Kayıtlar

Küresel Finans Piyasalarında Sarsıntı

22 Ekim 2026 Perşembe günü dünya finans piyasalarında yaşanan gelişmeler, yatırımcıların risk algısının ne kadar hızlı değişebildiğini bir kez daha gösterdi. ABD borsalarında özellikle teknoloji hisseleri değer kaybederken petrol fiyatları yükseldi, altın fiyatları düştü, Avrupa ve Asya piyasalarında da satışlar görüldü. Borsalardaki düşüşün nedenleri Perşembe günü Nasdaq yüzde 2,6, S&P 500 ise yüzde 1,2 geriledi. Özellikle yarı iletken şirketlerindeki kayıplar dikkat çekti. Dow Jones'un günü hemen hemen yatay tamamlaması ise satışların bütün sektörlerde aynı ölçüde yaşanmadığını ortaya koydu. ABD borsalarındaki düşüş diğer borsalara da önemli ölçüde yansıdı. Burada önemli bir konu var: Bir şirketin büyümesi ile o şirketin hissesinin değer kazanması aynı şey değildir. Yapay zekâ alanında faaliyet gösteren şirketler büyük yatırımlar yapıyor. Bu yatırımlar gelecekte önemli gelirler sağlayabilir. Ancak yatırımcı açısından asıl mesele, harcanan paranın ne kadar gelir ve kâr...

Türkiye Döviz Kurunu Hangi Yöntemle Belirliyor?

Döviz Kuru Belirleme Rejimleri Bir ülkenin ulusal parasının yabancı paralara göre değerinin (kur) hangi esaslara göre belirleneceğini gösteren düzenlemelere döviz kuru rejimi deniyor.   IMF, döviz kuru rejimleri konusunda dört ana kategori arasında ayrım yapıyor: (1) Katı sabitleme rejimleri. (2) Yumuşak sabitleme rejimleri. (3) Dalgalı kur rejimleri. (4) Artık kategori olarak diğer yönetilen kur rejimleri. Sürünen Kur Benzeri Düzenleme (Crawl-like Arrangement) IMF, döviz kuru hareketlerinin belirli bir süre boyunca istatistiksel olarak belirlenen bir eğilim etrafında dar bir bant içinde kalmasını, sürünen kur benzeri düzenlemenin belirlenmesinde kullanılan ölçütlerden biri olarak değerlendiriyor. Her ikisi de yumuşak sabitleme rejimleri arasında yer alan sürünen kur benzeri rejim (crawl–like arrangement) ile kademeli sabit kur rejimi (crawling peg) arasında bazı farklar bulunuyor. Kademeli sabit kur rejimi; merkezî otoritenin referans kuru veya kur paritesini belirli ara...

Fransa'da Yağmacılık ve Tüketim Toplumu

Son günlerde Fransa'da yaşanan olaylar önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Bunlar 1968'deki gibi bir öğrenci ayaklanması mı, giderek artan hayat pahalılığı ve işsizlik gibi ekonomik sıkıntıların yansıması mı, yoksa toplumsal dışlanmaya karşı bir başkaldırı mı? Düşük gelirli ailelerin üyeleri, işsiz gençler ve kendilerini toplumun dışında hissedenler, bir yandan televizyonlarda, sosyal medyada ve vitrinlerde sergilenen tüketim dünyasının içinde yaşıyor, öte yandan o dünyanın sunduğu olanaklara ulaşamıyorlar. Bu kesimlerden bazıları, öğrencilerin ya da halkın protesto gösterileri sırasında ortaya çıkan kargaşadan yararlanarak mağazaları yağmalıyor, otomobilleri tahrip ediyor. Bunun bir lümpen başkaldırısı olup olmadığı da tartışma konusu. Marx, lümpen proletaryayı düzenli üretim ilişkilerinin ve örgütlü işçi sınıfının dışında kalan, ekonomik ve toplumsal konumları istikrarsız kesimler olarak tanımlar. Bu kesimlerin ortak bir sınıf bilinci ve siyasal program geliştirmekte zor...

