23 Haziran 2017 Cuma

Yabancıların Sattığı Dövizi Türkler Alıyor

Yabancı para mevduat hesapları büyük çoğunlukla yurtiçinde yerleşiklere (basitleştirmek için bunlara Türkler diyelim) ait bulunuyor. BDDK verilerine göre son bir ayda mevduat ve fon toplamı yüzde 1,3 artış gösterdiği halde yabancı para mevduatı yüzde 1,5 artış sergilemiş görünüyor. Türkler, TL güçlenip yabancı paralar zayıflarken döviz alıp DTH hesabı açıyorlar. Yurtdışında yerleşiklerin (basitleştirmek için bunlara da yabancılar diyelim) bir bölümü tahvil ve hisse senedi alıyor, bir bölümü de TL mevduat hesabı açıyor. Son bir ay içinde yabancıların hisse senedi, tahvil, bono stoku, piyasa fiyatı ve kur değişimlerinden arındırılmış olarak, 2,5 milyar USD artış göstermiş bulunuyor.

Özetle söylemek gerekirse son bir ayda yabancılar, döviz getirip bunları TL enstrümanlara yatırırken Türkler paralarını daha çok yabancı para mevduata yatırmış görünüyorlar. Bunun altında yatan nedeni inceleyelim. Burada aynı standart çerçevesinden olaya bakabilmek için yabancının da Türk’ün de parasını son bir ayda mevduata yatırdığını varsayacağız. İkinci olarak kurların alış satış kuru olarak farklılık göstermediğini varsayacağız (bütün işlemler için aynı varsayımı yapacağımız için bu basitleştirici varsayımlar hesapların sonuçlarını etkilemeyecek.)

22 Haziran 2017 Perşembe

Sıkı Para Politikası ve Türkiye

Para politikası
Para politikası, merkez bankalarının bazı araçlarla piyasadaki para miktarını etkileyerek piyasaya sürdüğü paranın istikrarını sağlamak amacıyla uyguladığı politikalar bütününe verilen addır.

Günümüzde pek çok ülke, merkez bankalarının temel amacını fiyat istikrarını sağlamak olarak tanımlıyor. Bunun en basit biçimde anlamı enflasyon ve deflasyonun önlenmesidir. Bu durumdaki merkez bankaları para politikasının amacını belirlemekte bağımsızlığa sahip bulunmuyor. Merkez bankaları, bu amaca ulaşmak için ellerinde bulunan para politikası araçlarını kullanırlar. Amaç belirlemekte bağımsızlıkları olmasa da merkez bankaları, belirlenen amaca ulaşma konusunda uygulayacakları para politikası araçlarını seçmekte ve uygulama dozunu ayarlamakta serbest bırakılırlar. Merkez bankalarının bağımsızlığı ifadesinden anlaşılması gereken de budur.

Sıkı ve gevşek para politikası ve araçlar
Bir ekonomide enflasyonist eğilimler egemense ve enflasyonun yükselmesi önlenemiyor ya da enflasyon hedeflenen düzeye indirilemiyorsa merkez bankası sıkı (daraltıcı) para politikası uygulamasına başvurabilir. Sıkı para politikası, enflasyona yol açan temel neden olarak görülen toplam talep artışının frenlenmesini hedefler. Günümüz merkez bankacılığı üzerinde egemen olan görüş olan Monetarist görüşe göre ‘enflasyon her yerde ve her zaman parasal bir olgudur.’ Bu durumda enflasyonun çözümü para arzının azaltılması ya da sınırlandırılmasından geçer. Merkez bankası bu durumda elindeki para politikası araçlarını bu yolda kullanır. Günümüzde birçok merkez bankası bu amaca ulaşmak için ‘enflasyon hedeflemesi’ denilen bir yönteme başvurmakta ve bir hedef enflasyon belirleyerek para politikası araçlarını o hedefe ulaşacak biçimde ayarlamaktadır.
   
Bir ekonomide deflasyonist eğilimler egemense ve fiyatların sürekli düşerek ekonomiyi olumsuz yönde etkilemesi önlenemiyor bu da büyümenin düşmesine yol açıyorsa merkez bankası gevşek (genişletici) para politikası uygulamasına başvurabilir. Gevşek para politikası, ekonomide küçülmeye yol açan temel neden olarak görülen toplam talep düşüşünün tekrar artışa döndürülmesini hedefler. Bunu sağlamanın yolu para arzının artırılmasıdır. Merkez bankası bu durumda elindeki para politikası araçlarını para arzını artıracak biçimde kullanır. Günümüz uygulamasında bu yoldaki uygulamalar küresel kriz sonrasında gelişmiş ekonomilerde yürürlüğe konulan ‘niceliksel gevşeme’ politikası şeklinde yürütülmektedir. Başta ABD Merkez Bankası Fed olmak üzere, İngiltere, Avrupa ve Japonya Merkez Bankaları bu yönteme başvurmuş durumdadırlar.

