Voleyboldan Çıkarmamız Gereken Dersler
Asıl başarı, kupayı kaldırmak değil; kupa kaldıranların yerine yenilerini yetiştirebilmektir.
Türk kadın voleybolu son bir ayda
iki farklı milli takımla iki kupa kazandı. A Milli Takım Uluslar Ligi'nde (VNL)
şampiyon oldu. Hemen ardından daha genç oyunculardan oluşan milli takım Akdeniz
Oyunları'nda zirveye çıktı.
Elbette bu iki kupanın sportif
ağırlığı aynı değil. VNL ile Akdeniz Oyunları'nı eşitlemek doğru olmaz. Ama
ikinci şampiyonluk, ilkinden farklı ve belki de uzun vadede daha önemli bir şey
söylüyor: Türkiye yalnızca zirveye çıkmayı değil, zirvenin arkasını doldurmayı
da öğreniyor.
Türk kadın voleybolunun gerçek öyküsü belki de burada. Çünkü Türkiye'nin voleyboldaki asıl başarısı artık
yalnızca dünyanın en iyi takımlarından birini kurabilmesi değil; o takımın
arkasına da başka bir takım koyabilmesi.
Sultanlar Ligi'nin düzeyi, güçlü
kulüpler, altyapı organizasyonları ve milli takım yapılanması, genç oyuncuların
daha erken yaşta yüksek rekabetle karşılaşmasını sağlıyor. Bir Türk oyuncu A
Milli Takım'a geldiğinde dünyanın en iyileriyle ilk kez karşılaşmıyor. Onlarla
yıllardır aynı voleybol ekosisteminin içinde. Bu çok büyük bir fark yaratıyor.
Türk voleybolunun asıl gücünü
biraz da arkadan gelenler oluşturuyor. Akdeniz Oyunları şampiyonluğunu bu
nedenle ayrıca önemsemek gerekiyor. Bu kupa VNL'le aynı sportif anlamı
taşımıyor; ama başka bir şeyi gösteriyor: A Milli Takım'ın arkasında bekleyen
oyuncular da artık uluslararası turnuvalarda kazanmayı biliyor.
İşte sürdürülebilir başarı tam
burada başlıyor: İyi sistem, bir yıldız yetiştirmekten ibaret
değildir. İyi sistem, o yıldızın yerine yenisini hazırlamaktır. Bir
ülkenin spor gücü, yalnızca bugün sahaya sürdüğü oyuncularla değil, yarın
onların yerini alabilecek oyuncuların sayısıyla da ölçülür. Bugün güçlü bir
milli takım kurabilirsiniz. Asıl mesele, o takımın birkaç yıl sonra da güçlü
kalmasını sağlayacak mekanizmayı kurabilmektir.
Burada federasyonun rolünü de konuşmak
gerekiyor. Voleybol başarısını yalnızca sahadaki oyunculara ve antrenöre
bağlamak kolay. Oysa sahadaki başarının arkasında yıllarca süren organizasyon,
planlama ve kaynak yönetimi var. Federasyonun görevi yalnızca milli takımın
maçlarını organize etmek değil; altyapıdan antrenör eğitimine, yetenek
taramasından milli takım programlarına kadar bütün zincirin çalışmasını
sağlamak. Ve bu zincirde belki de en önemli halka istikrar. 14 yaşındaki bir
oyuncunun A Milli Takım'a gelmesi yıllar alıyor. Dolayısıyla her yönetim
değişikliğinde sistemin sil baştan kurulması, sporun doğasına aykırı. İyi
yönetim, kendisinden önce yapılanları yok saymak değil; işe yarayanı koruyup
üzerine yenisini koyabilmek.
Aslında kurumsallık tam da burada
başlıyor: Başarıyı kişilere değil, işleyen bir sisteme bağlayabilmek.
Sporun kamu desteğine ihtiyacı
var. Tesis, kaynak, organizasyon ve altyapı yatırımları olmadan büyük bir spor
sistemi kurmak kolay değil. Ancak kamu desteği ne kadar değerliyse, sportif
kararların siyasallaşması da o kadar riskli.
İhtiyaç duyulan şey,
federasyonların sportif kararlarını liyakat, performans ve uzun vadeli hedefler
doğrultusunda alabilecek kadar kurumsal olması. Çünkü başarıyı getiren şey
siyasal yakınlık değil; doğru oyuncuyu bulmak, doğru antrenörü seçmek, doğru
sistemi kurmak ve bunu yıllarca sürdürebilmek.
