28 Şubat 2018 Çarşamba

Açık ve Fazlalarına Göre Ekonomiler


Bir ekonomide kamu gelir ve giderleri arasındaki dengeyi gösteren bütçe dengesi ve döviz gelirleriyle giderleri arasındaki dengeyi gösteren cari denge açısından aşağıdaki durumlar ortaya çıkabilir:

Bütçe Dengesi

Cari Denge

Durum
Gelirler > Giderler
Bütçe Fazlası
Gelirler > Giderler
Cari Fazla
İkiz Fazla
Gelirler < Giderler
Bütçe Açığı
Gelirler < Giderler
Cari Açık
İkiz Açık
Gelirler > Giderler
Bütçe Fazlası
Gelirler < Giderler
Cari Açık
Bütçe Fazlası, Cari Açık
Gelirler < Giderler
Bütçe Açığı
Gelirler > Giderler
Cari Fazla
Bütçe Açığı, Cari Fazla

Bu durumların hepsine uygun ekonomi örnekleri vardır. Bunları yazının altındaki tabloda sunuyorum.

25 Şubat 2018 Pazar

Şeker Dosyası


Özet
Türkiye'de şeker fabrikaları sadece şeker üretmez. Çevrelerinde kooperatifler örgütlenir, pancarın küspesi yem olur ve hayvancılık gelişir. Cumhuriyet, o fabrikalardan yola çıkarak tarımdan, kooperatife, hayvancılıktan bankacılığa kadar bir sistem kurmuştur. Asıl olan sistemin kimin elinde olacağı değil bozulmadan daha iyiye götürülmesinin sağlanmasıdır.

Şeker Hakkında Bilgi
Şeker, besin maddelerinin en önemlileri arasında kabul ediliyor. Şeker ya da bilimsel adıyla sakkarit, kimyasal olarak karbon, oksijen ve hidrojen atomlarından oluşan bir karbonhidrattır.

19 Şubat 2018 Pazartesi

Dış Borçların ve Borç Servisinin Kuşbakışı Analizi

Eldeki son verilere göre (2017 yılı üçüncü çeyrek sonuçları) Türkiye’nin toplam brüt dış borç stoku 438 milyar Dolar. Bu miktarın 129,4 milyar Doları (yüzde 29,6’sı) kamu kesimine 704 milyon Doları (yüzde 0,2’si) Merkez Bankası’na ve 307,9 milyar Doları (yüzde 70,2’si) özel kesime ait bulunuyor (Ek 1.) 2017 yılı itibariyle Türkiye’nin brüt dış borç stokunun GSYH’ye oranı yaklaşık yüzde 52’yi gösteriyor.

2002 yılsonunda Türkiye’nin toplam dış borç stoku 129,6 milyar Dolardı. Bu tutarın yüzde 49,8’i kamu kesimine, yüzde 17’si Merkez Bankası’na ve yüzde 33,2’side özel kesim kuruluşlarına aitti. Demek ki AKP iktidarı döneminde dış borç stoku 129,6 milyar Dolardan yaklaşık 3,5 kat artarak 438 milyar Dolara çıkarken kamu kesiminin payı 29,5’e, Merkez Bankası’nın payı yüzde 0,2’ye düşmüş, buna karşılık özel kesim kuruluşlarının payı yüzde 70,2’ye yükselmiş.

17 Şubat 2018 Cumartesi

Kitap Önerileri


Biltekin Özdemir, Osmanlı Devleti Dış Borçları, Remzi Kitabevi, 2017
Özdemir’in daha önce iki kez farklı yayınevlerinden çıkan bu önemli kitabına daha önce de değindim, yazılarımda referans olarak kullandım. Bu kez kitap Remzi Kitabevi tarafından basılmış. Özdemir, kitabında Osmanlı dış borçlarını, bu borçları doğuran nedenleri, borçların yapısını tarihsel bir çerçevede ve büyük bir yetkinlikle ele alıp inceliyor ve değerlendiriyor. Osmanlı dış borçlarının Türkiye Cumhuriyeti tarafından nasıl ve hangi tarihlerde ödendiği kitabın önemli bölümlerinden birisini oluşturuyor. Kitap ayrıca son derecede önemli ekler içeriyor. Osmanlı’dan borç devralmadık şeklinde saçma sapan görüşlerin ortaya atıldığı bir dönemde işin gerçeğini öğrenmek isteyenler açısından çok önemli olan bu kitabı ekonomiyle ilgilensin ilgilenmesin tarihi gerçekleri öğrenmek isteyen herkese öneriyorum.

