25 Mayıs 2017 Perşembe

Orta Gelir Tuzağında Son Durum

Dünya Bankası her yılın 1 Temmuz günü ekonomilerin GNI yöntemiyle hesaplanmış gelirlerine göre ülkelerin sınıflandırılmasını yapar. 1 Temmuz 2016 itibariyle yapmış olduğu sınıflandırma şöyle (Kaynak: The World Bank,
https://datahelpdesk.worldbank.org/knowledgebase/articles/906519-world-bank-country-and-lending-groups)

Kişi Başına Gelir aralığı (USD)

1.025 USD ve daha düşük
Düşük gelirli ülkeler
1.026 – 4.035 USD
Düşük orta gelirli ülkeler
4.036 – 12.475 USD
Üst orta gelirli ülkeler
12.746 USD ve üstü
Yüksek gelirli ülkeler

20 Mayıs 2017 Cumartesi

Kırılgan Beşli Dolara Karşı

ABD Dolarının 6 önemli ticaret ortağının paralarına karşı değerini ölçmeye yarayan ve 100 olduğunda bire bir değeri ifade eden Dolar Endeksi (DXY), ABD başkan seçimleri öncesinde 97 dolayında salınıyordu. Trump’ın başkan seçilmesi sonrasında harcamaların artırılacağı, vergilerin düşürüleceği, dolayısıyla ABD ekonomisinin canlanacağı ve Fed’in de faizleri yükselteceği beklentisinin artmasıyla birlikte Dolar Endeksi yükselerek 104 düzeyine kadar geldi. O sıralarda Euro / Dolar paritesi 1,04 düzeyine kadar düşmüştü. Ardından Trump’ın dediklerini hayata geçirmekte güçlüklerle karşılaşması sonucunda endeks düşüşe geçti. Bir ara Fed beklentileriyle yeniden yükselen endeks son dönemde tekrar düşüşe geçerek seçim öncesindeki 97 dolaylarına geri geldi. Euro / Dolar paritesi de 1,12’ye yükseldi.

Aşağıdaki grafik Dolar Endeksinin ABD başkan seçimlerinden bugüne kadarki gelişimini gösteriyor.


Doların bu şekildeki seyri dünya paralarının durumunun da sürekli değişmesine yol açtı. Doların değer kazanmasıyla birlikte ülkelerin paraları Dolara karşı hızla değer kaybetmeye yöneldi. Siyasal ve sosyal sorunlarının yoğunluğu ve özellikle de dışa bağımlı finansal yapıları nedeniyle kırılgan beşli olarak adlandırılan Brezilya, Endonezya, Güney Afrika, Hindistan ve Türkiye’nin para birimleri (Real, Rupiah, Rand, Rupi, TL) Dolar karşısında ciddi değer kayıpları yaşadı. 2017 yılbaşından itibaren Doların değer kaybetmeye yönelmesiyle birlikte bu para birimleri güçlenmeye başladılar. İçlerinde en az değer kazananı TL oldu.

18 Mayıs 2017 Perşembe

Yasak Bayram

Mustafa Kemal paşa ve arkadaşlarının[i] 1919 yılının 16 Mayısında İstanbul’dan Bandırma gemisiyle başladıkları yolculuk, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışlarıyla sona erdi. 

Mustafa Kemal, niçin Anadolu’ya gönderilmişti? Nutuk’ta Anadolu’ya niçin gönderildiğini şöyle anlatıyor: “…Bu geniş yetkinin, beni İstanbul’dan sürmek ve uzaklaştırmak maksadıyla Anadolu’ya gönderenler tarafından bana nasıl verilmiş olduğu garibinize gidebilir. Hemen ifade etmeliyim ki onlar bu yetkiyi bana bilerek ve anlayarak vermediler. Ne pahasına olursa olsun benim İstanbul’dan uzaklaşmamı isteyenlerin buldukları gerekçe Samsun ve dolaylarındaki güvensizlik olaylarını yerinde görüp tedbir almak üzere Samsun’a kadar gitmekti. Ben, bu görevin yerine getirilmesinin bir makam ve mevki sahibi olmaya bağlı bulunduğunu ileri sürdüm. Bunda hiçbir sakınca görmediler. O tarihte Genelkurmayda bulunan benim maksadımı bir dereceye kadar sezmiş olan kimselerle görüştüm. Müfettişlik görevini buldular, yetki konusu ile ilgili talimatları kendim yazdırdım. Hatta Harbiye Nazırı olan Şakir Paşa bu talimatı okuduktan sonra imzalamaya çekinmiş, anlaşılır anlaşılmaz bir biçimde mührünü basmıştır.”