Siyasal Sistem, Ekonomik Sistem ve Ahbap - Çavuş İlişkileri

Bir ülkeyi demokratik, otoriter, kapitalist, sosyalist ya da faşist olarak tanımlamak, o ülkenin nasıl yönetildiğini ve ekonomik kaynakların nasıl dağıtıldığını tek başına açıklamaz. Çünkü bu kavramlar aynı türden özelliklere işaret etmez. Siyasal sistemler, iktidarın nasıl belirlendiğini, kullanıldığını ve sınırlandırıldığını; ekonomik sistemler ise mülkiyetin, üretimin ve kaynak dağılımının nasıl örgütlendiğini açıklar. Bunlara ek olarak devlet ile ekonomik çıkar grupları arasındaki ilişkiler de bir ülkenin gerçek işleyişini anlamada önemli rol oynar. Devlet ekonomik faaliyetlerde ne kadar güçlü olursa olsun, bu gücün hangi kurallarla ve kimin yararına kullanıldığı ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle ülkeleri üç boyutta incelemek daha açıklayıcıdır: siyasal sistem, ekonomik sistem ve siyasal iktidar ile ekonomik çıkar grupları arasındaki ilişkiler. Siyasal Sistemler: İktidar Nasıl Belirlenir ve Sınırlandırılır? Siyasal sistem, bir ülkede iktidarın nasıl elde edildiğini, k...

Gelir Artışını Niçin Hissetmiyoruz?

Türkiye ekonomisine ilişkin en dikkat çekici tartışmalardan biri, açıklanan büyüme oranları ile vatandaşın günlük yaşamında hissettiği ekonomik koşullar arasındaki farktır. Millî gelir artıyor, ekonomik faaliyetler genişliyor ve kişi başına düşen GSYH yükseliyor. Buna karşılık birçok kişi, gelirinin temel ihtiyaçlarını karşılamakta giderek daha yetersiz kaldığını düşünüyor. Bu durum ilk bakışta bir çelişki gibi görünebilir. Ancak ekonomik büyüme ile toplumsal refah artışı aynı şey değildir. Üretimin ne kadar arttığı, fiyatların nasıl değiştiği, döviz kurunun seyri ve yaratılan gelirin toplum içinde nasıl dağıldığı, büyümenin günlük yaşama ne ölçüde yansıdığını belirler. Nominal büyüme ile reel büyüme arasındaki fark TÜİK'in 2025 yılı yıllık GSYH verilerine göre Türkiye ekonomisi cari fiyatlarla yüzde 41,6 büyürken reel büyüme yüzde 3,7 olarak gerçekleşti. Bu fark, ekonominin parasal büyüklüğündeki artış ile üretilen mal ve hizmet miktarındaki artışın aynı olmadığını gösteriyo...

Dünyanın ve Türkiye'nin Ekonomik Görünümü 2027

Resim
IMF'nin World Economic Outlook, October 2026 raporundaki tahminler, dünya ekonomisinin önümüzdeki iki yılda büyümeyi sürdüreceğini, ancak bu büyümenin geçmiş dönemlere kıyasla daha sınırlı kalacağını gösteriyor. ABD ekonomisi görece dengeli bir görünüm sergilerken Euro Bölgesi düşük büyüme sorununu aşmakta zorlanıyor. Çin büyümeye devam ediyor, Hindistan ise gelişmekte olan ekonomiler arasında öne çıkıyor. Türkiye açısından da büyüme, enflasyon ve cari denge sorunları önemini koruyor. Bu yazıda IMF'nin 2026 ve 2027 tahminlerinden hareketle başlıca ekonomilerin görünümünü değerlendirmeye, Türkiye'ye ilişkin öngörüleri ele almaya ve küresel ekonomideki yavaşlamanın ne anlama geldiğini tartışmaya çalışacağım. Temel sorumuz şu: Dünya ekonomisi geçici bir yavaşlama döneminden mi geçiyor, yoksa uzun süreli düşük büyüme dönemine mi giriyor? Dünya Ekonomisinin Genel Görünümü IMF, dünya ekonomisinin 2026 yılında yüzde 3,1, 2027 yılında ise yüzde 3,4 büyüyeceğini tahmin ediyo...

Fon Krizi: Borsadan Ekonomiye Uzanan Etkiler

Türkiye'de Eylül 2026'da yaşanan yatırım fonu krizi, sermaye piyasalarının işleyişi ve yatırımcı güveni açısından önemli bir gelişme oldu. Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) 17 Eylül 2026 tarihli kararları doğrultusunda yedi portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verilmesi, yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren bir süreci beraberinde getirdi. SPK, 23 Eylül'de yaptığı açıklamada Merkezi Kayıt Kuruluşu kayıtlarına göre söz konusu fonlarda 455.758 tekil yatırımcı bulunduğunu bildirdi. Yaşananlar, finansal piyasalarda biriken risklerin nasıl büyüyebildiğini ve bir piyasada ortaya çıkan sorunların diğer piyasalara hangi kanallardan yayılabildiğini yeniden gündeme taşıdı. Krizin önemi yalnızca yatırım fonlarının karşı karşıya kaldığı sorunlardan kaynaklanmıyor. Fon piyasasındaki gelişmelerin borsa, tahvil piyasası, banka mevduatları ve döviz hesapları üzerindeki olası etkileri, finansal sistemin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. ...