14 Şubat 2018 Çarşamba

Cari Açık Kapıdan Baktırır Büyümeyi Yaktırır


2017 Yılı Cari Açığının Analizi
2017 yılında cari açık 47,1 milyar Dolar oldu. Ekim 2016’da yayımlanan ve 2017 – 2019 dönemini kapsayan Orta Vadeli Programda cari açığın 2017 yılında 32 milyar Dolar, cari işlemler dengesi / GSYH oranının da yüzde – 4,2 olacağı tahmin edilmişti. Ekim 2017’de yayımlanan ve 2018 – 2020 dönemini kapsayan Orta Vadeli Programda revize edilen 2017 yılı cari açık tahmininin 39,2 milyar Dolar, cari işlemler dengesi / GSYH oranının da yüzde – 4,6 olacağı belirtilmişti. Gerçekleşen 2017 yılı cari açığı ilk tahmine göre 15,1 milyar Dolar (yüzde 47,2) ve revize tahmine göre de 7,9 milyar Dolar (yüzde 20,2) sapma göstermiş bulunuyor.  

2016 yılında cari açık 33,1 milyar Dolar ve cari dengenin GSH’ya oranı yüzde -3,8 idi. Demek ki 2017 yılında cari açık 2016 yılına göre 14 milyar Dolarlık bir artış göstermiş bulunuyor. Bu artışta dışticaret açığının büyümesinin etkisi var kuşkusuz. 2016 yılında 40,9 milyar Dolar olan dış ticaret açığı 2017 yılında 58,6 milyar Dolara çıkmış görünüyor. Bu artışın nedeni; ihracatın yüzde 10,4 artmasına karşılık ithalatın yüzde 17,4 oranında artış göstermesi. 58,6 milyar Dolara ulaşan dışticaret açığına karşılık artan hizmet gelirlerinin katkısıyla cari açık, dışticaret açığından yaklaşık 11,5 milyar Dolar daha düşük olarak gerçekleşmiş bulunuyor.  

12 Şubat 2018 Pazartesi

Tek Hazine Hesabı Değişiyor


Hazine Nakit Yönetiminin Temeli
Kamu gelir ve giderleri arasında iki tür uyumsuzluk ortaya çıkar. İlki zaman uyumsuzluğudur. Kamu giderleri sürekli ve neredeyse tekdüze bir seyir izler. Buna karşılık kamu gelirlerinin bazıları düzenli bazıları düzensiz bir seyir izler. Örneğin KDV gibi vergi gelirleri her ay tahsil edilmesine karşılık, bazı vergiler belirli aylarda taksitler halinde tahsil edilir. Bu durumda kamu kesimi açısından bazı aylarda gelir açığı bazı aylarda ise gelir fazlası oluşur.  Bu uyumsuzluğu gidermek için gelir fazlası olan aylarda tasarruf yapıp gider fazlası olan ayların ödemelerini karşılamak ya da gider fazlası olan aylarda bu giderleri karşılamak için borçlanıp gelir fazlası olan aylarda bu borçları ödemek gerekir.

11 Şubat 2018 Pazar

Piyasalarda Yaşananlar Kriz mi Düzeltme mi?


Durum Tespiti
İki haftadır finansal piyasalar ciddi bir türbülans yaşıyor. Oysa 2018 yılı oldukça sakin başlamış ve 2017 yılından sonra umutların yükseldiği bir yıl olarak karşılanmıştı. Şubat ayında beklentiler değişmeye, piyasalar alt üst olmaya başladı. Önce olup bitenlere bir bakalım. Aşağıdaki tablo çeşitli göstergelerin son 10 gündeki değer değişimlerini sergiliyor. 