Mustafa Kemal, Samsun’a çıktığı gün ülkenin içinde bulunduğu durumu şöyle anlatıyor: “1919 yılı Mayısının 19’uncu günü Samsun’a çıktım. Genel durum ve görünüş: Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu topluluk, Genel Savaşta (Birinci Dünya Savaşında) yenilmiş, Osmanlı ordusu her yanda zedelenmiş, koşulları ağır bir ateşkes anlaşması (mütarekename) imzalanmış[ii]. Büyük Savaşın uzun yılları boyunca, ulus, yorgun ve yoksul bir durumda…Ordunun elinden silahları ve cephanesi alınmış ve alınmakta…İtilâf donanmaları ve askerleri İstanbul’da. Adana ili Fransızlar; Urfa, Maraş, Antep İngilizlerce işgal edilmiş. Antalya ile Konya’da İtalyan birlikleri, Merzifon’la Samsun’da İngiliz askerleri bulunuyor…15 Mayıs 1919’da İtilâf Devletlerinin uygun bulmasıyla Yunan ordusu İzmir’e çıkarılıyor…Bundan başka, yurdun dört bir bucağında Hıristiyan azınlıklar, gizli, açık, özel istek ve amaçlarının elde edilmesine, devletin bir an önce çökmesine çaba harcıyorlar…Sonradan elde edilen güvenilir bilgi ve belgeler, İstanbul Rum Patrikliğinde kurulan Mavri Mira Kurulu’nun[iii] (belge: l) illerde çeteler kurmak ve yönetmekle, gösteri toplantıları ve propagandalar yaptırmakla uğraştığını doğruladı. Yunan Kızılhaçı, Resmi Göçmenler Komisyonu, Mavri Mira Kurulu’nun çalışmalarını kolaylaştırmaya yardım ediyor…Ermeni Patriği Zaven Efendi de, Mavri Mira Kurulu ile düşünce birliği içinde çalışıyor. Ermeni hazırlığı da tam olarak Rum hazırlığı gibi ilerliyor…Trabzon, Samsun ve bütün Karadeniz kıyılarında kurulan ve İstanbul’daki merkeze bağlı Pontus Cemiyeti kolaylıkla ve başarıyla çalışıyor...”

Devamında Mustafa Kemal, şunları anlatıyor yine Nutuk’ta:“…Üç türlü karar ortaya atılmıştır: Birincisi İngiliz himayesini istemek, ikincisi Amerikan mandasını istemek, …üçüncü karar bölgesel kurtuluş çarelerine başvurmuştur…bazı bölgeler Osmanlı ülkesinin taksim edileceğini oldu bitti kabul ederek kendi başlarını kurtarmaya çalışıyorlardı…”

“Efendiler, ben bu kararların hiçbirinde isabet görmedim… Osmanlı memleketleri tamamen parçalanmıştı. Ortada bir avuç Türk’ün barındığı bir ata yurdu kalmıştı…Efendiler, bu durum karşısında bir tek karar vardı: O da milli hakimiyete dayanan, kayıtsız , şartsız, bağımsız yani bir Türk devleti kurmak… İşte, daha İstanbul’dan çıkmadan önce düşündüğümüz ve Samsun’da Anadolu topraklarına ayak basar basmaz uygulanmasına başladığımız karar, bu karar olmuştur.”

