4 Şubat 2016 Perşembe

ABD de Kur Savaşlarına Girdi

Geçen yılın kralıydı Dolar. Amerikan dolarının 6 büyük para biriminin (Japon Yeni, Euro, Kanada Doları, İngiliz Sterlini, İsveç Kronu ve İsviçre Frangı) oluşturduğu döviz sepetine karşı değerini ölçen ABD Dolar Endeksi (DXY), geçen yılın son ayında 100’ü aşmış, Dolar, küresel sistemin ikinci büyük rezerv parası olan Euro karşısında önemli ölçüde değer kazanmıştı. Bu durumu 2014’den bugüne kadarki Euro/USD paritesini gösteren aşağıdaki grafikten izlemek mümkün.

2 Şubat 2016 Salı

Başkaları Faizi Düşürürken Biz Niçin Düşüremiyoruz?

2008’de Lehman Brothers’ın batışıyla başladığı kabul edilen (gerçekte birikimi çok da eskiye dayanan) küresel kriz sonrasında birçok ekonomide çöküşler, durgunluklar, gerilemeler yaşandı. Az sayıda ekonomi bu olumsuz durumu atlatmış görünüyor, bazı ekonomiler atlatmaya yakın durumda bulunuyor, bazı ekonomiler ise hala uğraşıyor.

1929’da başlayan Büyük Depresyondan çıkış için uygulanan ekonomi politikalarında ağırlık büyük ölçüde maliye politikasındaydı. Vergiler düşürülmüş, kamu harcamaları artırılmış, kişilerin ve kurumların elinde daha çok para olmasına çalışılmıştı. Bu yolla kişi ve kurumların talebi artırılarak büyümeye geri dönüş sağlanmıştı. Küresel krizden çıkma yolunda uygulanan ekonomi politikalarının ağırlığı maliye politikası araçlarına değil para politikası araçlarına verildi. Bu krizde merkez bankaları devreye girdi gevşek para politikası uygulamasına geçildi. ABD Merkez Bankası (Fed) ve İngiltere Merkez Bankası (BOE) uygulamanın öncüsü oldular. Piyasadan tahvil alarak karşılığında para verdiler (niceliksel gevşeme – quantitative easing) ve böylece piyasada parayı bollaştırdılar. Likiditeye sıkışan bankalar ve onlar aracılığıyla da reel kesim para sıkıntısına girmedi. Fed ve BOE, bu uygulamaya bir yandan da düşük faiz politikasıyla destek verdiler. Bu uygulamalar ABD ve İngiltere’nin krizden çıkış yolunda önemli gelişmeler kaydetmesini sağladı.

30 Ocak 2016 Cumartesi

Japon Merkez Bankası ve Negatif Faiz

Geçtiğimiz hafta Japonya Merkez Bankası (BOJ) faizi eksi yüzde 0,1’e düşürdü. BOJ, bankaların kendisinde tuttuğu cari hesaplara uyguladığı faizi eksiye düşürerek bankalara “bana yatırdığın para için faiz vermem, tam tersine üste para alırım, onun için bu parayı bana yatıracağına git piyasaya kredi ver” mesajı verdi. Benzer bir uygulama bir süredir Avrupa Merkez Bankası (ECB) tarafından da uygulanıyor. BOJ bu adımı niçin attı?

Abe, ikinci kez başbakan olarak hükümete geldiğinde Japonya yaklaşık çeyrek yüzyıldır durağan bir ekonomi durumunda bulunuyordu. Aşağıdaki grafik küresel krizin çıktığı 2008 yılından 2015 yılı sonuna kadar geçen 8 yıllık sürede Japonya’nın yıllık büyüme ve enflasyon oranlarını birlikte gösteriyor. 

27 Ocak 2016 Çarşamba

Politika Faizi Hangisi?

Merkez Bankası’nın görünürde 2 tane borç verme faizi var. (1) Gecelik olarak bankalara borç vermekte uyguladığı faiz (yüzde 10,75.) (2) Haftalık olarak bankalara borç vermekte uyguladığı faiz (yüzde 7,5.) Duruma göre bazen gecelik borç vermeyi, bazen de haftalık repo ihalesiyle borç vermeyi daha ağırlıklı kullanıyor.

Merkez Bankası’nın bir de görünmeyen faizi var. Buna da ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti deniyor. Adında faiz geçmese de bu, yukarıda değindiğim iki borç verme faizinin yani yüzde 10,75’lik gecelik faiz ile yüzde 7,5’luk haftalık faizin ağırlıklı ortalaması olduğu için gerçekte Merkez Bankası’nın piyasayı fonlamakta uyguladığı ortalama faiz. Diyelim ki Merkez Bankası, bankalara, yüzde 10,75 faizle 100 TL gecelik, yüzde 7,5 faizle de 100 TL borç vermiş olsun. Bu durumda bu ikisinin ortalama faizi yüzde 9,1 oluyor.  
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...