17 Aralık 2014 Çarşamba

Rusya Sorunu

Rusya Ekonomisinde Son Gelişmeler
Rusya ekonomisi iki ciddi tehdit altında bulunuyor: (1) Kırım’a yaptığı müdahale sonrasında ABD ve AB’nin koyduğu ekonomik ambargo, (2) Petrol fiyatlarında yaşanan düşüş. Bu iki gelişme Rusya ekonomisini büyük sıkıntıya soktu ve Rus Rublesi hızla değer kaybetti. Haziran başında 1 USD = 34 Ruble ederken, 16 Aralık’ta bu parite 1 USD = 69 Ruble’ye düştü (burada ele aldığım oranlar gün sonu değerleridir. Yoksa gün içindeki değerlerde 1 Doların 80 Ruble’ye kadar geldiği oldu.) Rusya Merkez Bankası bu hafta içinde önce faizi yüzde 10,5’tan yüzde 17’ye çıkardı, ardından da döviz rezervlerinden döviz satarak piyasaya müdahale etmeye başladı. Bu hamle sonunda Ruble bir miktar toparlandıysa da (ben yazımı yazarken 1 USD = 65,8 Ruble olmuştu) henüz toparlanmaktan oldukça uzak görünüyor.  

15 Aralık 2014 Pazartesi

Türkiye'nin Eylül 2014 İşsizlik Şeması

Eylül 2014 itibariyle Türkiye’nin işsizlik şeması aşağıda sunuluyor: 

      Toplam Nüfus: 76 milyon +

Eylül 2014 İtibariyle Oranlar:
İşsizlik Oranı = (İşsizler / İşgücü) x 100 = (3.064bin / 29.233 bin) x 100 = % 10,5
Tarım Dışı İşsizlik Oranı                                                                             = % 12,7
Mevsim ve Takvim Etkisinden Arındırılmış İşsizlik Oranı                     = % 10,7
Genç Nüfusta (13 – 25 Yaş  Grubu) İşsizlik Oranı                                   = % 19,1

Yorum: İşsizlik hızla artıyor. Eylül 2014’de 2011 yılı Şubat ayından bu yana en yüksek işsizlik oranı görüldü. Büyümenin, potansiyel büyüme oranı olan yüzde 5’in altına düştüğü bir ortamda işsizlik oranının yükselmesi beklenen sonuçtur.

13 Aralık 2014 Cumartesi

Türkiye Ekonomisi Göstergeleri ve İdeal Ölçüler

Ekonomik göstergeler için ölçü kabul edilebilecek bir takım oranlar belirleyebileceğimizi düşünüyorum. Ne var ki bunlar her yerde, her zaman, her koşulda geçerli oranlar olamaz. Enflasyon, bütçe açığı gibi alanlardaki kabul edilebilir oranlar evrensel bir ortaklık taşısa da cari açık, işsizlik, büyüme gibi alanlardaki kabul edilebilir oranlar ülkeden ülkeye, zamandan zamana, koşuldan koşula değişiklik gösterebiliyor. Örneğin ABD için erişilemeyecek kadar yüksek görünen yüzde 6’lık büyüme oranı Çin için neredeyse durgunluk düzeyi olarak kabul edilebiliyor. Ya da normal koşullarda ideal kabul edilebilecek yüzde 2 oranındaki bütçe açığı deflasyonist bir ortamda yüzde 5’e çıktığında bile anormal görülmüyor. Burada ele almaya çalıştığım kabul edilebilir oranlar Türkiye ekonomisi için geçerli olduğunu düşündüğüm oranlardır.   

11 Aralık 2014 Perşembe

Büyüme ve Cari Açık

Hafta içinde üçüncü çeyrek büyüme oranı yüzde 1,7 olarak açıklandı. Bu oran beklentilerin altında geldi. Sanayi üretiminin üçüncü çeyrekteki büyümesi yüzde 3,8 olduğu için, tarımdaki düşüşe karşın yüzde 2,5 – 3 aralığında bir büyüme oranı gerçekleşmesi bekleniyordu. Veriler özel nihai tüketim harcamalarındaki artışın yalnızca yüzde 0,2 olduğunu gösteriyor. GSYH’nın yüzde 70’ini bu kalemin oluşturduğunu dikkate alırsak büyümenin niçin düşük çıktığını anlamak mümkün olabilir. İç talebin katkısının bu kadar düşük olmasına karşın dış talep (ihracat artışı) yüzde 8’e ulaşmış bulunuyor. Bunun büyümeye katkısı yaklaşık 2,5 puan kadar oldu. Büyümenin daha da düşmesini dış talep ile buna destek olan kamu cari harcamaları (kamu kesimi tüketim harcamaları) artışı (yüzde 6,6) engelledi. İthalatın katkısı yüzde – 1,8 ile eksi 0,7 puan oldu.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...