveni zarar görüyor. Daha da önemlisi, böyle durumlarda ortaya çıkan zararın sonunda kim tarafından üstlenileceği sorusu gündeme geliyor.

İşte ahlaki tehlike tam burada ortaya çıkıyor. Eğer piyasa aktörleri, aşırı risk aldıklarında ortaya çıkan zararın bir bölümünün sonunda başkaları tarafından üstlenileceğine inanırsa, risk alma davranışı değişebilir. Kazanç özel kalırken zarar toplumsallaşırsa, piyasa disiplini zayıflar.

Bu yalnızca finans piyasalarına özgü bir sorun da değil. Vergisini zamanında ödemeyenlerin affedilmesi, belirli dönemlerde cezaların silinmesi veya başarısız bir ekonomik faaliyetin maliyetinin sistem tarafından üstlenileceği beklentisi aynı davranış sorununu yaratabilir.

Buradaki mesele, zarar eden yatırımcının cezalandırılması değil. Risk ile sorumluluğun aynı yerde kalmasını sağlamak.

Devletin ve düzenleyici kurumların görevi, yatırımcıyı piyasa riskinden tamamen korumak değil; piyasayı şeffaf, denetlenebilir ve kurallara bağlı hale getirmek olmalı. Çünkü bir sistemde insanlar, “Nasıl olsa işler ters giderse biri bizi kurtarır” diye düşünmeye başladığında, alınan risklerin sınırı da ortadan kalkar.

İyi işleyen bir piyasanın temel prensibi basittir: Kazanç özel ise, riskin maliyeti de mümkün olduğunca özel kalmalıdır.

Yorumlar

  1. Sayın hocam
    Şu anki mevzu 2001'deki bankacılık krizi ile aşağı yukarı aynı
    Devlet göz göre göre bunların bu şekilde piyasayı manipüle etmesini izin verdi şimdi de riskin tamamınını yine halk çekiyor.
    Bahsettiğiniz ahlaki tarafı ise hiçbir zaman ülkemizde gerçekleşmedi.
    2001'de de şimdi de
    Kazanç özel ,kayıp yani cereme genel oldu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu daha çok 1980'li yıllardaki bankerler krizine benziyor. Bankaların batışını vatandaş göremezdi çünkü bankaların açık pozisyon vererek işlem yaptığını uzmanlar bile tam olarak görememişti. Ama bankerler krizinde piyasa faiz oranlarının iki üç katı faiz veren bir Ponzi sistemi kurulmuştu. Bu fonların yaptığı tam olarak aynı şeydi ve bunu yatırım yapanların da görmemesi mümkün değildi.

      Sil
    2. Sayın Hocam burada daha önemli bir problem var kanımca. Bahse konu fonlar, hissedarların katkılarıyla oluşturdukları mali güçle portföyündeki hisse senetlerinin fiyatını futürsuzca artırmış. Bir hisse senedinin fiyatı nasıl bu kadar kısa sürede 30 tl den 3.500 tl ye çıkar. Bu tek bir hisse senedi için de geçerli değil. "Ben ekonomist değilim" ama bunun açık bir manipülasyon olduğunu görebiliyorum. Bu işlemi fonlar değil de şahıslar yapsa tutuklanırdı sanırım. Bu durumda böyle bir manipülasyonun organize olarak herkesin gözü önünde yapılmasına yetkili kurumlar tarafından çok uzun bir süre işlem yapılmamasını anlayamıyorum.

      Sil
    3. Sonuç olarak borsadaki hacimi artıyorlardı, bundan dolayı da olabilir. İlk önce para girsin sonra yasaklarız demiş olabilir. Ayrıca fonlara giren para piyasalardan çekildi, ekonomiden bir süreliğine çıktı. Sonuç olarak fondaki paralarla işlemler yapıldı.

      Sil
    4. Yatirim yapanlarin ponziyi görmemesi mümkün degil de hocam devlet kurumlari yatırım yapan yurttastan daha fazla bilgi ve yetkiye sahip, devlet çok daha erken tedbir alamaz miydi?

      Sil
  2. Hocam teradaki ppf için napabilirz o paradan eksik mi alacağız

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konularda henüz ayrıntılı açıklama yok. Süreç ilerledikçe SPK açıklama yapacaktır diye düşünüyorum.

      Sil
    2. Banker Kastelli Tunusa kaçınca tekrar döneceğim bu ülkenin denizi ve krizi bitmez demişti.Bankada çalışmaya başlamıştım.Neticede döndü ve emlak işinde gene tokatlamıştı.

      Sil
  3. Yani yeterli finansal bilgisi ve finans okur yazarlığı olmayan yatırımcıların,bu tür fonlara girmemesi gerekir diyorsunuz Hocam.Eğer giriyorsanız,öngörülemeyen kazançlara talip olduğunuz gibi öngörülemeyen kayıplara da talipsiniz demektir.Sorumluluğun büyük kısmı sizdedir.Yediğiniz haltın maliyetini devlete,dolayısıyla kamuya yıkmak doğru değildir.
    “İyi işleyen piyasadaki özel kazanç ve risk maliyeti” cümlenizden ben bunu anladım Hocam.
    Saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru ama tabii burada bu fonların aylarca, yıllarca bu düzeni sürdürmesine seyirci kalanların da sorumluluğu olmalı.

      Sil
    2. Muhakkak Hocam…
      Çok bilgi kirliliği olduğu için bakamadım,bu ödeme güçlüğüne giren fonların kuruluş zamanlarına bakabildiniz mi Hocam?
      Yani bu denetimle sorumlu kurum,yaşanan absürdlüğe ne kadar süre uyuyakalmış ya da göz yummuş?

      Sil
    3. MSCI uyarmasa bu daha da büyüyerek devam edecekti muhtemelen.

      Sil
    4. Desenize dış güçler ilk defa hayırlı bir iş yapmışlar!

      Sil
  4. Emeğinize sağlık hocam. Kamu ve özel bankaların fonlarında bu yaşanan durumun yaşanma ihtimali nedir hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağ olun. Bence fonların sağladığı uzun dönemli getirilere bakın. TL fonlarda piyasa faiz oranları dolayında (biraz üstü) getiri veriyorlarsa bu, topladıkları paraları tahvile, mevduata ve borsada sağlam şirketlere yatırdıklarını gösterir. Döviz fonlarda da yıllık yüzde 4 - 8 arası getiriler veren fonlarda sıkıntı olmayacağı düşünülebilir. Ama tabii bu banka bazında böyledir. Eğer piyasada bir çöküş yaşanırsa bu durumda yalnızca banka fonları değil her şey tehlikeye girer.