“…O halde ya istiklal ya ölüm!...İşte gerçek kurtuluş isteyenlerin parolası bu olacaktır…” 

19 Mayıs, Türk ulusunun ölüm kalım savaşının başladığı gündür. Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bu ulusun kurtuluşu uğruna savaşmış, can vermiş, gazi olmuş bütün kurtuluş savaşı kahramanlarını saygıyla anıyor, gelecekte yeniden layık olduğu biçimde kutlanacağına inandığım bu en büyük ulusal bayramın kutlu olmasını diliyorum.





Mustafa Kemal'in 24 Mayıs 1918’de, yani aşağı yukarı Samsun’a çıkışından bir yıl önce, Ruşen Eşref’e (Ünaydın) imzaladığı fotoğrafının altına yazdıkları Cumhuriyeti niçin gençlere emanet ettiğinin yanıtı gibidir. Ayrıca bu sözler Gençliğe Hitabesinin de önsözü niteliğindedir.






[i] Bandırma gemisinde kaptan İsmail Hakkı Durusu ve 20 gemi mürettebatı dışında Mustafa Kemal paşaya eşlik eden ve aralarında Refet bey (Bele), Kâzım bey (Dirik), İbrahim Tâli bey (Öngören), Hüsrev bey (Gerede), Refik bey (Saydam) gibi önemli isimlerin yer aldığı 21 kurmay, 25 er ve erbaş, 8 müşavir ve kâtip vardı.  

[ii] Mondros Mütarekesi
İngiliz ordusu karşısında yaşanan Filistin hezimeti ve 1 Ekim 1918’de Şam’ın kaybedilmesiyle başvekil Talat Paşa hükümeti ABD’nin arabulucuğuna başvurarak İngiltere ile ateşkes sağlamak istedi. Bu başvurudan hemen sonra Talat Paşa istifa etti ve yerine Ahmet İzzet Paşa getirildi. Bu hükümette Rauf Bey (Orbay) Harbiye nazırı olarak görev aldı. Mondros Antlaşması, 30 Ekim 1918’de Osmanlı hükümetinin temsilcisi olarak görevlendirilen Rauf Bey ile İngiltere hükümetini temsilen görevlendirilen General Calthorpe tarafından Limni Adasındaki Mondros limanında demir atmış olan İngiliz savaş gemisi Agamemnon’da imzalandı.

