Denge Bozulmadan Önce

Dünya'nın kendi ekseni etrafında, ekvatorda saatte yaklaşık 1.670 kilometre, Güneş'in etrafında ise saatte yaklaşık 107 bin kilometre gibi büyük bir hızla hareket ettiğini biliyoruz. Bu inanılmaz hızlara rağmen uzaya savrulmak bir yana, Dünya'nın hareket ettiğini bile hissetmiyoruz.

Çünkü hareket tek başına önemli değildir. Önemli olan, hareketin sabit bir hızda, ani hızlanma veya yavaşlamalar (ivme) olmadan gerçekleşmesidir.

Ekonomide de benzer bir durum vardır. Para sürekli el değiştirir, fiyatlar yükselir veya düşer, ücretler artar, borçlar büyür, şirketler yatırım yapar, insanlar tüketir ya da tasarruf eder. Bütün bunlar sürekli hareket halindedir; ancak biz çoğunu günlük hayatımızda fark etmeyiz. Ta ki ekonomik sistemin parçaları birbirinden farklı hızlarda hareket etmeye başlayana kadar.

Bir çalışanın maaşı yılda yüzde 20 artıyorsa, bunun ne anlama geldiğini tek başına söyleyemeyiz. Aynı dönemde fiyatlar yüzde 10 artıyorsa başka, yüzde 30 artıyorsa başka bir tablo ortaya çıkar. Dolayısıyla ekonomide önemli olan yalnızca bir değişkenin ne kadar arttığı değil, diğer değişkenlere göre hangi hızda hareket ettiğidir.

Ücretler, fiyatlar, kiralar, faizler ve borçlar arasındaki farklar bir süre yönetilebilir. Fakat bu farklar büyüdükçe sistemin dengesi değişmeye başlar. Bir hanenin gelirinin giderek daha büyük bölümünü borç ödemelerine ayırması buna basit bir örnektir. Başlangıçta yalnızca o hanenin bütçesinde görünen sorun, zamanla tüketimi, şirketlerin satışlarını ve yatırımları etkileyebilir.

Ekonomik değişimlerin tehlikeli tarafı da burada ortaya çıkar: Kritik eşikler çoğu zaman önceden hissedilmez. Değişimler küçük küçük birikir. İnsanlar, şirketler ve kurumlar bu değişimlere ayrı ayrı uyum sağlamaya çalışır. Bir noktadan sonra ise artık yalnızca rakamlar değil, davranışlar da değişmeye başlar.

Bu nedenle ekonomik dengeyi hareketsizlik olarak düşünmemek gerekir. Denge, hiçbir şeyin değişmediği bir durum değil; değişen parçaların birbirleriyle uyum içinde hareket edebildiği bir durumdur.

Dünya'nın kendi ekseni ve Güneş etrafındaki hareketi bizi uzaya savurmuyor; çünkü bu hareket, Dünya'nın kütleçekimiyle birlikte bir denge içinde gerçekleşiyor. Ekonomide de benzer biçimde gelirler, harcamalar, borçlar, üretim ve fiyatlar arasında sürekli bir denge arayışı vardır. Sorun hareketin kendisi değil, bazı parçaların diğerlerinden uzun süre çok daha hızlı hareket etmesidir.

Bu yüzden ekonomi hakkında yalnızca "Ne kadar büyüdü?" veya "Fiyatlar ne kadar arttı?" diye sormak yeterli değildir. Belki daha önemli soru şudur: Neye göre ve ne kadar hızlı değişti?

Ekonomik krizler çoğu zaman ortaya çıktıkları anda başlamaz. Bir süre boyunca görünmeyen farklar birikir, dengeler yavaş yavaş değişir ve sonunda herkes ortaya çıkan sonucu görür.

Tıpkı Dünya'nın dönüşünü hissetmediğimiz gibi, ekonomik sistemdeki bazı hareketleri de ancak denge bozulmaya başladığında hissederiz.

Savrulmaya başladığımız an, çoğu zaman sürecin başladığı an değildir. Asıl süreç çok daha önce başlamıştır.