      Sil
    2. Sorumu cevapladığınız için teşekkür ederim hocam.

      Sil
  5. hocam, pyş lerin bankaları var. Fonlarında yüksek oranda kendi hisselerini taşıyor, üstüne bu fonlardan %2-%4 arası yönetim ücreti aldılar.. Neden fondaki hisselerinin tasviyesinde bu fon yönetim şirketleri kendi hisselerini alım zorunluluğu getirilmiyor? Hergün hisseleri -10% yazıyor.
    Bir de ikinci spk bülteninde 17 eylül 13.30 kıstas alınıyor. Ama ayın 17sinde verilen emirler reddedildi ve satış işlemi kapalı kaldı. Şimdi e rim reddedildi diye tasviye sürecine kaldık. Bu durumda ne yapabiliriz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. SPK yavaş yavaş ne yapılacağını açıklıyor. Onu izlemekte yarar var.

      Sil
  6. Hocam ben de aynı 1980 lerin başındaki banker krizine benzettim ve de o yüzden kütüphanemin en köşesinde kalmış " Banker Skandalının Perde Arkası - Emin Çölaşan " adlı kitabı rafından indirdim. Hafta sonu tekrar okumaya çalışacağım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benzer çok olay yaşandı burada. Buna Ponzi Oyunu deniyor ama haklısınız en çok da bankerler krizine benziyor.

      Sil
  7. Hocam son olaylarda yatırım tazmin merkezi devreye girebilir mi? Veya hangi koşulda girer?

    YanıtlaSil
  8. • "Banker Kastelli"yi hatırlıyor musunuz Mahfi bey?

    • 1980'li yıllarda maliye bakanlığı yapmış "Kaya Erdem"in o dönemde yaptığı açıklamaları hatırlıyor musunuz Mahfi bey?

    • "Jet Fadıl (Fadıl Akgündüz)"ü hatırlıyor musunuz Mahfi bey?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mahfi bey hatırĺar.

      Sil
    2. Ben de aklıma gelenleri ekleyeyim:

      • Dövize yüksek faiz veren(!) İmar Bankası(Uzanlar)’nı hatırlıyor musunuz?
      • Yine dövize yüksek faiz veren(!) Egebank(Yahya Demirel)’ı hatırlıyor musunuz?
      • Titan Saadet Zinciri(Kenan Şeran)’ni hatırlıyor musunuz?
      • Mavi Çarşı(Kaan Sarıaydın)’yı hatırlıyor musunuz?
      • Sahip oldukları bankalardan reel sektördeki şirketlerine usulsüz krediler verip,ülkeyi 2001 krizine götüren patronları hatırlıyor musunuz?
      (çok isim var yazamadım)
      ….
      Örnekler çok fazla,geniş bir tarama yaparsak artabilir.Sıkıntı şu ki,buradaki hatırlama sorumluluğu sadece bizelere mi kalmalıdır?
      Asıl hatırlaması(yada unutmaması) gereken devlet(bürokrasi) değil midir?
      Benim bildiğim devlet, güçlü bir hafızaya sahip olan bir organizasyondur.
      İşini doğru yapabilmesinin ilk koşullarından biri budur.

      Peki burada hafıza nerede?
      Güç nerede?
      Devlet nerede?

      Sil
    3. Ben hepsini hatırlıyorum defalarca yazdım ama pek çok insan benzer tuzaklara gönüllü olarak koşuyorlar. Adam milleti dolandırıp batırıyor, hapse girip çıkıp tekrar dolandırıyor aynı insanlar yine paralarını aynı dolandırıcıya yatırıyor. Burası tuhaf bir yer.

      Sil
    4. Egebank Murat Demirel olacaktı.O dönemde bankadaydım. Kredi izleme müdürü idim.Daha önceden tanıyordum.Hiç bir işe bulaşmadım.Sonu çok önceden görmüştüm.

      Sil
    5. Dolandırıcının tam ismi Yahya Murat Demirel’miş!
      “Sonu çok önceden gördüm” demişsiniz ya,sadece siz mi görmüştünüz yoksa bütün üst kademe çalışanlar aynı sonu biliyorlar mıydı?

      Sil
  9. Hocam sayenizde bir akademisyen olarak doğru bilgiye ulaşıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kaptan Ahap da moby Dick’in peşinden yok etmek için gitti. Hırsı ve inadı onu, gemisi ve mürettabıyla birlikte okyanusun karanlık sularına gömdü.
      Bu ne hırs. Ameliyat parasını, karısından gizli altınlarını satıp vb. yatırıp oynamışlar. Kazansalardı olacak mıydı haberimiz?
      Hocam çok ama çok haklısınız kazanç özel ise kayıpta özel olmalı. “20 milyar $” ın ceremesini kamu çekmemeli.

      Sil
  10. Eskinin banker olayına döndü iş. Tam bir Arap saçı. Serbesti de serbest olmayanı da aynı, işi bilmezsen. 2 sene önce Büyüyen (!) Fon almıştım. Yarısı gitti. Nedense hiç büyüyemedi. Dersimi aldım. Fon işine girmek için en az Mahfi Hoca gibi konunun uzmanı olmalı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben borsa ve fon konusunun uzmanı değilim, ben iktisatçıyım. Ama bu işlere girmek için iki şey gerektiğini biliyorum (paradan başka): (1) Fonun 1 yıllık geçmiş getirisi ortalamalara uygun mu yoksa anormallik mi gösteriyor? (2) Arkasında kurumsal bir yapı var mı?

      Sil
  11. Hocam bu kararlar tasfiye sonrası portföy şirketlerininde kapanacağı gösteriyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Neden Hocam bundan sonra kim niye bu şirketlere para yatırsın?

      Sil
    2. bu şirketlerin çoğusu sadece pörtföy işi yapmıyor çünkü.

      Sil
    3. Ödemeler yapıldıktan sonra başka iş yapacak paraları kalırsa..

      Sil
  12. Hocam bütün bunlar MSCI yüzünden oldu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. MSCI olmasa sanki borsana para girecek.

      Sil
    2. En azından olan para kalırdı.

      Sil
    3. MSCI uyarısı olmasa bu duruma göz yumulmaya devam edilecekti muhtemelen ve çok daha büyük bir krize yol açılacaktı.

      Sil
  13. Emeğinize sağlık hocam. Bu zamanlarda fikirlerinizi duymak özellikle çok kıymetli.
    Hocam peki finasman şirketi tarafındaki aktif müşteriler için bir yorumunuz var mıdır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Normal olarak onlar açısından önemli bir sorun olmaması lazım.