25 maddeden oluşan Mondros Silah Bırakma Antlaşmasının başlıca hükümleri şöyledir:
‘1- Çanakkale ve İstanbul Boğazlarının açılması, Karadeniz’e serbestçe geçişin temini ve Çanakkale ve Karadeniz istihkâmlarının İtilaf Devletleri tarafından işgali sağlanacaktır. 2- Osmanlı sularındaki bütün torpil tarlaları ile torpido ve kovan mevzilerinin yerleri gösterilecek ve bunları taramak ve kaldırmak için yardım edilecektir. 3- Karadeniz’deki torpiller hakkında bilgi verilecektir. 4- İtilaf Devletlerinin bütün esirleri ile Ermeni esirleri kayıtsız şartsız İstanbul’da teslim olunacaktır. 5- Hudutların korunması ve iç asayişin temini dışında, Osmanlı ordusu derhal terhis edilecektir. 6- Osmanlı harp gemileri teslim olup, gösterilecek Osmanlı limanlarında gözaltında bulundurulacaktır. 7- İtilaf Devletleri, güvenliklerini tehdit edecek bir durumun ortaya çıkması halinde herhangi bir stratejik yeri işgal etme hakkına sahip olacaktır. 8- Osmanlı demiryollarından İtilaf Devletleri istifade edecekler ve Osmanlı ticaret gemileri onların hizmetinde bulundurulacaktır. 9- İtilaf Devletleri, Osmanlı tersane ve limanlarındaki vasıtalardan istifade sağlayacaktır. 10-Toros Tünelleri, İtilaf Devletleri tarafından işgal olunacaktır. 11- İran içlerinde ve Kafkasya’da bulunan Osmanlı kuvvetleri, işgal ettikleri yerlerden geri çekileceklerdir. 12- Hükümet haberleşmesi dışında, telsiz, telgraf ve kabloların denetimi, İtilaf Devletlerine geçecektir. 13- Askeri, ticari ve denizle ilgili madde ve malzemelerin tahribi önlenecektir. 14- İtilaf Devletleri kömür, mazot ve yağ maddelerini Türkiye’den temin edeceklerdir. (Bu maddelerden hiç biri ihraç olunmayacaktır.) 15- Bütün demiryolları, İtilaf Devletleri zabıtası tarafından kontrol altına alınacaktır. 16- Hicaz, Asir, Yemen, Suriye ve Irak’taki kuvvetler en yakın İtilaf Devletlerinin kumandanlarına teslim olunacaktır. 17- Trablus ve Bingazi’deki Osmanlı subayları en yakın İtalyan garnizonuna teslim olacaktır. 18- Trablus ve Bingazi’de Osmanlı işgali altında bulunan limanlar İtalyanlara teslim olunacaktır. 19- Asker ve sivil Alman ve Avusturya uyruğu, bir ay zarfında Osmanlı topraklarını terk edeceklerdir. 20- Gerek askeri teçhizatın teslimine, gerek Osmanlı Ordusunun terhisine ve gerekse nakil vasıtalarının İtilaf Devletlerine teslimine dair verilecek herhangi bir emir, derhal yerine getirilecektir. 21- İtilaf Devletleri adına bir üye, iaşe nezaretinde çalışacak bu devletlerin ihtiyaçlarını temin edecek ve isteyeceği her bilgi kendisine verilecektir. 22- Osmanlı harp esirleri, İtilaf Devletlerinin nezdinde kalacaktır. 23- Osmanlı Hükümeti, merkezi devletlerle bütün ilişkilerini kesecektir. 24-Altı vilayet adı verilen yerlerde bir kargaşalık olursa, vilayetlerin herhangi bir kısmının işgali hakkını İtilaf Devletleri haiz bulunacaktır. 25-Müttefiklerle Osmanlı Devleti arasındaki savaş, 1918 yılı Ekim ayının 31 günü mahalli saat ile öğle zamanı sona erecektir.’
(Antlaşmanın 24. Maddesinde geçen altı vilayet (vilayet-i sitte) Diyarbakır, Erzurum, Van, Bitlis, Elazığ ve Sivas’tır.)

Mondros Antlaşması’nın imzalanmasının ardından İtilaf Devletleri kuvvetleri 13 Kasım 1918’de İngiliz kuvvetlerinin başkanlığında İstanbul’u işgal ettiler. 

[iii] Mavri Mira (kara kader), Birinci Dünya savaşından sonra İstanbul’da Rum patrikhanesinde kurulan cemiyet. Görevi Yunanlıların Anadolu’da yerleşmesini gerçekleştirmek amacıyla çeşitli illerde çeteler kurmak, Yunanlılar lehine miting düzenlemek, propaganda yapmaktı. Yunan hükümetinden yardım görüyordu. Yunan Kızılhaçı, Resmi Göçmenler cemiyeti ve Rum okullarındaki izci teşkilâtı ile işbirliği yapan cemiyet, Yunanistan’dan ilâç diye getirttiği çok miktarda silâh ve cephaneyi Rumlara dağıttı. Başta Patrikhane olmak üzere hemen bütün Rum kiliseleri birer cephanelik durumuna geldi. Mavri Mira, Kurtuluş savaşından sonra ortadan kalktı.

15 Mayıs 2017 Pazartesi

Türkiye'nin Sosyal Yapısı Üzerine Bazı Notlar

Hanehalkıyla ilgili tanımlar ve sayılar
Aralarında akrabalık bağı bulunsun ya da bulunmasın aynı konutta yaşayan, temel ihtiyaçlarını birlikte karşılayan, hanehalkı hizmet ve yönetimine iştirak eden bir veya birden fazla kişiden oluşan topluluk hanehalkı olarak tanımlanıyor.

Çekirdek aile denildiğinde yalnızca eşler veya eşler ve çocuklar ya da yalnız ebeveyn ve en az bir çocuktan oluşan aile anlaşılıyor.

Geniş aile ise birden fazla çekirdek aile veya çekirdek aile birlikte bulunan ve çekirdek aile üyesi olmayan en az bir kişiden oluşan aileye deniyor.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...