Siyasetin Sınırları: Güç Nerede Durmalı

Siyaset, toplumsal düzeni sağlamak, ortak sorunlara çözüm üretmek ve geleceği oluşturmak için önemli bir araçtır. Ne var ki bu gücün sınırları doğru çizilmediğinde, toplumsal refah ve bireysel özgürlükler zarar görebilir. Asıl mesele, siyasetin ne kadar güçlü olduğu değil, nerede durması gerektiğini bilmesidir. Ekonomide Siyasetin Sınırı Siyasetin ekonomideki temel görevi, adil rekabetin ve güvenilir kuralların egemen olduğu bir ortam oluşturmaktır. Kısa vadeli siyasal çıkarlar uğruna piyasa dengelerine müdahale edilmesi, ekonomik güveni ve öngörülebilirliği zayıflatabilir. Merkez bankaları ve düzenleyici kurumlar liyakat ve bilimsel veriler doğrultusunda çalışmalı, mülkiyet hakkı ve yatırım güvencesi korunmalıdır. Bununla birlikte devlet, ekonomiye yalnızca seyirci kalamaz. Piyasa aksaklıklarını gidermek, tüketiciyi korumak ve fırsat eşitliğini güçlendirmek de kamunun sorumlulukları arasındadır. Özellikle sermaye karşısında daha zayıf konumda olan emeğin korunması ve gelir d...

Siyaset Teknik Ayrıntılara Karışınca

Resim
Siyaset; toplum adına ortak kararların alınması, güç ilişkilerinin düzenlenmesi ve kamu kaynaklarının nasıl kullanılacağının belirlenmesi sürecidir. Siyasetçi ise bu kararları alan, kamu gücünü kullanarak politikaları hayata geçirmeye çalışan kişidir. Teoride siyasetçinin amacı topluma hizmet etmek ve kamu yararını gözetmektir. Bunun için siyasi gücü, yani iktidarı elde etmek ve korumak zorundadır. Ancak burada önemli bir ayrım vardır: Siyaset neyin yapılacağına karar vermeli, nasıl yapılacağını ise uzmanlara bırakmalıdır. Siyaset toplumun hedeflerini, önceliklerini ve genel çerçeveyi belirlemeli; teknik ayrıntılar ise o alanda bilgi ve deneyime sahip kişiler tarafından belirlenmelidir. Siyaset teknik ayrıntılara müdahale ettiğinde birkaç temel sorun ortaya çıkar: (1) Liyakat kaybı ve verimsizlik: Seçim kazanma, kısa vadeli siyasi çıkar ve popülizm, uzun vadeli ve rasyonel planlamanın önüne geçer. Uzmanlık yerine siyasi sadakat öne çıkar. (2) Kurumsal çöküş: Uzmanların görüşler...

İkarus'tan Fon Krizine

Günümüzde yaşanan fon krizinin nedenlerini henüz bütün yönleriyle bilmiyoruz. Ancak ilk bakılması gereken yerlerden biri denetim mekanizmasıdır. Denetim yetersiz miydi? Yoksa denetim sorunları ortaya çıkardığı halde, bu sorunların üzerine zamanında gidilmedi mi? Finansal krizlerin nasıl ortaya çıktığını anlamak için bazen ekonomi kitaplarından değil, öykülerden de yararlanabiliriz. Çünkü yüzyıllar önce anlatılan bazı öyküler, bugün finansal sistemlerde karşılaştığımız aşırı güven, sistemik risk, karmaşıklık ve yanlış teşvik gibi sorunları şaşırtıcı biçimde açıklayabiliyor. İkarus'un Kanatları: Aşırı Güven ve Risk Daidalos, oğlu İkarus ile Girit Adası'nda hapsedildiği yerden kaçmak için kuş tüyleri ve balmumu kullanarak kanatlar yapar. Uçmadan önce oğlunu uyarır: Çok alçaktan uçulursa denizin nemi kanatları ağırlaştırabilir. Çok yüksekten uçulursa güneş balmumunu eritebilir. Ancak İkarus uçmanın heyecanıyla babasının uyarısını unutur. Giderek yükselir, güneşe yaklaşır. B...