      Sil
  14. Bu yangının kontrol altına alınabilir düzeyde olduğunu mu düşünüyorsunuz yoksa zincirleme bir reaksiyonun başlangıç kıvılcımı olma riski var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Burada her şey mümkün. Buraya gelene kadarki gelişmelere aldırmamış bir otoritenin bundan sonrasını nasıl yöneteceğini tahmin etmek kolay değil.

      Sil
    2. Bence en iyi gösterge REKLAMLAR.. Eğer bir şeyin reklamları her gün her yerde boy boy gösteriliyor. Bu reklamlarda ünlüler oynuyorsa çok dikkat etmek ve kesinlikle uzak durmak gerekir diye düşünüyorum. Her gün her yerde CartEvim CurtArabam reklamlarını görürken, bakalım ne zaman patlayacak diye 2 yıldır bekliyorum. İşte patladı. İçlerinde belki gerçekten dürüst olanlarda yanacak şimdi. Ama benim ilgilendiğim daha başka bir şey hocam. Tıpkı 2008 Mortgage krizindeki gibi (Orada da bankalar domino etkisiyle peş peşe batmasın ve tüm finansal sistem kilitlenmesin diye, USD PARA ENJEKSİYONU yapılmıştı. Batan sadece 3-5 bankaydı hatırladığım kadarıyla) Ama tabii adamın parası USD ve dünya ticaretinin %80 den fazlası hala dolarla yapılıyor, neredeyse sıfır maliyetle basıyor doları ve enjeksiyon yapabiliyor. Ama sonrada hem petrol hemde altın fiyatları hemde enflasyonları uçup gitmişti ŞİMDİ; benim anladığım kadarıyla bu fonların yanında bankalarda patır patır çökmesinler diye borçlanma oranları bir anda 10 kat arttırıldı. Yani benzer bir şekilde bizde de para enjeksiyonu (ama TRY enjeksiyonu) yapılacak. Bu bizi %300-500 enflasyona götürebilir mi? Şu anda bile dünyanın dolar bazında en pahalı ülkesi haline gelmişiz, Tüm merkezler faiz arttırma sürecine girdiler bile. Bu durumda biz ne yapacağız? Anlaşılan o ki şu başkanlık sistemine geçtikten sonra özellikle de şu son 10 yıl onunda son 5 yılında burnumuz çöpten çıkmadı, belimiz hiç doğrulmadı ama bu yaşadıklarımız daha başlangıç gibi geliyor bana. Siz siyasetten tamamen uzak duruyor ve tarafsızsınız, bende buna zaten saygı duyuyorum ama talebimi de yineliyorum, hem global ölçekte hemde türkiye genelinde sizin bu konuda ki analiz ve görüşlerinizi çok merak ediyorum açıkçası. Saygılar Sevgiler..

      Sil
  15. Hocam öncelikle emeğinize sağlık. Ödemeler yapılsa bile mevcut sürecin sisteme karşı toplumsal güven kaybına yol açacağı ve açtığı aşikar. Sizce bununla ilgili önlem alınacak irade var mıdır ve alınacaksa bu önlemlerin kapsamı neler olması gerekiyor ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İtibar kaybı zaten çok yüksekti şimdi iyice arttı. Bu durumda alınacak önlemlerin yarayı hemen kapatmasını beklemek biraz hayalcilik olur.

      Sil
  16. Ben bu konuda yatırımcıyı sorumlu tutarım. Bu fonların içeriği zaten yayınlanıyordu, kârların manipülatif olduğu, bunun sürdürülemez olduğu belliydi. Yahu bir şirketi BIST30'a bile soktular, TUPRS'dan daha yüksek piyasa değeri oldu. He bende girmiştim, kâr tatlı gelmişti, istediğim kadarını alıp çıktım. Neden bu düzenleme şu an yapıldı, niye buna izin verildi denebilir. Orada da bunu ne zaman yasaklarsanız, yasaklayın zaten bu denecekti. 1 ay önce de yapsanız 1 yıl önce de yapsanız hatta kurulduğunda bile yapsanız bu denilebilirdi. Tek engelleyebileceğiniz şey fonların sadece belli kağıtlarda işlem yapmasına izin vermeniz olabilirdi. O da yapıldı, anlaşılan yetmemiş. ki o tamamen birden yapılsaydı, o zaman yine yatırımcı isyan edecekti "ben niye bu fonu aldım o zaman, yüksek getiri vermeyecekse" diye. Benim şaşırdığım PPF'ler oldu, onların tasfiyesini beklemiyordum. O konuda biraz daha kurumlara yük atılabilir, risk değeri 2/7 çünkü. Diğer sorumlu ise nitelikli yatırımcının hem yasal, hem yasal olmayan yollardan verilmesi. 1 milyon TL'ye nitelikli yatırımcı oluyordun. Sonunda 10 milyona çıkardılar, geç kaldılar hem de 10 milyon hâlâ az. Yasal olmayan yollarla da bazı aracı kurumlar çok sorgulamadan, mal varlığı için belge falan sormadan kişi adına nitelikli yatırımcı statüsünü bedavaya dağıttılar. Kısaca çok fazla suçlu var ama gülü seven dikenini katlabır da. O zamana kadar yüksek getiriyi kabul ettiysen, şimdi bunu da kabulleneceksin. ki başka yolu da yok zaten, bu kurumların elindeki mallar sınırlı. İlk başta borçlulara para ödenecek, sonra önce satanlara derken geriye kalanlara zaten para kalmayacak yada çok az kalacak. Geçmiş olsun kısaca. Mahfi Hocamız uyarıyordu, yapmayın dedi adam size. Dinlemediniz, dinleseydiniz böyle olmazdı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir yere kadar haklısınız, yatırımcı kumar oynar gibi davranırsa sonucuna katlanmak zorunda. Ama kamu otoritesi de işlerin bu noktaya gelmesine kadar sessiz kalmamalı. MSCI uyarısı olmasa bu adımlar da atılmayacak olay çok daha büyüyecekti.

      Sil
    2. Bu işlerin geç yürümesinin ya al gülüm ver gülüm olduğunu yada bürokrasi'den dolayı olduğunu düşünüyorum. Ama kendi adıma MSCI'nin varlığından memnunum. O olmasa borsada muhtemelen şu anda 1 milyar TL piyasa değeri olmayan birkaç aya BIST30'a en tepeden girerdi. Ayrıca insanlar yanlış değerlendiriyor bence, MSCI uyarılarının sonrasında bu fonlardan yüklü para çıkışı olunca fonlar çökmeye başladı. 100 kişi çıkıyordu ama nakit giriş/çıkışı eksi milyarlara geliyordu. Büyük para MSCI'den dolayı mı çıkarmıştır, evet ama zaten eninde sonunda bu para çıkacaktı yada her zaman para girişi bu kadar çok olmayacaktı. O zamanki çöküşün yönetilmesi daha zor olurdu.

