16 Ağustos 2017 Çarşamba

Merdiven altı Öğretim

Merdiven altı sözcüğü genellikle üretimle birlikte ve merdiven altı üretim deyimi biçiminde kullanılıyor. Bir ürünün, onaylanmış üretim koşulları dışında daha ucuza ama daha kalitesiz ve sağlıksız olarak üretilmesine merdiven altı üretim deniyor. Başkalarının ürettiği eserlerin, eser sahibinin izni olmaksızın, yasa dışı yollarla kopyalanarak veya taklit edilerek üretilmesi sonucu ortaya çıkan ürüne de korsan ürün deniyor.

Eğitim, belirli bir amaca göre gereken bilgileri verme işi, tedris, tedrisat, talim anlamına geliyor. Öğretim ise öğrenmeyi kolaylaştıracak etkinlikleri düzenleme, gereçleri sağlama ve kılavuzluk etme işi olarak tanımlanıyor. Eğitim, daha çok insanın ailesinden, çevresinden öğrendiklerini, öğretim ise daha çok okullarda öğrenilen bilgileri kapsıyor. O nedenle ikisi arasındaki farkı en iyi belirten ifade Albert Einstein’in şu sözünde yer alıyor: “Eğitim, insanın okulda öğrendiği her şeyi unuttuğunda arta kalandır.” 

14 Ağustos 2017 Pazartesi

Sanayi Kapitalizminin Yarattığı Çelişki

Özetle Sanayi Kapitalizminin Tarihçesi
James Watt’ın 1700’lerin sonlarına doğru geliştirdiği buhar makinesinin sanayiye uygulanabilir hale gelmesiyle sanayi devrimi sayfası açılmış oldu. Bu, aynı zamanda o döneme kadar tarım, ticaret ve atölye üretimi çerçevesinde yürüyen merkantilist – fizyokrat kapitalizmin artık yavaş yavaş sanayi kapitalizmine geçiş dönemeciydi.

Dokuma tezgâhlarıyla başlayan bu değişim sanayinin her alanına yayıldı. 1870’lerden itibaren elektrik gücünün montaj hatlarına kumanda etmesiyle birlikte kitlesel üretim zirveye çıktı. Bu yeni sistem, üretim ölçeğinin büyümesine, maliyetlerin ve fiyatların ucuzlamasına ve satışların katlanarak artmasına yol açtı. Sanayi kapitalizmi ciddi bir sermaye birikimi sağlamaya başladı.

12 Ağustos 2017 Cumartesi

Faizi Niçin Düşüremiyoruz?

Hipotez
“Bir ekonomi dış finansmana bağımlı durumdaysa, faizini kendi koşullarına göre belirleme şansı; enflasyonun çok düşük olmasına, risklerinin düşük olmasına, yatırımcı için istikrarlı bir görünüm sergilemesine bağlıdır.”

Ortaya koyduğumuz bu hipotezin doğru olup olmadığını görebilmek için Türkiye ekonomisini analiz masasına yatıralım. Bunu yaparken hipotezimizdeki koşulları tek tek ele alıp irdeleyeceğiz.

9 Ağustos 2017 Çarşamba

Lucas Eleştirisi (Kritiği)

Yeni bir ekonomi politikası uygulamaya sokulduğunda, iktisatçılar ve analistler, bu politikanın etkilerini geçerli ekonomik yapının devam edeceği varsayımına dayanarak ölçmeye çalışırlar. Oysa bu yeni ekonomi politikası, ekonomik aktörlerin bekleyişlerini etkilemek suretiyle mevcut yapıda değişikliğe yol açabilir. Bu durumda eski yapıya dayalı tahminler tutmaz. Yeni politikanın sonuçlarını doğru tahmin edebilmek için bu politikanın karar alıcıları ne yönde etkileyeceğini göz önüne almak gerekir. Bu eleştiriye Lucas Eleştirisi adı veriliyor.

Robert Lucas, 1995 yılında Nobel Ekonomi Ödülünü kazanmış, rasyonel bekleyişler teorisinin kurucuları arasında yer alan bir iktisatçı. Lucas’ın bu eleştirisi rasyonel bekleyişler teorisinin belkemiğini oluşturan yaklaşımların başında gelir. 

6 Ağustos 2017 Pazar

Piyasa Tutarsızlıkları Nereden Kaynaklanıyor?

Piyasada İlişkilerin Normal Durumu
Risk düşerse yerel para değer kazanır (kurlar düşer) ve enflasyon düşer. Bu sözü bir finansal piyasa yasası gibi almasak da genel eğilim olarak alabiliriz herhalde. Ne var ki her eğilimin istisnası olduğu gibi bunun da istisnaları var.

Faizler artarsa enflasyon düşer. Genel olarak enflasyonun yükseldiği yerlerde ekonomi otoriteleri enflasyonla mücadele için faizleri artırırlar. Doğal olarak bu ilişki faizlerle talep enflasyonu arasında vardır. Artan talebi kesip tasarrufa yöneltebilmenin yolu faizi artırmaktan geçer. Eğer enflasyon maliyet enflasyonuysa ve mesela kur kaynaklıysa o zaman faizleri yükseltmek bir dereceye kadar etkili olabilir.