Bugün kupalar geliyor, tribünler
doluyor, genç kızlar voleybola yöneliyor, sponsorlar ilgileniyor. Bunların
hepsi başarıyı büyüten bir döngü yaratıyor. Fakat asıl sınav, bugünün
yıldızları sahneden çekildiğinde başlayacak. Genç oyuncular yalnızca kadroda
bulunmakla kalmayıp gerçekten süre alabiliyor mu? Altyapı yatırımları devam
ediyor mu? Kulüpler ve federasyon aynı uzun vadeli hedef etrafında
çalışabiliyor mu? Sportif kararlar teknik ölçütlerle alınabiliyor mu? Bu
soruların yanıtı “evet” olduğu sürece, bugün yaşadığımız başarıları yalnızca
bir “altın jenerasyon” öyküsü olarak okumak zorunda değiliz. O zaman karşımızda
bir jenerasyondan daha fazlası olur: yeni bir standart.
Bugüne kadar bu konuda önemli bir
mesafe alındı. Bunun sonucu olarak artık Türk kadın voleybolu yalnızca
oyuncularıyla değil, oluşturduğu modelle de konuşuluyor. Buna bir “Türk ekolü”
denilip denilemeyeceğini ise zaman gösterecek.
Belki de bu yüzden arka arkaya
gelen iki şampiyonluğa yalnızca iki kupa olarak bakmamak gerekiyor. 2023'te
gelen Avrupa ve VNL şampiyonluklarının ardından bu yıl gelen VNL şampiyonluğu,
Türk kadın voleybolunun dünyanın zirvesindeki yerini koruyabildiğini gösterdi.
Akdeniz Oyunları şampiyonluğu ise başka bir şey söyledi: Zirvenin arkasında da
bir dağ yükseliyor.
Türk kadın voleybolunun bize
verdiği ders yalnızca sporla sınırlı değil. Kalıcı başarı, yıldızlara değil,
yıldızlar değişse bile çalışmaya devam eden sistemlere dayanıyor.
Liyakatın esas olduğu, kuralların
kişilere göre değişmediği, kurumların siyasal müdahalelerden uzak ve hesap
verebilir çalıştığı, doğru politikaların iktidarlar değişse bile
sürdürülebildiği yapılar tam da bu yüzden önemli.
Yıllardır “yapısal reform”
dediğimiz şey, aslında bundan başka bir şey değil.
Elleriniz ve sağlığınız dert görmesin, o kadar güzel bir yazı ki ...
YanıtlaSilSağ olun.
SilMahfi Hocam elinize emeğinize sağlık, yazılarınızı her gün okuyorum, çok daha güzel şeyler öğreniyorum. Her zaman ki gibi bu yazınızda süper, keşke bu yazıyı yetkili, etkili birileri de okusa da azıcık ders alsa, ne güzel olur. Güzelim memleketimiz her alanda maalesef kötüye gidiyor. Yazık çok üzülüyoruz. Saygılar, selamlar. Yeni yazılarınızı sabırsızlıkla bekliyorum.
SilTeşekkür ederim.
Silhenüz bozulmamış sistemlerin gözönüne gelmesini örnek olsun diye mi düşünmemiz gerekir yoksa eyvah unutmuşlar burası da bozulacak diye tedirgin olmakta haksız mıyız bilemedim hocam emeğinize yüreğinize sağlık
YanıtlaSilValla yazarken aynı tedirginliği hissetmedim değil.
SilBu yazıyı her konuda yazma yeteneği olan birinden değil de voleybol geçmişi olan bir kadın yazardan beklerdim.
YanıtlaSilOnlar da yazar belki.
SilSistem başarıyı getiriyor evet; sistemide ya liyakatlı birey veya liyakatlı kollektif bir grup getiriyor. Herşeyin ucu liyakat ve adalete dayanıyor. Yapısal sistem adalet ve liyakatı öncelikleyerek sistemi kurduğu zaman, sonrasında bireylerin şahsi kalitesinden ziyade sistem zaten çarkları olması gerektiği gibi tıkır tıkır çeviriyor bazen hızlı bazen yavaş ama doğru şekilde. Örnek Alman sanayi, Japon sanayi vb.
YanıtlaSil👍
SilHocam,
YanıtlaSilEğer ölürseniz; biz ne yapacağız?!