      Sil
    3. SPK'nın suçudur yatırımcının değil18 Eylül 2026 23:33

      Sadece serbest fonlara yatırım yapanlar için dediğinize belki hak verilir. Riski düşük gözüken 1/7 ve 2/7 gözüken para piyasa fonları ve serbest olmayan hisse senedi fonları bile ödenmiyor. Bankaların para piyasa fonlarının %3.2 verdiği yerde %3.9 veriyordu batan fonlar. Aradaki fark banker kastellininki kadar yüksek bir fark değil. Kısacası vatandaş riski düşük bir iş yaptığını zannediyordu.

      Sil
    4. "O konuda biraz daha kurumlara yük atılabilir, risk değeri 2/7 çünkü."
      Ayrıca düşük risk demek, risk hiç yok demek değildir. ve buradaki risk fonun kendisi için değil, yatırım yapılan ürünlere biçilen risk ederi. He yine de dediğim gibi PPF'lerde bunun olması mantıklı değil, umarım gerekli ödemeler gecikme parasıyla birlikte yapılır.

      Sil
  17. Para piyasası fonları düşük risk değil midir? O zaman buranın daha iyi denetlenmesi gerekmez miydi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hepsinin daha iyi denetlenmesi ve bu ponzi oyununa dönmüş hale gelmesine asla izin verilmemeliydi.

      Sil
  18. özellikle teranın fonlarının tasfiyesi çok sancılı olacak yatırımcılar parasının 3 te 1 ini kurtarırsa iyi

    YanıtlaSil
  19. Mahfi bey ben 16 Eylül 13:40'dan önce satış yaptım, tasfiyeden önce. Benim param ne olacak

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bekle gör.

      Sil
    2. Açıklamalardan anladığım kadarıyla o tarihten önce satış emri verenlere ilerideki ödemelerde öncelik tanınacak.

      Sil
  20. Kurallar net değilse aktörler istediği gibi at oynatıyor. Bunun ceremesini de vatandaş çekiyor. Bu zamana kadar önlem alınmamış, risk yönetimi yapılmamış, risk seviyesi 2/7 olan fonun bile temerrüde düşmesi sizce normal midir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında kurallar net ama ülkenin kurallara uyma ve onları uygulama sorunu var. Anayasasını uygulamayan bir ülkede bu kurallara da uyulmuyor haliyle.

      Sil
    2. Sonra vatan millet Sakarya edebiyatı yapıyorlar.

      Sil
  21. SPK, BBDK, REKABET KURULU, TMSF, MASAK. TAKASBANK gibi daha adını bilmediğim. Bir sürü kurum var.
    Burada iyi ücretler alan bir sürü çalışan vardır.
    Bunların görevi işler bu raddeye gelmeden işi çözmek değil midir?
    Ama öyle olmuyor nedense, bir sabah kalkıyoruz İç işleri Bakanlığı olaya el koymuş, savcılar, gözaltılar, kayyumlar.
    Bu kurumların işini yapıp yapmadığı hiç gündeme gelmiyor? Çalışanlar havadan mı maaş alıyorlar, yetkileri mi yetersiz, üzerlerine siyasi baskı mı var?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim hep söylediğim bir şey var: Siyaset teknik konulara karıştığında oradan hayır gelmez. Bir kurum kurmuşsanız ona yetki vermişseniz karışmayacaksınız ve sorumluluk da o kurumun olacak. Ama bizde öyle olmuyor.

      Sil
    2. Hocam siyaset tamamen olmasa nasıl olurdu?

      Sil
    3. O zaman da onların yerine benzer yetkileri kullanan aynı hataları yapan yöneticiler çıkar ortaya. Önemli olan kim olursa olsun kurallara uymak ve uymayanlara gereken cezaları verebilmek. Bu da bizi hep konuştuğumuz hukukun üstünlüğü ilkesine götürüyor.

      Sil
    4. Hocam iki tane sorum var, cevaplarsanız sevinirim. Hukuk üstünlüğü olan ülkelerde hukuk neye göre gelişiyor? Neden x ülkesinde hukuk üstünken y ülkesinde hukuk üstünlüğü yok oluyor.
      İkincisi de hukuka, adalete aykırı oldupu düşünülen maddeler eklenince hukuk üstünlüğü "korunmuş" oluyor mu? Mesela amerika'da başkan eğer federal kapsamda suç değilse suçluyu affedebiliyor. Bu gibi maddeler hukukta hali hazırda bulunduğu için hukukun üstünlüğü zedelemez mi, yoksa hukukun üstünlüğü daha geniş bir kavram mı veya diyelim birkaç olay çıktı, bazı kesimlerin hakları hukuk yoluyla alındı, ondan sonraki hukukta bu insanların hakları yok, bu durumda bu ülkede hukuk var diyebilir miyiz?

      Sil
  22. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olayı buraya getirmeyecek önlemler elbette alınabilirdi.

      Sil
  23. Hocam emeğiniz için teşekkürler. fon ile ilgili olmasa da katılım finansman sistemi ile ilgili düşüncelerinizi merak ediyorum? Bddk denetim ve düzenlemesine tabi ama orada da bu tarz sorunlar oluşma ihtimali var mıdır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Orası sanırım daha ciddi tutuluyor ama yine de her şey mümkün tabii.

      Sil
  24. Murat DAĞLIOĞLU18 Eylül 2026 14:36

    Yazınız için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  25. Hocam tasfiye edilen fonlar içinde büyüklük olarak 200 mia TL'yi aşan para piyasası fonları var. SPK risk değerlemesi 2 olmasına rağmen portföy içeriği maalesef çok zayıf bu fonlarda. Burda kötü niyetli bir ekosistem kurulmuş, halk yanıltılmış ve maalesef SPK burada sorumluluk sahibi.

    YanıtlaSil
  26. Tera'nin para piyasası fonunu aldım. Risk değeri 2 yazıyor. Ters repoda şunu yapmışlar, bunu yapmışlar, o yüzden riski yüksekmiş. O halde risk değeri daha yüksek olması gerekmiyor mu ki bu durumda ben de almayayım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elbette öyle olmalıydı ve bunu denetleyen, izin veren otoritenin de bunu önlemesi gerekirdi.