 

Yorumlar

  1. Teşekkürler..günaydınlar
    Dünya iyiki köşeli değilde yuvarlak.. kare veya dikdörtgen olsaydı 🤔🙄😳❗️

    YanıtlaSil
  2. Şimdi ise:

    • "Atatürk" diye birinin aslında tarihte hiç var olmadığı,

    • Bize okullarda anlatılan "Atatürk"ün; İngilizlerin yetiştirdiği epey nitelikli bir "ajan" olduğu,

    • "Türkiye Cumhuriyeti"nin aslında İngiltere'nin geleceğe yönelik amaçlarını adım adım, safha safha gerçekleştirmek için kurulan "proje" bir devlet olduğu,

    • Günümüzde "Yeni Parti"nin (yani "Özgür Özel"in) aslında İngilizlerin amaçlarına göre siyaset yaptığı,

    • Taaaaa 1920'lerin başında İngilizlerin kurduğu plânın bugün bile tıkır tıkır işlediği söylentileri dolaşıyor.

    Bütün bunları söyleyenlere ne cevap vermemizi önerirsiniz Mahfi bey?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her geri zekalı soruya yanıt vermekle uğraşırsanız yaşamınız anlamsız hale gelebilir. Yanıtlamayın.

      Sil
  3. Hocam elinize sağlık. Ülkede sanki iklim krizi var. Saygılarımla Fatih Demirtaş

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Alkışlayın diye yazmadım hocam .Ülkede realite bu. Saygılarımla Fatih Demirtaş

      Sil
    2. O alkış değil katılıyorum anlamına.

      Sil
    3. Ben alkış diye biliyorum ama olsun hocam .Saygılarımla Fatih Demirtaş

      Sil
    4. Bu 👏 alkış emojisi, bu da 🙏 teşekkür, katılıyorum falan anlamına gelen emojiymiş

      Sil
    5. Hocam bu 👏 alkış emojisi, bu da 🙏 teşekkür etmek, dua etmek, rica etmek ve yalvarmak anlamına geliyor.

      Sil
  4. Kriz, değişim için en iyi fırsattır.

    Prof. Peter Drucker, (1909~2005)

    YanıtlaSil
  5. Hocam, sanki bu sonuçlar hiç beklenmiyormuş gibi anlatıyorsunuz. Oysa kapitalist sistemin yapısı gereği bu krizlerin yaşanması kaçınılmazdır. Sizin de 'Kapitalizm ve Üç Büyük Krizi' başlıklı yazılarınızda belirttiğiniz gibi, sistemin doğal bir sonucu olarak bu krizler ve savaşlar doğmaktadır. Bu sistemde ısrar edildiği sürece, belirli periyotlarla benzer krizler yaşanmaya devam edecektir. Hatta mevcut tüketim çılgınlığı, artık Dünya gezegeninin fiziksel sınırlarını zorlar hale geldi. Sizin gibi bilim insanları; küresel ısınmanın önümüzdeki elli yıl boyunca bu ivmeyle devam etmesi halinde, dünya nüfusunun yarısından fazlasının yok olacağını görsel, işitsel ve matematiksel kanıtlarla ortaya koyuyor. Tüketim, kâr ve büyüme odaklı bir sistemin —sizin de daha önce kaleme aldığınız üzere— bu tür krizler üretmesi son derece normal değil mi? Şimdi kalkmış dengeden bahsediyorsunuz. Aslında bu kriz, işlerin tam da planlandığı gibi tıkırında gittiğinin başlıca göstergesidir. Bu sonuç, kapitalizmin kendi iç dengesini bulduğunun kanıtıdır; aksi takdirde zengin daha da zenginleşemezdi. Sistem yıllardır silah üretip duruyor, şimdi ise sıra onları kullanmaya geldi.
    Şimdi hep birlikte seyreyleyelim gümbürtüyü.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu krizler bir sistem krizi değildir. Sistem krizi farklı bir şeydir. O üretimden, tüketimden, yetersiz tasarruflardan vb kaynaklanır.
      Bunlar ahbap - çavuş yönetimlerinde oluşan krizlerdir. Kapitalizm de olsa başka rejimler de olsa iktidar-yandaş, ahbap - çavuş ilişkileri mevcutsa bu krizler çıkar.
      Onun için bu tür krizleri kapitalizm yaratıyor deyip suçu sisteme yıkarak suçluları suçsuz göstermeye çalışmak suçlulara yardım etmek anlamına geliyor.