Faiz ile borsa ters yönde hareket eder. Normal koşullarda tahvil ve mevduat faizleri borsanın rakibidir. Dolayısıyla faizler yükselirse borsa düşer. Ne var ki bunun da istisnaları var. Eğer borsadaki hisse senetlerinin değerleri, yabancı para cinsinden geçmiş değerlere göre düşük kalmışsa o zaman bu ters görünen durum ortaya çıkabilir. Kurların yükselmesi hisse senetlerinin yabancı para cinsinden daha da ucuzlamasına ve talebin artmasına yol açabilir. Bir de bu tür analizleri kısa vadeli gözlemlerle karıştırmamak gerekir.

3 Ağustos 2017 Perşembe

Türkiye ve Güney Kore Ekonomilerinin Karşılaştırılması

Güney ve Kuzey Kore ekonomilerini karşılaştıran yazımda aynı tarihte, aynı noktadan yola çıkan, aynı halktan oluşan ikiye bölünmüş bir ülkede Kuzey ile Güney’in nasıl farklı yerlere geldiklerini göstermişti. Yaptığım karşılaştırma dünyaya açık bir kapitalist modele dayanan Güney Kore’nin, dünyaya kapalı bir sosyalist ekonomik modele dayanan Kuzey Kore ile arasında ciddi bir fark oluştuğunu ortaya koymuştu. Yazımın sonuna bir açıklama notu ekleyerek iki ülke arasındaki farkın sistem farkından değil yönetim farkından kaynaklandığını eklemiştim. Bunu yaparken, hazırladığım Güney Kore ile kapitalist model içinde bulunan Türkiye’yi karşılaştıran tabloya bakıyordum. Eğer aşağı yukarı benzer başlangıçtan başlayarak yürüyen ve benzer modeli benimsemiş Güney Kore ile Türkiye arasında belirgin bir fark çıkmayacak olursa benim o yazıya koyduğum not anlamsız kalacaktı.

2 Ağustos 2017 Çarşamba

Türkiye’nin Heterodoks Ekonomi Politikası Uygulamaları

Türkiye, her zaman ilginç bir ekonomi görünümü sergileyen bir ülke olmuştur. Zaman geçtikçe ilginçliği de artıyor. Bu ilginçliği bazı konularda heterodoks ekonomi politikası uygulamalarına girip çıkmasından kaynaklanıyor. Son yıllarda bunun örnekleri çoğaldı. Bunlara değineceğim bu yazımda ama önce kavramları yerli yerine oturtmaya çalışalım.

Ortodoks, Yunanca orthos (doğru) ve doxa (inanç, öğreti) sözcüklerinden oluşan doğru inanç, heterodoks ise, yine Yunanca heteros (farklı) ve doxa sözcüklerinden türetilmiş farklı inanç anlamına gelen sözcükler.  

Ekonomi alanında geleneklere, genel kabul görmüş görüşlere dayanan öğretiye ve yaklaşımlara ortodoks ekonomi yaklaşımı, bu yaklaşıma dayalı olarak geliştirilen ekonomi politikasına da ortodoks ekonomi politikası adı veriliyor. Buna karşılık ekonomi alanında geleneksel görüşlerin ve yaklaşımların dışındaki yaklaşımlara heterodoks ekonomi yaklaşımı, bu yaklaşımlara dayanılarak oluşturulan ekonomi politikası uygulamalarına da heterodoks ekonomi politikası deniyor. 

30 Temmuz 2017 Pazar

Güney Kore ve Kuzey Kore Ekonomilerinin Karşılaştırılması

Güney ve Kuzey Kore’nin bölünmesi
Japonya, 1905 yılında Rusya’yı yenerek Kore’ye egemen oldu. Bu egemenliğini II. Dünya Savaşı sonuna kadar sürdürdü. II. Dünya Savaşı sonuçlanırken Birleşmiş Milletlerin geliştirdiği güvenlik planı gereğince 38’inci paralelin kuzeyini Rusya (o zamanki adıyla Sovyetler Birliği), güneyini de ABD kuşatarak Japonların elinden aldılar. İlerleyen yıllarda bu kuşatmalar işgale dönüştü. 1948 yılında bu iki bölgede iki ayrı hükümet kuruldu ve Kore resmen ikiye bölündü. Kuzey’de kurulan Sovyet stili sosyalist modele dayalı devlet Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (kısaca Kuzey Kore diye anılıyor), güneyde kurulan batı stili kapitalist modele dayalı devlet de Kore Cumhuriyeti (kısaca Güney Kore diye anılıyor) adlarını aldılar. 1950 yılının Haziran ayında Kuzey Kore Sovyet tanklarını ve silahlarını kullanarak Güney Kore’yi işgale girişti. Birleşmiş Milletler Güney Kore’ye asker yolladı. Savaş 1950 – 53 yılları arasında 3 yıl sürdü. Nato’ya üye olmaya yarayacağını düşünen Türkiye, Güney Kore’ye destek vermek için 5090 kişilik bir tugay yolladı. Kore savaşına asker gönderme kararı TBMM kararı olmaksızın alınmış ve çok eleştirilmiştir. 