10 Yıllık Devlet Tahvili Getirisi
31 Ocak 2018
9 Şubat 2018
Fark (%)
ABD
2,72
2,851
4,9
Almanya
0,70
0,748
6,6
Türkiye
11,40
11,720
2,8
Borsalar
ABD Dow Jones IA
26.149
24.191
-7,5
Almanya DAX
13.189
12.107
-8,2
Türkiye BIST 100
119.529
113.590
-5,0
Kripto Paralar
Toplam Piyasa Değeri (Milyar USD)
507
457
-9,9
Bitcoin Piyasa Değeri (Milyar USD)
171
153
-10,5
Bitcoin / USD
10.139
9.075
-10,5
TL'nin Değeri
USD / TL
3,76
3,82
-1,6
Euro / TL
4,67
4,68
-0,2
Euro / USD
1,24
1,23
-1,3
VIX Endeksi
13,54
29,06
114,6
Brent Petrol USD/Varil
69,05
62,79
-9,1
Altın USD/Ons
1.340
1.317
-1,7

6 Şubat 2018 Salı

Piyasalar Karıştı

Son günlerde finansal piyasalarda ters rüzgârlar esmeye başladı. Bu terse dönüşü kimisi geçici bir durum, kimisi düzeltme, kimisi de yeni bir krizin işareti olarak yorumluyor. Öncelikle piyasalarda neler olup bittiğine bir bakalım.

Son bir haftada gelişmiş ekonomilerde Devlet Tahvili getirilerinde önce ciddi bir yükseliş yaşandı, dün akşamdan başlayarak da hafif düşüşler görüldü. Aşağıdaki tablo bu durumu özetliyor.

10 Yıllık Tahvil Faizi
26. Oca.18
2.Şub. 18
Fark (%)
6.Şub.18
Fark (%)
ABD
2,622
2,796
6,6
2,764
5,4
Almanya
0,627
0,73
16,4
0,706
12,6
Fransa
0,909
0,99
8,9
0,976
7,4
Hollanda
0,674
0,766
13,6
0,748
11,0
Belçika
0,772
0,874
13,2
0,85
10,1

Fed’in bilanço küçültme operasyonu çerçevesinde parasal sıkılaştırmaya başlamış olması ve Trump’ın vergi indirimlerinin yaratacağı enflasyonist baskıya karşılık 3 veya 4 kez faiz artırımı yapabileceği beklentisinin egemen olması tahvil sahiplerinin ellerindeki düşük faizli tahvilleri satmalarına yol açtı. Bunun sonucu olarak da tahvil fiyatları düşerken tahvil faizleri arttı.[i] 

4 Şubat 2018 Pazar

Yirmibirinci Yüzyılın Ekonomide Yarattığı Değişim

Yirminci Yüzyıldan Yirmibirinci Yüzyıla Geçiş
Yirminci yüzyılın son çeyreğinde başlayan gelişmeler ekonomide ve finansal piyasalarda birçok yeniliği ve dolayısıyla yeni yaklaşımları beraberinde getirdi. Bu yenilikler yirmibirinci yüzyılda küresel sistem diye adlandırılan yeni sistemin ekonomik ve finansal altyapısının temel taşlarını oluşturdu. Bunları şöyle sıralayabiliriz: (1) Dalgalı kur rejimi. (2) Sermaye hareketlerinin serbestleşmesi. (3) Konvertibilite, para ikamesi ve döviz yaratma. (4) Finansal piyasaların herkese açılması. Bu dört gelişim ekonomide bir paradigma değişimine yol açtı. Eskiden kapalı ya da yarı kapalı olan ekonomiler birbiriyle iç içe girecek kadar eklemlendiler ve bunun sonucu olarak hastalıklar çok daha çabuk bulaşır oldu. Eskiden tek tek ekonomilerde ya da belirli bölgelerde çıkan ve oraları etkileyen krizler bu yeni düzende çok daha yaygın etkiler yaratmaya başladı. Buna karşılık eskiden en ufak bir kriz ciddi sarsılmalar yaratır ve uzun süreli etkili olurken şimdilerde artık bu büyük eklemlenme sonucu o kadar uzun sürmüyor. Yirmibirinci yüzyılda ortaya çıkan davranışsal ekonomi ve davranışsal finans yaklaşımları özellikle mikro piyasalarda insanların davranışlarını etkileyen meseleleri ekonomik etkilerle birlikte psikolojik ve sosyolojik açıdan incelemeye yöneliyor.
Yirminci yüzyılın son çeyreğinde ortaya çıkan ve yirmibirinci yüzyılı biçimlendirmeye başlayan bu dört alandaki değişime bir bakalım.