      Sil
    2. Madem ahbap çavuş ilişkisi var iktidar neden bu rezilliğe müdahale etsin ki! Amaç üzüm yemek mi bağcıyı dövmek mi belli değil!

      Sil
    3. Sorunuzun yanıtı sizin sorunuzun içinde mevcut.

      Sil
  6. Sayın Hocam,
    işi bilmeyenleri, aç gözlüleri, başkalarının haklarını yiyenleri, kanunsuz işlere bulaşanları ÇAVUŞ yapmayacaksınız.
    Bu da benim 3L kuralım olsun: Laiklik, Liyakat, Legal tarafta kalmak.
    Saygılarımla,
    Ö.Aydoğan

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hatta L'lerin sayısını artırabiliriz. , Laubali olmamak, Lüzumsuz işlerle uğraşmamak, Lakayitliğe hiçbir şekilde fırsat vermemek. 6L oldu.

      Sil
    2. Adsız1 Ekim 2026 10:53
      Sayın Oya Aydoğan'ın yorumuna ben de katılıyorum.

      Sil
  7. Krizler artık tansiyon ilacı gibi oldu hayatımızda her gün olmazsa olmaz gibi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha doğrusu krizler tansiyon, ilacı da doğru politikalar. Ama ne yazık ki biz o ilacı kullanmak yerine kocakarı ilaçlarını kullanıyoruz.

      Sil
    2. Hocam öyle diyosunuz ama, neo-klasik ekonomi düşüncesinden epistemolojik bir kopuşu temsil eden heterodoks yaklaşım günümüzde giderek ön plana çıkan davranışsal ekonomi ve nöro ekonomiyle daha fazla önem kazanmaktadır.

      Sil
    3. Epistemolojik kopuş derken zaten kopuk olduğumuz bilimden tümüyle koptuk.

      Sil
  8. Dünyanın hareketi ile ekonomi dinamiklerinin hareketlerini benzetmeniz müthiş olmuş, teşekkürler hocam.

    YanıtlaSil
  9. Denge, denetleme mekanizması ile korunabilir.
    Çocuk oyun parklarındaki tahteravalli'yi çok severdim. Bir ucundaki çocuk ani den kalkarsa diğer çocuk pat diye düşerdi, yaralanırdı. Sistemi dengede tutan diğer uçtaki denetlemede bozulursa pat diye düşeriz. Orta nokta da "ahlak" dersek o civata sökülürse o zaman denetlemede dengeyi kuramaz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ortadaki tahta ise devlettir. Devlette istikrar olmazsa tahtarevalli de olmaz.

      Sil
  10. Mahfi bey banker kastelli için wikipediada yazanları okudum. O zamanda aynıymış. (8 ay ceza almış. Sonunda intihar etmiş)

    YanıtlaSil
  11. Türkiye'yi milyarlarca kilometre ileri götürmüş, Atatürk'ün de değerini hissetmiyoruz hocam!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ediyoruz ediyoruz merak etmeyin. Bu kadar uğraşıya karşın bu ülkede bir takım değerler hala ayakta durabiliyorsa onu hissettiğimiz içindir.

      Sil
  12. Mahfi bey, denge ve denklik konusunu çok güzel özetlemişsiniz, hayat bir denge oyunu gibi, ekonomide arz talep dengesi, üretimde üretim ve tüketim dengesi, finansta borç alacak dengasi, aktif ve pasif dengesi gibi önemli olan bozulmanın kabul edilebilir seviyede olması, köylü eşeğin semerinin iki yanına eşit yük sarmaz ise eşek yalpalayarak gider, bir müddet sonra semer bir yana kayar yükler düşer, yada eşekle birlikte ziyan olur, dengenin bozulması ya kar yazar yada zarar, bizim payımıza genelde zarar düşüyor, acaba neden, selamlar,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Mucizelerin masallarda değil gerçek yaşamda var olduğunu sanıyoruz da ondan.