28 Temmuz 2017 Cuma

Küresel Krizin Neresindeyiz?

Çeşitli olay veya yaklaşımların bileşiminin yarattığı durum veya ortama konjonktür deniyor. Hemen her alanda kullanılan bir kelime konjonktür. Siyasal konjonktür dediğimiz zaman siyasal yaklaşımların ve olayların, ekonomik konjonktür dediğimiz zaman da ekonomik yaklaşım ve olayların bileşiminin ortaya koyduğu çerçeveyi kastediyoruz demektir.

Ekonomide yaşanan iyileşme ve kötüleşmelerin yarattığı yukarı ve aşağı yönlü dalgalanmalara konjonktür dalgaları diyoruz. Ekonomik durumu belirleyen büyüme, işsizlik, enflasyon, bütçe açığı, cari açık, borçlar, krediler gibi pek çok gösterge söz konusu. Bunlar içinde ekonomik konjonktür dalgalanmalarını bize en net gösterecek olanı ise büyüme. Büyüme bir ekonomideki göstergelerin neredeyse hepsinin gelip özetlendiği bir gösterge. O nedenle ekonomik konjonktür denildiğinde genellikle büyümeye bakılıyor.

22 Temmuz 2017 Cumartesi

Türkiye'de Hazine İçin Borçlanma Limiti Var mı?

Borç Tavanı
ABD’de Hazine borç stoku için konulan limite borç tavanı deniyor. Amerikan Anayasası’na göre Hazine’nin borçlanmasına izin verme yetkisi Kongre’ye ait bulunuyor. 1776’dan 1917’ye kadar Hazine’nin yapacağı bütün borçlanmalar için tek tek Kongre’den yasa geçiriliyordu. I. Dünya Savaşı’nın gerektirdiği harcamaların karşılanabilmesi amacıyla daha esnek bir sistem arayışı sonucu 1917 yılında Kongre borçlanma için bir tavan belirledi ve bu tavana ulaşılıncaya kadar yapılacak borçlanmalar için Kongre, Hazine’ye onay vermiş oldu. 1941 yılında çıkarılan Kamu Borçlanması Yasası gereğince söz konusu tavana ulaşıldıktan sonra bu tavanın artırılması için yeniden Kongre’den yasa geçirilerek izin alınması gerekiyor. Eğer izin alınamazsa ve acil durumlar için ayrılan fonlar da tükenirse bu durumda kamu çalışanlarından acil işlerde çalışanlar dışındakiler işten çıkarılıyor ve ABD’de devlet faaliyetlerinin önemli bir bölümü duruyor. 16 Mart 2017 itibariyle söz konusu tavana ulaşıldı ve Kongre henüz tavanın artırılması yönünde karar vermemiş durumda. ABD’de devlet hizmetleri, bugün itibariyle acil durumlar için ayrılan fonlarla yönetiliyor. Bir süre sonra tavan yükseltilmezse devlette birçok faaliyet tatil edilecek.

Türkiye’de Borçlanma Limiti
Fazla bilinen bir şey olmasa da Türkiye’de de benzer bir sistem var. Buna borç tavanı demek yanlış olur çünkü ABD’deki gibi borç stokunun ulaşabileceği limit belirlenmiyor. Onun yerine Hazine’nin her yıl yapabileceği borçlanmanın limiti belirleniyor. O nedenle buna borç tavanı yerine borçlanma limiti demek daha doğru olur.[i]

21 Temmuz 2017 Cuma

Okuduğum Kitaplar

David Ricardo, Siyasal İktisadın ve Vergilendirmenin İlkeleri (Çeviren: Barış Zeren), Türkiye İş Bankası Yayınları, II. Basım, 2015
Klasik ekonomi düşüncesinin temel taşlarından birisini oluşturan, aynı zamanda da değer teorisine yaptığı katkılarla Marksist düşünceye de ışık tutan Ricardo’nun bu ünlü kitabının İngilizcesi babamın kitaplığında vardı. Mülkiye’de son sınıfa geçtiğimde yaz tatilinde okumuştum ilk kez. Aslında benim bu kitabı yazın okumam tamamen bir tesadüftü. Babamın zengin kitaplığını karıştırırken tesadüfen görmüştüm Ricardo’nun kitabını. Üçüncü sınıfta okuduğumuz İktisadi Düşünceler Tarihi dersi daha çok emek – değer teorisi ağırlıklıydı. Ve o derste David Ricardo’nun önemli bir yeri vardı. O nedenle kitaplıkta Ricardo’nun kitabını bulunca aldım elime ve neredeyse bütün bir yaz bu kitapla uğraştım. Kitabı okumakta ve anlamakta iki zorluk vardı karşımda: Ricardo, anlaşılması kolay olmayan bir iktisatçıydı ve İngilizce düzeyim o zaman pek parlak değildi. Ama inatla okudum. Kitabı okumakla ne kadar iyi bir iş yaptığımı bir süre sonra daha iyi anladım. Kitap, kafamı kurcalayan teorik ekonomi sorunlarına farklı bir bakış açısı elde etmemi sağlamasının yanı sıra İngilizce bilgime de büyük katkı yapmıştı.