Nasılsa bir gün öleceğiz. Arkamdan iyi şeyler söylenmesi yeter. Benim haberim olmayacak ama tanıyanlar mutlu olur.
SilHayatın anlamı geride iz bırakmak
SilAllah uzun ömür versin artık iyiler çok yaşasın.. Bu ülkenin buna ihtiyacı var.
SilZihin açıcı ve kurum yöneticilerine örnek teşkil edici bir yazı olmuş.Teşekkür ederim. Imkân olsa da siyasîler (özellikle iktidar siyasîleri) okusa bu yazıyı ve feyz alsalar. Hürmetlerimi sunarım.
YanıtlaSilÇok teşekkür ederim.
SilÇok güzel yaziniz için teşekkürler, umarim sürdürülebilir bir ekol yaratilir, başarinin değeri geniş halk kitlelerince anlaşılır, dığer branjlara da örnek olur, biz de TV de spor diye saatlerce anlamsiz futbol yayını izlemeyiz
YanıtlaSilSağ olun.
SilMahfi hocam, bu soruyu sormadan önce epey düşündüm. Sizin tarafsız bakışınız ve mümkün olduğunca sakin üslubunuza istinaden sormaya karar verdim.
YanıtlaSil"Manifest" adlı, 6 kızdan oluşan müzik grubunu siz bile duymuşsunuzdur.
• Bütün komplo teorilerini hariç tutarak,
• Bütün siyasî maksatlı ajitasyonları hariç tutarak,
• Grubun prodüktörü olan kişi gözaltına alındı ve tutuklandı; mahkemeye çıkarılacağı tarihi bekliyor. Onun hakkındaki bütün adli / hukukî süreci hariç tutarak soruyorum:
Şu an itibariyle, bu 6 kıza herhangi bir dava açılmadı; ama toplumda pek çok kesim tarafından linç üzerine linç yiyorlar!
Siz "Mahfi Eğilmez" olarak; "manifest"in müzik türünden hiç hoşlanmasanız bile, şarkılarını duyduğunuz anda oradan kaçıp uzaklaşmak isteseniz bile:
Bu grubun "var olması gerektiği"ni savunur musunuz?
Bu kızların müzik yapma "özgürlüğü"nü savunur musunuz? (Sanatsal değerinin seviyesini gözetMEden soruyorum bu soruyu size.)
Özetle:
"Yasakçı & kötümser & kindar zihniyetle" mi yaklaşmalıyız?
"Özgürlükçü & iyimser & onarıcı zihniyetle" mi yaklaşmalıyız?
Cevabınızı yazarsanız çok memnun olurum.
Manifest'i biliyorum ve arada dinliyorum. Müziklerini ve tarzlarını beğeniyorum.
SilBeğenmiyor olsam da müzik yapma özgürlüklerini sonuna dek savunurdum. Müzikten, edebiyattan, şiirden korkulmaz. Yasakçılıkla hiç bir sorunun çözüldüğü görülmemiştir.
Hocam harikasınız :)
SilDikkatinizi çekeceğini düşünüyorum:
YanıtlaSilÇin'deki okullarda; "yazı tahtası" olarak nitelediğimiz tahtalar, dijital birer dokunmatik ekrana dönüştürüldü. Bunu zaten biliyoruz.
Getirilen en büyük yenilik ise şu:
Bu dijital tahtalara "en güncel yapay zekâ platformları" entegre edildi!
Yani; öğretmenler bu tahta ile ders anlatırken, "yapay zekâ"nın veri tabanında olan bütün materyalleri hiç vakit kaybetmeden sınıftaki öğrencilerin gözü önünde açıklayacak, böylelikle "öğrenmek" denen eylem daha efektif, daha az maliyetli, daha güncel olacak:
https://www.youtube.com/watch?v=001qewDbBzA
"Diferansiyel denklemler" ve "geometri" derslerinin bu tahta ile nasıl anlatıldığını, ve hâttâ bizzat Albert Einstein'ın yapay zekâ ile desteklenmiş "insansı versiyonu" ile fizik derslerinin nasıl anlatıldığını yukarıdaki videoda izleyebilirsiniz.
Yorumunuz nedir Mahfi bey?
Buraya gelene kadar kara tahta kullandılar. Önemli olan tahtanın niteliği değil bilimi her şeyi önüne koyabilmek. Yani önemli olan tahtanın değil insanın akıllı olması.