      Sil
    2. Mucizelere inanalım. Hayatın kendisi bile bir mucize. Çiçeklerin açması, mevsimlerin değişmesi bile gören gözler için birer mucizedir.

      Sil
    3. Mucizeler masallarda olur, bilimde mucize yoktur.

      Sil
    4. Hocam hayatın varoluşu bile başlı başına bir mucizedir.

      Sil
    5. Kuantum fiziğindeki süperpozisyon bile mucizeye bir örnektir, hocam

      Sil
    6. Eskiden açıklanamayan şeyler mucize olarak adlandırıldı. Bilim artık o eski şeyleri açıkladığı için mucize olmaktan çıktılar.

      Sil
    7. Hâlâ kuantum alanının varlığı açıklanamıyor hocam, ömürboyu açıklanmayacakta

      Sil
    8. Daha düne kadar gezegenlerin güneş siteminde neredeyse bir düzlem etrafında döndüğünü sanıyorduk. Okullarda belki hala böyle okutuluyor. Hepsinin helezonik bir biçimde kendisi de bir yörüngede ilerleyen güneşin etrafında döndüğünü daha yeni öğrendik. Bilim hızla ilerliyor. Şimdi artık yapay zeka da işin içinde. Bilinmeyen pek çok şey bilinir hale gelecek.

      Sil
    9. Mucize vardır hocam. Atatürk, o mucizenin adı! O dönemde şu an bile yapılamayacak şeyleri yaptı!

      Sil
  13. Türk halkı ivmelenmelere tamamen hazırlıksız değil, yastık altı ekonomi patronaj ilişkileri karaborsacılık vergi kacirma enflasyon firsatciligi vs darbe oncesi ve sonrasına adaptasyon hali, oldurmeyip sıtmaya razı olma hali gibi, medeni bir hayat tarzi degil tabiki toplumun kodlarına kara düzen bir şekilde yerleşmiş toparlanamıyor

    YanıtlaSil
  14. Hocam, Platon, "Bir gemiyi fırtınada yürütmek için rotayı, rüzgarı, yıldızları bilen bir kaptan gerekir. Gemideki yolculara 'kaptanı siz seçin' derseniz, popülist ve güzel konuşan ama denizcilikten anlamayan birini seçerler ve gemi batar" der. Aynı durum ülke yönetimi için de geçerli değil midir? Tarihte şehzadeler bile tecrübe kazanması için vilayetlere gönderilir; yabancı dilden, devlet yönetimine kadar bir çok hususta eğitilirdi. Bu bağlamda devleti liyakatle yönetmek için başta ekonomi ve hukuk olmak üzere devlet yönetimi için uzmanlık gerektiren tüm alanlarda bir ''Devlet Yönetimi Üniversitesinin'' kurulması gerekmez mi? Kamu yönetimi bölümü memurları kapsıyor; siyasetçi yetiştiren bir bölüm değil. Ülkenin bekası ve geminin batmaması için tüm alanlarda uzmanlık seviyesine ulaşmış, devlet adamı yetiştiren bir kurumun kurulması gerekmez mi? Hatta Trump'ı düşününce bunun tüm dünyaya yayılması gerekmez mi? Dünya liyakate bu kadar muhtaçken, sadece geminin kaptanı olabilecek donanıma sahip olanların seçilmesi gerekmez mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizim ahlak üniversitesi kurmamız lazım.