Dalgalı Kur Rejimi
20’nci yüzyılın son çeyreğine kadar ülkeler arasında sabit kur ve müdahaleli kur ağırlıklı bir kur rejimi uygulaması egemendi. Sabit kur rejiminde Merkez Bankası yerli paranın yabancı paralar karşısındaki kurlarını belirler ve elindeki döviz rezervleriyle bu kuru savunmaya çalışırdı. Rezervler yetmezse bu kez ithalata kısıtlamalar getirilerek döviz çıkışı mümkün mertebe engellenirdi. Eğer enflasyon veya diğer nedenlerle yerli para değer kaybetmişse ve Merkez Bankası döviz kurlarını rezervlerini kullanarak ya da ithalata sınırlama getirilerek savunamaz duruma gelmişse o zaman devalüasyon yapar, yerli paranın dış değerini düşürürdü. Dalgalı kur rejimi yirmibirinci yüzyılda bütün dünyanın uyguladığı kur rejimi oldu. Bu sistemde paraların yabancı paralar karşısındaki değeri piyasada belirleniyor. Bu değer, ekonomilerin gücüne göre her an değişip yeni bir değer haline gelebiliyor.

Sermaye Hareketlerinin Serbestliği
Yirmibirinci yüzyıl ekonomisinin önceki yüzyıldaki yapıdan önemli bir farkı da sermaye hareketlerinin yani para akımlarının serbest kalmasıdır. Eskiden sermaye hareketleri böyle serbest değildi. Bir ülkenin yatırımcısının bir başka ülkede yatırım yapabilmesi, parasını o ülkenin kâğıtlarına, hisselerine yatırması ya da başka ülkelerde mevduat hesabı açabilmesi uzun izinlere tabiydi. Sermaye hareketlerinin serbestliği fonların bir ülkeden ötekine rahatça akmasına yol açtı. Bu akış serbestliği bir yandan fon ihtiyacını karşılamakta kolaylık sağlasa da bir yandan da krizlerin bulaşıcılığını artırdı.

Konvertibilite, Para İkamesi ve Döviz Yaratma
Eskiden konvertibilite denildiğinde bir paranın altına çevrilebilme durumu anlaşılırdı. Sonra paraların altın karşılığı kalkınca bu kavram da evrim geçirdi. Yirminci yüzyılın son çeyreğinden başlayan bir değişim sonucu artık konvertibilite denildiğinde bir paranın o anda piyasada oluşmuş kurlardan serbestçe yabancı paralara çevrilip çevrilmediği anlaşılıyor. Paraların birbirlerine çevrilebilme serbestliği ve kolaylığı yerli para yerine daha istikrarlı olan yabancı paraların tutulmasına ve hesap birimi gibi kullanılmasına yol açtı. Buna para ikamesi ya da dolarizasyon deniyor. Fed için Dolar yaratmanın yasal olmasa da politik bir sınırı var ama dünyanın herhangi bir köşesinde yaşayan bir kişinin böyle bir sınırı yok. Bir talimatla bankadaki yerli para mevduatını Dolara çevirebiliyor.

Finansal Piyasaların Herkese Açık Hale Gelmesi
Yirmibirinci yüzyıla kadar finansal piyasalar herkese açık değildi. Bu piyasalarda işlem yapmak isteyenler bir aracı kurum ya da kişi bulmak ve işlemlerini ona yaptırmak durumundaydı. Oysa artık herhangi bir kurumun bir programı üzerinden kayıt olup sisteme girme yetkisi alan herkes bu işlemleri yapabiliyor. Finansal piyasaların herkese açık hale gelmesi bir yandan bilginin paylaşılması ve kullanılması anlamına gelse de bir yandan da bu piyasalardaki dalgalanmaların kitlelere yayılması anlamına geliyor.