SilHocam; bilginiz olsun, ihmâl etmeyiniz lütfen:
SilSizin:
• "CNBC-e"deki yayınlarınızı,
• "Eko Diyalog" yıllarından kalma yayınlarınızı,
• "Eski NTV"de yaptığınız yayınları,
• Çeşitli yıllarda, çeşitli TV kanallarında verdiğiniz kısa demeçleri ve konuk olarak davet edildiğiniz uzun yayınları,
• Yıllar boyunca çeşitli konferanslarda yaptığınız konuşmaların ses ve görüntü kayıtlarını,
• "YouTube tarihi"nde kayıtlı olan videolarınızı,
Bütün bunları derleyip; bir yapay zekâ platformunu "train" edip (yani; sizin videolarınızla o platformu besleyip) o yapay zekâ platformundan size (şahsınıza özel) bir modül yaratabiliriz.
Bu modül; sizin ses tonlamalarınızı, jest ve mimiklerinizi, herhangi bir konuyu anlatım tarzınızı yapabilir hâle gelmiş olacak.
Bahsettiğim bu modül ile; sanki siz üniversite ortamında "mikro-iktisat" & "makro-iktisat" dersleri anlatıyormuşçasına yeni videolar üretmek artık mümkün.
"Bu modülü lütfen hazırlayın." diye ısrar etmiyorum size. Günümüzdeki mevcut teknoloji; size bu yazdıklarımı gerçekleştirecek seviyeye ulaştı, bunu biliniz.
🙏
SilHocam öyle olursa AI Mahfi Eğilmez ile konuşur musunuz?
SilTakım maçlara çıkarken giydiği taytların vücut hatlarını belli etmesinden rahatsız olanlara ne cevap vermemizi önerirsiniz Mahfi bey?
YanıtlaSilHiç muhatap almayın. Bundan rahatsız olanla muhatap olursanız canınız sıkılır.
SilVücud hatlarına bakmasınlar topa baksınlar.
SilSize şu videoyu gönderiyorum:
YanıtlaSilhttps://www.instagram.com/reels/Dcbsr1PKgpV/
Bakalım ne diyeceksiniz?
Gurur duydum. Kızlarımız dünyaya rol model oldular.
SilSayın Eğilmez, İktisat biliminin yanısıra, sporun branşlarına duyduğu yakın ilgi bağlamında, özellikle voleybol hakkında yaşayıp , gördüklerini yalın ve derinlikli bir üslupla kaleme alması , entelektüel birikiminin analitik vizyonu ile harmanlanmış anlamlı yansımasıdır.
YanıtlaSilSürdürülebilir başarı bir sistem tercihinin mahsulüdür, hiçbir zaman tesadüf değildir.Ayrıca,kazanılan bu başarının formülünün her alana uygulanabilirliği yazının özünden algılanmaktadır.Sağolun üstadım.
Çok teşekkür ederim. Evet insan iktisatçı ise başka konulara kapalı olacak diye bir şey yok. Öyle olursa zaten iyi iktisatçı da olamaz.
Sil🙏⭐️
SilÇok güzel bir yazı, kaleminize sağlık hocam.
YanıtlaSilVoleybolun yaygınlaşmaya başladığı ilk zamanlarda Eczacıbaşı'nın voleybola yönelik katkıları ve bunu devamlı olarak sürdürmesi de ülke voleybolunun ilerlemesine büyük etki etti.
Yazıda belirttiğiniz gibi kurumsal ve devamlı katkılar da sporun gelişmesine büyük fayda sağlıyor.
Teşekkürler. Eczacıbaşı'nın kadın voleyboluna katkısı çok yüksek.
SilHocam resesyon başladımı?
YanıtlaSilHayır. Resesyondan söz etmek için üst üste iki çeyrek küçülme yaşanması gerekiyor.
SilHocam merhaba. Doların bu kadar düşük olması ihracatçıları batma noktasına getirdi. Ancak dolar baskılanmayıp fırlarsa da bu sefer enflasyonun düşmesi imkansız hale gelecek. Bu durumdan çıkmanın bir yolu var mıdır?
YanıtlaSilVar tabii. 2001 krizinden sonra benzer durumdan nasıl çıktığımızı hatırlamak yeterli. Neler yapmıştık?