19 Temmuz 2017 Çarşamba

Mezun Olunca Ne Yapacağınıza Karar Verin Bölüm Seçiminizi Ona Göre Yapın

Sorun ne?
Günün popüler sorusu üniversitede hangi bölümü seçeyim sorusu. Doğal olarak bu soruyu bana soranlar iktisadi ve idari bilimler fakültelerinin bölümleri arasındaki tercihi soruyorlar. Bu konuda daha önce birkaç yazı yazmıştım. Aynı şeyi yine yazmamak için bunlardan birisini hatırlatmakla yetineceğim. http://www.mahfiegilmez.com/2014/07/iibfde-bolum-secimi.html.

Hangi bölümü seçmeniz daha uygun olur sorusunun yanıtı bu yazımda var. Elbette ki bu benim görüşümü yansıtıyor. Hangi üniversite iyidir sorusunun yanıtını vermek ise kolay değil. Bazen bir tek hoca bütün yaşamınızı etkileyecek kadar önemli katkı yapabilir. Onun için burada kesin bir şey söylemek kolay değil. En kestirme yol; sizin puanınızla gidilebilecek en yüksek puanlı olan üniversiteye gitmektir. Ama bunun yanında o üniversitenin bulunduğu kentin sizin durumunuza uygunluğu, yurt olanakları, burs olanakları vb de önemli unsurlar.

17 Temmuz 2017 Pazartesi

Trump'dan Bu Yana TL'nin Negatif Ayrışması

Donald Trump’ın ABD Başkanı seçildiği günün akşamı ile 2016 yılının sonuna kadar geçen sürede Dolar prim yaptı. Bunun temel nedenlerinden birisi Fed’in faiz artırımlarını sıklaştıracağı beklentisi diğeri de Trump’ın Başkan olduktan sonra uygulayacağını açıkladığı politikaların kapsamıydı.

15 Temmuz 2017 Cumartesi

Occam'ın Usturası

Occam’lı[i] (aslı Ockham olsa da literatürde daha çok Occam olarak kullanılıyor) William 1280 – 1349 yılları arasında yaşamış bir İngiliz filozof. Katolik kilisesince azizlik düzeyine yükseltilmiş olan Aquinaslı Thomas’ın akıl ve inancı bir araya getiren ve kilisenin temel öğretisine dönüşen senteziyle çatışan düşünceler öne sürdüğü için kilise tarafından lanetlenmiş.

Occam’ın Usturası (Ockhamın Usturası) diye bilinen ve basitlik ilkesi diye adlandırılabilecek yaklaşım çok basit bir mantığa dayanıyor: Bir olgunun açıklanması, mümkün olan en az varsayıma dayanmalıdır. Gereksiz olan ayrıntılar elimine edilirse doğru yaklaşımı bulmak mümkün olur. Latince’de buna Lex Parsimoniae (yalınlık yasası) deniyor. William’ın kendi ifadesiyle Latincesi şöyle: “Entia non sunt multiplicanda praeter necessitatem.” Zorunlu olmadıkça varlıkları çoğaltmamak gerekir. Başka şeyler değişmeden kaldığında bir sorunun en basit çözümü en iyi çözümdür. Eğer bir meseleyi çözmek için iki yaklaşım varsa daha az varsayıma dayanan daha az varlık ortaya koyan basit olan yaklaşım tercih edilmelidir. Bir meseleyi anlamak için daha az varlıkla o meseleyi anlamak veya çözmek varken daha fazla varlıkla o meseleyi anlamaya ya da çözmeye çalışmanın anlamı yoktur.

13 Temmuz 2017 Perşembe

İç Borç Çevirme Oranı Alarm Veriyor

Hazine’nin bir dönemde yaptığı iç borçlanma toplamını aynı dönemde yaptığı iç borç (anapara + faiz) ödemeleri toplamına böldüğümüzde bulacağımız oran bize iç borç çevirme oranını veriyor.

Aşağıdaki tablo 2010 yılından bugüne kadarki iç borç ödemelerini, iç borçlanmayı, iç borç çevirme oranını ve Hazinenin bu borçlanmayı yürütmek için ödediği ortalama faizi gösteriyor (Kaynak: www.hazine.gov.tr)

Yıllar
İç Borç Servisi
Anapara
Faiz
İç Borçlanma
İç Borç Çevirme Oranı (%)
Faiz Oranı  (%)
2010
178,1
136,2
41,9
159,0
89,3
8,7
2011
132,1
97,1
35,1
111,6
84,5
8,3
2012
124,7
84,0
40,7
101,5
81,4
9,4
2013
167,1
128,1
39,1
141,2
84,5
7,0
2014
157,0
117,8
39,3
127,9
81,5
9,9
2015
107,1
67,4
39,8
90,4
84,4
8,5
2016
100,6
63,2
37,4
91,1
90,6
10,2
2016 6 Ay
49,3
30,5
18,8
43,1
87,0
10,5
2017 6 Ay
54,0
35,3
18,7
61,7
114,3
10,3

11 Temmuz 2017 Salı

İş Bilanço Küçültmeyle Bitmeyecek

Küresel kriz dolayısıyla gündemi merkez bankalarının yaklaşımları ve para politikası işgal etti. Bunda krizin çözümünü merkez bankalarının ve para politikasının üstlenmesi önemli rol oynadı. Oysa üzerinde pek durulmamakla birlikte işin bir de mali yönü var.  

