30 Haziran 2017 Cuma

Parasal Sıkılaştırma Başlıyor mu?

Kapitalizmin bir önceki büyük krizi olan 1929 Büyük Depresyonundan çıkış için uygulanan politika; vergilerin düşürülmesi ve kamu harcamalarının artırılmasına dayalı Keynesyen mali genişleme politikasıydı. Bu politika başarılı oldu ve Büyük Depresyon atlatıldı. 2008 yılında başlayan Küresel Krizde bu kez mali genişleme değil parasal genişleme politikası uygulandı. Dünyanın dört büyük merkez bankası adına niceliksel genişleme (quantitative easing – QE) denilen bir parasal genişleme politikasını peş peşe uygulamaya soktu. Fed ve İngiltere Merkez Bankası (BOE) ile başlayan ve ardından Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Japonya Merkez Bankası (BOJ) tarafından da uygulanan bu politikada esas konu para arzının artırılmasıydı. Merkez bankaları bu artışı, tahvil ve benzeri kâğıtları ellerinde bulunduran banka ve kurumlardan satın alıp karşılığında onlara para vererek yaptılar. Merkez bankaları para arzını artırırken bir yandan da faizleri düşürerek piyasada talep artışı yaratmaya çalıştılar. Bu politika da tıpkı Büyük Depresyondaki mali genişleme politikası gibi başarılı oldu. Henüz kriz tamamen sona ermemiş olsa da ABD’den başlayarak sona ermenin güçlü sinyallerini vermeye başlamış görünüyor. Brexit olayı olmasa muhtemelen İngiltere de ABD ile aynı konumda olacaktı.

29 Haziran 2017 Perşembe

Suriyeli Sığınmacılar Dosyası

Suriye İç Savaşı
15 Mart 2011’de bir takım gösterilerle başlayan isyanlar, Nisan ayında ülke çapına yayılarak BAAS Partisine bağlı askerler ve bunları destekleyen milisler ile BAAS partisini iktidardan indirmek isteyen Suriye muhalefeti arasında bir iç savaşa dönüştü. Zaman içinde bu iç savaş Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) ile Kürt, Türkmen, Dürzi ve Süryani grupların da katılımıyla yaygınlaştı, Rusya, ABD, İran ve Türkiye’nin de çeşitli müdahale ve destekleriyle uluslararası bir kimliğe büründü. O tarihten bu yana zaman zaman şiddetlenerek, zaman zaman hafifleyerek ama hiç kesintiye uğramadan sürüyor. Geldiğimiz aşamada Beşar Esad, ülke topraklarının yüzde 40’ını ve nüfusun da yüzde 60’ını denetimi altında tutuyor.  

Human Rights Watch 2017 Raporu; 2016 yılı Şubat ayı itibariyle İç savaşta ölenlerin sayısının 470 bin olduğunu gösteriyor. Rapordaki verilere göre 6 milyondan fazla kişi yerinden oldu, 5 milyona yakın kişi yurtdışında sığınma talebinde bulundu, 120 bine yakın insan hapse atıldı ya da kayboldu, binlerce kişi hapiste işkenceyle öldürüldü. 

26 Haziran 2017 Pazartesi

Eğitim Dosyası

Çocuklarımızın Dünyadaki Yeri
Aşağıda üç grafik sunuyorum. Bu grafikler 2015 yılında 72 ülkede 15 yaş grubundaki çocuklar üzerinde yapılan PISA testlerinin sonuçlarını gösteriyor. Griler uygulamaya katılmayan ülkeler, kırmızılar ortalamanın altındakiler, yeşiller ortalamanın üzerindekiler diğerleri de ortalama düzeydeki ülkeler.

Fen bilimleri alanında durumumuz:

23 Haziran 2017 Cuma

Yabancıların Sattığı Dövizi Türkler Alıyor

Yabancı para mevduat hesapları büyük çoğunlukla yurtiçinde yerleşiklere (basitleştirmek için bunlara Türkler diyelim) ait bulunuyor. BDDK verilerine göre son bir ayda mevduat ve fon toplamı yüzde 1,3 artış gösterdiği halde yabancı para mevduatı yüzde 1,5 artış sergilemiş görünüyor. Türkler, TL güçlenip yabancı paralar zayıflarken döviz alıp DTH hesabı açıyorlar. Yurtdışında yerleşiklerin (basitleştirmek için bunlara da yabancılar diyelim) bir bölümü tahvil ve hisse senedi alıyor, bir bölümü de TL mevduat hesabı açıyor. Son bir ay içinde yabancıların hisse senedi, tahvil, bono stoku, piyasa fiyatı ve kur değişimlerinden arındırılmış olarak, 2,5 milyar USD artış göstermiş bulunuyor.

