Türkiye'de Fiyat Algısı Neden Bozuldu?
Son yıllarda Türkiye'de alışveriş yapan hemen herkesin aklından benzer bir soru geçiyor: "Bu ürün gerçekten bu kadar eder mi?" Market raflarında, restoran menülerinde, kiralarda ya da otomobil ilanlarında gördüğümüz rakamlar artık çoğu zaman tek başına bir anlam ifade etmiyor. Çünkü yalnızca fiyatlar değil, fiyatları değerlendirme biçimimiz de değişti.
Bunun temel nedenlerinden biri,
fiyat algımızın değişmesidir. Fiyat algısı, bir ürün veya hizmet için ödenmesi
gereken makul fiyatın insanların zihninde oluşan karşılığıdır. Bu algı; geçmiş
deneyimler, gelir düzeyi, benzer ürünlerin fiyatları ve içinde bulunulan
ekonomik koşullar tarafından biçimlendirilir.
Uzun yıllar aynı ürünü benzer
fiyatlardan satın alan bir kişi, o ürünün normal fiyatına ilişkin doğal bir
referans geliştirir. Davranışsal ekonomi literatüründe bu referans fiyat,
tüketicilerin satın alma kararlarında önemli bir rol oynar. İnsanlar çoğu zaman
fiyatları mutlak değerleriyle değil, zihinlerindeki bu referans fiyatıyla
karşılaştırarak değerlendirir.
Ancak referans fiyat her zaman
sabit kalmaz. Özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde fiyatlar hızla değiştikçe
tüketicilerin zihnindeki bu referans fiyatı sürekli değişime uğrar. Bunun
sonucunda tüketicilerin zihnindeki referans fiyat giderek belirsizleşir.
Türkiye'de son yıllarda yaşanan
yüksek enflasyon bunun en belirgin örneklerinden biri oldu. Özellikle 2021 Eylül
ayında başlayan faiz indirimlerinin yarattığı hızlı enflasyon artışı fiyat
algısının bozulmasında büyük rol oynadı. Bir zamanlar 100 lirayla marketten
dolu bir poşetle çıkılabilirken, bugün aynı parayla yalnızca birkaç temel ürünü
almak mümkün olabiliyor. Süt, peynir, yumurta, domates ve soğan gibi günlük
tüketim ürünlerinin fiyatları kısa aralıklarla değiştiği için tüketiciler artık
"Bu ürünün normal fiyatı ne olmalı?" sorusuna net bir cevap vermekte
zorlanıyor.
Benzer durum restoranlarda, konut
piyasasında ve otomobil piyasasında da görülüyor. Aynı şehirde bir porsiyon
dönerin semtten semte ciddi fiyat farklılıkları göstermesi, tek kişilik bir
kahvaltının başka bir semtte iki kişinin hesabına yaklaşması ya da aynı
özelliklere sahip bir dairenin birkaç ay içinde yüz binlerce lira değer
kazanması, tüketicilerin fiyatlara ilişkin referanslarını sürekli yeniden
oluşturmasına neden oluyor. Böyle bir ortamda insanlar, bir ürünün pahalı mı
yoksa makul fiyatlı mı olduğunu değerlendirmekten çok, bütçelerinin o ürüne
yetip yetmediğine odaklanıyor.
Fiyat algısını zedeleyen tek
unsur enflasyon değil. Aynı ürünün farklı mağazalarda veya farklı satış
kanallarında çok farklı fiyatlardan satılması da tüketicilerin zihnindeki
referans fiyatı zayıflatan faktörlerden biridir. Bir markette belirli bir
fiyata satılan bir litre zeytinyağının başka bir markette çok daha yüksek bir
fiyatla satılması, tüketicinin "Gerçek fiyat hangisi?" sorusunu
sormasına yol açar. Bu noktadan sonra insanlar fiyatı ezberlemek yerine sürekli
karşılaştırma yapmak zorunda kalır.
Bunun yanında ekonomik
beklentiler de fiyat algısını biçimlendirir. İnsanlar "Nasıl olsa gelecek
ay daha pahalı olacak." düşüncesine kapıldığında, bugün yüksek görünen fiyatlar
zamanla normalleşmeye başlar. Benzer şekilde işletmeler de gelecekte
karşılaşabilecekleri maliyet artışlarını hesaba katarak fiyat belirlediğinde,
etiketler yalnızca bugünün maliyetlerini değil, yarının belirsizliğini de
yansıtır. Böylece tüketicilerin zihnindeki ortak referans fiyat giderek
zayıflar.
Fiyat algısının bozulması
yalnızca alışveriş davranışlarını değil, ekonomiye duyulan güveni de etkiler.
İnsanlar neyin gerçekten pahalı, neyin makul fiyatlı olduğunu ayırt etmekte
zorlandığında harcamalarını planlamak güçleşir. İşletmeler açısından ise fiyat
belirleme süreci daha belirsiz hale gelir ve ekonomide öngörülebilirlik azalır.
Sağlıklı işleyen ekonomilerde önemli olan yalnızca fiyatların düşük olması
değildir; fiyatların istikrarlı, anlaşılabilir ve güvenilir olması da en az
bunun kadar önem taşır.
Bugün Türkiye'de birçok kişi bir
ürünün fiyatını gördüğünde ilk olarak "Pahalı mı?" diye sormuyor.
Bunun yerine "Başka yerde daha ucuzu var mı?" ya da "Gelecek ay
daha da artar mı?" diye düşünüyor. Aslında bu değişim, fiyat algısının
nasıl zayıfladığını gösteren en güçlü işaretlerden biri.
Fiyat algısının yeniden oluşması
kısa sürede gerçekleşmez. Bunun için yalnızca enflasyonun düşmesi yeterli
değildir. Fiyat istikrarının kalıcı hâle gelmesi, ekonomik güvenin yeniden
oluşturulması ve öngörülebilir politikaların uzun süre korunması gerekir. Ancak
bu koşullar sağlandığında tüketiciler, bir ürünün gerçekten ne kadar etmesi
gerektiğine ilişkin yeniden sağlıklı bir referans fiyatı oluşturabilir.
Türkiye'de Fiyat Algısı Neden Bozuldu? sorusunun net cevabını ben bu makale de bulamadım, bana göre bu bozulmanın ana nedeni eylül 2021 de başlayan faiz sebep enflasyon sonuç tezinin uygulamaya koyup faizlerin düşürülmesidir.
YanıtlaSilAslında haklısınız o, biraz üstü kapalı kalmış. Sizin yorumunuzdan sonra onu da ekledim. Teşekkürler katkınız için.
Sil