Şimdi bu açıklamalar göre merkez bankalarının para politikası araçlarını sıkı ve gevşek para politikası uygulaması durumunda nasıl kullanacaklarını bir tabloda göstermeye çalışalım: 


Sıkı Para Politikası
Gevşek Para Politikası
Dolaysız para politikası araçları


Kredi tavanı (kredi miktarına üst limit koymak)
Zorunlu hallerde kısa süreli uygulanabilir
Hiçbir şekilde uygulanmamalı
Faiz denetimi (faiz oranlarına üst limit koymak)
Zorunlu hallerde kısa süreli uygulanabilir
Hiçbir şekilde uygulanmamalı
Dolaylı para politikası araçları  


Faiz
Yükseltilmeli
Düşürülmeli
Zorunlu karşılıklar (bankaların topladığı kaynaklardan MB’ye yatırılacak miktar)
Yükseltilmeli
Düşürülmeli
Diğer para politikası araçları


Kura müdahale (döviz alışı veya satışı yaparak kuru etkilemek)
Döviz satışlarıyla düşürülebilir
Döviz alımlarıyla yükseltilebilir
Açık sözlülük politikası (yapılacak uygulamaları önceden açıklamak)
Kesinlikle uygulanmalı
Kesinlikle uygulanmalı
Para basma (niceliksel gevşeme) 
Hiçbir şekilde uygulanmamalı
Zorunlu hallerde kısa süreli uygulanabilir

Burada para politikası araçlarının hepsi ele alınmış olmakla birlikte günümüzde en yaygın olarak kullanılan para politikası araçları faiz, zorunlu karşılıklar ve kura müdahaledir. Merkez bankaları toplam talepte hızlı bir artış ortaya çıktığında bu gidişin enflasyonu yükselteceğini, ekonomiyi ısındıracağını görerek sıkı para politikası uygulamasına girerek faizi artırmaya ve bazı hallerde zorunlu karşılıkları yükseltmeye başlarlar. Bu hamlelerle amaçladıkları şey bu artışların kredi maliyetlerinde artış yaratarak kredi talebini frenlemesi ve dolayısıyla fiyat artışlarının denetim altına alınmasıdır. Eğer tersi söz konusu olur da ekonomi canlılığını kaybetmeye, talep daralmaya ve dolayısıyla ekonomik büyüme düşmeye başlarsa bu gidişlin deflasyonist eğilimlere yol açabileceğini düşünen merkez bankaları bu kez tam tersini yaparak talebi artırmaya çalışır. Bunu yaparken de faizleri ve zorunlu karşılıkları düşürerek kredi maliyetlerini indirir ve kredi kullanımını teşvik ederek ekonomin yeniden büyüme patikasına dönmesini sağlamaya çalışır.

Temel amacı fiyat istikrarı olan merkez bankalarının büyüme, istihdam artışı, kur dengesi gibi makro konularla ilgileniyor gibi görünmesinin nedeni aslında bütün bu konuların fiyat istikrarıyla yakın ilişki içinde bulunmasındandır.

Türkiye uygulaması
Türkiye uzun süredir yüksek enflasyonla yaşıyor. Yukarıda ele aldığımız çerçevede değerlendirirsek böyle bir ortamda merkez bankasının amacının enflasyonu düşürmek olması gerekiyor. Esasen Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da uzunca bir süreden beri ‘enflasyon hedeflemesi’ çerçevesinde enflasyonu düşürmeye çalışıyor.

TCMB’nın enflasyonu düşürmeye yönelik olarak uyguladığı para politikasını son on yılı ele alarak değerlendirirsek karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor. 


TCMB Uygulaması
Hükümet Önerisi
Dolaysız para politikası araçları


Kredi tavanı
Bir uygulama yok
Öneri yok
Faiz denetimi
Bir uygulama yok
Düşürme yönünde öneri var
Dolaylı para politikası araçları  


Faiz
Duruma göre düşürme ve yükseltme söz konusu
Düşürme yönünde öneri var
Zorunlu karşılıklar
Duruma göre düşürme ve yükseltme söz konusu
Öneri yok
Diğer para politikası araçları


Kura müdahale
Düşürme yönünde kısmi uygulama var
Karışılmaması yönünde öneri var
Açık sözlülük politikası
Yeterli değil
Öneri yok
Para basma (niceliksel gevşeme) 
Söz konusu değil
Öneri yok

Aşağıdaki grafik Merkez Bankası’nın resmi olarak, enflasyonu yüzde 5’e indirme yolunda, enflasyon hedeflemesi uygulaması yaptığı, bir başka deyişle para politikasını resmen enflasyon hedeflemesine göre yönettiği 2006 – 2016 yılları arasındaki enflasyon hedeflerini ve yılsonu enflasyon gerçekleşmelerini gösteriyor. 