Sil1. Bankacılık reformu (yapısal reform)
2. Kamuda mali disiplinin sağlanması ve bütçe açıklarının düşürülmesi (yapısal reform)
3. Bütçe açıkları düştükçe kamu kesiminin borçlanma ihtiyacının azalması (yapısal reformların olumlu sonucu)
4. Borçlanma azaldıkça faizlerin düşmesi (yapısal reformların olumlu sonucu)
5. AB ile tam üyelik müzakeresine girmesi.
Bütün bunlarla birlikte insanların geleceğe bakışı olumlu hale geldi ve enflasyon düştüğü halde kur pek de yükselmedi (yapısal reformların olumlu sonucu.)
Şimdi de yapısal reformları yaparsak kurun normal düzeyine gelmesi dışında fırlayıp gitmesine engel olarak enflasyonu düşürebiliriz.
U17’nin Şili’deki dünya ikinciliğini de unutmayalım lütfen
YanıtlaSilÇok güzel bir değerlendirme Mahfi Bey, aklınıza ve kaleminize sağlık!. Bu makalede bana göre en önemli cümle ve işin özü "Aslında kurumsallık tam da burada başlıyor: Başarıyı kişilere değil, işleyen bir sisteme bağlayabilmek." İşte maalesef bizim ülkede bu yok çünkü herkes kendini ve kendi aklını çok beğeniyor, ya da bir takım menfaatler dolayısı ise bir türlü o "kurumsal hafıza ve işleyiş" muhafaza edilemiyor ve sistem onun üzerine bina edilemiyor. Bizim hayatımız birilerinin devamlı yıkıp yeniden inşa etmekle boğuştuğu bir Türkiye'de geçti, ümit ederim yeni jenerasyonlar bu verdiğiniz voleybol örneğinden haraketle yükselen kurumlar inşa edebilirler. AÇ
YanıtlaSilHocam bir çok yazınızda yapısal reformlardan bahsediyorsunuz.Bir yazınızda bunları toplu olarak özetleseniz daha faydalı olmaz mı?
YanıtlaSilBu konuda en az 6 - 7 yazım var bu blogda. Ayrıca bir de kitabım var: Yapısal Reformlar ve Türkiye (Remzi Kitabevi.)
Silhttps://www.remzi.com.tr/kitap/yapisal-reformlar-ve-turkiye
Futbolun izleyicisi çok fazla dolayısıyla siyasallaşma ve kara para aklama sürekli oluyor. Dünya da maalesef bu hale geldi, fıfa başkanı en büyük örnektir. Futbol izlemeyi uzun süre önce bıraktım. Voleybol ise izleyici kitlesi daha sınırlı olduğu için para da az dönüyor ve bahsettiğiniz gibi liyakat ve sistem oturmuş durumda. Çok fazla para dönmediği içinde siyasetin buraya gireceğini zannetmiyorum. Dünyanın geldiği aslında hep olan şey bu maalesef, paranın olduğu yerde aç gözlülük, namussuzluk, ahlaksızlık kol geziyor. Ve bu herkes için normalleşmiş durumda.
YanıtlaSilOğlumun genç kız voleybol okulu var gayette başarılı gençleri motive etmesi geleceğe hazırlaması vede sizin yukarıda özetlediğiniz zirvedekilerin arkasını doldurması tamda bu teşekkür ediyorum
YanıtlaSilSaygılarımla
İki basit soru var,ikisinin de cevabı aynı.1-Neden erkek voleybolunda aynı başarı yok?2-Neden 20232ten önce kadın voleybolda aynı başarı yok? Cevap,yapısal reform falan değil , ikisinde de Vargas yok .Varagas ile en iyi oyuncusunu takas yapsak dünyada ilk dörde girme şansımız yok .Neden gerçeklerle yüzleşmeyi sevmiyoruz?Mahfi hocanın ekonomi yorumları da voleybol yorumları gibi mi acaba?Öyleyse takibe gerek yok.
YanıtlaSilVoleybolu izlemediğiniz çok belli.
Sil1. Hiçbir başarı hop diye bir anda ortaya çıkmıyor. Yılların birikimi geliyor ve bir anda en üst noktaya çıkıyor.
2. Türkiye'de kadın voleybolu Vargas'tan önce de başarılıydı. 2003 yılında Avrupa ikinciliği var.
3. Vargas çok önemli bir oyuncu ve Türkiye'ye çok fazla şey kattı. Bunu inkar etmek mümkün değil. Ama Fenerbahçe, Vargas yokken Avrupa Şampiyonu ve ardından da dünya şampiyonu oldu. Vargas ile henüz o başarıyı yakalayamadı.
