2 Mart 2015 Pazartesi

İhracatta Alarm Zilleri

Türkiye İhracatçılar Meclisi Şubat ayı ihracat verisini açıkladı. Bu verileri özet olarak aşağıdaki tabloda gösteriyorum.

İhracat (Milyon USD)
Şubat 2014
Şubat 2015
Ocak – Şubat 2014
Ocak – Şubat 2015
Toplam
12.060
10.495
24.460
22.826
Tarım
1.795
1.665
3.722
3.488
Sanayi
9.938
8.548
19.587
17.231
Madencilik
327
282
728
559

Buna göre Şubat ayı ihracatında geçen yılın Şubat ayına göre % 13 düşüş var. Ocak - Şubat ayları ihracat toplamına bakarsak geçen yılın ilk iki ayının toplamına göre düşüş % 6,7. Buna karşılık 12 aylık ihracatta hala % 1,7 artış görünüyor. Uzun bir süre sonra ihracatta (altın ihracatına karşın) ciddi düşüşler yaşamaya başladık. Nedeni ne olabilir?

1 Mart 2015 Pazar

Enflasyonla Büyüme İlişkisi

Önce tanımları verelim:
Büyüme; bir ekonomide GSYH’nın bir yıldan diğerine reel olarak artmasıdır. Burada reel sözcüğüyle kastettiğimiz konu fiyat etkisinden arındırılmış büyüme ya da fiziksel büyümedir.
Enflasyon; bir ekonomide fiyatlar genel düzeyinin sürekli olarak artış göstermesidir.

Bu iki gösterge aynı yönde hareket edebileceği gibi farklı yönlerde de hareket edebilir. Bu ikilinin hareket yönlerine göre ekonominin içinde bulunduğu durumu tanımlamak mümkün olabilir.

Şimdi bu ikiliyi birlikte bulundukları duruma göre ortaya koyarak kaç çeşit birliktelik içinde olacaklarını tanımlarıyla açıklayacağım. Bunu yaparken de görsel olarak konuyu açıklayabilmek için Çin, Japonya ve Türkiye’nin 2004 – 2013 arasındaki büyüme ve enflasyon göstergelerini alarak karşılaştırmaya tabi tutacağım.    

27 Şubat 2015 Cuma

Ne Demiştik Ne Oldu?

Geçtiğimiz Pazar günü yazdığım ‘Merkez Bankasını Beklerken’ başlıklı yazımın sonuna bir tablo eklemiş ve Merkez Bankasının hafta içinde yapacağı toplantıda faiz konusundaki olası kararının sonrasında nasıl gelişmelere yaşanabileceğini tahmin etmeye çalışmıştım. Şimdi bu tabloyu bir kez daha buraya alıyorum.

Merkez Bankası, bu tablodaki olasılıklardan başlığı yeşile boyalı olanı karara bağladı. Yani Merkez Bankası, haftalık repo ihale faizini (politika faizi) 0,25, gecelik fonlama faizlerini (borç verme ve borç alma koridor faizleri) 0,50 puan indirdi. Şimdi bu gerçekleşen sütunu alalım ve yanına yeni bir sütun ekleyerek bu karardan sonra neler olduğuna bakalım.


Merkez Bankası’nın kararının ardından hükümetten hafif sayılabilecek eleştiriler gelirken Cumhurbaşkanından sert eleştiriler geldi. Kurlar ve gösterge faiz yükseldi, enflasyon henüz açıklanmadı, CDS primi 188’den 190'a yükseldi yani orada da pek bir yükselme yaşanmadı. Eleştiriler dozu artarak devam ettiği için CDS primi yükselişe geçti.

Yılbaşından bu yana Merkez Bankası politika faizi (MBF), sepet kur (S.Kur) ve gösterge faizin (GF) gelişimini aşağıdaki grafikte sunuyorum.

  
Grafik bize, Merkez Bankasının kararı sonrasında hem sepet kurda hem de gösterge faizde bir düşüş olduğunu fakat eleştiriler sonrasında ikisinin de artışa geçtiğini gösteriyor.

Acaba bu artışlarda ABD ekonomisinden gelen olumlu verilerin etkisi ne kadar? Bir başka deyişle bu değişimin ne kadarı bize ait? Yükselen piyasa ekonomilerinin paralarının USD karşısında son 5 günde uğradığı değer kayıplarına baktığımızda kayıpların yüzde 0,5 ile 1,5 arasında değiştiğini görüyoruz. Aynı dönemde TL’nin USD’ye karşı değer kaybı ise yüzde 2,4 dolayında bulunuyor. Demek ki kaybın yarıya yakın kısmı Merkez Bankası kararı sonrasındaki eleştirilerin yarattığı karışıklıktan kaynaklanıyor.

Bir süre sonra, sessizlik egemen olduğunda, piyasa yeniden normalleşmeye, kurlar ve gösterge faiz aşağı yönlü hareket etmeye başlayacağını geçmiş deneyimler bize gösteriyor. Öyle olsa bile bu şokların ekonomi için hiç de iyi olmadığını söyleyebilirim. 

26 Şubat 2015 Perşembe

Bilim ve İnanç

13 Ocak günü yazdığım yazı aynen şöyleydi (italik bölüm):
Birkaç ay önce geleceğe farklı bakıyorduk şimdi farklı bakıyoruz. Bakışımızdaki bu hızlı değişimin en önemli nedenlerini şöylece sıralamak mümkün: (1) Petrol fiyatlarının hızlı düşüşü. (2) Fed’in faiz artırımı beklentisinin ileriye doğru kaymaya başlaması. (3) Avrupa Merkez Bankası’nın parasal gevşemeyi devlet tahvillerine de yayarak genişletme eğiliminde olması. 

Bunlar içinde en önemlisi petrol fiyatlarının düşmesi. 2015 yılı için birkaç ay öncesinde yapılan en iyimser tahminlerde bile 95 USD/Varil’in altında bir fiyat öngörülmüyordu. Bugün geldiğimiz fiyat 47 USD’nin biraz üstü. Petrol fiyatlarındaki düşüşün, hangi çerçeveden bakarsak bakalım, hangi kayıpları hesaba eklersek ekleyelim Türkiye’ye net olarak kazanç getireceğini söyleyebiliriz. Petrol fiyatlarının düşüşü, bu doğrudan kazancın yanı sıra, yatırımcılar açısından en büyük risk unsuru olarak görülen cari açığın düşmesine ve dış finansman sorununun azalmasına yol açarak dolaylı kazanç da getirecek.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...