      Sil
    2. Hocam bizde küçüklükten beri din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri var fakat insanlar falakaya yatırılmadıkça adam olmuyorlar. Yani demem o ki adalet sağlanmayınca, birileri sürekli kaytarılınca (ceza alması gerekenler cezasız bırakılınca) adalete olan güven de yerle bir olmuş oluyor. Nitekim adaletin olmadığı bir yerde ahlaktan söz etmek de mümkün değildir. Türkiye hariç. Çünkü bizde adalet birilerine var, birilerine yok ve bu adalet terazisini bozanlar da yeri geliyor en güzek ahlak cümlelerini kuruyorlar. Böylece trajikomik bir durum ortaya çıkmış oluyor.

      Sağlam bir adalet mekanizmasının kurulması (ve en önemlisi de bunun uygulanması) lazım ki ahlaksızlar türeyemesin. Oysaki sistem koyucular adaleti tek taraflı işletiyorlar. İşte sorun da burada başlıyor. Halbuki öyle bir mekanizma olmalı ki, yargı siyasetten tamamen bağımsız olsun, herkes hesapverebilir olsun ve kimseye de bir ayrıcalık tanınmasın. Adalet herkes için eşit olsun. Ahlaksızlık yapanlar da cezasını bulsun. Böylesi bir sistemi inşa etmek için de sadece uzman olmak yetmiyor; her şeyden önce (sözde değil, özde) ahlaklı olmak gerekiyor ki mevcut kurallar herkes için ''uygulanabilir'' olsun; haklısınız.

      Sil
    3. Balık baştan kokar. Bir yerde en üsttekiler kurallara uymuyorsa ötekiler de uymaz. Bu işler din dersiyle ahlak dersiyle olmaz. Bu işler bağımsız, tarafsız bir hukuk düzeni kurularak olur.

      Sil
    4. hukukla da olmuyor hocam. amerika birleşik devletlerindeki malum olaylardan biliyoruz.

      Sil
    5. Peki hocam sizin de tavsiyeniz üzerine Türkiye'de ahlak üniversiteleri kurulursa, bu üniversitelerden mezun olanlar ahlaklı mı olurlar? O zaman kimse çalıp çırpmaz mı hocam?

      Sil
    6. Onu espri olarak söyledim. Ahlâk, okulda öğretilemez. Ahlâk ailede öğretilir, okullarda pekiştirilir. Aileden ahlâklı yetişmeyen bir kişiye sonradan ne öğretseniz işe yaramaz. Çocuğun ilk rol modelleri annesi, babası, amcası, dedesi, teyzesi, abisi, ablasıdır. Onlara bakarak yaklaşımları biçimlenir. O nedenle ahlâk dersi verilecekse ana ve babalardan başlanması gerekir.

      Sil
    7. Bu rejimin kuracağı ahlak üniversitesinden ancak ahlaksızlar mezun olabilir. Ciddiyim.

      Sil
    8. Fakat hocam insan büyüdüğünde doğru ile yanlışı seçebilme özgürlüğüne de sahip oluyor. Ben mesela çevremden çok örnekler gördüm. Babası üçkağıtçı, oğlu pırlanta. Yani çocuk küçükken aileden iyi bir ahlak görmemiş olsa bile, büyüdüğünde ben babam gibi olmayacağım diyebiliyor. Fakat haklısınız; önce anne baba doğru eğitilmeli ki çocukların eğitim süreci de kolay olsun.

      Sil
  15. Sayın Eğilmez, Merkez Bankası bu hafta 10 Milyar TL basıp piyasaya sürse, bu piyasa süratiyle bizler, halk, enflasyon artışı etkisini ne zaman hissetmeye başlarız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 10 milyar çok önemli bir miktar değil hissedilmesi uzun sürer.

      Sil
  16. Sayın Eğilmez,

    Biz sıradan vatandaş olarak; "pay repo"nun ne demek olduğunu bilmek, öğrenmek zorunda mıyız?

    Çok spesifik bir şey mi bu? Öğrenmemize gerek var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye'de yaşadığımız için her şeyi bilmek zorundayız. İşe yarasın yaramasın.

      Sil
    2. En çokta hukuk bilmek zorundayız.