4. Vargas A millide oynarken Alternatif A milli takımımız bir buçuk ay önce İtalya'yı finalde 3-0 yenerek namağlup Akdeniz oyunları şampiyonu oldu. Altyapı takımlarımız (U17 ve U16) Vargas olmadan Balkan şampiyonu oldular. U 17 takımımız yine bu yıl dünya ikincisi oldu.
Vargas'ın bizim takıma kattığı inanılmaz bir değer var ama bu durum yıllardır yapılan altyapı yatırımlarını, kulüplerin çabalarını, rekabetini görmezden gelmeye neden oluşturmaz. Bugün hiçbir alanda olmadığı kadar kız çocuğu voleybola başlıyor ve altyapıdan yetişiyor.
Vargas'ın, voleyboldaki başarıdaki katkısı kimsenin inkar edemeyeceği kadar yüksek. Ama burada Başantrenör Santarelli'nin, kaptan Eda Erdem'in katkılarını görmeyecek kadar bizi kör etmemeli. Sizin mantığınızla yola çıkan birisi Santarelli gelmeden önce başarı yoktu derse Vargas gelmeden önce başarı yoktu demekten çok daha haklı görünür.
Vargas olmasa başarı gelmezdi demek ile Boşkoviç olmasa Sırp takımı, Egonu olmasa İtalyan takımı, Gabi olmasa Brezilya takımı olmazdı demekten farkı yok. Takım oyunlarında başarı antrenörün ve takımın ortak başarısıdır. Bazı oyuncuların katkısı çok daha fazla olabilir.
Öte yandan beni takip edip etmemek sizin kararınızdır. Benim ekonomi analizlerim de aynen yukarıda yaptığım gibidir. Beğenirseniz izlersiniz beğenmezseniz izlemezsiniz. Sevgiler.
Sil"Voleybolu izleyenler" biliyor . En çok dalga geçilen konudur voleybol dünyasında:Türkiye değil "Vargasball"
Sil1-2003-2023 arası(20 yıl) Avrupa şampiyonluğu , 2023-2026 arası(3 yıl) iki Avrupa şampiyonluğu bir dğnya kupası ikinciliği ,bir milletler liği birinciliği.Tam olarak hop diye çıkmış Hop demek de Vargas demek .Santarelli ve Eda Erdem'e bağlayan da varmıdır şu yerkürede?
2-Kulüp takımları ülke sporunun göstertgesi değildir .Onlar istediği oyuncuyu alır istediği takımı kurar .
3-Evet Boskovich biraz çaptan düşünce(artık düzgün servis bile atamıyor) Sırbistan diye bir takım kalmadı
4-Akdeniz oyunlarını dünyada ciddiye alan varmıdır.Türkiye bol madalya alıyor ama olimpiyatlarda dökülüyor
5-Voleybola başlayan kız çocuklarının boy ortalaması kaç acaba?
6-Olguları kafamızdaki modele uymadığında uydurmaya çalışmak bilimsel bir yaklaşım değildir.
Bence haksız bir eleştiri. Eğer yalnızca Vargas'ın oynadığı milli takımınız şampiyon oluyor olsaydı bu eleştiri haklı olabilirdi. Akdeniz Oyunlarında oynayan takım bizim alternatif milli takımımızdı Vargas da yoktu o takımda ve onlar şampiyon oldu. Ciddiye alan olur ya da olmaz o bizi ilgilendirmez. Öte yandan U 17 takımımız dünya ikincisi oldu. U17 ve U 16 takımları Balkan şampiyonu oldu. Hepsi bu yıl oldu. Geriye doğru bakarsanız Türkiye'nin hep üst sıralarda olduğunu göreceksiniz:
SilYıl Organizasyon Başarı
2017 Avrupa Şampiyonası 🥉 Bronz
2018 Voleybol Milletler Ligi 🥈 Gümüş
2019 Avrupa Şampiyonası 🥈 Gümüş
2021 Voleybol Milletler Ligi 🥉 Bronz
2021 Avrupa Şampiyonası 🥉 Bronz
2022 Akdeniz Oyunları 🥈 Gümüş
2022 İslami Dayanışma Oyunları 🥇 Altın
2023 Voleybol Milletler Ligi 🥇 Şampiyon
2023 Avrupa Şampiyonası 🥇 Şampiyon
2023 Olimpiyat Elemeleri 🥇 1. – Paris 2024 bileti
2024 Paris Olimpiyatları 4.'lük
2025 Dünya Şampiyonası 🥈 Gümüş
2026 Voleybol Milletler Ligi 🥇 Şampiyon
2026 Avrupa Şampiyonası 🥇 Şampiyon
Türkiye'nin bu alandaki başarısı Vargas'la çok arttı tabii ama o olmadan da bütün diğer alanlardaki başarılardan çok daha fazlası burada var.