      Sil
  27. Hocam, bir yıldan uzun süredir bu durumu gördüğü halde tedbir almayan SPK'nun sorumluluğu ne olacak? İş fonların tasfiyesine gitmeden önleyici tedbir alınamaz mıydı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Nadi Bey, Bolu'da yanan otelde kamu görevlilerine sorumluluk çıkarıldı mı? Çıkarıldıysa burada da SPK'ya sorumluluk çıkarılacak demektir. Tabii ki önlem alınabilirdi ve alınmalıydı. Ama yaşanan süreci bilmiyoruz. Acaba SPK önlem almak istedi de aldırılmadı mı? Bunları bilmeden bir şey diyemeyiz. Ama şurası bir gerçek ki MSCI uyarısı olmasa bu iş böyle çok daha feci bir sona doğru devam edip gidecekti.

      Sil
    2. Haklısınız Hocam, teşekkür ederim.

      Sil
    3. Hocam bu işin arkasında da siyasetçiler çıkar, benden demesi. Ne kadar iyi şeyler varsa bürokratlardan, ne kadar kötü şey çıkarsa siyasetçilerdenmiş.

      Sil
  28. Hocam, devletin denetim kurumları vaktinde, yani 2-3 yıl önce gerekli tedbirleri alsaydı işler bu noktaya gelmezdi. Mesela, bir hissenin 5.5 yılda 5 bin kat ya da 1.5 yılda 300 kata yakın artarak aynı şekilde ait olduğu fonu da böyle şişirmesi yetkililerin hiç mi dikkatlerini çekmedi? Böyle yatırımcılarını mağdur eden birçok hisse ve fon var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız. Bir üstteki yanıtımda değindim.

      Sil
    2. MSCI ın dikkatini çekti ve saçmalamayı kesin yoksa sizle işimiz olmaz dediler.

      Sil
  29. Sayın Hocam,
    Ortada organize bir suç var.Bu suçun faili devleti yönetenler diyebilir miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben maliye müfettişliği yaptığım için elde kanıtlar olmadan böyle bir suçlama yapamam. Kuşkulanırım ama suçlayamam.

      Sil
  30. Hocam elinize sağlık. Bir an aklıma çiftlik bank geldi. Orda da inekler, tavuklar vardı. Adam soluğu Uruguay da almıştı. Saygılarımla Fatih Demirtaş

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ama yöneticiler de vatandaş da o olaylardan ders almamış ki devamlı yenileri çıkıyor.

      Sil
  31. Hocam yazınızı copy paste eden haber sitelerden pay almayacak mısınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben bu bloğu ücretsiz, reklamsız sunuyorum ve bloğu referans vermek kaydıyla yazımı alıp yayınlamalarına da izin veriyorum ve herhangi bir ücret vb. talep etmiyorum.

      Sil
  32. Hocam sizce son getirilen düzenleme ile gerçekten bu fonların kademeli olarak sığ hisselerden çıkıp daha likit hisselere geçmeleri hedeflendi mi? yoksa sorunun patlamadan çözülme ihtimali olmadığını bildikleri için yıkılmasını hedeflediler. Şundan dolayı diyorum düzenleme ile aslında bir likit sorunu yaşanacağı düşünülmüş ve bu yüzden valörü değiştirme yetkisi verilmiş. Pek madem şu şekilde ilerleyemezler miydi? Öncelikle ilk günden valörü örneğin günlük emir verilir ama 10 gün sonra ödenir şeklinde yani T+10 olacak şekilde başlasalar. Satış emirlerini de kısıtlasalardı ve bu şekilde herkesin bir anda satış vermesini yavaşlatsalardı. Birde tarih olarak 2 ay artı 2 ay yerine bir 2 ay daha ekleselerdi. bu durumda gerçekten bir yumuşak geçiş sağlanaz mıydı? Dünkü kurul toplantısında sorunun likitide sorunu olduğunu ve bunun için kredi limitlerini artırma kararı alıp peşine tasfiye kararı vermeleri sanki bana bile isteye patlamasını istemişler, kredi limiti ile de tasfiye kararının yaratacağı sorunu engellemek için almışlar gibi geliyor. katılırmısınız bilmem saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilmiyorum. Bunları tam olarak görmek ve değerlendirmek için daha fazla şeffaflığa ve ilgiye ihtiyaç var. Türkiye'de ne yazık ki şeffaflık yerlerde sürünüyor.

      Sil
  33. Destek Faktoring 07.02.2025 tarihinde 56,80 TL'den Tera aracılığıyla halka açıldı.Kısa sürede 3.960 TL'yi gördü. Faktoring işi yapan bir şirketin birim hisse değeri 18 ayda 70 kat arttı.. Borsada en değerli 2. şirket olarak Koç, Garanti Bankası, THY gibi derinliği olan şirketleri geçti. Tek geçemediği Aselsan oldu. Bu olağanüstü durum yetkili ve sorumlu kurumlarımızın nasıl dikkatini çekmedi anlaşılır gibi değil.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çekmiş de olabilir. Bazen yetki vardır sorumluluk yoktur bazen de yetki yoktur sorumluluk vardır.

      Sil
  34. 2001’de abd’de başlayıp dünyaya yayılan küresel kriz üzerine zamanında hayli araştırma ve okumalar yaptım Hocam.Gerek sizin yazılarınızdan gerek kitaplarınızdan bu konuda çok bilgi aldım.Farklı kaynaklardan da okumalar yaptım.Bir çok ciddi ismin konu hakkındaki yazılarını okudum,açıklamalarını dinledim.Notlar aldım.
    Kendi ölçeğimde bu krizi iyi analiz ettiğimi düşünüyorum.Görüyorum ki o kriz ile bizde yaşanan bu son fon krizinin örtüştüğü noktalar var.
    Ölçeği dışında benzer hataların benzer sonuçlara sebep olduğunu görüyorum.

    • Benzerliğin ilki yatırımcı tarafında.Yatırımcıların adeta hipnoza girmiş bir ruh haliyle hep alım yapmaları ve hep kazanacaklarını düşünmeleri…
    Aç gözlülük ve bitmeyen kazanma hırsı.
    Hatırlayınız o dönemde abd uzun vadeli faizleri hep düşük kalıyordu ve ev fiyatları da devamlı yükseliyordu.Herkes düşük ve uzun vadeli faizle ev alıyordu.Daha onun ödemesi bitmeden,aldığından yüksek bir fiyata evi satıp kâr ediyordu.Sonra gidip yeni bir kredi alıp yeni bir ev daha alıyordu.Tabii sattığı evin/evlerin kredisini ödemeye devam ediyordu.Sattığı evlerden görece kâr eden ama birden çok evin kredisini ödemeye devam eden bir yatırımcı profili ortaya çıktı.Bir süre sonra bu profilin sayısı milyonlarca kişiye ulaştı.Faizlerin hep aynı kalacağı illüzyonu üzerinden bu satın alma-kâr etme davranışı bütün ülkeyi sardı.Krizin fitili böyle ateşlendi.