Özetle söylemek gerekirse son bir ayda yabancılar, döviz getirip bunları TL enstrümanlara yatırırken Türkler paralarını daha çok yabancı para mevduata yatırmış görünüyorlar. Bunun altında yatan nedeni inceleyelim. Burada aynı standart çerçevesinden olaya bakabilmek için yabancının da Türk’ün de parasını son bir ayda mevduata yatırdığını varsayacağız. İkinci olarak kurların alış satış kuru olarak farklılık göstermediğini varsayacağız (bütün işlemler için aynı varsayımı yapacağımız için bu basitleştirici varsayımlar hesapların sonuçlarını etkilemeyecek.)

22 Haziran 2017 Perşembe

Sıkı Para Politikası ve Türkiye

Para politikası
Para politikası, merkez bankalarının bazı araçlarla piyasadaki para miktarını etkileyerek piyasaya sürdüğü paranın istikrarını sağlamak amacıyla uyguladığı politikalar bütününe verilen addır.

Günümüzde pek çok ülke, merkez bankalarının temel amacını fiyat istikrarını sağlamak olarak tanımlıyor. Bunun en basit biçimde anlamı enflasyon ve deflasyonun önlenmesidir. Bu durumdaki merkez bankaları para politikasının amacını belirlemekte bağımsızlığa sahip bulunmuyor. Merkez bankaları, bu amaca ulaşmak için ellerinde bulunan para politikası araçlarını kullanırlar. Amaç belirlemekte bağımsızlıkları olmasa da merkez bankaları, belirlenen amaca ulaşma konusunda uygulayacakları para politikası araçlarını seçmekte ve uygulama dozunu ayarlamakta serbest bırakılırlar. Merkez bankalarının bağımsızlığı ifadesinden anlaşılması gereken de budur.

Sıkı ve gevşek para politikası ve araçlar
Bir ekonomide enflasyonist eğilimler egemense ve enflasyonun yükselmesi önlenemiyor ya da enflasyon hedeflenen düzeye indirilemiyorsa merkez bankası sıkı (daraltıcı) para politikası uygulamasına başvurabilir. Sıkı para politikası, enflasyona yol açan temel neden olarak görülen toplam talep artışının frenlenmesini hedefler. Günümüz merkez bankacılığı üzerinde egemen olan görüş olan Monetarist görüşe göre ‘enflasyon her yerde ve her zaman parasal bir olgudur.’ Bu durumda enflasyonun çözümü para arzının azaltılması ya da sınırlandırılmasından geçer. Merkez bankası bu durumda elindeki para politikası araçlarını bu yolda kullanır. Günümüzde birçok merkez bankası bu amaca ulaşmak için ‘enflasyon hedeflemesi’ denilen bir yönteme başvurmakta ve bir hedef enflasyon belirleyerek para politikası araçlarını o hedefe ulaşacak biçimde ayarlamaktadır.
   
Bir ekonomide deflasyonist eğilimler egemense ve fiyatların sürekli düşerek ekonomiyi olumsuz yönde etkilemesi önlenemiyor bu da büyümenin düşmesine yol açıyorsa merkez bankası gevşek (genişletici) para politikası uygulamasına başvurabilir. Gevşek para politikası, ekonomide küçülmeye yol açan temel neden olarak görülen toplam talep düşüşünün tekrar artışa döndürülmesini hedefler. Bunu sağlamanın yolu para arzının artırılmasıdır. Merkez bankası bu durumda elindeki para politikası araçlarını para arzını artıracak biçimde kullanır. Günümüz uygulamasında bu yoldaki uygulamalar küresel kriz sonrasında gelişmiş ekonomilerde yürürlüğe konulan ‘niceliksel gevşeme’ politikası şeklinde yürütülmektedir. Başta ABD Merkez Bankası Fed olmak üzere, İngiltere, Avrupa ve Japonya Merkez Bankaları bu yönteme başvurmuş durumdadırlar.

