19 Kasım 2019 Salı

Dipten Dönüş İşaretlerini Çıkışa Dönüştürebilmek

Türkiye ekonomisi son aylarda dipten dönüşün sinyallerini veriyor. Bu dönüş sinyallerini birkaç grafikle göstermeye çalışayım.

İlk grafik seti ekonominin arz yönünü temsil eden sanayi üretimindeki değişim oranları (altta solda) ve ekonominin talep yönünü temsil eden perakende satış hacmindeki değişi (altta sağda.) Bu ikisine baktığımızda gerek talepte gerekse arzda bir toparlanma başladığı görülebiliyor. 


İkinci grafik seti ekonominin iki önemli kesimi olan otomotiv (altta soldaki grafik) ve konuttaki (altta sağdaki grafik) durumu gösteriyor. Otomotivde pazarın durumunda(mavi olan bu yıl, turuncu geçen yıl ve çubuklar on yılın ortalaması) son üç ayda toparlanma söz konusu ve son iki ayda da geçen yılın üzerine çıkılmış görünüyor. Konut satış fiyatlarındaki toparlanmayı da sağdaki grafikten görebiliyoruz. Nominal satış fiyatları ve dolayısıyla reel satış fiyatları yükselişe geçmiş bulunuyor.  


Bu toparlanmanın maliyeti nereye yansıyor? Bunu görebilmek için bütçeye bakmamız gerekiyor. Aşağıda soldaki grafik bütçenin faiz dışı dengesini, sağdaki grafik ise vergi gelirlerinin faiz dışı giderleri finanse etmekteki durumunu gösteriyor. Faiz dışı dengenin uzun bir dönem sonunda ilk kez bu yıl açık verdiğini soldaki grafikten görebiliyoruz. Sağdaki grafik ise bize faiz dışı giderleri karşılamada vergi gelirlerinin giderek daha yetersiz kaldığını söylüyor. Tek seferlik gelirlere süreklilik kazandıran bir yapıya geçtiğimiz anlaşılıyor. Bu yıl TCMB’nin yedek akçesiyle durumu idare ettik. Ne var ki bu, sürdürülebilir bir denge değil.



Aşağıdaki iki grafikten soldaki cari açık ve bütçe açığı arasındaki ilişkiyi, bir başka ifadeyle ikiz açığı gösteriyor. Grafiğin ortaya koyduğu durum cari açığın fazlaya dönüştüğü bir ortamda bütçe açığının giderek büyümeye başladığı bir görünümdür. Sağdaki grafik işsizlik ve takvim etkisinden arındırılmış işsizlik oranlarını gösteriyor. Arındırılmış işsizlik oranı bize henüz işsizlikte bir düşüş olmadığını gösteriyor. Kuşkusuz ekonomideki toparlanmanın yerleşmesi ve bunun işsizliğe yansıması zaman alacak.


Ekonomideki toparlanma işaretlerinin en belirgin yansımalarından birisi de riskleri ölçmekte kullandığımız CDS priminin 370’lerden başlayarak yavaş yavaş 300’lere inmesi. CDS primi 300’ün altına inerse bu gelişmenin de olumlu katkısı gelmeye başlayacak.

Buraya kadar yapılanlar, özellikle bütçeyi feda ederek ekonomiyi canlandırma çabalarının sürdürülebilirliği önemlidir. Çünkü bu çabaların baz etkisiyle düşmüş olan enflasyonu azdırması kaçınılmazdır. O nedenle son bir iki aydır gözlemlenen dipten dönüş işaretlerini enflasyonsuz bir çıkışa dönüştürebilmenin yolu beklentileri olumluya çevirebilecek hamleleri yapmaktan geçiyor. Bunların ekonomiden çok hukuk, eğitim, demokrasi gibi alanlar olduğunu çok kez söylediğim için artık tekrarlamayacağım. Türkiye, eğer bu aşamada hukuk, eğitim, demokrasi alanlarında doğru adımları atar ve onun yanına da ciddi, tutarlı, iyi işlenmiş bir ekonomik program koyar ve ilk uygulamaları yaşama geçirirse çıkışa geçebilir. Bunları yapmazsak bu dönüş işaretleri bir çeşit pastırma yazı gibi geride kalır ve ilk bozulma önümüzdeki ay enflasyondan başlayarak yayılabilir.