      Sil
  17. Hocam, bu fon krizi çözülünce krize giden yol ve müdahalede nerde ne hata yapıldı bunun kritiğini yazacak mısınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazdık zaten. Bir daha yazayım. Siyasetin karıştığı bütün teknik konularda kriz yaşanması kaçınılmazdır. Denetim otoritesini yönetenler ve denetim görevini yapanlar siyasetten ari olsaydı kriz olmazdı.

      Sil
  18. Hocam aklınıza sağlık. Cok güzel bir yazı...

    YanıtlaSil
  19. Kritik eşikler çoğu zaman önceden hissedilmez , denge bozulduğu anda hissedilir. Krizden ancak "Ekonomik Hawking Işıması" ile çıkarız. Biraz distopik oldu .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hawking ışıması benzetmesi güzeldi. Bu durumda kimileri gerçekten fonzede olacak ve kara deliğe düşecek, kimileri de kurtarılıp kara delikten uzaklaşacak.

      Sil
  20. Vallahi başlayalı cok oldu bunu hepimiz iliklerimizde hissediyoruzda lakin sayın hocam savrula savrula sonunu bulamadık uzay galaksisinde sonsuz bir boşlukta aklımızı yitirmemek üzere bir mücadele içinde savruldukca savruluyoruz ne bitiği var ne biteceği

    YanıtlaSil
  21. Bu analiz aynı zamanda homoekonomikus'un uzaylı olduğunu teyit ediyor.

    YanıtlaSil
  22. Hocam, bizim umudumuz bitti ama siz bilale anlatır gibi anlatmaktan bıkmadınız.Demokrasi bize altın tepside sunulduğu için hiçbir dönem kıymetini bilemeyen bir toplum olduk maalesef.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bitmesin. Umut bitmez. Pandoranın kutusundan her şey çıkıp etrafa saçılmıştır yalnızca umut kalmıştır kutuda. O nedenle umut bitmez.

      Sil
  23. Doğa kanunlarında bilimsel temel vardır ekonomilerde iktidarların arzu ve çıkarlarının etkileri vardır yani insan temellidir bu etki hele ki kurumsallaşmamış demokrasilerde aşırı fazladır .
    Güzel Yazınız için teşekkürler saglık ve esenlikler dilerim

    YanıtlaSil
  24. Mahfi Hoca;
    Kapalı Fon nedir? Tamam, okuyorum; az sayıdaki kişi kendi aralarında paslaşıyor, O, Ona; O, Ona bir şeyler satıyor ve fiyatları şişiriyorlar; ama ortada olmayan veya yeteri kadar olmayan, aynı zamanda değersiz bir şeyi nasıl birbirlerine satıyorlar ve satın almaki için bu para nereden geliyor? Örneklerle açıklardanız, sevinirim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım bunu bu piyasaların içindeki uzmanlar çok daha iyi anlatabilir. Burada açıklayabilirler.

      Sil
    2. Bir şeyin fiyatı sadece “gerçek değeri” ile değil, o anda insanların o şey için ödemeye razı olduğu fiyatla da oluşur. Eğer küçük bir grup, dışarıdan yeni para girişi sağlayarak veya kendi aralarında alım-satım yaparak fiyatı yukarı taşırsa, kâğıt üzerinde büyük bir değer oluşabilir.

      Basit bir örnek: Değersiz bir tablo

      Diyelim ki Ahmet, eski bir tabloyu 1.000 TL’ye aldı.
      Ahmet ve arkadaşları 10 kişilik kapalı bir grup.
      Ahmet tabloyu Mehmet’e 10.000 TL’ye satar.
      Mehmet bunu Ayşe’ye 50.000 TL’ye satar.
      Ayşe bunu Murat’a 200.000 TL’ye satar.
      Dışarıdan bakınca “Bu tablo 200 bin TL ediyor” gibi görünür.
      Ama aslında:

      Ortada hâlâ aynı tablo vardır.