Şimdi bu açıklamalar göre merkez bankalarının para politikası araçlarını sıkı ve gevşek para politikası uygulaması durumunda nasıl kullanacaklarını bir tabloda göstermeye çalışalım: 


Sıkı Para Politikası
Gevşek Para Politikası
Dolaysız para politikası araçları


Kredi tavanı (kredi miktarına üst limit koymak)
Zorunlu hallerde kısa süreli uygulanabilir
Hiçbir şekilde uygulanmamalı
Faiz denetimi (faiz oranlarına üst limit koymak)
Zorunlu hallerde kısa süreli uygulanabilir
Hiçbir şekilde uygulanmamalı
Dolaylı para politikası araçları  


Faiz
Yükseltilmeli
Düşürülmeli
Zorunlu karşılıklar (bankaların topladığı kaynaklardan MB’ye yatırılacak miktar)
Yükseltilmeli
Düşürülmeli
Diğer para politikası araçları


Kura müdahale (döviz alışı veya satışı yaparak kuru etkilemek)
Döviz satışlarıyla düşürülebilir
Döviz alımlarıyla yükseltilebilir
Açık sözlülük politikası (yapılacak uygulamaları önceden açıklamak)
Kesinlikle uygulanmalı
Kesinlikle uygulanmalı
Para basma (niceliksel gevşeme) 
Hiçbir şekilde uygulanmamalı
Zorunlu hallerde kısa süreli uygulanabilir

Burada para politikası araçlarının hepsi ele alınmış olmakla birlikte günümüzde en yaygın olarak kullanılan para politikası araçları faiz, zorunlu karşılıklar ve kura müdahaledir. Merkez bankaları toplam talepte hızlı bir artış ortaya çıktığında bu gidişin enflasyonu yükselteceğini, ekonomiyi ısındıracağını görerek sıkı para politikası uygulamasına girerek faizi artırmaya ve bazı hallerde zorunlu karşılıkları yükseltmeye başlarlar. Bu hamlelerle amaçladıkları şey bu artışların kredi maliyetlerinde artış yaratarak kredi talebini frenlemesi ve dolayısıyla fiyat artışlarının denetim altına alınmasıdır. Eğer tersi söz konusu olur da ekonomi canlılığını kaybetmeye, talep daralmaya ve dolayısıyla ekonomik büyüme düşmeye başlarsa bu gidişlin deflasyonist eğilimlere yol açabileceğini düşünen merkez bankaları bu kez tam tersini yaparak talebi artırmaya çalışır. Bunu yaparken de faizleri ve zorunlu karşılıkları düşürerek kredi maliyetlerini indirir ve kredi kullanımını teşvik ederek ekonomin yeniden büyüme patikasına dönmesini sağlamaya çalışır.

Temel amacı fiyat istikrarı olan merkez bankalarının büyüme, istihdam artışı, kur dengesi gibi makro konularla ilgileniyor gibi görünmesinin nedeni aslında bütün bu konuların fiyat istikrarıyla yakın ilişki içinde bulunmasındandır.

Türkiye uygulaması
Türkiye uzun süredir yüksek enflasyonla yaşıyor. Yukarıda ele aldığımız çerçevede değerlendirirsek böyle bir ortamda merkez bankasının amacının enflasyonu düşürmek olması gerekiyor. Esasen Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da uzunca bir süreden beri ‘enflasyon hedeflemesi’ çerçevesinde enflasyonu düşürmeye çalışıyor.

TCMB’nın enflasyonu düşürmeye yönelik olarak uyguladığı para politikasını son on yılı ele alarak değerlendirirsek karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor. 


TCMB Uygulaması
Hükümet Önerisi
Dolaysız para politikası araçları


Kredi tavanı
Bir uygulama yok
Öneri yok
Faiz denetimi
Bir uygulama yok
Düşürme yönünde öneri var
Dolaylı para politikası araçları  


Faiz
Duruma göre düşürme ve yükseltme söz konusu
Düşürme yönünde öneri var
Zorunlu karşılıklar
Duruma göre düşürme ve yükseltme söz konusu
Öneri yok
Diğer para politikası araçları


Kura müdahale
Düşürme yönünde kısmi uygulama var
Karışılmaması yönünde öneri var
Açık sözlülük politikası
Yeterli değil
Öneri yok
Para basma (niceliksel gevşeme) 
Söz konusu değil
Öneri yok

Aşağıdaki grafik Merkez Bankası’nın resmi olarak, enflasyonu yüzde 5’e indirme yolunda, enflasyon hedeflemesi uygulaması yaptığı, bir başka deyişle para politikasını resmen enflasyon hedeflemesine göre yönettiği 2006 – 2016 yılları arasındaki enflasyon hedeflerini ve yılsonu enflasyon gerçekleşmelerini gösteriyor. 