    • Benzerliğin diğer tarafında da düzenleyici-denetleyici kurumlar vardı.Bu balon oluşurken,aynı bu fon olayında olduğu gibi,abd deki yetkili kurumlar da sadece seyrettiler.Her iki olayda da bürokratik atalet var.Çok iyi hatırlıyorum.İki eski fed başkanı yıllar sonra bu krizle ilgili benzer açıklamalar yapmışlardı.Kendilerini özetle şöyle savunuyorlardı:”abd tahvillerine uzak doğu ve özellikle Çin kaynaklı o kadar yüksek talep vardı ki,faizler bu nedenle hep düşük kalıyordu.”
    Krizin nedenini sadece abd tahvillerine olan talebe ve faizlerin hep düşük kalmasına bağlamışlardı!
    Balon oluşmaması için;kişilere kredisınırlaması getirilmesi,bankaların kredi verme kriterlerinin değiştirilmesi,ev satışlarının sınırlandırılması,yurt dışından gelen kaynağın kamu sağlığı hizmetleri veya ülke alt yapı için yönlendirilmesi vs. gibi seçenekler neden değerlendirilmedi diye soruldu mu acaba bu yetkililere?



    Hocam benim anladığım bu yerel veya küresel ponzilerin oluşmasının gerçek sebebi bizzat kapitalizmin doğası.Finansal sistem küreselleştikçe,büyüdükçe ve sermayenin hareket serbestliği oldukça,bu ve benzeri krizlerin her zaman yaşanma ihtimali vardır.Tıbbi terminolojiye atıfla ifade ermek gerekirse,kapital birikimin doğduğu her yerde bu virüste onunla birlikte doğar ve hep bünyede varolur.Soru,ne zaman aktive olup hastalık üreteceğidir.
    Bu büyüklükteki paraları denetlemek ve krizlerin önüne geçmek,yerel otoritelerle veya devlet kurumlarıyla bence mümkün değil.Çünkü bu “saadet zincirlerini”kuranların yetkinlikleri ve hareket hızları,denetleyici mekânizmaların ya çok önünde ya da bu kurumlarda çalışan kadrolar oluşan balonlara yummak üzere satın alınmışlar!

    Kapitalizm,bu haliyle varoldukça,bu krizleri ve saadet zincirlerini her zaman üretir.
    Kusura bakmasınlar ama aç gözlülük ve bitmeyen hırsla yatırım yapanlar için sığınılacak bir liman yoktur.Hırslarının bedelini kendileri ödemek zorundadırlar.
    Kumarda kaybettiğin parayı devletten(kamudan) talep edemezsin.
    Devlete,bu kumar masasına neden izin verdin diye sorabilirsin tabii ama onu da o masaya oturmadan önce yapman gerekir.
    Devletin görevinin başladığı yerde aslında tam bu noktadır;
    Neyin yatırım yapmak,neyin para biriktirmek,neyin hisse senedi almak,neyin fon almak ve neyin kumar oynamak olduğunun ayrımını doğru yapmalı;denetleme mekânizmalarını kurmayı ve toplumun finansal farkındalığını arttırmayı bu felsefe üzerine inşa etmelidir.
    Saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben bir tek çözüm olduğunu düşünüyorum: Hukukun üstünlüğü ve hesap sorulabilirlik. Hatanın, yanlışın hatta kasıtlı davranışın sonucunda oluşan maddi zararın hesabını sorabilecek bir hukuk sistemi yoksa gerisi boştur.

      Sil
  35. Ekonomi bilimi (eğer bilimse), çok emek, bilgi, analiz ve de zeka gerektirir. Bana göre, Matematik Ekonominin omurgasıdır. Elbette, Ülkede çok iyi Ekonomistler vardır. Ama Toplumun bilgi seviyesi ortadadır; Matematik, Fizik en sevilmeyen derslerdir Toplumun gözünde. Fakat herkes kısa zamanda yüksek para kazanmaya çalışır, oysa para kazanmak dünyanın en zor işidir, öyle de olmalıdır. Ben, adının yazmasını bilmeyen insanların Müteahhitlik yaptığını, depremi gerçekleştiren fayların ne olduğunu bilmeyen Diploması olan İnşaat Mühendisini gördüm. Alakası yok, ama normal seviyede Arapça bilmeyen Diyanet İşleri Başkanlarını gördüm.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O zaman sorumluluk onları o mevkilere getirenlerdedir.

      Sil
  36. Benim bildiğim kadarı ile: Normalde bu kurumlar tasarruf toplamaya yetkili olmayan "aracı" kurumlar.
    Yani biz bu kurumlardan bir fon aldığımızda o da karşılığında bir kağıt alır ve tak diye TEFAŞ sistemine düşer, girip görebiliriz.
    Bunu SPK dakiler de görür. SPK ayrıca bu "aracı" kurumların elinde ne kadar ne var görür bizden farklı olarak.
    Yani müşteriler bunlardan ne kadarlık PPF, Altın Fonu veya BİST100 fonu vs. almışsa SPK bilir, ayrıca bu aracıların da ne aldıklarını bilir. Arada fark var ise uyarır (sanırım).

    Peki Hocam durum buyken zincir nerede kopuyor?
    Yani yatırımcı müşteriler şişirilmiş saçma fonlar almışlarsa ve onların değeri düşmüşse bu onların riskidir zaten.
    Ama aracı firma, müşterisine, Örneğin: BİST100 fonu diye satıp aldığı parayı şişirilmiş riskli kağıtlara yatırmışsa veya yemişse bu da SPK nın yakalaması gereken bir durum değil midir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elbette. Esas görevlerinden biri budur.

      Sil
    2. "Yani biz bu kurumlardan bir fon aldığımızda o da karşılığında bir kağıt alır ve tak diye TEFAŞ sistemine düşer, girip görebiliriz."

      Sayın adsız 16.38, malesef tak diye göremiyorsun. Aldığınız fon hangi hisselere ne oranda yatırım yaptığını 1 ay sonra kap attığında görebilirdiniz ama o da geçen ayki durumu gösterir. Takas ve gü lük derinliği takip eder%5i aşan alımlar için atılan Kap'ları takip ederseniz belki ucundan yakalarsınız zaten bunu da yapabiliyorsanız fonda işiniz olmaz ne diye fon yönetim ücreti ve stopaj ödeyesiniz ki??

