20 Şubat 2019 Çarşamba

Bir Arpa Boyu Yol

Türkiye ekonomisi 2001 krizinden sonra yeni bir maceraya girdi. IMF Programı eşliğinde bankalarını yeniden yapılandırdı. Görev zararlarını tahvile çevirerek kamu mali disiplinini sağladı. Paradan altı sıfır attı, 2005 – 2010 arasında tarihin en yüksek doğrudan yabancı sermaye yatırımı girdi. Bu gelişmeler sonucunda para ikamesi (dolarizasyon) tersine döndü ve insanlar TL’ye güvenmeye başladıkları için yabancı para mevduatlarını TL’ye çevirdiler, TL değer kazandı. Özelleştirmelerle kamu kuruluşları ve malları satıldı ve 60 milyar dolardan fazla gelir elde edilerek kamu harcamalarında kullanıldı. Dış borçlar 114 milyar dolardan 450 milyar dolara yükseldi ve bu paralar kamu harcamalarında kullanıldı. Bu dönem boyunca Türkiye’nin Cari fiyatlarla GSYH’si 272 milyar dolardan 851 milyar dolara, kişi başına geliri 4.317 dolardan 10.546 dolara yükseldi. 

16 Şubat 2019 Cumartesi

Türkiye Ekonomisindeki Gidişin Analizi

Bu hafta içinde açıklanan verileri ele alarak Türkiye ekonomisinin ne durumda olduğuna bir bakalım.

Sanayi üretiminde hızlı bir çöküş söz konusu. 2018 yılının son aylarında sanayi üretimi neredeyse çökmüş durumda. Bunu TÜİK sitesinden aldığımız grafikle gösterelim.

2018 yılının sanayi üretim grafiği sanayi üretimindeki çöküşü açıkça ortaya koyuyor.

14 Şubat 2019 Perşembe

Cari Açık Nasıl Finanse Edildi?

Yaklaşık 27,6 milyar dolar olarak açıklanan 2018 yılı cari açığı son yılların en düşük açıklarından birisi oldu. Eğer GSYH, YEP’de öngörüldüğü gibi 763 milyar dolar olursa cari denge / GSYH oranı da yüzde 3,6 ile yine son yılların en düşük cari açığı olacak.

27,6 milyar dolarlık cari açığı nasıl finanse ettiğimiz sorusuna gelince karşımıza çok ilginç bir tablo çıkıyor.

9 Şubat 2019 Cumartesi

Piyasa Sisteminde Fiyatlara Müdahale

Ekonomi bilimi,  üretimi kimin yapacağı, kimin için yapacağı, ne kadar üretileceği, kaça üretileceği ve kaça satılacağı sorularının yanıtını arar. Bu soruların yanıtı bizi eldeki sınırlı kaynağın nasıl kullanılacağı sorusunun yanıtına götürür ki ekonomi biliminde buna ‘tahsis sorunu’ deniyor. Tahsis sorununu insanoğlu tarih boyunca üç farklı yönteme başvurarak çözmeye çalıştı: Gelenek yöntemi, piyasa yöntemi, kumanda yöntemi (merkezi planlama.)

Gelenek yöntemine dayalı sistemde, üretilecek mal ve hizmetlerin cinsi, bunların miktarları ve fiyatları gibi ekonomik sorunlar, piyasa tarafından değil, geleneklere göre toplumun liderleri, ya da bugünkü anlamıyla kamu otoritesi, tarafından çözülür. Piyasa ekonomisi öncesi dönemlerde bir otoritenin emri altında üretim yapan ve ürettiğini satan kişilerin yanı sıra kendi adına üretim yapıp pazara sunan kişilerin de bu otorite tarafından belirlenmiş olan fiyat ve tarifelere uymaları zorunluydu.

Piyasa yöntemine dayalı sistemde, üretim, tüketim, alışveriş hep arz ve talep kurallarına göre işler. Kamu otoritesi yalnızca haksız rekabeti, tekelci eğilimleri engellemeye çalışır. Ortaçağda kentlerde kurulan pazarlar ve fuarlar kent dışından gelenlerin de katıldığı alışveriş merkezlerine dönüşerek büyüdü ve piyasa sistemi gelişti. Zaman içinde krallar pazarlarda işlem yapan tüccardan pazar vergisi almaya başladı. Bugün pazarda tezgâh açanların ödediği belediye işgaliye harcı feodal dönemdeki bu uygulamanın devamıdır.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...