Grafik bize Merkez Bankası’nın enflasyona karşı uyguladığı sıkı para politikasının başarılı olmadığını açık biçimde gösteriyor. Bunun iki nedeni olabilir: (1) Uygulanan para politikası yeterince sıkı değildir. (2) Para politikası sıkı olarak öngörülmüş olsa da karışık uygulamalar nedeniyle sonuç alamamaktadır. Ben daha çok ikinci şıktaki davranışın bu sonucu yarattığını düşünüyorum.

Son on yıllık uygulamasına baktığımızda Merkez Bankası’nın sıkı para politikasını aynı sıkılıkta ve kararlılıkta yürütmediğini, zaman zaman faizi yükseltip henüz enflasyonda sonuç alınmadan düşürdüğünü, diğer konularda da tutarlı ve sürekli bir uygulama sergileyemediğini söylememiz mümkün. Merkez Bankası’nın kararsız politika uygulamasının büyük ölçüde hükümetin bankaya önerilerinden kaynaklandığını da öne sürebiliriz.  

21 Haziran 2017 Çarşamba

Cryptocurrency

Crypto; Türkçe’ye gizli, saklı, gizlenen, şifre olarak çevrilebilen bir sözcük. Currency ise para birimi anlamına geliyor. Bu ikisinin birleşimiyle yaratılmış olan cryptocurrency deyimi de şifreli para birimi anlamına geliyor. Cryptocurrency;  internet aracılığıyla kullanılan, hiçbir merkezi otoriteye ya da aracı kuruma bağlı olmayan, sanal para birimi. Bu sanal para birimiyle kişiler ya da kurumlar tıpkı gerçek parayla yaptıkları gibi harcama yapabiliyor ya da para kabul edebiliyor. Cryptography; zorunlu, vazgeçilmez bilgilerin, bilgisayarda korumalı olarak saklanması demek. Cryptography kullanılarak saklanan bilgilere ulaşılması ve onların ele geçirilmesi, kötüye kullanılması son derecede zorlaşıyor.

Piyasada bugün itibariyle birden fazla cryptocurrency çeşidi var: En bilinenleri Bitcoin. Litecoin, Namecoin, PPCoin, Ethereum, Dogecoin, Devcoin, Primecoin gibi adlar altında işlemde bulunanları da var. Gizliliği, söz konusu para birimlerinin sanal olmasından kaynaklanıyor. Yani bu para birimleri Dolar gibi, Euro gibi TL gibi basılı halde fiziksel olarak bulunmuyor, bilgisayar kaydı olarak bulunuyor.

20 Haziran 2017 Salı

Türkiye Ekonomisi ve Kriz

Ekonominin sıkıntıda olduğunu, yapısal reformların yapılması gerektiğini söyleyenlere yönelik en temelli eleştiri şu: “Yıllardır, Fed tahvil alımını durdurursa, faiz artırmaya başlarsa sıkıntı çıkar, yapısal reform yapmazsak kriz olur dediniz durdunuz, kriz filan çıkmadı.” Bu eleştiri doğru mu?

Genellikle sokak dilinde kriz denildiğinde batış, iflas, çöküş anlaşılmakla birlikte ekonomik krizlerin mutlaka bir batışla, bir çöküşle sonuçlanması gerekmez. En genel tanımıyla ekonomik kriz; ekonomik göstergelerin kötüleşmesiyle başlayıp ekonominin işleyiş biçimini bozan ve geleceğini etkileyen, olumsuz durumları ifade eder. Ekonomik krizler birçok nedenle çıkar ve farklı yönleri ve dereceleri vardır. Ekonomik krizler arasında en çok görülenleri aşağıdaki tabloda özetle sunuyorum:   

Ekonomik kriz
Tanı
Durgunluk
Ekonominin büyüyememesi veya çok yavaş büyümesi
Yüksek enflasyon
Fiyatların hızlı artması, dolayısıyla büyümenin işe yaramaması
Deflasyon
Fiyatların düşmesi, ekonomide canlılığın kaybedilmesi
Stagflasyon
Enflasyon olmasına karşın ekonominin büyüyememesi
Slumpflasyon
Enflasyona karşın ekonomide küçülme görülmesi
Resesyon
Ekonomide iki çeyrek üst üste küçülme yaşanması
Depresyon
Ekonomide küçülmeyle birlikte, enflasyon, işsizlik artışı, bütçe açığı, cari açık gibi bozulmaların birlikte ve uzun süreli olarak yaşanması