      Sil
  37. Başta SPK olmak üzere tüm düzenleyici kurumların eksikliği ortada. Mehmet Şimşek'in "bazı fonlarda manipülasyon var" sözü ortada. hiç bir şey yapılmamış olduğu ortada. MSCI ve FTSE Russell açıklamaları ortada.

    Birlikte hareket var. Aynı anda farklı şirketlerin (Tera, Pusula yöneticileri, Destek'in sahibi Kumova dahil) 4 patron ve üst yöneticileri tutuklandı. 51 kişi hakkında yurt dışına çıkış yasağı uygulandı.

    tamam, ponzi var. dolandırıcılık ve kötü niyet de var.

    ama bence asıl sorun, bu fonlara olan bu kadar yoğun ilgi. Destek Finans Faktoring’in hisseleri 7 Şubat 2025’te 50 TL seviyesinden halka arz edildikten sonra hızlı yükseliş kaydetti ve Temmuz ayında 3.960 TL’ye kadar çıktı. Bu, halka arz fiyatına göre yaklaşık %7.820’lik yükselişe karşılık geliyor. bundan para kazanıp, şimdi yandım, bittim, tüm birikimlerim eridi diya ağlamak da ahlaki olarak ne kadar doğru? onu da hesaplamak gerekiyor.

    'alan' da 'satan' da aynı gibi duruyor bu resimde... benim hayata bakışıma göre; aynılar...

    sorulması gereken başka önemli bir soru da; Tezmen neden haftasonu operasyonu ile Pusula ve Katılımevim’i ele geçirmeye çalıştı. ne biliyordu?

    NOT: bu arada bakan gürlek bu sabah forex operasyonu da yapıldığını açıkladı...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tezmen ile ilgili sorunuzun yanıtını bilmiyorum.
      Burada karşılıklı hatalar var: (1) Bu fonlar, Ponzi sistemine dönüşmüş ve gelenin parasını gidene ödeyerek ve bunu yapabilmek için de sürekli getiriyi yükselten oyunlar oynayarak yatırımcı çekmişler. (2) Kamu otoritesi, herkesin gördüğü, görmemesi imkânsız olan bu duruma aylarca göz yummuş. (3) Yatırımcılar da normal getirinin yüzde 40 - 45 arasında olduğu bir ortamda kendisine vaat edilen yüzde 100 - 150 gibi anormal getirileri "bu paralar nereden kazanılacak da bize bu kadar yüksek para ödenecek" diye sorgulamadan bu işin içine girmiş.
      Burada günahı olmayanlar yatırım yapacak parası olmadığı için ya da bu oranların anormal olduğunu ve bir gün batacağını düşündüğü için parasını düzgün fonlarda ya da mevduatta değerlendiren vatandaşlar. Ama ne yazık ki fatura onların ödediği vergilerle ödenecek.

      Sil
  38. Hocam merhaba malum fonların isk derecesini bilerek alımı gerçekleştirdik lakin satışa kalktığımızda hatta 1-2-3-4 günlük zararı alarak çıkmak istediğimizde para yok diyorlar.. düşünün adam 10 gün sonra olan kredi kartı parasını PPF yatırmış parayı alamıyor. biz sitelerden fonun nakit giriş çıkışını takip ediyoruz ama son anda başka fon alırken bize güçlü likid var diyerek yayın yapmışlardı ve yine sisteme baktığımda fon büyüklüğü likid devam ediyordu. En basit son aylarda gittiler bir üniversiteyi aldılar bu sistemi yazanlar hep beraber yazdı fonu alan yatırımcı zaten zararın kendisine yazılacağını biliyordu fon tasfiye süresinde bile 50 bın yatırımcı vardı son sözüm denetim kanalları açık olmayınca fonu alan yatırımcıda ülkesine inanarak yatırım yapıyor... altın dolar euro hoş geldiler tekrardan teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir üstte yaptığım yorum sanırım sizin yorumunuza da yanıt niteliği taşıyor.

      Sil
  39. FON, serbest fon, risk seviyesi 7, nitelikli yatırımcıya açık ( nitelik şartı 1m TL paranın olması).
    Bu fon 5Y %739.738, 1Y dan bu yana %662 ,yılbaşından bu yana %247 getiri vermiş. Bu dönemlerin içinde fona müdahale edilmemiş. Şimdi ky bu getiriden faydalanmak için girdiğinde ne olduğunu anlamadan sistem kapanınca "ee sen riski bile bile girdin mi denir?" Alıma satıma kapanacağı gün öncesi alım emri gerçekleştiyse satışa fırsat bulamadan sistem kapandıysa "e sende bu kayba ortaksın" tasviyeden payına düşeni alacaksın mı denilmeli? Fonun geçmişine bakıp getirilerinin büyüklüğü sorun olmamışsa şimdi neden sorun olabilir fikri bu ky nin aklına gelsin ki?

    YanıtlaSil
  40. Hocam MSCI fonların içinden geçecek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla MSCI uyarısı olmasa bu fonlar ponzi sistemine devam edecek ve olay çözülemeyecek bir sistem riskine dönüşecekti. Yani dış güçler bize yardım etmiş oldu.

      Sil
  41. Sayın Eğilmez,

    Nereye bakacağımı bilmediğim için size soruyorum:

    Siz daima "neden - sonuç ilişkileri"ni sağlam kurmamız gerektiğini söylüyorsunuz.

    Bu yaşananlar; CDS risk primine şu an itibariyle yansıyor mu?

    Görünüm ne?

    Şu an CDS risk primimiz artıyor mu? / düşüyor mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yaşananlar CDS primine yansıyor. 7 Eylül'de 215 ile son zamanların en düşük düzeyine gerilemiş olan CDS primi 232'ye yükseldi.
      CDS primine bakabileceğiniz yerlerden birisi burası: https://tr.investing.com/rates-bonds/turkey-cds-5-year-usd
      Ne var ki bu tür sitelerdeki veri kabaca 2 gün geriden geliyor.

      Sil
  42. Sayın hocam seçimler yaklaşmışken en önemli konulardan birisi de 5 milyon vatandaşı ilgilendiren kademeli emeklilik konusu olacaktır. 9 Eylül 1999 - 30 Nisan 2008 arası sigorta girişi olan 5 milyon vatandaşın adil bir kademeli geçiş isteği bulunmaktadır. Fakat burada önemli olan bu geçişi hem adil hem de pratik yapabilmektir. 8 Eylül 1999 girişli bir erkek en iyi senaryoda 43 yaş 5000 günden emekli oldu. 1 Mayıs 2008 ve sonrası girişliler ise en iyi senaryoda 60 yaş ve 7200 günden emekli olabilecekler. Buna göre arada kalanlar yaş ve gün olarak dengeli dağıtılırsa bu sorun da tamamen çözülecektir.