Onun için bizim takımla Vargasball diye dalga geçmeye kalkışanlara gülüp geçin.
Yazınızı okuduğumda son üç yılda yaşadıklarımı gözden geçirdim. Planlı programlı disiplinli istikrarlı…
YanıtlaSilHayatımı değiştiren bu kelimeler oldu.
2023 ocak ayında kpss b çalışmaya karar verdim. Sonra kendimi kpss a grubuna çalışırken buldum. Kendime inancım yoktu ama çalışma isteğim vardı. Ders nasıl çalışılır onu bile bilmiyordum. Ders çalışıyordum ama gittiğim yol taşlı ve çukurlarla doluydu. Şubat ayındaki o depremle herşey yerle bir oldu. Ailemin Hatay’dan yanıma gelmesiyle benim kpss serüvenim başlamasıyla bitti. O an tek önemli şey ailemin hayatta olması ve yanımda olmalarıydı.3 ay çalışamadım. Sonra ailem Hatay’a döndü. Ve kpss çalışmak için önümde 3 ayım kalmıştı. Nerden bilebilirim ki konuların asla yetişmeyeceğini…
Ama yine de direndim. Hukuk hariç bütün dersleri hızlıca bitirmiştim. Hukuk için hiç vaktim kalmadı. Dedim ya ders çalışmak kim? Ben kim ?
Sınav geldi çattı. Ve içimde hep bir huzursuzluk vardı biliyordum hissediyordum. Sınav açıklandı ve puanım hesaplanmadı. Üzüldüm ama yine de şunu söyledim kendime en azından çalıştığın derslerde başarılıydın sadece hukuk yüzünden yapamadın dedim kendime…
O yaz çok düşündüm bırakmalı mıyım devam mı etmeliyim diye…
Sonra online bir ders almalıyım dedim ve sonuna kadar gideceğime söz verdim. 2023 ekim dersler başladı ve o yıl dersleri daha çok sevdim özellikle iktisatı. Sürekli iktisat çalıştım okudukça çok keyif aldım. Sınavdan 70 puanı aldım. Guy sınavına girmeye hak kazandım. 2025 nisan guy sınavında 2 doğruyla elendim. Yıkılmıştım. Bir hafta boyunca düşündüm. Neden olmuyor diye nerede yanlış yapıyorum diye sürekli sorguladım kendimi…
Yeniden KPSS başlamak çok zordu. Yeniden gy gk çalışmak daha zordu. Yeniden umuda kapılmak en zoruydu.
Hemen çantamı hazırladım ve kütüphane yolunu tuttum. 2025 kpss den 76.5 puan aldım. Ama yine de mutlu olmadım. Çünkü daha iyisini yapabilirdim. 7 mart 2026 guy sınavına hak kazandım. Ve benim şansıma tek il ilanı geldi. İSTANBUL. Artık tek il de olsa kazanmalıydım. Kendimi kanıtlamam gerekiyordu artık. Ve sonuç açıklandı mülakata kalmıştım. Şunu söyledim, mülakatta elensem bile bu sınavda çok iyi yaptım ve listedeyim dedim kendime. İnanılmaz bir gururdu ilk 250 kişinin içindeydim. Bunu yapabildiğime ben bile inanamıyordum. Ve mülakat sonucu açıklandı.
ATANDIM…
Bu mutluluk ve gurur paha biçilemezdi. İnsanın emekleriyle bunları yapabilmesi inanılmaz bir histi. Şuan ise hala ders çalışmalıyım daha iyisini yapabilirsin daha iyi yerlerde olabilirsin hissi var. Ve yaş sınırındayım 2028 e kadar hakkım var. İlanların gelmeme ihtimaline karşın ders çalışmayı bırakmayacağım. Kendi kendimin şampiyonu olacağım.