19 Haziran 2017 Pazartesi

Piyasanın Yaşamdan Ayrışması

Son dönemin en çok sorulan sorularından birisi “filan olay olduğu halde niçin kriz çıkmadı?” sorusu. Bu soru her gün soruluyor çünkü her gün yeni bir olay oluyor. Yunanistan sorunu, Brexit, Trump’ın seçimi kazanması, Fransa’da seçimler, birçok yerde patlayan bombalar, terör olayları, büyük kazalar, Ortadoğuda savaşlar, Trump’ın görevde kalıp kalamayacağı tartışmaları, Doların düşmesi kalkması, Fed’in faiz artırma kararları ve bilanço küçültme programı şimdi yazarken aklıma gelen konular. İçlerinde en eskisi Yunanistan sorunu ama o da arada bir yenilenip tekrar gündeme geliyor. Ötekilerin hepsi son 6 -7 ayda ortaya çıkmış sorunlar. Bunlara ek olarak Türkiye’nin yaşadıkları var: Rusya ile sorunlar, ortadoğu sorunundaki durumumuz, terör olayları, referandumunun yarattığı belirsizlikler, yargı üzerinden yaşanan anlaşmazlıklar, toplumsal çekişmelerin artması son bir yılda yaşananlardan ilk akla gelenler. Bunların bir bölümünün ilk aşamada ekonomiyle ilgisi yok gibi görünse de hepsi piyasaları etkileyecek gelişmeler. Buna karşılık piyasalarda hiçbiri kalıcı etkiler yaratmadı. Belki bir iki saat, belki bir iki günlük etkiler dışında fazlaca bir etkileri olmadı.

18 Haziran 2017 Pazar

Pastırma Yazı

Ekim ayının sonlarıyla Kasım ayının başlarında sıcak hava dalgasının etkisiyle sıcaklıkların mevsim normallerinin üstünde olduğu güneşli günlere pastırma yazı deniyor. Gündüzleri sıcak ve güneşli olsa da geceleri ayaz olabiliyor. Pastırma yazı bazı yıllar iki hafta kadar sürebiliyor. Eskilerin bu dönemde, ayazlı havada kuruttukları et çok lezzetli olurmuş. Bu döneme ‘pastırma ayazı’ derlemiş. Pastırma ayazı zaman içinde dönüp dolaşıp ‘pastırma yazı’ olmuş. Arkasından kış geldiği için sonbahar ile kış arasına sıkışan, yazı hatırlatan, bu kısa süreli dönem çok değerlidir.  

Küresel krizle birlikte Fed ve İngiltere Merkez Bankasıyla başlayan sonra Avrupa Merkez Bankası ve Japonya Merkez Bankası’na yayılan niceliksel genişleme dünyada likidite bolluğu yarattı. Bu bolluk, bu paraların bir bölümünün yüksek getiri vaat eden Çin ve Hindistan gibi ülkelere doğrudan sermaye yatırımı şeklinde gitmesine, bir bölümünün de yüksek faiz veren gelişme yolundaki ülkelere portföy yatırımı olarak (kredi, tahvil alımı, hisse alımı vb) akmasına yol açtı. Son 4 – 5 yılda yaşanan bu sermaye akışı bu ülkelerde varlık değerlerinin yükselmesinin nedeni oldu. Bu ülkelerde başta gayrimenkuller olmak üzere varlık fiyatları yükseldi.

15 Haziran 2017 Perşembe

Fed'in Bilançosu Nasıl Küçülecek?