Yirmibirinci Yüzyıl Ekonomisinin Yarattığı Değişimin Sonuçları
Dalgalı kur rejimi, para üzerindeki baskıyı kaldırdı. Dolayısıyla geçmişte oluşan paranın ani bir devalüasyonla büyük ölçüde değerini kaybedebileceği korkusu ortadan kalktı. Bu korku yerini ‘değer kaybı olsa bile para yerinde duracaktır’ biçiminde bir güven duygusuna terk etti.  

Sermaye hareketlerinin serbestliği, dijital teknolojinin de gelişmesiyle birlikte, paranın kısacık sürelerde bütün dünyada tur atabilmesine olanak sağladı. Eskiden bir yerde sorun çıktığında paranın oradan çıkması izinlere tabiyken şimdi anında bir dijital işlemle çıkıp başka yere gidebilir oldu. Eskiden ‘bir an önce parayı çıkarmaya yönelik panik atakların’ yerini artık ‘sakin biçimde biraz daha bekleme davranışı’ aldı.

Konvertibilite, insanları para ikamesine ve o da eldeki yerli parayla yabancı para yaratabilme gücüne kavuşturdu. Bu durumda eskiden parayı yalnızca Merkez Bankaları basarken şimdi dünyanın her yanında elindeki yerel parayı verip istediği parayı alabilen milyonlarca sanal merkez bankası türedi. Bu gelişme para politikası yürütmenin eskisi kadar kolay olmadığı anlamına geliyor.

İnsanların artık dünyanın her tarafındaki finansal piyasalara kolayca girip çıkabilmeleri değerleri alt üst etmeye başladı. Biraz da moda etkisiyle ani sıçramalar ya da düşüşler yaşanabilir hale geldi. Bitcoin’de son bir yıl içinde yaşanan gelişmeler bunun tipik örneğidir. 2017 başında 986 Dolar olan Bitcoin’in Dolar kuru 2017 yılının sonunda 17.550 Dolara ulaştı. Bitcoinin 4 Şubat 2018 günkü değeri ise 8.977 Dolardı.

Eskiden ekonomi kitaplarında bir ülke ekonomisi anlatılırken önce kapalı ekonomiden başlanır sonra açık ekonomiye geçilirdi. Şimdi bunun hiçbir anlamı kalmadı çünkü kapalı ekonomi kalmadı.

Özetle söylemek gerekirse her büyük dönüşümde olduğu gibi önce mevcut paradigma değişti ve dolayısıyla eski paradigmaya göre biçimlenmiş ekonomi teorileri yetersiz kalmaya başladı. Şimdilerde yavaş yavaş bu yeni paradigmaya uygun teoriler ortaya çıkıyor. Bu büyük değişime karşın ortaya çıkan krizi çözmekte hala Keynesyen ekonomi politikası kullanılıyor ve işe de yarıyor. 

2 Şubat 2018 Cuma

Gelişmiş Ekonomilerde Tahvil Faizleri Niçin Yükseliyor?

Tahvil faizleri yükseliyor
ABD ve Euro Bölgesinin sorunsuz görünen ekonomilerinde son günlerde Devlet tahvili faizlerinde hızlı bir yükseliş yaşandı. Son 5 iş gününde yaşanan bu çıkışı aşağıdaki tabloda gösterelim:

10 Yıllık Devlet Tahvili Getirisi
26.Oca.18
2.Şub.18
Fark (%)
ABD
2,622
2,796
6,6
Almanya
0,627
0,73
16,4
Fransa
0,909
0,99
8,9
Hollanda
0,674
0,766
13,6
Avusturya
0,742
0,841
13,3
Belçika
0,772
0,874
13,2

Son beş gün içinde gerek ABD’de gerekse Avrupa’nın güçlü ekonomilerinde Devlet tahvili faizlerinde önemli artışlar olduğu tablodan görülüyor. Tahvil faizleri artarken borsalar değer kaybediyor, Dolar diğer paralara karşı geriliyor, altın fiyatı düşüyor. Buna karşılık gelişmekte olan ekonomilere para girişi artıyor.

Öncelikle bir konuyu bir kez daha dikkatinize sunalım: Tahvil fiyatı ile tahvil faizi ters yönlü hareket eder.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...