Küresel krizle birlikte belirli zaman farkları olmasına karşılık 4 büyük merkez bankası da para arzını artırdılar, dolayısıyla bilançolarını büyüttüler. Aşağıdaki tablo Fed, ECB, BOJ ve BOE’nin bilançolarında 2007’den bu yana yaşanan artışları GSYH’larının bir oranı olarak gösteriyor (IMF, ECB, Eurostat; BOJ ve BOE verilerini kullanarak hesapladım.)

Ülke/MB / Bilanço Büyüklüğü / GSYH  
2007
2010
2016
ABD (Fed)
6,4
16,2
24,0
Euro Bölgesi (ECB)
16,0
21,0
34,1
Japonya (BOJ)
20,9
25,7
88,7
İngiltere (BOE)
5,3
16,3
22,4

8 Temmuz 2017 Cumartesi

Venezüella Niçin Battı?

Venezüella
Venezüella, Güney Amerika kıtasının kuzey kısmında yer alan, Karayip Denizi ve Atlas Okyanusuna kıyıları olan, 916.445 km2 yüzölçüme ve 31 milyonun üzerinde nüfusa sahip bir ülke. Maracaibo Gölü kıyısındaki tahta evlerin oluşturduğu görünümü Venedik’e benzeten İtalyan denizci Amerigo Vespucci, bölgeyi İtalyanca’da ‘Küçük Venedik’ anlamına gelen Veneziola olarak adlandırmış[i]. Veneziola adı zamanla İspanyolca’da Venezuela'ya dönüşmüş.

İspanyollar, 1522’de başlayarak Venezüella’yı sömürge haline getirmiş. 1811’de Francisco de Miranda önderliğinde bağımsızlık mücadelesi başlamışsa da bunun başarıya ulaşması ancak 1821’de Simon Bolivar’ın önderliğinde mümkün olabilmiş. 1821 yılında, Venezüella, Kolombiya, Ekvator ve Panama ile birlikte Büyük Kolombiya Cumhuriyeti adı altında birleşik, bağımsız bir devlet kurmuşlar. 1830 yılında Venezüella bu birlikten çıkarak ayrı bir devlet konumuna geçmiş. Bolivar’a duyulan büyük saygı dolayısıyla ülkenin resmi adı Bolivarcı Venezüella Cumhuriyeti olmuş. 

4 Temmuz 2017 Salı

Yılsonunda Enflasyon Ne Olur?

2017 yılının ilk 6 aylık enflasyon sonuçları elimizde. Buna göre ilk 6 ayda manşet enflasyon (TÜFE) yüzde 5,78 olmuş. Bu oran 2016’nın ilk 6 ayında yüzde 3,59 idi. Yine ilk 6 ayda 12 aylık enflasyon yüzde 10,90 olmuş. Bu oran da 2016’da 8,53 idi. Şimdi bu noktadan hareketle yılsonu enflasyon oranı için hazırladığım çeşitli varsayımlara dayalı tahminleri gösteren aşağıdaki tabloyu dikkatinize sunuyorum (12 aylık enflasyon oranından bir önceki yılın aylık enflasyon oranını düşüp beklentiyi eklemek yerine hesapları TÜFE endeksleri üzerinden yapmak daha doğru olurdu. Konuyu karmaşık hale getirmemek için bu basit yönteme başvurdum. Arada çıkacak farkın ihmal edilebilir boyutta olduğunu düşünüyorum.)

Dönem
2016
2017 (1)
2017 (2)
2017 (3)
2017 (4)
2017 (5)
1. 6 ay
3,59
5,78
5,78
5,78
5,78
5,78


2016’nın ikinci 6 ayı aynen gerçekleşirse
2015’in ikinci 6 ayı aynen gerçekleşirse
2. 6 ayda enflasyon her ay sıfır çıkarsa
2. 6 ayda enflasyon her ay 0,25 çıkarsa
2. 6 ayda enflasyon her ay 0,50 çıkarsa
2. 6 Ay
4,65
4,65
3,81
0,00
1,50
3,00
Yılsonu
8,53
10,90
10,06
6,25
7,75
9,25

2 Temmuz 2017 Pazar

Turizm Dosyası

Türkiye’nin Turizm Potansiyeli
Tarih, kültür ve olağanüstü doğal güzelliklerin bir birleşimi olan Türkiye, dünyanın önde gelen turizm merkezleri arasında yer alıyor. Türkiye’nin en önemli ayrıcalıklarından birisi dört mevsimin tüm özelliklerinin her zaman yaşanabildiği bir konumda bulunmasıdır. Akdeniz ve Ege bölgelerinde yaz turizmi, Karadeniz’de yaz turizmiyle birlikte yayla turizmi gelişmiş durumdadır. 1980’lerden sora başlayan atakla Türkiye özellikle yaz turizminde çok ilerlemiş, otel sayısı, yatak sayısı katlanarak artmıştır.