Küresel krizin başlangıcı olarak kabul edilen Lehman Brothers krizi çıkmadan önceki dönemde Fed’in bilanço büyüklüğü kabaca 900 milyar Dolar dolayındaydı. Küresel krizin çıkmasıyla birlikte Fed, önceki satın almalarına ek olarak niceliksel gevşeme (QE) denilen bir tahvil satın alma programı başlattı. Bu yöntemle Fed, mortgage’a dayalı kâğıtları ve Hazine kâğıtlarını satın alıp karşılığında kâğıtları ellerinde tutanlara bunların bedellerini nakit para ile ödemeye başladı. Aralık 2008’de başlattığı ilk niceliksel gevşeme programı (QE1) ile toplam 600 milyar Dolar tutarında mortgage’e dayalı kâğıt ve devlet destekli kuruluş kâğıtlarını satın alarak bankalara ve kuruluşlara likidite sağladı. Fed, 2010 yılı Kasım ayında QE2 programına girdi ve bu kez (ayda 75 milyar Dolar tutarında olmak üzere) toplam 600 milyar Dolar tutarındaki Hazine kâğıdını kuruluş ve bankalardan satın almaya başladı. 2012 yılı Eylül ayında başladığı QE3 programıyla bu kez ayda 85 milyar Dolarlık satın almalara girişti. Bu son program çerçevesinde yaptığı alımları 2014 Ocak ayından başlayarak her ay 10 milyar Dolar azaltmak suretiyle Ekim 2014’de sonlandırıldı. QE3 niceliksel gevşeme programı sonlandırıldığında Fed’in bilanço büyüklüğü yaklaşık 4,5 trilyon Dolara ulaşmıştı.

Buraya kadar olanları iki aşamada aşağıda şematize edelim.

1.Aşama: Hazine ve Diğer Kurumların tahvil ve benzeri kâğıt satışları: Hazine ve diğerleri tahvil ve benzeri kâğıtları bankalara ve şirketlere satıp karşılığında ileride vadesi geldiğinde ödenmek üzere para alıyorlar.


14 Haziran 2017 Çarşamba

Uygulamalı Kamu Finansmanı Dersi

Hazine, birçok başka işinin yanında asıl olarak kamu finansmanını yürütmekten sorumlu kurum. Kamu finansmanı; bütçe gelirlerine dayanarak bütçe ödemelerini yapmak yani kamu kesiminin nakit akımını yürütmek ve bütçe açık verdiğinde o açığı kapatmak için gerekli iç ve dış borçlanmayı yapmak şeklinde özetlenebilecek bir faaliyet.

Aşağıdaki tablo kamu finansmanının temel tablosu olan bütçe ile Hazine nakit dengesini bir arada ve geçen yılla karşılaştırmalı olarak gösteriyor (Kaynak: Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı, milyar TL.)


2016
2016/4
2017/4
Bütçe Giderleri
583,6
176,0
215,7
Faiz Dışı Giderler
533,4
156,8
193,6
Faiz Giderleri
50,2
19,2
22,1
Bütçe Gelirleri
554,4
181,4
197,8
Vergi Gelirleri
458,7
140,9
158,7
Diğer Gelirler
95,7
40,4
39,1
Bütçe Dengesi
-29,2
5,4
-17,9
Bütçe Faiz Dışı Dengesi
21,0
24,6
4,2
Hazine Nakit Dengesi



Giderler
592,9
183,3
224,3
Gelirler (Özelleştirme dahil)
554,7
181,8
198,0
Nakit Dengesi
-38,2
-1,5
-26,3

12 Haziran 2017 Pazartesi

Büyüdük Ama Sorunlar da Büyüdü

2017 yılı birinci çeyrek büyüme oranı yüzde 5 olarak açıklandı. Büyümenin ayrıntılarını işin üretim yönünden şöyle özetleyebiliriz.

İktisadi faaliyet kolları
GSYH’daki Ağırlığı (%)
2016 I Ç Büyüme (%)
2017 I Ç Büyüme (%)
Tarım, ormancılık, balıkçılık
7,8
-4,3
3,2
Sanayi
21,0
8,1
5,3
İnşaat
8,2
5,4
3,7
Hizmetler
63,0
2,0
5,2
GSYH
100,0
4,5
5,0

Bu tablo bize 2017 yılının ilk çeyreğinde elde edilen yüzde 5’lik büyümenin büyük ölçüde sanayi ve hizmetler kesimlerindeki büyümeden kaynaklandığını gösteriyor. GSYH’da en yüksek paylar bu iki sektöre ait. Sanayi sektörü geçen yılın ilk çeyreğine göre yüzde 5,3 büyürken hizmetler sektörü de 5,2 büyümüş. Bu durumda tarım ve inşaat sektöründeki büyümeler bunlara göre düşük kalsa da yıllık büyüme yüzde 5’i yakalamış bulunuyor. Öte yandan tarım, ormancılık ve balıkçılık alt kesimi geçen yılın ilk çeyreğinde yüzde 4,3 küçülmüşken bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 3,2’lik büyüme yakalanmış. Aslında geçen yılın ilk çeyreğine göre performans düşüşü (tersini yapmaya yönelik bütün çabalara karşın) yalnızca inşaat alt kesiminde ortaya çıkmış.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...