      Tabloyu dışarıdan bağımsız bir alıcı 200 bin TL’ye almak istemeyebilir.
      Fiyat, grubun kendi işlemleriyle yukarı taşınmıştır.
      Buradaki kritik nokta: Son alıcı bulunamazsa fiyatın bir anlamı kalmaz.
      Peki para nereden geliyor?
      Birkaç farklı kaynak olabilir:

      1. Yeni yatırımcıların parası
      En sık görülen mekanizma budur.
      Örnek:
      Bir grup bir şirket hissesini alır.Hisseyi sürekli birbirlerine daha yüksek fiyattan satarlar.
      İnternette “bu hisse çok değerlenecek” algısı oluşur.
      Dışarıdan insanlar gelir ve yüksek fiyattan satın alır.
      İlk grup, kârını çoğunlukla bu yeni gelenlerin parasıyla realize eder.Bu durum bazı spekülatif balonlarda görülür.

      2. Borç alınan para
      Bazı yatırımcılar kendi paralarıyla değil, borçla alım yapar.
      Örneğin:
      Ali bankadan veya başka bir yerden 1 milyon TL borç alır.
      Değeri tartışmalı bir varlığı satın alır.
      Fiyat yükselmiş görünürse daha fazla borç alabilir.
      Ama fiyat düşerse:
      Teminat değeri azalır.
      Borç geri çağrılabilir.
      Zorunlu satışlar başlayabilir.

      3. Fonun içindeki yatırımcıların parası
      Bir yatırım fonunda yatırımcılar fona para koyar.
      Fon yöneticisi bu parayla varlık satın alır. Eğer fon:
      çok az işlem gören,fiyatı kolay değiştirilebilen,
      değerlemesi zorbir varlığa yatırım yaparsa, kâğıt üzerinde yüksek değerler görülebilir.
      Örneğin:
      Bir kapalı fon 100 milyon TL ile küçük bir şirkete yatırım yapıyor.
      Şirketin gerçek piyasa değeri tartışmalı olsa bile, fonun raporlarında yüksek bir değerleme yapılırsa fonun toplam değeri büyük görünebilir. Ancak bu değer, gerçekten satılabilecek fiyat olmayabilir.

      “Olmayan şeyi nasıl satıyorlar?”

      Burada iki farklı durum var:

      1. Gerçek bir varlık vardır ama değeri şişirilmiştir
      Örneğin bir şirket hissesi,bir arsa,bir sanat eseri,
      bir dijital varlık.Vardır ama fiyatı gerçekçi olmayabilir.

      2. Neredeyse sadece fiyat hikâyesi vardır
      “Bunu bugün 10 bin TL’ye al, yarın 20 bin TL’ye satarsın.”
      Herkesin kazancı, aslında daha yüksek fiyattan alacak yeni bir kişinin gelmesine bağlıdır.
      Bu yapı sürdürülemez hale geldiğinde fiyat hızla düşebilir.

      Ponzi sistemiyle farkı nedir?

      Benzer noktalar olabilir ama aynı şey değildir.
      Ponzi sistemi:

      Genellikle gerçek bir yatırım faaliyeti yoktur.

      Eski katılımcılara ödeme, yeni katılımcıların parasıyla yapılır.
      Spekülatif balon veya manipülatif fiyat oluşumu:

      Gerçek bir varlık olabilir.

      Ancak fiyat, gerçek değerinden çok uzaklaşabilir.
      Kısaca: Bir şeyin fiyatını uzun süre yüksek tutmak için genellikle dışarıdan yeni para gerekir. Yeni para akışı kesilince, “gerçek alıcı” kalmazsa veya insanlar satmaya başlarsa, şişirilmiş değer hızla çözülebilir.

      Sil
  25. Çok uzun zamandır inanmadığımız ve durumu tam yansıtmayan resmi ekonomik ve siyasal gösterge rakamları kamuoyuna deklare edildiği için gerçek değerler bir sis perdesi ile örtüldü. Böylece doğru-yanlış dengesi de kayboldu.. Yazınız için sağolunuz...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet maalesef sisi yaratan o gerçek dışı veriler ve bilgilerdir.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fon Krizinin Faturasını Kim Ödeyecek?

ABD - İran Savaşının Türkiye Ekonomisine Etkileri

Dolar Kuru Gerçeği Ne Kadar Yansıtıyor?