Türkiye turizm alanı çeşitliliği açısından çok zengin bir ülkedir. Bugün ağırlık güneş, kum ve deniz turizmi denilen alanda görünmekle birlikte diğer alanlarda da Türkiye zengin bir potansiyele sahiptir.

30 Haziran 2017 Cuma

Parasal Sıkılaştırma Başlıyor mu?

Kapitalizmin bir önceki büyük krizi olan 1929 Büyük Depresyonundan çıkış için uygulanan politika; vergilerin düşürülmesi ve kamu harcamalarının artırılmasına dayalı Keynesyen mali genişleme politikasıydı. Bu politika başarılı oldu ve Büyük Depresyon atlatıldı. 2008 yılında başlayan Küresel Krizde bu kez mali genişleme değil parasal genişleme politikası uygulandı. Dünyanın dört büyük merkez bankası adına niceliksel genişleme (quantitative easing – QE) denilen bir parasal genişleme politikasını peş peşe uygulamaya soktu. Fed ve İngiltere Merkez Bankası (BOE) ile başlayan ve ardından Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Japonya Merkez Bankası (BOJ) tarafından da uygulanan bu politikada esas konu para arzının artırılmasıydı. Merkez bankaları bu artışı, tahvil ve benzeri kâğıtları ellerinde bulunduran banka ve kurumlardan satın alıp karşılığında onlara para vererek yaptılar. Merkez bankaları para arzını artırırken bir yandan da faizleri düşürerek piyasada talep artışı yaratmaya çalıştılar. Bu politika da tıpkı Büyük Depresyondaki mali genişleme politikası gibi başarılı oldu. Henüz kriz tamamen sona ermemiş olsa da ABD’den başlayarak sona ermenin güçlü sinyallerini vermeye başlamış görünüyor. Brexit olayı olmasa muhtemelen İngiltere de ABD ile aynı konumda olacaktı.

29 Haziran 2017 Perşembe

Suriyeli Sığınmacılar Dosyası

Suriye İç Savaşı
15 Mart 2011’de bir takım gösterilerle başlayan isyanlar, Nisan ayında ülke çapına yayılarak BAAS Partisine bağlı askerler ve bunları destekleyen milisler ile BAAS partisini iktidardan indirmek isteyen Suriye muhalefeti arasında bir iç savaşa dönüştü. Zaman içinde bu iç savaş Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) ile Kürt, Türkmen, Dürzi ve Süryani grupların da katılımıyla yaygınlaştı, Rusya, ABD, İran ve Türkiye’nin de çeşitli müdahale ve destekleriyle uluslararası bir kimliğe büründü. O tarihten bu yana zaman zaman şiddetlenerek, zaman zaman hafifleyerek ama hiç kesintiye uğramadan sürüyor. Geldiğimiz aşamada Beşar Esad, ülke topraklarının yüzde 40’ını ve nüfusun da yüzde 60’ını denetimi altında tutuyor.  

Human Rights Watch 2017 Raporu; 2016 yılı Şubat ayı itibariyle İç savaşta ölenlerin sayısının 470 bin olduğunu gösteriyor. Rapordaki verilere göre 6 milyondan fazla kişi yerinden oldu, 5 milyona yakın kişi yurtdışında sığınma talebinde bulundu, 120 bine yakın insan hapse atıldı ya da kayboldu, binlerce kişi hapiste işkenceyle öldürüldü. 

26 Haziran 2017 Pazartesi

Eğitim Dosyası

Çocuklarımızın Dünyadaki Yeri
Aşağıda üç grafik sunuyorum. Bu grafikler 2015 yılında 72 ülkede 15 yaş grubundaki çocuklar üzerinde yapılan PISA testlerinin sonuçlarını gösteriyor. Griler uygulamaya katılmayan ülkeler, kırmızılar ortalamanın altındakiler, yeşiller ortalamanın üzerindekiler diğerleri de ortalama düzeydeki ülkeler.

Fen bilimleri alanında durumumuz:

23 Haziran 2017 Cuma

Yabancıların Sattığı Dövizi Türkler Alıyor

Yabancı para mevduat hesapları büyük çoğunlukla yurtiçinde yerleşiklere (basitleştirmek için bunlara Türkler diyelim) ait bulunuyor. BDDK verilerine göre son bir ayda mevduat ve fon toplamı yüzde 1,3 artış gösterdiği halde yabancı para mevduatı yüzde 1,5 artış sergilemiş görünüyor. Türkler, TL güçlenip yabancı paralar zayıflarken döviz alıp DTH hesabı açıyorlar. Yurtdışında yerleşiklerin (basitleştirmek için bunlara da yabancılar diyelim) bir bölümü tahvil ve hisse senedi alıyor, bir bölümü de TL mevduat hesabı açıyor. Son bir ay içinde yabancıların hisse senedi, tahvil, bono stoku, piyasa fiyatı ve kur değişimlerinden arındırılmış olarak, 2,5 milyar USD artış göstermiş bulunuyor.