17 Kasım 2019 Pazar

Bir Sepet Kitap

Stefan Zweig, İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar (çeviri: Kasım Eğit), Can Yayınları, 2019 (24. Baskı)
Zweig’in bir kitabını okuduğunuzda diğerlerini de okuma isteği doğuyor içinizde. Hele ilk okuduğunuz kitabı Dünün Dünyası ya da Mary Stuart ise bu istek çok güçlü oluyor. İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar’da Zweig 14 önemli olayı anlatıyor. Bu 14 olayın kahramanları arasında Kristof Kolomb, Fatih Sultan Mehmet, Napolyon, Tolstoy, Lenin gibi isimler var. Bazı bölümler çok önemli bazıları o kadar da önemli değil gibi (ya da bana öyle geldi.) Zweig, bu kitaptaki olayları öykü tadında anlatmış. Ama eğer Zweig’in sadece bir eserini okuyacaksanız bence ya Dünün Dünyasını ya da Mary Stuart’ı okuyun.

11 Kasım 2019 Pazartesi

Hazine Nakit Açığı ve Finansmanı

Genel Bütçe ve Merkezi Yönetim Bütçesi ayrımı ve farkı
Kamu mali yapısı şöyle özetlenebilir:

Genel Yönetim
KİT'ler
Diğer Kamu Kesimi
Merkezi Yönetim
İşletmeci KİT'ler
Bütçe Dışı Fonlar
   Genel Bütçeli İdareler
Finansal KİT'ler
Döner Sermayeli Kuruluşlar
   Özel Bütçeli İdareler
İşsizlik Sigortası Fonu
   Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar
Sosyal Güvenlik Kuruluşları
   SGK
   İşkur
Yerel Yönetimler
   Belediyeler
   İl Özel İdareleri

Genel Bütçe; Bütçe Kanunlarına ekli 1 sayılı cetvelde yer alan kurumları kapsayan bütçedir. Bu kurumlar: Cumhurbaşkanlığı, MİT, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, Diyanet İşleri Başkanlığı, Devlet Arşivleri Başkanlığı, Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı, Strateji ve Bütçe Başkanlığı, İletişim Başkanlığı, TBMM, Yüksek yargı organları ve bakanlıklardır.

Merkezi Yönetim Bütçesi; Bütçe Kanunlarına ekli 1, 2 ve 3 sayılı cetvelde yer alan kurumları kapsayan bütçedir. 1 sayılı cetvele yukarıda değindik. 2 sayılı cetvel YÖK ve yüksek öğretim kurumlarını, özel bütçeli kurumları kapsar. Özel bütçeli kurumlar: ÖSSYM; Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, Savunma Sanayii Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, MTA, DSİ gibi 42 adet kurumdur. 3 sayılı cetvel düzenleyici ve denetleyici kurumları kapsar. Bunlar: RTÜK, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, SPK, BDDK, EPDK, Kamu İhaleleri Kurumu, Rekabet Kurumu, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu, Kişisel Verileri Koruma Kurumu ve Nükleer Düzenleme Kurumu’dur (10 adet.)   

7 Kasım 2019 Perşembe

Krizden Çıkışın Anahtarı

Para Politikası Yetmiyor
2008 yılında ABD finans sisteminde başladığı kabul edilen küresel krizde ABD ekonomisi başta olmak üzere gelişmiş ekonomiler (Euro Bölgesi, İngiltere ve Japonya) niceliksel gevşeme (quantitative easing) adı altında genişletici (gevşek) para politikası uygulamasına giriştiler. Genişletici para politikası bir yandan Merkez Bankası’nın bankaları fonlamada uyguladığı faiz oranlarının düşürülmesi bir yandan da piyasadaki orta – uzun vadeli tahvilerin Merkez Bankası tarafından satın alınarak karşılığında para verilmesi yoluyla uygulandı.   

Aşağıdaki iki grafikten soldaki ABD Merkez Bankasının (Fed) bankaları fonlarken uyguladığı faiz oranındaki (Fed’s Fund Rate) değişimi, sağdaki ise Fed’in piyasadaki tahvilleri satın alıp karşılığında piyasaya para vermesi sonucu bilançosunun aktifindeki artışı gösteriyor.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...