Grafik bize Merkez Bankası’nın enflasyona karşı uyguladığı sıkı para politikasının başarılı olmadığını açık biçimde gösteriyor. Bunun iki nedeni olabilir: (1) Uygulanan para politikası yeterince sıkı değildir. (2) Para politikası sıkı olarak öngörülmüş olsa da karışık uygulamalar nedeniyle sonuç alamamaktadır. Ben daha çok ikinci şıktaki davranışın bu sonucu yarattığını düşünüyorum.

Son on yıllık uygulamasına baktığımızda Merkez Bankası’nın sıkı para politikasını aynı sıkılıkta ve kararlılıkta yürütmediğini, zaman zaman faizi yükseltip henüz enflasyonda sonuç alınmadan düşürdüğünü, diğer konularda da tutarlı ve sürekli bir uygulama sergileyemediğini söylememiz mümkün. Merkez Bankası’nın kararsız politika uygulamasının büyük ölçüde hükümetin bankaya önerilerinden kaynaklandığını da öne sürebiliriz.  

21 Haziran 2017 Çarşamba

Cryptocurrency

Crypto; Türkçe’ye gizli, saklı, gizlenen, şifre olarak çevrilebilen bir sözcük. Currency ise para birimi anlamına geliyor. Bu ikisinin birleşimiyle yaratılmış olan cryptocurrency deyimi de şifreli para birimi anlamına geliyor. Cryptocurrency;  internet aracılığıyla kullanılan, hiçbir merkezi otoriteye ya da aracı kuruma bağlı olmayan, sanal para birimi. Bu sanal para birimiyle kişiler ya da kurumlar tıpkı gerçek parayla yaptıkları gibi harcama yapabiliyor ya da para kabul edebiliyor. Cryptography; zorunlu, vazgeçilmez bilgilerin, bilgisayarda korumalı olarak saklanması demek. Cryptography kullanılarak saklanan bilgilere ulaşılması ve onların ele geçirilmesi, kötüye kullanılması son derecede zorlaşıyor.

Piyasada bugün itibariyle birden fazla cryptocurrency çeşidi var: En bilinenleri Bitcoin. Litecoin, Namecoin, PPCoin, Ethereum, Dogecoin, Devcoin, Primecoin gibi adlar altında işlemde bulunanları da var. Gizliliği, söz konusu para birimlerinin sanal olmasından kaynaklanıyor. Yani bu para birimleri Dolar gibi, Euro gibi TL gibi basılı halde fiziksel olarak bulunmuyor, bilgisayar kaydı olarak bulunuyor.

20 Haziran 2017 Salı

Türkiye Ekonomisi ve Kriz

Ekonominin sıkıntıda olduğunu, yapısal reformların yapılması gerektiğini söyleyenlere yönelik en temelli eleştiri şu: “Yıllardır, Fed tahvil alımını durdurursa, faiz artırmaya başlarsa sıkıntı çıkar, yapısal reform yapmazsak kriz olur dediniz durdunuz, kriz filan çıkmadı.” Bu eleştiri doğru mu?

Genellikle sokak dilinde kriz denildiğinde batış, iflas, çöküş anlaşılmakla birlikte ekonomik krizlerin mutlaka bir batışla, bir çöküşle sonuçlanması gerekmez. En genel tanımıyla ekonomik kriz; ekonomik göstergelerin kötüleşmesiyle başlayıp ekonominin işleyiş biçimini bozan ve geleceğini etkileyen, olumsuz durumları ifade eder. Ekonomik krizler birçok nedenle çıkar ve farklı yönleri ve dereceleri vardır. Ekonomik krizler arasında en çok görülenleri aşağıdaki tabloda özetle sunuyorum:   

Ekonomik kriz
Tanı
Durgunluk
Ekonominin büyüyememesi veya çok yavaş büyümesi
Yüksek enflasyon
Fiyatların hızlı artması, dolayısıyla büyümenin işe yaramaması
Deflasyon
Fiyatların düşmesi, ekonomide canlılığın kaybedilmesi
Stagflasyon
Enflasyon olmasına karşın ekonominin büyüyememesi
Slumpflasyon
Enflasyona karşın ekonomide küçülme görülmesi
Resesyon
Ekonomide iki çeyrek üst üste küçülme yaşanması
Depresyon
Ekonomide küçülmeyle birlikte, enflasyon, işsizlik artışı, bütçe açığı, cari açık gibi bozulmaların birlikte ve uzun süreli olarak yaşanması
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...