Özetle söylemek gerekirse son bir ayda yabancılar, döviz getirip bunları TL enstrümanlara yatırırken Türkler paralarını daha çok yabancı para mevduata yatırmış görünüyorlar. Bunun altında yatan nedeni inceleyelim. Burada aynı standart çerçevesinden olaya bakabilmek için yabancının da Türk’ün de parasını son bir ayda mevduata yatırdığını varsayacağız. İkinci olarak kurların alış satış kuru olarak farklılık göstermediğini varsayacağız (bütün işlemler için aynı varsayımı yapacağımız için bu basitleştirici varsayımlar hesapların sonuçlarını etkilemeyecek.)

22 Haziran 2017 Perşembe

Sıkı Para Politikası ve Türkiye

Para politikası
Para politikası, merkez bankalarının bazı araçlarla piyasadaki para miktarını etkileyerek piyasaya sürdüğü paranın istikrarını sağlamak amacıyla uyguladığı politikalar bütününe verilen addır.

Günümüzde pek çok ülke, merkez bankalarının temel amacını fiyat istikrarını sağlamak olarak tanımlıyor. Bunun en basit biçimde anlamı enflasyon ve deflasyonun önlenmesidir. Bu durumdaki merkez bankaları para politikasının amacını belirlemekte bağımsızlığa sahip bulunmuyor. Merkez bankaları, bu amaca ulaşmak için ellerinde bulunan para politikası araçlarını kullanırlar. Amaç belirlemekte bağımsızlıkları olmasa da merkez bankaları, belirlenen amaca ulaşma konusunda uygulayacakları para politikası araçlarını seçmekte ve uygulama dozunu ayarlamakta serbest bırakılırlar. Merkez bankalarının bağımsızlığı ifadesinden anlaşılması gereken de budur.

Sıkı ve gevşek para politikası ve araçlar
Bir ekonomide enflasyonist eğilimler egemense ve enflasyonun yükselmesi önlenemiyor ya da enflasyon hedeflenen düzeye indirilemiyorsa merkez bankası sıkı (daraltıcı) para politikası uygulamasına başvurabilir. Sıkı para politikası, enflasyona yol açan temel neden olarak görülen toplam talep artışının frenlenmesini hedefler. Günümüz merkez bankacılığı üzerinde egemen olan görüş olan Monetarist görüşe göre ‘enflasyon her yerde ve her zaman parasal bir olgudur.’ Bu durumda enflasyonun çözümü para arzının azaltılması ya da sınırlandırılmasından geçer. Merkez bankası bu durumda elindeki para politikası araçlarını bu yolda kullanır. Günümüzde birçok merkez bankası bu amaca ulaşmak için ‘enflasyon hedeflemesi’ denilen bir yönteme başvurmakta ve bir hedef enflasyon belirleyerek para politikası araçlarını o hedefe ulaşacak biçimde ayarlamaktadır.
   
Bir ekonomide deflasyonist eğilimler egemense ve fiyatların sürekli düşerek ekonomiyi olumsuz yönde etkilemesi önlenemiyor bu da büyümenin düşmesine yol açıyorsa merkez bankası gevşek (genişletici) para politikası uygulamasına başvurabilir. Gevşek para politikası, ekonomide küçülmeye yol açan temel neden olarak görülen toplam talep düşüşünün tekrar artışa döndürülmesini hedefler. Bunu sağlamanın yolu para arzının artırılmasıdır. Merkez bankası bu durumda elindeki para politikası araçlarını para arzını artıracak biçimde kullanır. Günümüz uygulamasında bu yoldaki uygulamalar küresel kriz sonrasında gelişmiş ekonomilerde yürürlüğe konulan ‘niceliksel gevşeme’ politikası şeklinde yürütülmektedir. Başta ABD Merkez Bankası Fed olmak üzere, İngiltere, Avrupa ve Japonya Merkez Bankaları bu yönteme başvurmuş durumdadırlar.

Şimdi bu açıklamalar göre merkez bankalarının para politikası araçlarını sıkı ve gevşek para politikası uygulaması durumunda nasıl kullanacaklarını bir tabloda göstermeye çalışalım: 


Sıkı Para Politikası
Gevşek Para Politikası
Dolaysız para politikası araçları


Kredi tavanı (kredi miktarına üst limit koymak)
Zorunlu hallerde kısa süreli uygulanabilir
Hiçbir şekilde uygulanmamalı
Faiz denetimi (faiz oranlarına üst limit koymak)
Zorunlu hallerde kısa süreli uygulanabilir
Hiçbir şekilde uygulanmamalı
Dolaylı para politikası araçları  