    EMADDER'in önerisinde 30 Nisan 2008 girişli bir erkek 53 yaş 7000 prim günüyle emekli olabiliyor. Fakat bu da adil değildir. Çünkü 1 gün sonra girişi olacak birisi en iyi ihtimalle 7 yıl sonra emekli olabilecektir. Ben yapay zekayı da kullanarak bu dağılımı hem pratik hem de dengeli olarak hesapladım. Sonuçlar şöyle çıktı:

    1999 (9 Eylül ve sonrası) 43 yaş / 5200 gün
    2000 45 yaş / 5400 gün
    2001 47 yaş / 5600 gün
    2002 49 yaş / 5800 gün
    2003 51 yaş / 6000 gün
    2004 53 yaş / 6200 gün
    2005 55 yaş / 6400 gün
    2006 57 yaş / 6600 gün
    2007 59 yaş / 6800 gün
    2008 (30 Nisan ve öncesi) 60 yaş / 7000 gün
    2008 (1 Mayıs ve sonrası) 60 yaş / 7200 gün

    Yazılarınızı Çalışma Bakanlığının da okuduğunu düşünerek (aslında matematiksel hesabı son derece kolay, dengeli ve pratik olan) bu çalışmayı paylaşmak istedim. Çünkü dediğim gibi önümüzdeki günlerde en önemli konulardan birisi bu kademeli emeklilik yasası olacaktır. Zira 5 milyon oyu kaybetmeyi göze almak, seçimi kaybetmeyi göze almak demektir. Yapılması gereken tek şey 1999 - 2008 arası dönemin öncesini ve sonrasını birbirine dengeli bağlayabilmektir. Bu dengeli geçiş de 17 yıl bekleme gibi son derece adaletsiz olan bir uygulamayı adaletli hale getirmiş olacaktır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Neye göre adalet? 2000de giren 45 yaş 2008de giren 60 olunca adalet mi olmuş oluyor?

      Sil
    2. Buradaki adalet, 2000'li ile 2008'liyi eşitlemek değil; 1 gün farkla 17 yıl geç emekli olma saçmalığını ortadan kaldırmaktır.

      Sil
  43. Bankalar da ponzi sistemidir18 Eylül 2026 23:12

    Devlet kurumu tarafından 1/7 ve 2/7 riskinde yani risksiz görülen fonlarda bile büyük vurgun söz konusudur. Öyleyse bedelini sadece yatırımcı ödeyemez. Yatırımcı zaten düşük riskli bir yatırım yaptığını zannederken devlet görevlilerinin de karıştığı ortak bir yağmaya bulaştığını bilmiyordu.

    Devlet hep taraf tutuyor bu konularda. Herhangi bir banka battığında x TL kadar devlet garantisi var. Neden? Ben iş kurup risk alıyorum başkası paradan para kazanıyor. Neden sadece bankalara ve yatırımcılarına kıyak çekilsin? Onlar da bir çeşit ponzi sistemi içinde değiller mi? Herkes parasını çekmek istese çekebilir mi bankadan? Devlet bu fonlarda olup biten her şeye göz yumdu. Ayrıca yatırımcısından da stopaj alıyordu. Yatırımcının karına ortak olunuyorsa zararına da ortak olunmalıdır! Stopaj ile karına ortak oldu. Şimdi de bir zahmet "para yaratıp" herkesin 1 ay önceki fon değeri neyse ödesinler. Size göre para yaratmak eğer kamu harcaması değilse enflasyona neden olmuyor. Bu para zaten vatandaşın kendi parası. Vatandaşa ödenecek parayı manipülasyonla yağmalanmasına göz yumduğu kişilerden alabiliyorsa alsın. Alabilirse kamu harcaması olmamış olur. O 3-5 tane küçük şirket hissesini önceden kimler topladı? Milyarlarca lira değer kazandırıp işler ters gitmeden önce kimler sattı? Bunları tespit etmek çok kolay. Her şeylerine el koysunlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bankalar ponzi sistemiyle çalışmıyor. Bankalar sizden benden faizle topladığı parayı daha yüksek faizle kredi olarak veriyor.
      Ponzi sisteminde sizden yüzde 100 - 150 getiri vaadiyle para toplayan kuruluşun topladığı parayı o getiriyi sağlayacak şekilde yatırabileceği bir alan yok. Kimse o getiriyi veremez. Dolayısıyla sistem yeni girenin parasıyla eskilerin getirisini ödemek üzerine kurulu.
      Bugün yaşanan olayda herkes kusurlu: (1) Kamu otoritesi olay buralara gelene kadar ses çıkarmadan beklediği için kusurlu. (2) Bu fonlar ponzi sistemiyle işletildiği için sahipleri kusurlu. (3) Vatandaş da daha önce defalarca benzeri yaşandığı halde ısrarla bu kumara girdiği için kusurlu.

      Sil
  44. Değerli Hocam, pek çok yorumcu Pusulanın Terayı taklit ettiğini söyledi. Hatta balonu patlatanın pusula olduğunu iddiaa etti. Oysa pusula baktığımda 28 Ağustostan itibaren takır takır on milyarlarca türk lirası ödedi ve gıkı çıkmadı. Ancak Tera 15 Temmuzda 16 milyar ödedi ve havluyu attı. Oysa tp2 de %9 devlet bonosu vardı.
    Şimdi bir şey sormak istiyorum
    PNU varlıkları Borsa İstanbul Para Piyasası olarak çoğunluktaydı Tasfiye kararından sonra fon varlığı Finansman Bonosu olarak gözüküyor

    Yani aynı şeyin adını mı değiştirdiler? Finansman Bonosu ile Borsa İstanbul Para Piyasası Ters reposu nasıl aynı şey olabilir?

    YanıtlaSil
  45. Siz siz olun, adı sanı yenilerde duyulmaya başlanan, kurumsal geçmişi olmayan bir firma dört büyük takımlardan birine ana sponsor olmuşsa o firmaya şüpheyle bakın…

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adam MKK yönetim kurulu üyesiydi. adının yeni silindiği söyleniyor.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

ABD - İran Savaşının Türkiye Ekonomisine Etkileri

Yatırım Araçlarının Son 10 Yıldaki Getirileri Üzerine Bir Karşılaştırma

Dolar Kuru Gerçeği Ne Kadar Yansıtıyor?