Faiz
Yükseltilmeli
Düşürülmeli
Zorunlu karşılıklar (bankaların topladığı kaynaklardan MB’ye yatırılacak miktar)
Yükseltilmeli
Düşürülmeli
Diğer para politikası araçları


Kura müdahale (döviz alışı veya satışı yaparak kuru etkilemek)
Döviz satışlarıyla düşürülebilir
Döviz alımlarıyla yükseltilebilir
Açık sözlülük politikası (yapılacak uygulamaları önceden açıklamak)
Kesinlikle uygulanmalı
Kesinlikle uygulanmalı
Para basma (niceliksel gevşeme) 
Hiçbir şekilde uygulanmamalı
Zorunlu hallerde kısa süreli uygulanabilir

Burada para politikası araçlarının hepsi ele alınmış olmakla birlikte günümüzde en yaygın olarak kullanılan para politikası araçları faiz, zorunlu karşılıklar ve kura müdahaledir. Merkez bankaları toplam talepte hızlı bir artış ortaya çıktığında bu gidişin enflasyonu yükselteceğini, ekonomiyi ısındıracağını görerek sıkı para politikası uygulamasına girerek faizi artırmaya ve bazı hallerde zorunlu karşılıkları yükseltmeye başlarlar. Bu hamlelerle amaçladıkları şey bu artışların kredi maliyetlerinde artış yaratarak kredi talebini frenlemesi ve dolayısıyla fiyat artışlarının denetim altına alınmasıdır. Eğer tersi söz konusu olur da ekonomi canlılığını kaybetmeye, talep daralmaya ve dolayısıyla ekonomik büyüme düşmeye başlarsa bu gidişlin deflasyonist eğilimlere yol açabileceğini düşünen merkez bankaları bu kez tam tersini yaparak talebi artırmaya çalışır. Bunu yaparken de faizleri ve zorunlu karşılıkları düşürerek kredi maliyetlerini indirir ve kredi kullanımını teşvik ederek ekonomin yeniden büyüme patikasına dönmesini sağlamaya çalışır.

Temel amacı fiyat istikrarı olan merkez bankalarının büyüme, istihdam artışı, kur dengesi gibi makro konularla ilgileniyor gibi görünmesinin nedeni aslında bütün bu konuların fiyat istikrarıyla yakın ilişki içinde bulunmasındandır.

Türkiye uygulaması
Türkiye uzun süredir yüksek enflasyonla yaşıyor. Yukarıda ele aldığımız çerçevede değerlendirirsek böyle bir ortamda merkez bankasının amacının enflasyonu düşürmek olması gerekiyor. Esasen Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da uzunca bir süreden beri ‘enflasyon hedeflemesi’ çerçevesinde enflasyonu düşürmeye çalışıyor.

TCMB’nın enflasyonu düşürmeye yönelik olarak uyguladığı para politikasını son on yılı ele alarak değerlendirirsek karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor. 


TCMB Uygulaması
Hükümet Önerisi
Dolaysız para politikası araçları


Kredi tavanı
Bir uygulama yok
Öneri yok
Faiz denetimi
Bir uygulama yok
Düşürme yönünde öneri var
Dolaylı para politikası araçları  


Faiz
Duruma göre düşürme ve yükseltme söz konusu
Düşürme yönünde öneri var
Zorunlu karşılıklar
Duruma göre düşürme ve yükseltme söz konusu
Öneri yok
Diğer para politikası araçları


Kura müdahale
Düşürme yönünde kısmi uygulama var
Karışılmaması yönünde öneri var
Açık sözlülük politikası
Yeterli değil
Öneri yok
Para basma (niceliksel gevşeme) 
Söz konusu değil
Öneri yok

Aşağıdaki grafik Merkez Bankası’nın resmi olarak, enflasyonu yüzde 5’e indirme yolunda, enflasyon hedeflemesi uygulaması yaptığı, bir başka deyişle para politikasını resmen enflasyon hedeflemesine göre yönettiği 2006 – 2016 yılları arasındaki enflasyon hedeflerini ve yılsonu enflasyon gerçekleşmelerini gösteriyor. 


Grafik bize Merkez Bankası’nın enflasyona karşı uyguladığı sıkı para politikasının başarılı olmadığını açık biçimde gösteriyor. Bunun iki nedeni olabilir: (1) Uygulanan para politikası yeterince sıkı değildir. (2) Para politikası sıkı olarak öngörülmüş olsa da karışık uygulamalar nedeniyle sonuç alamamaktadır. Ben daha çok ikinci şıktaki davranışın bu sonucu yarattığını düşünüyorum.

Son on yıllık uygulamasına baktığımızda Merkez Bankası’nın sıkı para politikasını aynı sıkılıkta ve kararlılıkta yürütmediğini, zaman zaman faizi yükseltip henüz enflasyonda sonuç alınmadan düşürdüğünü, diğer konularda da tutarlı ve sürekli bir uygulama sergileyemediğini söylememiz mümkün. Merkez Bankası’nın kararsız politika uygulamasının büyük ölçüde hükümetin bankaya önerilerinden kaynaklandığını da öne sürebiliriz.  
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...